Fehim TAŞTEKİN
Bir tarafta İran’a çökertme planını herkese dayatan şantajlar, diğer tarafta yeni ticaret savaşları. Kürenin kutup başları fena zil çalıyor!
Ticaret savaşı kızıştı ya ‘terbiye görmüş’ Çin medyası kendini aşıp ABD Başkanı Donald Trump ve ekibine “Kabadayılar Çetesi” deyiverdi. Benim favorim öfkeli Ortadoğuluların lafı: ‘Küstah Amerika’. Durum tespitinin ötesinde bir reddiye. Avrupalılar hâlâ ‘usturuplu’ takılıyor. En sert ifade, Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk’un mektubuna yansıdığı şekliyle: “Sevgili Amerika, müttefiklerinin kıymetini bil, ne de olsa sayıları çok değil.” İnceden inceye!
Bir tarafta İran’ı çökertme planını herkese dayatan şantajlar, diğer tarafta yeni ticaret savaşları. Kürenin kutup başları fena zil çalıyor!
İran’la nükleer anlaşmadan çekilen Trump, Ağustos’ta yaptırımlara dönme kararıyla yetinmeyip bütün dünyaya emir buyurdu: 4 Kasım itibariyle İran’dan petrol alımına son verin yoksa yaptırımlarla yüzleşeceksiniz.
Mayıs’ta nükleer anlaşmadan çekilmek 5+1’in diğer üyeleri Fransa, Britanya, Rusya, Çin ve AB’yi aşağılayan bir durumdu. Trump, “İran’dan petrol alamazsınız” tehdidiyle kabadayılıkta sıçrama yaptı.
İran, yaptırımlar karşısında güvence verilmezse anlaşmanın ‘öleceği’ uyarısı yapıyor. Dahası Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, petrol alımları sıfırlanırsa Hürmüz Boğazı’nı kapatmaktan bahsediyor. Devrim Muhafızları da bu tehdidin arkasında. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı da gardını almış vaziyette. Malum Bahreyn’deki Beşinci Filo’nun konuşlanma nedeni Hürmüz.
Deniz yoluyla dünya petrol taşımacılığının üçte biri Hürmüz’den geçiyor. Suudi Arabistan, İran, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt’ten dolum yapan tankerler buradan günde 17-18 milyon varil petrol taşıyor. Katar likit doğalgazının tamamı Hürmüz’den geçiyor. Hürmüz’ü kapatmak büyük bir savaşı tetikleyebilir. Hürmüz 1980-1988 arasında İran-Irak birbirini yerken ‘Tanker Savaşı’ diye bilinen gemi sabote etme olaylarına sahne olmuştu. İranlılar Hürmüz’ü sadece tanker dansıyla değil 1988’de ABD’nin 290 yolcusuyla birlikte sulara gömdüğü İran uçağıyla da anımsar. Eğer bu feci hatırayla yaşayanlar bugün Hürmüz’ü kapatmayı dillendiriyorsa o halde yaklaşan fırtına büyük demektir.
Trump petrol vanasını tamamen kapattırmaktan bahsediyor. Körfez’deki ortaklarına, “Sizi biz koruyoruz, bedelini de siz ödeyin” deyip duruyor. Bu meselede bedel İran petrolünün yerini alacak miktarda üretimin artırılması ve fiyatların aşağı çekilmesi. Bu konuda en son 4 Temmuz’da “Bu ülkelerin çoğunu çok az $ karşılığında koruyoruz” diye tweet attı. Trump’a göre günlük üretim 2 milyon varil daha artırılmalı ve fiyat kesinlikle 75 doların altına çekilmeli. Neden günlük 2 milyon varil? Çünkü, İran’ın satışı bu kadar.
ABD’nin piyasalarındaki dalgalanmayı önlemek için bel bağladığı ülke Suudi Arabistan. OPEC üyelerinin atıl kapasitesi 3.4 milyon varil. Suudilerin günlük üretimi 12 milyon, atıl kapasiteleri ise 2 milyon varil. Rakamsal olarak Suudiler açığı kapatabilir. Ama teknik olarak Suudiler şimdiye kadar 12.7 milyon varil üretimin üzerinde bir kapasiteyi denemedi. Pompalama sistemlerinin artışı ne kadar kaldıracağı meçhul. Haliyle Suudi garantisi teste muhtaç!
***
İran’ın kozu Hürmüz ve nükleer anlaşmadaki diğer tarafların sunacağı koruma paketi. Her iki kozun da garantisi yok. Bir kere Hürmüz’ü kapatma seçeneği iki tarafı keskin bir kılıç. Bir yanıyla caydırıcı, diğer yanıyla İran’a vurma bahanesi. Ayrıca Çin gibi kendi müşterilerini de kızdırabilir. Çin hem İran hem Suudi Arabistan’ın en büyük müşterisi. Devlet Başkanı Şi Cinping göreve başladığından beri Ortadoğu’daki Çin nüfusunu derinleştirmeye çalışıyor. Yaptırımlar karşısında İran’a nefes aldırsa da Araplarla büyük bir krizde Tahran’ı kayırmaktan vazgeçebilir. Ağzı çok sıkı olan Çin Dışişleri, 21 Arap ülkesini Pekin’de ağırlanmaya hazırlanırken İran’ı kibarca uyardı: “Kendini iyi bir komşu olmaya adamalı.”
Yaptırımları savuşturma konusundaki diplomasi de görüntüde kararlı ama hakikatte ikircikli!
Britanya, Fransa, Almanya, Çin ve Rusya dışişleri bakanları Viyana’da ilk kez bir araya geldi ve nükleer anlaşmanın çöpe gitmesini önlemek için İran’a bir paket sundu. AB’nin stratejisi Avrupa Yatırım Bankası’nın kredi açması, Avrupalı şirketleri Amerikan yaptırımlarından koruyacak özel önlem alınması, İran merkez bankasına para transferlerinin doğrudan Avrupalı hükümetler tarafından yapılması. AB ayrıca Rusya ve Çin’in de kendi kartlarını açmasını bekliyor.
İranlılara göre paket yetersiz. İran’ın iki kritik talebi var: Petrol akışının kesintiye uğramaması ve para transferlerinde SWIFT ya da alternatif bir sisteme erişim.
AB Dış Politika Şefi Federica Mogherini, petrol satışı, bankacılık, ticaret ve yatırım konularında İran’la ilişkileri garanti etmenin öncelikleri olduğunu söyledi. Diğer bakanlar da olumlu konuştu.
Fakat tehdidi savuran küresel bir dev. Haliyle İran’la ticareti koruyacak pakette daha yol alınamadan Amerikan tehditleri etkisini gösteriyor. Birkaç örnek:
– Güney Kore, İran’a petrol siparişlerini dondurdu.
– Japonya rafinerilere “İran’dan alımları durdurmak durumunda kalacağız” uyarısı gönderdi.
– Fransız otomobil üreticisi PSA Group ortak üretim projesini askıya aldı.
– Total, ABD’den istisna olmadığı takdirde doğalgaz projesinden çekileceğini duyurdu.
– Üçüncü büyük taşımacılık şirketi Fransız CMA CGM İran’dan çekildi. Bir numaralı Danimarkalı A.P. Moller-Maersk tehdide ilk boyun eğen şirketti.
Bu liste Ağustos’a kadar daha da uzar. AB’nin vereceği garantiler de özellikle Amerikan bağlantılı şirketleri rahatlatmayabilir. Bunlar kesinlikle risk almaz.
Bununla birlikte İran 40 yıldır yaptırımlarla yaşıyor. Bu seferki daha organize ve daha ağır ama krizler kendi fırsatlarını da doğurabilir. En basitinden ABD’nin AB, Rusya ve Çin’i etkileyen ticaret savaşı bir yanıyla İran’ın ‘yol bulma’ şansını artırıyor. Mesela Trump’ın gümrük tarifelerini yükseltmesine misilleme yapmaya hazırlanan Çin, ABD’den günlük 400 bin varil petrol ithalatını kesebilir. Bu Çin’in tüketiminin yüzde 5’ine denk geliyor. Rakam küçük ama ‘çaresiz satıcı’ İran için kayda değer.
***
5+1’in diğer üyeleri çıkış ararken İran’ın kullanabileceği uluslararası platformları torpilleyecek başka bir olaya parantez açmak istiyorum. Geçen hafta Ruhani ekonomik paketin pazarlıkları için Avrupa’ya gelirken acayip bir ‘kumpas’ döndü. Birden bire kıymete binen Halkın Mücahitleri Örgütü, Paris’te ABD ve Ortadoğu’dan hatırlı misafirlerin katılımıyla bir kongre düzenledi. Trump’ın avukatı ve eski New York Belediye Başkanı Rudy Giuliani, örgütün lideri Meryem Recavi’yi alternatif lideri ilan etti: “Mollalar gitmeli. Yerlerine Recavi’nin temsil ettiği demokratik bir hükümet gelmeli. Özgürlüğe çok az kaldı. Seneye bu toplantının Tahran’da düzenlenmesini istiyorum!”
Avrupa’da ‘İran Milli Direniş Konseyi’ adıyla örgütlenen Halkın Mücahitleri, 2012’ye kadar ABD ve AB’nin terör örgütleri listesindeydi. Suikast ve bombalı saldırılarla dolu sicili yüzünden bu listedeydi.
Tam bu sırada kongreye bombalı saldırı komplosu patlak verdi. İran asıllı Belçika vatandaşı iki kişi arabalarında 500 gram patlayıcı (TATP) ve patlatma düzeneği bulunduğu gerekçesiyle Brüksel’de tutuklandı. Bunlarla bağlantılı olmakla suçlanan İran’ın Viyana Büyükelçiliği’nden bir diplomat da Almanya’da gözaltına alındı. Olay Avusturya, Belçika, Almanya ve Fransa’yı içine alan diplomatik bir krize dönüştü. Tahran’daki Belçika, Almanya ve Fransa’nın diplomatik temsilcileri uyarıldı. İran’a göre bu olay Ruhani’nin Avrupa seyahatini sabote etmeye dönük bir komploydu; Almanya’da tutuklanan iki kişi de Halkın Mücahitleri’ne çalışıyordu.
Bu olayda pası alan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu topu AB kalesine gönderdi: “Avrupa liderlerine sesleniyorum: Sizin topraklarınızda terörizmi finanse eden terörist rejimi durdurun.”
Kumpas çok boyutlu. Mesela İran, Almanya’daki Europaeisch-Iranische Handelsbank’daki 300 milyon euroluk hesabını transfer etmek istiyor; ABD ve İsrail “Bu para Ortadoğu’daki teröristlere aktarılacak” diyerek engellemeye çalışıyor. Uğraş dur.
***
Küresel ölçekte bir kumpas kuruluyor. Bu strateji hakkında brifing veren ABD Dışişleri yetkilisinin ifadesiyle “Amaç Kasım’dan itibaren petrol gelirlerini sıfıra indirerek rejim üzerindeki baskıyı artırmak.”
Nihai hedef rejimi çökertmek. Stratejinin bir ayağında İran’ın hayat damarlarını kesip istikrarsızlığı derinleştirmek diğer ayağında yönetime meydan okuyan kesimleri desteklemek var.
İstikrarsızlaştırılmış 80 milyonluk bir ülke düşünün; Kafkasya, Asya ve Ortadoğu’nun kesişim noktasında çökertilmiş devasa bir köprü. Çökertilmiş Irak ve Afganistan’ın üstesinden gelemeyen ‘küresel küstah’ hangi hesapla İran gibi son derece karmaşık bir ülkenin üstesinden gelebileceğini düşünüyor?
Irak, Afganistan, Suriye ve Libya’da olduğu gibi oyunun adı ‘diktatör rejimi yıkma.’ Ama insani, tarihi, ekonomik ve kültürel bütün varlığıyla bir ülke yıkılıyor. Elbette İran’ın ekonomiden özgürlüklere kadar birçok alanda ciddi sorunları var. Ekonomik sorunlardan, din adına dayatmalardan, siyasal kısıtlamalardan, zırh gibi geçirilmiş kisvelerden bunalan insanlar sıklıkla sokaklara dökülüyor, sisteme meydan okuyor. Tamamen haklı gerekçelerle. Hakikat sokaktaki öfkeden yana, lakin bu hakikatin ABD’nin Ortadoğu’da yapıp ettiklerine denk düşen bir tarafı yok.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları



































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025