Ferhat KENTEL
Geçenlerde metroda yayın yapan TV kanalında gördüm. Anladığım kadarıyla İstanbul belediyesi kendi reklamını yapıyordu. Bu reklamı hazırlayan adamlara ve onların temsil ettiği doktrine göre, eskiden Türkiye’de ve İstanbul’da sürekli grev olurmuş… “900 işçi bayrama gene grevde girmiş”, “2000 işçi şalterleri indirmiş”, “Hayat durmuş” benzeri manşetlerin yer aldığı, “geçmiş zamanın kâbuslarını” hatırlatan gazete kupürlerinden örnekler akıyordu ekranda… Oysa şimdi öyle miymiş? Tek bir grev yapan işçi yokmuş. Artık İstanbul “huzur şehriymiş”!
Güce sahip olduğunuz zaman, elinizde her türlü propaganda aleti olduğu zaman, hayat hakkında her türlü yorumu dayatabilirsiniz. Tarihi yeniden yazar, bozar ve yeniden yazabilirsiniz. Geçmişi cehennem, şimdiki zamanı cennet olarak tanımlayabilirsiniz. İktidara sahipseniz sunduğunuz bilgi “tek gerçeklik” olarak piyasada endam eder. Bilginizi iyi satarsanız, iktidarın da tek sahibi olabilirsiniz.
Metro TV’ciler eğer o metroda artık grev yapmayan / yapamayan işçilerin de düşüncelerini aktarsaydı, grev yapamayan işçiler için hayatın hiç de huzurlu olmadığını, hatta şimdiki zamanın onlar için kâbus olduğunu da anlayabilirdik. Ama o zaman şimdiki zamanda iktidar olanların yalan ve bol propaganda üzerine kurulu iktidar tarzları zaten mümkün olmazdı.
Şimdiki iktidar aygıtı, söylemi ve somut veya soyut iktidar araçlarının tahakkümü altında, aklımızdan geçse bile, ekranda 1984’ün endoktrinasyon görüntüleri endam ederken, “Kimin huzurundan bahsediyorsunuz?”, “Bu işçiler neden artık grev yapmıyorlar? Yapamıyorlar mı yoksa?” ya da “Onları kurtlarla baş başa bırakıp kendini savunamaz halde bırakırsan hiç grev yapabilirler mi?” gibi soruları sorma imkânımız olamazdı zaten. Sorabiliyor olsaydık, böylesine pervasız bir iktidar mümkün olmazdı zaten.
Bir başka alıntı da “düşünce” kuruluşu görünümlü, iktidarın (hatta daha net ifade edecek olursak, devlet, parti ve hükümetin temerküz ettiği güç odağının) akademik sosa batırılmış propaganda destek birimi olarak çalışan bir kurumdan (SETA):
“Türkiye’de özellikle 2002’den beri yaşanan normalleşme sürecinde ortaya çıkan unsurlardan biri de resmi tarih söyleminin tartışmaya açılmasıdır. Çoğulculaşmanın oluşturduğu eleştirel bakış ortamında –resmi tarih söyleminin aksine– tartışmaya ve sorgulamaya daha açık olan bu söylemler toplumun tarih konusunda var olan merakını daha da artırmış, bilgiye farklı kaynaklardan ulaşma imkanlarının çoğalması da bu artışta etkili olmuştur.”
Güzel sözler… Özellikle “2002’den beri yaşanan normalleşme” derken, insanın aklına o zamanların güzel günleri geliyor. Resmi tarihin sorgulanması da böyle bir zamanın ürünüydü…
Bu güzel sözleri mesela, Atatürk’ün 1923’te sarfettiği şu sözlerle ilişkilendirelim:
“Devrim yasası, eldeki yasaların üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafalarımızdaki akımı boğmadıkça, başladığımız devrim ve yenilik bir an bile durmayacaktır. Bizden sonraki dönemlerde de böyle olacaktır.”
Bu ve buna benzer sözler hâlâ birileri tarafından “ne var bunda?” kıvamında karşılansa da, herhalde Türkiye’nin devrimci-darbeci geleneğinin oluşumunda, otoriter ve totaliter dayatmalarda ve iktidar söyleminin benliklere işlemesinde önemli bir referans olmuştur.
Yani bu şekilde oluşmuş ve her türlü devlet pratiğini meşrulaştıran söylemlerin tartışılması ve toplumun kılcal damarlarında dolaşan iktidar dilinin anlaşılması için, “SETA Bilimler Akademisi”nin aparatçiklerinin de dediği gibi, çoğulculuk fevkalade iyi bir şeydir.
Ama iktidar sahibi olanlar karşısında, hele “devrimci” bir durumla birlikte “yeni” olduğu söylenen bir düzen ve onun sahibi yeni sınıf tahakkümü oluştuğu zaman, bu çoğulculuğun yüzde sıfır virgül kaçının kaldığını sorsanız bile, pek duyan olmaz.
Çünkü tarih artık yeniden başlamaktadır ve bu yeni bir kutsallıktır. Devrim kanunları ile akan sular durur; devrim kanunlarının mantığı ayrıdır; bu kanunlar savaş aracıdır. Fransız Jakobenlerinin 1789’u sıfırıncı yıl ilan ettikleri gibi, Kemalist kadroların Arapça alfabeyi kaldırıp, yerine Latin alfabesini koydukları gibi, yeni zamane “devrimcileri” de benzer tecrübelerden nasiplenmişler, mesela, her şeye yeniden başlamak için, şimdiye kadarki Cumhurbaşkanlarının sayılarını “sıfıra” indirmişlerdir.
Çünkü endoktrinasyon aygıtları tam gaz çalışmaktadır ve sağda solda “Ayıp! Bu kadar da yalan olmaz!” diyenlere ancak gazlayarak, topa tutarak yok edilecek sivrisinek muamelesi yapılır. Artık o çoğulculuktan eser kalmamıştır, eski rejimle ilgili istediğiniz gibi atıp tutabilirsiniz ama “yeni” rejimle ilgili laf söylemeye kalktığınız zaman yeni zamanların Pravdaları ve Parti / ideoloji komiserleri tarafından “vatan haini” ilan edilip, Gulag takımadalarına ya da psikiyatri hastanelerine kapatılabilirsiniz.
İçinde yaşadığımız dönemde, toplumumuzun ve de bilumum başka toplumların “küresel bir otoritarizm” altında, muhteşem bir organizasyonla, güçlülerin nasıl demokrasiyi bir fiske darbesiyle kenara atabildiklerine canlı olarak şahit oluyoruz.
Kendinden olmayanı “delete” etmek
Bu otoriter dalga çok güçlü ama yalan gene de yalandır…
Bütün kutsallık, devrimcilik, yerlilik, milliyetçilik, yeni rejim hamaseti (İslamcılığın lafını eden kalmadı artık) altında olup biten her şey aslında tamamen globaldir yani tüm yeryüzünü, küreyi kuşatan ve otoritarizm altında sağlanmaya çalışılan bir tahakküm zinciridir.
Bu tahakküm zincirine çok basit ve küçük bir örnek verelim…
Fas şehirleri geçtiğimiz otuz yıl içinde çarpıcı bir dönüşüm yaşadı. Mesela Casablanca’nın ortasındaki “medina” (geleneksel eski şehir) küresel sermaye tarafından fonlanan ve Fas hanedanı tarafından desteklenen gökdelenlerin arkasında kayboldu. Fas’ın efendilerinin de başka yerlerdeki benzerleri gibi bir takım hayalleri vardı: “Casablanca’yı bölgenin finans ve ticaret lideri yapmak”!
Bu değişimler Fas’ın her yerinde gerçekleşti; “mega projeler” Casablanca’nın yanı sıra Rabat ve Tanca gibi başka önemli şehirlerin de kentsel mekanlarını altüst ederek değiştirdi. Bu şehirler memleketin önemli tarih ve kültür merkezleriyken, sermaye birikiminin, siyasi tahakkümün ve toplumsal kontrolün laboratuvarlarına dönüştüler. Küresel düzeydeki benzer örnekler gibi…
Aslında, Hindistan’ın Assam eyaletinde 5 milyon Müslüman’ın vatandaşlıktan düşürülmesine karar veren otoritelerin yaptığı gibi bir şey yaşıyoruz. Ne kadar abes, ne kadar deli saçması görünürse görünsün, kendilerini “otorite” gören bir takım makamlar, Müslümanların “yanlış bir dil konuştuklarını” ve “yanlış bir tanrıya inandıklarını” iddia ederek kayıtlardan silecekler… Yani “delete” tuşuna basacaklar ve Müslümanlar artık vatandaş olmayacaklar; yani artık olmayacaklar!
Tarihte bol miktarda görüldüğü gibi “insansızlaştırılan” insan gruplarına karşı neler yapıldığını herhalde iyi hatırlarız değil mi? Mesela Yahudilere, Ermenilere, Romanlara neler yapıldığını? Buna ek olarak “artık hiç olmayanlara” neler yapılabileceğini tahayyül etmeye hayal gücünüz yeter mi?
Assam’da Hindistan otoritelerinin yaptığı şey aslında zamanımızı anlatan çok çarpıcı bir metafor: “yok saymanın metaforu”!
Paranın, kibrin, sınıfsal çıkarların, sermayenin çıkarlarının küresel düzeyde “yeni rejim”, “yeni, toplum” söylemleri altında nasıl eski olanı, gerektiğinde eskiyle aynı yatağa girip, kendinden olmayanı bilginin ve gerçekliğin alanından nasıl “delete” edebildiğinin metaforu…
Ferhat Kentel
(jinepsgazetesi.com)
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.07.2024
16.04.2024
5.02.2024
12.07.2023
24.01.2023
26.11.2021
2.05.2021
16.04.2021
10.10.2020
9.09.2020