Markar ESAYAN
Geçen hafta siyasi yurttaşlık ve siyasal kimlik üzerine konuştuk. Türkiye bu manada önemli bir eşikte. Siyasi özneyi ve siyasal kimliği tepeden kuran, böylelikle özgünlüğünü yok eden mühendisliklere karşı verilen bir mücadelenin ortasındayız.
Bu mücadelenin olmazsa olmazı, bireysel hak ve özgürlükler ile siyasal/katılımcı yurttaşlığı güçlendiren pratiklerin kökleşmesi, özgün bir gelenek haline gelmesidir. Bu durum, şüphesiz tabandan siyasete yansıyan taleplerin çoğulcu biçimde senteze uğrayarak toplumsal karaktere dönüşmesini hedefler.
Özetle kritik soru, demokratik kültürümüzün hangi ilkeler üzerinde inşa edileceğidir.
Yani birbirinden farklı kimlik, gelenek, inanç, meşrep, ırk ve hayat görüşlerinden oluşan bir toplumun, bireylerin hak ve özgürlüklerine halel gelmeden nasıl birarada yaşayacağı, ortak kararları nasıl alacağı ve bunu nasıl başaracağıdır.
Bu sorun henüz dünyada çözülmüş değil. Bireyciliğin kolektif hakları gölgede bıraktığı, atomize olan bireyin öznel ahlak/iyi tanımında cemaatle bağını kaybettiği, ortaklaşa hareket etmenin ilkelerinin bir türlü onaylanamadığı... Modern/liberal demokrasilere gelen en büyük itirazlar bunlar.
Modern demokrasilerin, örgütleyici rolü “hukuk” ve bürokrasiye, yani devlete atfetmesi, görünen o ki, bırakın grup haklarını, birey haklarını bile artık teminat altına alamıyor. Hukukun evrensel olduğu iddia ediliyor ama, öyle değil, çoğunluk araçsal. Hukuktan anladığımız Batılı dünya görüşünün evrensel olduğu varsayımına dayalı. Tezahürleri ise ortada. Evrensel hukuk iddiası, göçmenlere, gettolara, Müslümanlara, Suriyelilere, Filistinlilere karşı duyarsız. İtirazlar tepeye yansımıyor. IŞİD, PEGİDA ve temsili demokrasinin krizi, hakkın ve zenginliklerin sağlıklı ilkelere göre dağıtılmadığının tehlikeli semptomları.
Ortada ciddi bir siyasal örgütlenme, ortak hareket etme sıkıntısı mevcut. Liberalizmin, toplumun tek bir ortak iyiden kopuşunu sağladığı, böylelikle ahlak ile siyasi alanın ayrılmasının bireyin özgürlüğüne yol açtığı doğrudur. Olmuş olan olmamış sayılamaz ve bu artık bizim gerçeklerimizden birisidir. Lakin, prensin veya tüm toplumu tek bir iyiye (O iyi baskın grubun iyisi olacak ve azınlıkların hakları göz ardı edilecektir) bağlı hareket edemediği sistemin yıkılışı ile oluşan parçalanmışlığı liberalizm dolduramamıştır.
Böylelikle siyaset, tüm normatif ahlak ilkelerin toplumdan koparılarak bireyin özel alanına hapsedildiği, haliyle izafileştiği, etik bileşenlerinden ayrıştığı bir tahribat yaşamıştır. Demokratik toplumlarda dayanışma, yurttaşlık eylemi ve ortak ilginin değersizleşmesi söz konusudur. “Bireysel özgürlük” ve “yurttaş katılımı” arasındaki bu uzlaşmaz görünen paradoksu aşmak zorunlu görünüyor.
Önerim, tarihte zuhur etmiş tüm modellerin iyi yönlerinin sentezi de değil. Bu zaten radikal demokratlarca (Laclau/Mouffe) yapılmaya çalışıyor ve oldukça parlak lakin geçersiz bir yöntem. Bu sorunu çözmeye çalışan cemaatçilerin de ciddi açıkları mevcut.
Bu başarısızlıkların bir anlamı olmalı… İdeolojilerin çökmesinin, komünizmden sonra Fukuyama’nın iddia ettiğinin tersine liberal demokrasinin zaferini ilan edememesinin bir anlamı olmalı.
Nihai bir modelin imkânsız olmasıdır bu… Bu durumu paradokstan çıkarmanın yolu bakış açısını değiştirmektir.
Nihai model paradoksu, gelinen son noktanın en iyisi olduğu saplantısını besleyerek sanal bir demokrasi tatmini üretiyor. Kuramcılar, demokrasinin bir tür yorumunun insan uygarlığının derdine nihai çare olacağına inançla işe girişiyorlar. Mega bir demokrasi projesi peşinde koşarak modeli dışa kapatmış oluyorlar. Burada, önceki geleneklerin ve sonraki önerilerin hepsini çöpe atan bir kibir de var. Sonra kendi kurdukları modelin kölesi oluyorlar.
Oysa, benim önerim başarısız olacak olmanın baştan kabul edilmesidir.
Burada Wittgenstein’ın terimiyle bir siyasal davranış gramerinden bahsetmek bana uygun geliyor.
Herkesin özdeşleşebileceği nötr bir üst anlam ufkuna ihtiyacımız var. Bu üst anlam ufku artık ne dinler, ne belirli bir cemaatin geleneği veya modern ideolojilerden türetilebilir. Bu nötr anlam ufku, farklı ontolojilerin birbirini yok etme enerjisini, sorun çözme kapasitesine akıtabilir. Totaliterliğe giden yolu tıkamanın çaresi, ilkeler üzerinde yoğunlaşma ve modelin ucunun açık bırakılması olabilir.
Bu ise sadece uzlaşmaları değil, çatışmaları da içeren bir siyasi davranış biçimini temel almayı anlamlı kılıyor. Siyasal yurttaşlığın anlamının, en tezat grupların bile anlamlı bulduğu, özdeşleşeceği bir ilkeler zemininde bulunması mümkün mü?
“Siyasal tartışma ilkelerinin” uygarlığın ta kendisi olduğu iddiası...
Özetle, oyunun kurallarını hep birlikte kurma, kuralları güncelleme becerisini aynı çoğulcu yöntemle başarma ve bir de dünyada cennet kurma hayallerinden vazgeçebilmenin, kaybedilmiş üst anlam ufkunu ikame etmesi…
Sanırım bu ucu açık çabanın kendisiyle, içinde hepimizin anlamlı bulduğu şeyler olan daha yumuşak bir hakikatin dünyaya yayılmasını sağlayabiliriz.
Üzerinde düşünmeye değer sanki.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Operasyon çökünce...
9.05.2019 - Kızgın demiri soğutma yöntemleri...
2.05.2019 - Müzik ve terör örgütü listelerinin benzerlikleri...
24.04.2019 - Taşın altına elini yine Erdoğan koydu...
21.04.2019 - Millet İttifakı neye kuluçka oldu?
18.04.2019 - Organize kötülüğün peşini bırakmayacağız...
16.04.2019 - CHP'nin 2019 resmi
13.04.2019 - Mazbata fetişizmi neye delalet?
10.04.2019 - 31 Mart’ta Türkiye neyi başardı?
3.02.2019 - Bu seçimin adaletsizliği…
28.03.2019
Yazarlar
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları






































































































taner dağ
iyide... biz orta doğunun jandarmasımıyız? ne zamandan beri türkiye dünyaya düzen veriyor? ne zamandan beri türkiye demokrasiyi dünyaya ihraç etmeye başladı. esad bey öldürüyor olabilir. bir fikrim yok. esadı sevmek gibi derdimde yok. ama suriyeyi adam etme derdim hiç yok.
taner dağ
iyide... biz orta doğunun jandarmasımıyız? ne zamandan beri türkiye dünyaya düzen veriyor? ne zamandan beri türkiye demokrasiyi dünyaya ihraç etmeye başladı. esad bey öldürüyor olabilir. bir fikrim yok. esadı sevmek gibi derdimde yok. ama suriyeyi adam etme derdim hiç yok.