Murat AKSOY
Gezi sürecinden bu yana durumdan vazife çıkaranlar temel hak ve özgürlüklerin ifade edildiği her platformu, her açıklamayı, her imza kampanyasını dolaştırıp dolaştırıp “çözüm sürecine”bağlamakta oldukça deneyim sahibi oldular. Temel hak ve özgürlüklere sahip çıkan her birey, her girişim kendini bir anda çözüm süreci karşıtı buldu.
Kısaca bazıları çözüm sürecini başımızda demoklesin kılıcıolarak sallandırılıyor.
Benzer bir suçlamayı 17 Aralık’ta ortaya çıkan yolsuzluk ve rüşvet iddiaları sonrasında da gördük. Bu iddiaları ortaya çıkaran savcılardan başlayarak iç içe geçmiş olan yapısal kurumların hedefi meğer hem hükümet hem Erdoğan hem de çözüm süreciymiş.
Eğer hükümet ortaya çıkan iddiaların soruşturulması için hukuki süreci işletseydi, bunları yapanların kimler olduğunu, yurt içinde ve yurt dışında kimlerle işbirliğini yaptıklarını da öğrenir, hep birlikte mahkum ederdik. Bunu da ancak demokratik hukuk kurulları içinde, daha çok siyasete sahip çıkarak ve Meclis’i devreye sokarak başarabilirdik.
Sonuçta eğer cemaat hükümete darbe yapıyorsa, bu aynı zamanda siyasete de darbedir. Bunun önlemek hükümet kadar diğer siyasi partilerin de sorumluluğudur. Bu ise asgari müşterekte işbirliği ile önlenebilirdi. Hükümet bunu yapmadığı gibi Meclis’e de bu konuda yok muamelesi yapmaktadır.
Yine 17 Aralık’tan sonra şu da güçlü biçimde iddia ediliyor; Başbakan Erdoğan ve AK Parti hükümeti giderse çözüm süreci biter. Elbette böyle bir risk var.
Kabul edelim ki, AK Parti ve Başbakan Erdoğan Kürt sorunun çözülmesinde, içinde olduğumuz sürecin başlatılmasında çok hayati siyasi riskler almıştır. Ancak hükümet, pek çok temel sorunda olduğu gibi atılması en zor “büyük adımı” atmış ancak ardından atabileceği küçük adımları atmakta nedense aynı iradeyi gösterememiştir. Ermeni açılımından Alevi açılımına kadar bu böyledir.
ÇÖZÜM SÜRECİ BAŞLADI MI?
Peki hedef gerçekten çözüm süreci mi?
Tüm bu iddiaların anlamlı olabilmesi için ortada gerçekten bir çözüm sürecinin varlığından bahsedebilmemiz gerekiyor.
Tarafların iradeleri ile sahip çıktıkları, bir arada yaşamak için çaba harcadıkları, ortak bir gelecek hayalini paylaştıkları bir siyasallaşmanın olması gerekiyor.
Böyle bir irade var mı diye sorduğumuzda vereceğimiz cevap“evet” mi çok emin değilim. Ortada çözüm sürecinden çok, asker olsun, PKK’lı olsun, sivil vatandaş olsun hiç kimsenin ölmüyor oluşu vardır. Ölümün olmaması elbette çok çok önemlidir ama tek başına çözüm süreci değildir.
Çünkü şiddet yokken, ortak Türkiye geleceğimiz konusunda çözümün siyasal tarafları olan AK Parti ile BDP arasında bile bir ittifak söz konusu değildir. Ortak geleceğimize ilişkin paylaşılan hiçbir çalışma neredeyse yoktur.
Çünkü henüz çözüm süreci başlamamıştır.
Çözümü toplum sahiplenmedikçe, ortak gelecek kaygısı etrafında birleşilmedikçe, tek başına güçlü liderlerin iradesi sorunu çözmeye yetmeyebilir.
KÜRT SİYASİ HAREKETİNİN BAŞARISIZ GEZİ SINAVI
Bir ayıklama yaparak devam edelim. AK Parti hükümetinin bu konuya yaklaşırken en büyük başarısı, sorunu tanımlarken ve çözüm modellemesi geliştirirken “Kürt sorunu” ve “terör sorunu” olarak ayırmasıdır.
Bu açıdan bakıldığında Kürt sorununun çözülmesi Türkiye’nin demokratikleşme süreci ile birlikte temel hak ve özgürlüklerin alanının genişletilmesi sağlanması ve Kürtlerin de anayasal olarak eşit vatandaş olabilmeleri sürecidir.
Yani Kürt sorunun çözümü demokratikleşme sürecine bağlıdır.
Bu açıdan bakıldığında son dönemde demokratikleşme konusunda güçlü bir iradeden söz edebilmek güçtür. Gezi sürecinde yaşananlar bunun kanıtıdır. Gezi sürecinde, varlık ve meşruiyetlerini AK Parti ve Erdoğan karşıtlığına indirgemiş grup, örgüt ve partiler dışında; hak ve özgürlüklerine, özel alanlarına müdahale edilmesine, çevre duyarlılığına sahip çıkan, devlet babaya itiraz eden barışçıl protestolarda bulunan geniş bir kitle vardı. Ancak polis şiddeti demokrasinin öncelikli değil tali bir konu olduğunu gösterdi.
Ve ne yazık ki, Kürt siyasi hareketi Gezi’de kötü sınav verdi. Çünkü Gezi’de hak ve özgürlüklerine, özel hayatlarına sahip çıkanlarla Kürtlerin yıllardır mücadele verdiği hak ve özgürlük talepleri aynıydı. Buna rağmen Kürt siyasi hareketi sırf çözüm süreci zarar görecek diye geride durmayı tercih etti.
ÇÖZÜM SÜRECİ PKK’NIN GELECEĞİNİN NE OLACAĞI SORUNUDUR
Demokratikleşme konusunda ağırdan alan hükümeti ne yazık ki, çözüm süreci konusunda hiçbir adım atmış değildir. Çünkü çözüm süreci esas olarak Kürt sorununun nasıl çözüleceği değil; terör sorunun nasıl biteceği yani PKK’nın geleceğinin ne olacağı sorunudur.
Çözüm süreci, yüzde 20’si ülke dışına çıkan, yüzde 80’i Türkiye içinde kalan PKK’lıların geleceğinin ne olacağı sorunudur. Kandil’de olan 2000-3000 PKK’lının geleceğinin ne olacağı sorunudur. Mahmur’da yaşayanların geleceğinin ne olacağı sorunudur. Hatta Türkiye’de halen tutuklu olan KCK’lıların geleceğinin ne olacağının sorunudur. Çözüm süreci Türkiye’ye dönecek PKK’lıların nasıl dönecekleri ve topluma nasıl entegre olacakları sorunudur.
Bu konularda bugüne kadar hiçbir somut adım olmadığı için çözüm süreci henüz başlamamıştır.
Elbette Türkiye içinde ve dışında Kürt sorununun çözülmemesini, çözüm sürecinin ilerlememesini isteyenler olacaktır. Bunun karşısında yapılması gereken hak ve özgürlüklerimizden çözüm süreci zarar görecek diye vazgeçmek değil, tersine daha çok demokrasiyi, özgürlüğü talep etmektir.
Çözüm sürecini demoklesin kılıcı gibi başımızda sallayanlar, kendi özgürlüklerinden vazgeçmiş olabilirler. Ama biz henüz vazgeçmedik.
twitter.com/murataksoy
http://murat-aksoy.com/demoklesin-kilici-olarak-cozum-sureci/
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları





































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2019
23.11.2018
20.11.2018
16.11.2018
13.11.2018
10.11.2018
6.01.2018
3.01.2018
30.10.2018
26.10.2018