Murat AKSOY
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte katıldığı ABD gezisi sonrasında yaptığı bir açıklama ile ABD’li danışmanlık firması McKinsey’den kamu maliyesine yönelik tasarruf ve gelir önlemlerinin etkin bir şekilde yerine getirilebilmesi amacıyla, bakanlık bünyesinde kurulacak olan Kamu Maliyesi Dönüşüm ve Değişim Ofisi'nin çalışma yöntemleri konusunda danışmanlık alınacağını açıkladı.
Bu açıklama, Türkiye ekonomisinin yönetiminin danışmanlık şirketine bırakıldığı gibi yansıtılsa da gerçek değildi. Alanında dünyanın en iyilerinden biri olan şirket, iktidarın kendisine vereceği bilgi, veri ve dökümanları inceleyip; kamu maliyesine yönelik tasarruf ve gelir önlemlerinin etkin biçimde alınabilmesi için yapılması gerekenler ile yapılmaması gerekenler şeklinde bir tavsiye listesini hükümete sunacaktı.
Bu hizmet bir danışmanlıktı, fazlası değil. Buna uyup uymamak hükümetin tercihi olacaktı.
McKINSEY, IMF FARKI
Bu açıdan şirketle yapılan anlaşmayı IMF ile anlaşılmış gibi tutmak da haksızlıktır.
Dahası IMF ile anlaşmayı tek başına “emperyalizm”in oyunu olarak görüp, ülkeyi bu noktaya getirenlere karşı sessiz kalmak da bize özgü bir ulusalcılık ve millilik olsa gerek.
Unutmayalım ki, IMF bir bankadır ve bizde olan her şeyi “emperyalizm” ile açıklama hastalığı olanların ifade ettiği gibi tek başına bir sömürü aracı da değildir.
IMF, İkinci Dünya Savaşı’nda Batı’da piyasa ekonomilerinde meydana gelen ticaret sistemi içinde döviz kuru ve cari açık krizlerini aşmak için kurulmuş bir kurumdur.
Döviz kuru ve cari açık devletin daha üretilmemiş bir refahı “popülist politikalarda” tüketmesinin sonuçlarından birisidir ve Türkiye’de olan, büyük ölçüde budur.
Bu tablonun sorumlusu dış güçler değil siyasi tercihlerdir.
Bu krizle karşı karşıya kalan bir ülkenin, IMF’ye gittiğinde, yardım alabilmesinin koşulu, döviz kuru ve cari açığa yol açan nedenlerin ortadan kaldırılması konusunda uyulması zorunlu bir yol haritasını kabul etmesidir.
Oysa danışmanlık hizmeti için anlaşılan McKinsey için böyle bir uyulması gereken yol haritası söz konusu değildi.
AMAÇ NEYDİ?
McKinsey ile yapıldığı söylenen anlaşmadan sonra ülkede tartışılan konu şu oldu: Eğer hükümetin iddia ettiği gibi ABD bize ekonomik savaş açtıysa neden ABD’li bir şirketten danışmanlık alıyorduk?
Bu haklı bir soru idi.
Bu haklı soru üzerine Bakan Albayrak ve hükümete yakın medya ve köşe yazarları, yapılan anlaşmanın bir danışmanlık hizmeti olduğunu yerinde ama farklı cümlelerle anlattılar. McKinsey’in IMF olmadığını ifade ettiler.
Ancak burada ıskalanan esas nokta bu anlaşma “danışmanlık hizmeti”nden çok, ABD ile ilişkileri yeniden iyileştirme için yapılacak “lobi çalışmasının” ilk adımı ve yıl sonuna kadar ödenmesi gereken 260 milyar dolarlık borcun çevrilebilmesi için yeni borç bulabilmenin “anahtarı” olacaktı.
Önceki gün gün Cumhurbaşkanı Erdoğan, McKinsey ile yapılan anlaşmayı yok hükmünde bırakan bir konuşma yaptı. Böylece, birkaç saat öncesine kadar McKinsey ile yapılan anlaşmayı savunanlar bir kez daha boşa düştü.
Anlaşma ve şirket konusunda birkaç gün önce yazdıklarının 180 derece tersini yazmaya, attıkları manşetlerin tersine manşetlere atmaya devam ettiler.
10 gün içinde yaşanan birbirine zıt iki gelişme sonuçta, Türkiye’nin borcunu çevirebilmesi konusunda bulunacak kredilerin riskini ve maliyetini arttırmaktan başka bir işe yaramadı.
SAĞDAN SOLA EMPERYALİZM
Türkiye’de özel sektör ve kamunun, çoğu Batılı ülkeler olmak üzere yaklaşık 476 milyar dolara yakın borcu bulunuyor. Alınan bu borçlar, katma değer üretecek yatırımlara değil, ihtiyaç olmayan büyük yatırımlara, betona harcanmıştır.
İlginç olan ise bu borçlar alınırken emperyalistliği unutulan Batılı ülkelerin, borç ödeme zamanı gelince emperyalistliklerinin hatırlanmasıdır.
Emperyalizm, sadece lümpen milliyetçilerimiz değil lümpen ulusalcılarımız tarafından da aynı tutarlılıkla seslendirmektedir.
Lümpen milliyetçi ve ulusalcılar hep bir ağızdan “bizim bizden başka dostumuz yok” söylemini sahiplenmişlerdir.
Ancak burada mesele bu tür bir danışmanlığa ya da uzmanlığa gerçekten ihtiyaç hissedilip, hissedilmediğidir.
SORUN GERÇEĞİN KABUL EDİLEMEMESİ
Burada mesele, içinde olduğumuz, karşı karşıya kaldığımız “durumun” adının “doğru konulmasıdır”.
Bu adlandırma sağlıklı biçimde yapılmayıp, gerçek kabul edilmediği sürece yapılan hiçbir tavsiyeye, kim tarafından yapılırsa yapılsın uyulmayacaktır.
İçinde olduğumuz gerçek “ekonomik krizin” varlığıdır. Bu kriz, sadece son aylara ait değil birkaç yıldır geliyorum diyen bir krizidir. Esas olarak ise siyasidir.
Ortak aklı, çoğulculuğu, demokratik yönetimi, hukukun üstünlüğünü, güçler ayrılığını, medya özgürlüğünü yok sayan, demokratikleşmeden uzaklaşan yönetim anlayışının bir sonucudur.
Ama bu tek başına hükümetin sorumluluğu değildir. Yaşananlarda, gerçeği gördükleri halde itiraz etmeyen, susan, korkan iş dünyasının, büyük bankaların ve büyük şirketlerin de sorumluluğu vardır.
ÇÖZÜM GERÇEKLE YÜZLEŞME
Bugün yapılması gereken “gerçeğin” olduğu gibi kabul edilip, çözüm için “ortak” bir yol haritası çıkarılmasıdır. Bunun ilk adımı, içeride toplumsal uzlaşma, kucaklaşma için adım atılmasıdır. İktidarın kendisinden ideolojik, siyasi, kültürel ve etnik farklılıklardan oluşan muhalefetle konuşabilmesidir.
Hükümet yetkilileri haklı olarak içinde bulunulan ama adı konulmaktan imtina edilen süreç için “toplumsal dayanışma” talep etmektedirler.
Bu dayanışmanın sağlanabilmesinin ilk koşulu, 81 milyonun “farklı” olduğu kadar, “eşit” kabul edebilmesinden geçiyor.
Bunların olabilmesinin ilk koşulu, gündem değiştirmek amaçlı geçmişe bakıp yeni “düşman/lar” üretmek değil“gerçeği” kabul etme ve onunla yüzleşmektir.
Bu olmadığı sürece kriz derinleşmeye, 81 milyon olarak hep birlikte fakirleşmeye devam ederiz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları







































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2019
23.11.2018
20.11.2018
16.11.2018
13.11.2018
10.11.2018
6.01.2018
3.01.2018
30.10.2018
26.10.2018