Nuray MERT
Yok, çok sevilen bir TV diziden değil, muhalefetin mevcut halinden söz etmeye çalışacağım ki, sevilir mi bilemiyorum ama, bu mevzu da rahatlıkla bir politik dizinin konusu olabilir.
Biz ne kadar demokrasi gibi ideallerden bahsedelim, sonuçta siyaset, bir düşünce paneli değil, güç ve rekabet alanıdır.
Nitekim, tarihsel olarak demokrasi bu güç ve rekabet alanının farklı görüşlerin, çıkarların rekabetinin modern hukuk kurum ve normları çerçevesinde düzenlenmesi sonucu bir siyasal sistem olarak yerleşti. Belli bir siyasal görüş ve onun etrafında şekillenen siyasal güç, diğerlerini tasfiye etmek yoluna girdiği ve buna gücü yettiği ölçüde, demokrasi zemini ortadan kalkar.
Türkiye’de olan budur. Son Başkanlık seçiminde muhalefet cephesini, doğrudan Millet İttifakı, dolaylı olarak HDP desteği çerçevesinde bir araya getiren ortak hedef, Türkiye’de demokratik siyaset zeminini yeniden tesis etmek idi. Bu ortak paydada buluşmak idealist bir fantezi değil, bir zorunluluktu.
Ancak bu buluşmayı tahkim etmenin yolu, bu zorunluluğun gereklerini içine sindirmekten geçiyordu. Öyle olmadığı, seçim sonrası yaşanan gelişmeler ile iyice ortaya çıkmış oldu. Evet, Türk milliyetçisi bir partinin (İYİ Parti) Kürt siyasetinin temsilcisi bir parti (HDP/YSP) ile yan yana durması zordu, aynı şey HDP/YSP için de geçerli idi. Diğer taraftan Kılıçdaroğlu’nun adaylığı konusunda fikir birliği yoktu, zoraki bir süreç yaşandı. Tüm bunlar, siyasetin tanımı gereği anlaşılır şeyler olabilirdi. Ancak siyaset, özellikle de Türkiye’nin içinde bulunduğu koşullarda, aynı zamanda uzun vadeli bir stratejik vizyonu hayata geçirmeyi gerektiriyordu. Bu noktada, ikna edici olmak için öncelikle siyasi aktörlerin öncelikli hedefe odaklanmayı içselleştirmesi şarttı. Yani, karnından konuşmak yerine, bir yanında İYİ Parti, diğer yanında HDP olan bir siyasi çıkışın topluma izah edilmesi gerekiyordu.
Muhalefetin sergilediği tablo, Türkiye’ye demokratik bir ufuk açmak üzere samimi bir mücadele değil, kavgalı bir ailenin zoraki fotoğraf çektirmesi olarak yansıyordu. Bu açıdan ikinci turda muhalefetin ulaştığı oy oranı, muhalefetin performasından çok, mevcut iktidara karşı tepki ile açıklanabilir.
Öyle olmadı, siyasi aktörlerin çoğu ‘kan içtik, kızılcık şerbeti dedik’ havasındaydı. Akşener, ne HDP ile dirsek temasına, ne Kılıçdaroğlu’nun adaylığına razı idi. CHP içinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı tartışmalıydı. Kısacası, muhalefetin sergilediği tablo, Türkiye’ye demokratik bir ufuk açmak üzere samimi bir mücadele değil, kavgalı bir ailenin zoraki fotoğraf çektirmesi olarak yansıyordu. Bu açıdan ikinci turda muhalefetin ulaştığı oy oranı, muhalefetin performasından çok, mevcut iktidara karşı tepki ile açıklanabilir.
Nitekim, seçim sonrası kavgalı aile hızla birbirine düştü, önce tüm aktörler seçim yenilgisinin faturasını birbirine çıkarma yarışına girdiler. Bir adım sonra, son olarak Akşener’in partisinin kongresinde yaptığı konuşmadan görüldüğü gibi kılıçlar çekildi. Diğer taraftan, İstanbul Belediye Başkanı olduğu günden itibaren siyasi liderlik yarışına girmiş olan İmamoğlu iyiden iyiye kazan kaldırmış vaziyette. Öte taraftan, HDP Meclis seçimlerinde yaşadığı gerilemeyi dahi muhalafet cephesine destek vermiş olması ile açıklıyor.
Her şey bir yana, öncelikle bir sonraki yarış olan mahalli seçimler tanımı gereği bir ittifakı ayakta tutmak imkanı vermiyor. Diğer taraftan herkes kendi açısından haklı; İYİ Parti HDP ile yan yana görünmekten bu denli rahatsız olduğu durumda, üstelik ‘kazanamayacak aday’ olarak gördüğü Kılıçdaroğlu’nun adaylık ısrarının gerisinde HDP desteğini görüyor. İmamoğlu, Erdoğan karşısında seçim kazanmış yegane aktör olarak, siyasal liderlik ısrarını meşru görüyor. HDP, içinde Türk milliyetçilerin olduğu bir ittifaka destek vermesinin seçmenini küstürdüğünü düşünüyor. Kılıçdaroğlu ve taraftarları, tüm çabalarına karşın yenilginin tüm sorumluluğun onlara yüklendiğini düşünüyor. Sonuçta, hiç biri çok da temelsiz iddialar değil.
Tüm tarafların Türkiye’nin demokratikleşmesi konusunda esaslı bir vizyon üretmek yerine, zoraki bir arada durmayı çare olarak görmesi. Dahası, bu eksikliklerini fedakarlık olarak takdim etmeye çalışması ve halen ‘biz demiştik’, ‘nelere katlanmak zorunda kaldık’, ‘kan içtik, kızılcık şerbeti dedik’ imalarına sığınmaya devam etmeleri.
Hepsinin gözden kaçırdığı husus ise, başından itibaren muhalefetin tüm aktörlerinin, Türkiye’de demokratik bir ufuk açmak şeklindeki ortak hedef doğrultusunda ‘elhemi mühime müreccah’ (en önemliyi önemliye tercih) bir vizyon ve siyaset sergileyemedikleri. Daha doğrusu, değil toplumu ikna etmek, kendilerinin yeterince ikna olmamış olması. Bu sorun sadece seçim süreci ve muhalefet ittifakına ilişkin bir sorun değil, asıl sorun muhalafet parti ve aktörlerinin demokratik bir gelecek adına siyasetlerini gözden geçirmek konusundaki isteksizlik ve/veya başarısızlıkları.
İYİ Parti’nin ‘Türk milliyetçiliği’ siyasetini ‘demokratik vatanseverlik’ siyasetine dönüştürmek gibi bir vizyonu olmaması. HDP’nin Kürt siyasetinin, silahlı bir hareket ile bağlantılı olmak açısından temel sorunlarını görmezden gelmesi. CHP’nin Kürt siyaseti konusunda, mesela yeni bir ‘Barış Süreci’ önermek gibi esaslı çıkış yapak yerine, kaçak oynamayı tercih etmesi. CHP içinde ‘değişim’in gerektiğine inanların ve başta İmamoğlu’nun seçim sonrasını beklemek yerine, ‘değişim’ talebi ve liderlik iddiasını zamanında açıkça ilan etmemesi. CHP içinde muhafazakârlar veya muhafazakâr değerler ile uzlaşma siyasetini beğenmeyenlerin zamanında kendi alternatif vizyonlarını netleştirmek yerine, ‘muhafazakârlara katlanmak’ tavrı sergilemeleri.
Kısacası, tüm tarafların Türkiye’nin demokratikleşmesi konusunda esaslı bir vizyon üretmek yerine, zoraki bir arada durmayı çare olarak görmesi. Dahası, bu eksikliklerini fedakarlık olarak takdim etmeye çalışması ve halen ‘biz demiştik’, ‘nelere katlanmak zorunda kaldık’, ‘kan içtik, kızılcık şerbeti dedik’ imalarına sığınmaya devam etmeleri.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları


































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.11.2025
7.11.2025
19.10.2025
4.10.2025
15.04.2025
10.03.2025
23.02.2025
16.02.2025
11.11.2024
14.06.2024