Orhan Kemal CENGİZ
Herkesin kendini atmosfere kaptırıp, Kral’ın “kıyafetlerine” övgüler düzdüğü ama bir çocuğun “Kral çıplak” diye bağırdığı hikâyeyi bilmeyen yoktur.
Kral gerçekten çıplaktır ama hiç kimse bunu söyleyemez.
Kimi, bunu söylerse “aptal” olduğunun düşünüleceğinden korkar; kimisi de bunu söylemenin “Kral’a sen aptalsın, seni kandırmışlar, üzerinde hiçbir kıyafet olmadığı hâlde kendini incili boncuklu bir şeyler giymiş sanıyorsun” anlamına geleceğinden, hakikati telaffuz etmeninde bir maliyeti olacağından çekinir.
Bütün bu ortamdan etkilenmeyen, hiçbir şartlanması olmayan bir çocuk ancak bu gerçeği haykırabilir.
***
Hukuk sistemi işlediğinde, zaman zaman, mahkemeler, tıpkı o çocuk gibi, herkes kendini bir şeylere, bir atmosfere kaptırmışken, çıkar doğruyu iktidarın yüzüne söyleyiverir.
“Yaptığın bu şeyle, çevreye zarar veriyorsun” der bir idare mahkemesi…
“Sen, sana hakaret edilmiş diye dava açmışsın ama devletin tepesindekiler, çok sert eleştirileri bile sineye çekmek zorundadır” diyebilir bir hukuk mahkemesi…
Hukukun işlediği yerde, bir bakarsınız, bir mahkeme, bir savcılık, muktedirlerin yakınlarının ayrıcalıklı konumlarını sorgulamış, “ihalelerin yolsuz olduğuna”, “adam kayırıldığına” hükmetmiş…
Ve “bunları yapamazsın” demiş.
***
Hukuk zayıfladıkça da iktidarın “tanımlama özgürlüğü” genişler…
İktidarın en tepesindekiler ve yandaşları, Kral çırılçıplakken, onun dünyanın en güzel kıyafetler giydiğini söyleyebilirler…
Bu zayıflamış hukuk, Kral’a çıplak olduğunu söylemek bir kenara, bunu söylemeye cüret edenlerin tepesinde Demokles’in Kılıcı gibi sallanmaya başlar…
Muktedirler karşısında başını yerden kaldıramayan bu hukuk, muktedirlerin hedefindekiler için, biçici, kıyıcı korkunç bir aygıta dönüşür.
***
Fakat Türkiye Avrupa Konseyi üyesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taraf olduğu için, hâlâ “Kral’ın çıplak olduğunu” söyleyebilecek birileri var etrafımızda.
AİHM, Türkiye’de hukuk sisteminin içinde bulunduğu durumun ne olduğunu bütün açıklığıyla söylemekten kaçınıyor, doğru…
Çünkü, bunu söylemenin de ciddi bir bedeli var; Türkiye’de hukuk yolları işlemiyor dediğinde bir anda önünde on binlerce dava bulabilir, o yüzden, o da, çoğu zaman, apaçık bazı gerçekleri görmezden geliyor…
Ama, bazen, kaçınılmaz olarak gördüğü şeyleri söylüyor.
***
Söylüyor ki, burada bir şeyler düzelsin, başta Anayasa Mahkemesi, hukuku korumakla görevli organlar kendilerine çeki düzen versin…
AİHM’nin Türkiye’de gördüğü fotoğrafı açıkça tarif ettiği istisnaî durumlardan bir tanesi de Selahattin Demirtaş’ın başvurusu üzerine (Başvuru No: 14305/17) verdiği karardı…
Bu davada AİHM, Türkiye’ye karşı yapılan başvurularda, defalarca talep edilmesine rağmen ihlal tespit etmekten istikrarlı bir şekilde kaçındığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 18. Maddesinin ihlal edildiğine karar verdi.
Türkiye’nin bu maddeyi ihlal ettiğini ilk defa dile getirdi.
***
İlk bakışta, “E ne olmuş bir maddeden daha ihlal tespit etmiş, bunda ne var ki” diye düşünülebilir.
Ama bu maddeden yaptığı ihlal tespiti, bana göre önemli bir dönüm noktasıydı.
Bundan sonra, Türkiye’de siyasetçilere, gazetecilere, insan hakları savunucularına ilişkin soruşturma ve tutuklamaların hız kesmeden devam etmesi durumunda Türkiye’den gelen başvuruların yavaş yavaş başka bir gözle görülmeye başlanacağını, örneğin AYM’nin işlevselliğinin sorgulanacağını gösteren önemli bir işaretti bu.
***
18. maddenin “kuru” ifade biçimine baktığınızda, bu maddeden verilen mahkûmiyetin ne kadar “manidar” olduğu anlaşılamıyor.
Madde şöyle diyor: “…Hak ve özgürlüklere bu Sözleşme ile izin verilen kısıtlamalar, öngörüldükleri amaç dışında uygulanamaz.”
Bu bürokratik dille söylenen, hak ve özgürlüklerin hukuk dışı amaçlarla kısıtlanamayacağıdır.
Siyasi iktidarların, hukuk dışı amaçlarla özgürlüklere tasallut etmesinin yasaklanmasıdır söz konusu olan.
Nitekim, Merabishvili/Gürcistan (72508/13) başvurusunda AİHM’nin açıkça ifade ettiği üzere, 18. maddenin amacı, gücün/iktidarın kötüye kullanılmasını engellemektir.
***
AİHM, bu maddeye ilişkin olarak hazırladığı rehberde (1) 18. maddeden nadiren mahkûmiyet verdiğini bizzat kendisi söylüyor.
Gerçekten de, Azerbaycan ve Gürcistan gibi birkaç ülkeye karşı verilen ihlal kararları dışında, AİHM’nin bu maddeye ilişkin talepleri sürekli reddettiğini görüyorsunuz.
Çünkü, bu maddenin ihlal edildiğini söylemek, siyasi iktidara, “sen hukuk sistemine burnunu sokuyorsun, seni rahatsız edenleri, bir şekilde cezalandırmak veya köşeye sıkıştırmak için hukuku bahane olarak kullanıyorsun” demek anlamına geliyor.
İşte Selahattin Demirtaş kararı, bu anlamda, Türkiye’nin, içinde Gürcistan ve Azerbaycan’ın bulunduğu bir başka lige doğru emin adımlarla ilerlediğini gösteriyor.
***
AİHM Demirtaş kararında, 18. maddenin ihlalinden söz edebilmek için, oldukça yüksek bir eşiğin aşılması gerektiğini belirtiyor.
Yani karardan, Türkiye’nin bu yüksek eşiği aştığını anlıyoruz.
AİHM bu kararında çok kısaca özetlemem gerekirse şunları söylüyor:
— Demirtaş’ın yakınmaları genel siyasal ve sosyal arka plandan bağımsız bir şekilde ele alınamaz.
— Demirtaş’ın vakasına bakınca, objektif bir gözlemci başvurucunun uzun bir şekilde tutuklu bulunmasının siyasi bir motivasyon taşıdığından şüphelenebilir.
— Sadece Demirtaş değil HDP’li 14 milletvekili de tutuklandı.
— Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri, ulusal yasaların muhaliflerin susturulması için giderek artan bir şekilde kullanıldığını belirtti.
— Demirtaş’a ilişkin yıllardır yürüyen soruşturmaların, Cumhurbaşkanının onu hedef alan konuşmasından sonra hızlanıp davaya dönüştüğü de not edilmiştir.
— Hükümet, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri’nin son yıllarda Türkiye’deki siyasî atmosferin ulusal mahkemelerin bazı kararlarını etkilediği yönündeki gözlemlerinin temelsiz olduğunu gösterecek hiçbir argüman ileri sürememiştir.
— Mahkeme Demirtaş’ı hedef alan gizli amacın sadece onun şahsını ilgilendirmediğini demokrasi için ciddi bir tehdit oluşturduğunu göz önüne alır.
— Mahkeme “İki kritik kampanya –yani anayasa referandumu ve Cumhurbaşkanlığı seçimi- boyunca başvurucunun tutukluluğunun devam ettirilmesinin, demokratik toplumun çekirdeğini oluşturan çoğulculuğu boğmak ve özgür siyasi tartışmayı sınırlamak yönündeki saklı amaçları izlediğini makul şüpheden uzakta bir şekilde tespit etmiştir.”
***
Yani, daha sade bir şekilde ifade etmek gerekirse, “sen ceza yasalarını muhalifleri susturmak ve özgür tartışmaları bastırmak için kullanıyorsun” diyor AİHM.
Ve bu bağlamda bizi, Azerbaycan ve Gürcistan’la aynı yere koyuyor.
Türkiye’de yaşanan gelişmelere bakınca, bu kararın tek başına yalıtılmış bir karar olarak kalmayabileceğini ön görebiliriz.
Sadece şu son günlerde yaşananlara bakın.
CHP İstanbul il başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkında 5 ayrı suçtan 17 yıla kadar hapis cezası isteniyor (2).
AİHM’nin Demirtaş davasında belirlediği kriterleri vurgulayarak bu soruşturmalara bakınca şunları görüyoruz:
Bütün bu soruşturmalar Kaftancıoğlu’nun siyasal eleştiriler içeren tweetlerini konu alıyor.
Bu soruşturmalar, CHP’nin yerel seçimde İstanbul’da elde ettiği büyük başarının ardından hızlanıyor.
Ne tesadüf ki, Kaftancıoğlu da, bu başarı da muazzam katkısı olan bir figürdür.
***
Siyasi figürleri kolayca soruşturmak, kolayca cezaevine koymak, uzun uzun cezaevinde yatırmak, Türkiye’nin yeni “normali” hâline gelmiş olabilir.
Ama işte dışarıdan bakan objektif bir göz, soruşturmaların ardında gizli siyasî amaçlar görüyor.
Gücün suiistimal edildiğinden söz ediyor.
“Kıral çıplak” diyor…
Çok tehlikeli bir yola sapıldığı konusunda bizi ikaz ediyor.
Umut edilir ki, başta Anayasa Mahkemesi olmak üzere, bütün bir Türkiye hukuk düzeni tarafından bu mesajlar alınsın, hukuk kendi meşru amaçları dışında hiçbir amaca hizmet etmesin.
——
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.05.2023
17.04.2023
28.05.2022
13.10.2021
9.09.2021
30.12.2020
23.12.2020
21.12.2020
15.12.2020
3.02.2020