Osman CAN
Olan oldu ve Türkiye şimdi de Suriye ile savaşın eşiğine gelip dayandı. Kimileri Suriye’ye haddini bildirelim diyor. Kimileri de Türkiye maceraya girmeden uluslararası kamuoyunu da yanına almak suretiyle hareket etmeli diyor ve bunu “meşruiyet” kaygısıyla açıklıyor. Başbakan da Suriye halkını diktatörlükten kurtarmayı hedef olarak tayin etmiş durumda.
Uluslararası hukuk açısından durumun ne olduğu tartışması elbette ki çok önemli. Türkiye’nin bu konuda geniş bir konsensüs ile harekete geçmesi, Arap kamuoyunun vicdanında olumsuz izler bırakmaksızın, çok daha önemlisi Suriye halkına zarar vermeden kendi politikasını geliştirmesi çok önemli.
Bir ülke nasıl politika üretir?
Ancak hangi politik tercihler öne çıkarsa çıksın, tüm bu politikaların icra edilebilirliğinin de esaslı bir şekilde masaya yatırılması gerekir.
Nedir bu icra edilebilirlikten kastettiğimiz? Silah ve asker sayısının yeterliliği, kararlılık gösteren bir hükümet veya parti liderliği de değil. Vizyoner veya stratejistlerin varlığı da değil, anlatmaya çalıştığımız.
Bir bütün olarak devlet aygıtı, politika üretiminin neresinde ve nasıl yer alıyor? İstediğimiz kadar muhteşem planlar çizelim, ucu binyıllara uzanacak vizyonlar geliştirelim, bunları hayata geçirilmesi uygun araçların varlığına bağlı. Devlet aygıtı tam da bu ihtiyaca tekabül etmekte.
Bir ülke nasıl politika üretir? Kabile devletlerinde politika denen şey, “Şef”in ağzından çıkan politik nitelikli ifadelerin adıdır. Kurumsallaşmasını tamamlamış modern ülkelerde politika milyonlarca akıldan süzülerek gelen nihai bir akla ve arşive dayanılarak üretilir. Zira devlet siyasallaşmış toplumu ifade eder. Toplumun siyasal iradesi, demokratik bir anayasal çerçevede örgütlenen ve katılımcılığa dayanan bir kurumsal ağda üretilir. Siyasal partiler kontrol ettikleri devlet aygıtı eliyle ulusal ve uluslararası ölçekte bilgi toplar ve kararını bu bilgi ve arşiv üzerine inşa eder. Hükümetler bu malzemelere dayalı olarak politik kararlar alır. Toplumun başta tarihsel ve kültürel arşivlerinden ve bir bütün olarak toplumun enerjisinden beslenir.
Suriye analizleri kafa karıştırmasın
Ancak burada da durmaz. Alınan kararlar yeniden kurumsal yapılar tarafından rasyonelleştirilerek icraya dökülür. İcranın başarılı olması ise devlet aygıtının toplumsal onaya tabi olmasını, katılıma dayanmasını ve tabii ki hızlı, etkin ve denetlenebilir olmasını zorunlu kılar.
Tersinden söyleyelim: toplum ile devlet arasında yabancılaşma giderilmemişse, devlet aygıtı bilgi ve kararları yerelden merkeze rasyonelleştirerek taşıyabilecek şekilde kurgulanmadıysa ve merkezin aldığı siyasal kararı toplumsal ortak paydayı gözetecek şekilde icra edebilecek durumda değilse veya bunları hızla ve etnik bir şekilde hayata geçiremeyecek ise, yalnızca güçlü bir siyasal partinin ve güçlü bir liderliğin alacağı kararlar, 70 milyonun ortak aklının bir ifadesi olmaz, olsa rasyonel değildir, öyle olduğunu varsaysak da icra edilmesi pek mümkün olmaz. Elde böyle bir araç ile bölgesel ve küresel aktör olunmaz. Aksine bölgesel ve küresel felakete dönüşme riski daha yüksektir.
Suriye ile ilgili olarak üretilen kalabalık analiz ve tezlerden başımızı kaldırıp, siyasal düzenimize bakalım:
Osmanlı devleti çökerken, devlet seçkinleri, yani bürokrasi, son kaleyi kaybetmeme ve bunun için ittihatçılar gibi ülkeyi yeni bir maceraya atmama güdüsüyle siyasal yapıyı tanzim ettiler. Bu psikoloji o kadar etkin idi ki, misakı milli bir kenara atıldı. Lozan Antlaşmasına imza kondu. On iki adaların, Musul ve Kerkük’ün kaybedilmesine göz yumuldu. Halifelik kaldırıldı. Dış dünyaya ilişkin hiçbir iddianın bulunmadığı mesajı verildi. Siyasal yapı buna uygun olarak içe kapalı hale getirildi. Hatta ülkenin bu iddiasını sağlamlaştırma adına, Osmanlı ve Selçuklu dönemine ait tarihsel hafızanın sonradan başa bela olmaması için üstünün betonla örülmesi gerekiyordu; eğitim sistemi bunun aracı oldu.
Laikliği ve devrimleri bir de bu bağlamda yeniden okumak gerekir.
Anadolu toplumunun batıyla ilişkisi filtreli kanallar üzerinden muhafaza edildi. Ancak doğuya ait kanalları tamamen kapatıldı. Ait bulunduğu ormanda bir kafeste yaşamaya mecbur bırakılmakla birlikte başına fötr şapka geçirilen ve ara sıra batılı yiyecekler sunulan bir maymundan farksız hale getirildi. Toplum hem batıya ilişkin olarak sahici olmayan bir arşiv üretti, hem de 90 yıl boyunca doğuya ilişkin herhangi bir entelektüel birikime sahip olamadı.
Plastik cerrahi müdahale mi?
Başta Britanya olmak üzere batının politik tercihlerine uyan bu yapının uzun süre batı tarafından alkışlanması bu nedenle şaşırtıcı olmamalı.
Türkiye’nin 1924, 1961 ve 1982 Anayasalarının öngördüğü düzen böyle bir şey. İçe kapalı, ne doğuyu, ne de batıyı bilmeyen dolayısıyla her ikisine karşı, devlet egemenlerinin kontrolünde korku ve kaygı üreten bir yapı oldu. Dış politikası buna göre biçimlendi.
Şimdi toplum değişti, ülkenin ekonomik, sosyal ve siyasal dinamikleri değişti, arşivler üzerine dökülmüş beton bloklar parçalandı. Toplum içe kapalılığı aşarak dünya ile rasyonel bir ilişki kurma sürecini başlattı. Ancak onun iddialarını taşıyacak, onun geliştirdiği politik malzemeyi politik karara dönüştürecek ve icra edecek yapı, maalesef yukarıda tanımladığımız yapı. Yani yeni bir ruh, yaşlı ve kendini taşıyamayacak bir bedene sıkışmış durumda. Bununla yola nasıl devam edilecek? Suriye gürültüsü içinde birkaç dakikalığına bu soruya eğilelim, derim.
Türkiye’nin bir siyasal reenkarnasyona ihtiyacı vardır. Bu da katılımcı, özgürlükçü ve etkin bir anayasal düzen demektir.
Yüzyıllık siyasal iskelete dokunmayan, yalnızca temel hak ve özgürlükler kısmında göz boyayıcı söylemler enflasyonuyla işi kotarmaya çalışan bir anayasa yapımı, plastik cerrahi müdahalelerin sağlayacağı etkiden fazlasını sağlamaz.
Elimizdeki aygıt bu olduğu sürece, Suriye halkını diktatörlükten kurtaramayız, kendi toplumumuza zarar veririz. Bölgesel sorumluluklar bir yandan zorlarken, bu siyasal düzen ile meşruiyet çizgisini tutturmamız da çok zor. Tarihi ıskalayacağımız ise kesin.
Bunu anlatamıyoruz bir türlü...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2021
9.01.2021
20.07.2020
12.07.2020
23.06.2020
20.06.2020
20.06.2020
24.04.2019
18.01.2017
1.02.2015