Oya BAYDAR
İçişleri Bakanlığı’na ve muhatabı her kimse ona çok acil bir not:
Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’un İmralı’da Abdullah Öcalan’la görüşme talepleri, umut kapılarının bir bir kapandığı ve savaşın tek seçenek olarak dayatıldığı şu günlerde barış adına büyük önem taşıyor. Bu görüşmeye izin verilmesi Türkiye’nin barıştan yana insanlarının ortak talebi olduğu gibi AKP hükümetinin çözüm iradesinin sınanması da olacaktır. Gereğinin yapılacağını, en küçük barış umudunun bile değerlendirileceğini ummak istiyoruz. Nasıl bir sorumluluk altında olduğunuzun farkında mısınız?
***
Silah kulakları, yürekleri, vicdanları sağırlaştırır; şiddet insanı insan kılan değerleri yok eder. Her türlü iktidar, başa çıkamadığı hasmını ya da düşmanını dize getirmenin en kestirme yolunu şiddet ve savaşta görür. Bu yol aslında insanın en ilkel içgüdülerinden kaynaklanan en ilkel yoldur ve ne yazik ki insanlık dev bilimsel-teknolojik gelişmeye rağmen etik değerler, vicdan ve toplumsal ahlak normları açısından hâlâ tekâmülün alt basamaklarında saymaktadır.
Bombardımanların, mayın patlamalarının, ağır makineliler, toplar, uçaksavarlar ve uçakların gürültülerinin sağırlaştırdığı kulaklara, yüreklere, vicdanlara barış çığlıklarımızı duyuramamanın çaresizliğini yaşıyoruz. Sağırlaşan sadece yürekler ve kulaklar değil, ister Türk devleti, AKP hükümeti, Başbakan olsun ister PKK’siyle TAK’ıyla TUK’uyla Kürt silahlı hareketi olsun çözümü silahta ve savaşta sananların akılları da dumura uğramış durumda. Doğaldır; şiddet, silah, savaş, süreç içinde aklı da kemirir. Ufukları namlunun ucuyla sınırlı olanlar barışçı ve doğru siyaset geliştiremezler. Şu cinnet günlerinde, savaşan taraflar sadece kendilerini daha fazla savaşa, daha fazla şiddete kışkırtanların seslerini duyuyorlar. Kürdüyle, Türküyle, şehit ve gerilla anneleriyle, köylüsüyle şehirlisiyle dört bir yandan yükselen “Bitirin bu savaşı! Yere batası operasyonlarınızı, saldırılarınızı, misillemelerinizi, insan kaçırmalarınızı durdurun; çocuklarımızı öldürüyorsunuz, sadece vahşete ve ölüme hizmet ediyorsunuz!” çığlıklarına kulakları ve yürekleri tıkalı.
Savaş sizleri çürütüp çökertecek
Bir yanda Kürt silahlı hareketi, öte yanda çözümün barışçı yollarını reddedip savaş kararı alan AKP, sorunun çözümünün savaşta olduğuna gerçekten inanıyorlar mı, yoksa savaşın vahşeti ve halklarının acıları hiç umurlarında değil de şeflerinin iktidar mücadelesine mi hizmet ediyorlar? Soru kimilerine abes gelse de, Türk devleti 30 yıldır savaşarak, dağı taşı bombalayarak çözemediği sorunu, askerin yerine beteri olabilecek özel kuvvetleri/ polisi geçirerek, şu değil bu bombayı kullanarak, şu değil bu taktiği uygulayarak çözebileceğini sanıyorsa, yanılıyor falan da demeyeceğim, en küçük bir akıldan ve izandan nasibini almamış demektir. Son saldırılar başladığından bu yana bölgedeki Kürt çocukların PKK’ye akın akın katıldıkları istihbaratının âlâsı vardır kendilerinde. İğrenç Tamil örneği ise, son derece karmaşık olan, bu yüzden de Kürt sorunu değil Türkiye sorunu diye adlandırmanın doğru olduğunu düşündüğüm bu sorunda en küçük bir geçerliğe sahip değildir.
PKK ve savaştan yana Kürtler için de savaşı ve kanı sürdürmek mümkündür ama ne Türk devletini yenmek ne de şiddet yöntemleriyle çözüme zorlamak mümkündür. 30 yıl yaşadıkları dağlarda, belki de artık vazgeçemedikleri bir hayat biçimi uğruna gencecik insanların kanını dökmeye, devletin ektiği kötülük tohumlarını Kürt insanının haklı isyan duygularını savaşa ve nefrete dönüştürerek hasat etmeye bir süre daha devam edebilirler ama bu anlamsız ve kirli savaşı asla kazanamazlar. İki tarafın da bu apaçık gerçeği görmemesi, bilmemesi şaşırtıyor beni.
Göremedikleri bir başka gerçek ise, savaşın dağıtıcı ve çürütücü kötücül gücü. AKP barışçı çözümlere, diyaloğa, uzlaşmaya sırt çevirerek girdiği bu savaştan, umduğunun aksine güçlenerek değil yara almış olarak çıkacak. Kürt sorunu AKP’nin Vietnamıdır ve onu uçuruma götürür. Susurluk, Ergenekon, derin devlet pislikleri, devlet içine yuvalanmış çeteler, JİTEM ve benzeri yapılar Çiller döneminin bugün AKP’nin uygulamaya soyunduğu pervasız savaş siyasetinin ürünleridir. Terörün belini kırıyoruz diyerek başvurulacak örgütlenmeler ve yöntemler benzer sonuçlar doğuracaktır, çünkü savaş çirkef çukurunu besler.
PKK için de durum farklı değildir. Benzer bütün yapılarda, silahlı örgütlerde görülen, PKK içinde de varlığı sır olmayan kirlenme ve çürüme hızlanacak; bütün baskılara karşın çeşitlenen ve farklılaşan Kürt hareketi kendi içinde eskisi kadar yumuşak olmayan çatışma ve sarsıntılar yaşayacaktır.
Bunları öngörmek için ne müneccim ne de strateji uzmanı (ne demekse) olmaya gerek var. Sadece tarihten ders çıkarmak ve çözüme barış odaklı bakmak yeterli.
BDP’ye Sahip Çıkmak
Bunca savaş patırtısı, kanın ve ölümün her iki savaşkan güç tarafından kendi “ama”larıyla kutsanması arasında sorunun çözümünün (çözüm hâlâ mümkünse eğer) en önemli sivil aktörü BDP olarak görünüyor.
Evet; BDP, PKK ile en azından manevi bağlarını koparmamıştır. Bölgede her haneden en az bir insanın, kız-erkek bir Kürt gencinin ya dağda ya mezarda ya zindanda olduğu, onlarca yıllık devlet zulmünün ve mağduriyetin derin acılarının insanların kuşaklar boyunca hücrelerine kazındığı; seslerini ve isyanlarını ancak silahlı hareketle, Öcalan’la, PKK ile biz sağır sultanlara duyurabildikleri bir ortamda PKK’yi terörist ilan et, lanetle gibi talepler hem gerçekçi değildir hem de vicdani değildir.
Evet; BDP çoğu zaman bağımsız ve net kararlar alamamakta, yalpalamaktadır. Ama bu sadece PKK ile, İmralı ile, Avrupa diyaspora merkezleriyle organik bağları yüzünden değil, parti içinde bunların her birinin zihniyetini ve siyasal geleneğini temsil edenlerin bulunmasındandır ki bu da doğaldır.
Evet; BDP barışçı çözüm isteğini vurguyla dile getirirken çözüm önerilerini bir türlü netleştirememekte, daha da önemlisi bu önerileri dile getirirken haklılık taşıyan, tartışılabilir ve uzlaşılabilir olan, Kürt kamuoyu kadar Türk kamuoyunu da ikna edebilecek bir dil yerine köşeli, dayatmacı, çoğu zaman tehditkâr bir dil kullanmaktadır.
Evet; kimi BDP’liler mangalda kül bırakmayan saldırgan, savaşçı, siyaseten hafif kaçan üslupla konuşmayı; haklı isyanlarını haksız öfke olarak yansıtmayı, tehditkâr ifadeleri sıkı devrimcilik sanmayı alışkanlık haline getirmişlerdir.
Evet; BDP şiddet eylemlerini, silahhı saldırıları, operasyonları, vb. kınarken “ama”ları PKK lehine çoğaltmakta, Türk kamuoyunun duygu ve algılarını küçümsemekte, kendi tarafına “edi bese”, dur artık demekte cesaretsiz ve çekingen davranmaktadır, vb...
Yine de savaşın durması ve barışçı çözüm umudunun yeniden doğması için tek merci, barış çığlıklarımızı duyabilecek tek odak BDP’dir. Çünkü BDP sivil siyaset sahnesindedir. Seçimlere girerek, ister blok adayları ister BDP’li adaylar olsun seçimlere girdiği yerlerden önemli oy ve destek alarak, önceki yasama döneminde Meclis’te küçümsenmeyecek varlık göstererek, kendilerine yönelen baskılara, haksızlıklara, vicdanları yaralayan ayrımcılığa, Tayyip Erdoğan’dan ve AKP silahşörlerinden gelen hepimizi acıtan ve isyan ettiren dayatmacı, saldırgan, dışlayıcı, ötekileştirici söylemlere direnerek meşruiyetini ve siyaset yapma azmini ispatlamıştır.
Tekrarlamak istiyorum: Barış çığlıklarını duyabilecek, bunlara kulak tıkayamayacak tek Kürt siyasal mercii bugün için BDP’dir. Öcalan’ın Kürt halkı ve BDP üzerindeki manevi etkisi, Kandil’in savaş şahinleri üzerindeki etkisinden daha fazladır. Son haftalarda İmralı’dan gelen barışçı çözüm önerilerinin ardından Kürt savaş lobisinin saldırıya geçmesi, eş zamanlı olarak AKP iktidarının İmralı ile iletişimi durdurması ve operasyonları sınır ötesine taşıması savaşçıların birleştikleri nokta olmuştur. Gözden kaçmaya...
Bu yüzden gördüğüm göremediğim bütün eksilere rağmen geçirmekte olduğumuz şu güç ve daha kötülerine gebe günlerde barıştan ve sivil çözümden yana olan herkes BDP’nin yanında olmalı diye düşünüyorum. BDP’nin en kısa zamanda yemin ederek Meclis’e girmesi, anayasa çalışmalarına katılması, partiyi çözümsüzlüğe, sekterliğe, devrimbazlığa çekmeye çalışan kesimlere aldırmadan Meclis’te sorun çıkaran grup olarak değil çözümün parçası olduğunu dosta düşmana gösteren parti olarak yer alması için BDP’ye destek vermeliyiz. Hem Kürt hareketi hem Türkiye barışçıları ve demokratları için başka yol yok. Gerisi büyük hamasi söylemler ardına gizlenmiş çözümüzlük ve savaş yandaşlığından başka bir şey değil.
Son söz: AKP seçim öncesinde meydanlarda başlayan, yemin krizi sırasında devam eden, bugün de sürdürdüğü dışlayıcı, itici, isyan ettirici “burun sürtme” söylemleriyle Kürt siyasal hareketine, BDP’ye, barışçı çözüm yandaşlarına tuzak kurmuştur. Bunu göremeyen ve bu tuzağa düşen bir siyasal yapı rüştünü ispat edememiş demektir. Cesaret, şeref, onur bu tuzağa düşmemeyi becermektir. Ben BDP’ye inanıyorum, “hâlâ umut var kardeşim” diyorum. Umarım “barış eşekliğimin” kurbanı olup bir kez daha yanılmam.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları







































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024