Pelin CENGİZ
Sağlıklı bir çevrede yaşamak en temel insan haklarından biri. Bu temel hak, Anayasa tarafından da güvence altına alınmıştır. Anayasa'nın 56. maddesi bu açıdan son derece açıktır: "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir."
Çevre hakkı, en temel insan hakkı olan yaşam hakkının, insan olmanın bir uzantısı olarak düşünülebilir. Hatta bu niteliğiyle çevre hakkı, sağlıklı ve dengeli bir biçimde yaşama hakkını ya da insancıl yaşam koşullarını tehdit eden her türlü çevre sorunlarının yaratılmasına karşı direnme hakkını ve talep hakkını da içerir.
Bir ülkenin çevre ve enerji politikalarının da, sağlık üzerinde en az sağlık politikaları kadar belirleyici olduğunu söylemek mümkün. Ancak, enerji politikaları kapsamında alınan bazı kararların ekonomik gerekçeleri ağır bastığı için ekosistemi ve dolayısıyla sağlığı tehdit ediyor. Burada da yıllardır her platformda anlattığımız, yazdığımız çizdiğimiz üzere kömürün sağlık üzerindeki olumsuz etkileri artık tartışılmaz bir boyuta geldi dayandı.
Uluslararası versiyonu Heinrich Böll Vakfı tarafından 2015 yılında yayımlanan Türkiye versiyonu farklı makalelerle genişletilerek bu yıl baskısı yapılan Kömür Atlası 2017 raporunda fosil yakıtlar hakkında pek çok olguya ve rakamlara ulaşmak mümkün. Kömürle ilgili bilinmesi gereken her boyutu ayrı başlıklar altında inceleyen rapor, kömür konusunda kafalardaki pek çok soruya da cevap olacak nitelikte. Gerçi, Türkiye'de kömürün doğaya ve insan hayatına getirdiği kötülükleri bilmeyen pek kalmadı. Bunu bildiği halde bilmezlikten gelip kömürde ısrar edenler, ya kömür lobileri ya da enerji politikalarının karar vericileri...
Her ne kadar yenilenebilir enerjinin kullanımının giderek yaygınlaşmasından, fiyatların ucuzlamasından, kömür şirketlerinin iflaslarından ve finansal sıkıntılarından bahsediyor olsak da, istatistiklere bakıldığında kömür talebinin küresel ölçekte hala arttığı görülüyor. Rapora göre bu artış, 2019'da yıllık yüzde 2,1'e yaklaşacak. Enerji çeşitliliği bir yana kömürün özellikle Çin, Hindistan gibi ülkelerde hakimiyetinin sürdüğü söylenebilir.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) hava kirliliğini sağlık sorunlarının en önemli nedenlerinden biri olarak görüyor. WHO'nun tahminlerine göre, hava kirliliği sebebiyle yılda 3.7 milyon erken ölüm gerçekleşti. Dünya çapında kömürlü termik santrallere kurban edilen insan sayısına dair tahmini olarak yapılan hesaplamalarda büyük farklılıklar var. Chicago Üniversitesi Halk Sağlığı Bölümü, Çin'de, yılda tahmini olarak 250 bin kişinin ölümüne kömürden çıkan dumanının sebep olduğunu açıkladı. Kömürlü termik santrallerde üretilen her 1 milyon MWh'lık enerji başına 77 kişi ölüyor. Avrupa için detaylı rakamları 65 sivil toplum kuruluşunun katılımıyla oluşturulan Sağlık ve Çevre Birliği (HEAL) veriyor. HEAL'in tahminlerine göre, kömürlü termik santraller Avrupa Birliği sınırları içinde yılda 18 bin 200 kişinin ölümüne neden oluyor. HEAL, ayrıca kömür santrallerinden yayılan kirleticilerle temas etmeleri sonucunda yılda 8 bin 500 kişide kronik bronşit vakasının ortaya çıktığını söylüyor. Eğer bu hesaplamalara Türkiye, Sırbistan ve Hırvatistan'daki kömür santraller de dahil edilirse, Avrupa'daki kömür santrallerin sebep olduğu bir yıllık ölüm sayısı 23 bine, sağlık harcamaları ise toplam 43 milyar euroya fırlıyor.
Solunan ince partiküller, akciğerlere ve kan dolaşımına nüfuz ediyor. Akciğerlerde kronik iltihaplanmaya ve akciğer reflekslerinde hasara yol açarak akciğer fonksiyonlarında azalmaya sebep oluyor. Bu da astım, kronik bronşit gibi hastalıklara ve uzun vadede akciğer kanserine davetiye çıkarıyor. Kömürden kaynaklanan ince partiküllerin solunmasının diğer bir olumsuz etkisi de beyne giden kan akışında azalmaya neden olması. Zira partiküllerle kirlenen kan daha çabuk pıhtılaşıp, daha az oksijen taşıyor. Bu durum yüksek tansiyon, ritm bozukluğu ve kalp kriziyle sonuçlanabilir...
Rapora göre, kömürün yakılmasının yol açtığı sağlık sorunları madalyonun sadece bir yüzü: Kömür madenciliği de sağlığa zararlı. Açık ocak kömür madenlerinin yakınlarında yaşayan insanlar, yüksek seviyede parçacıklı maddeye maruz kalıyor. Bu da solunum yolu hastalıklarına ve alerjik hastalıklara yol açıyor. Maden atıklarının içerdiği ağır metaller ve diğer toksik maddeler yeraltı sularına ve toprağa karışma riski taşıyor. Anlatmakla bitecek gibi değil... Özetle, gördüğünüz gibi kömürün tozuyla, kiriyle, külüyle yavaş yavaş zehirlenerek ölüyorsunuz...
Raporda, bir diğer önemli başlıkta da enerji ve çevre politikalarını tamamen ekonomi odaklı olduğu işleniyor ki, Türkiye'de yaşadığımız tüm çevre ve yaşam alanları mücadelesinin odağını da bu oluşturuyor. Giderek etkisizleştirilen ÇED süreçlerine dair önemli bir veri var. ÇED süreçlerinin giderek hızlandırılması ya da kapsamının değiştirilmesinin yanı sıra ÇED kararları incelendiğinde, 1993-2015 arası 4051 projeye "ÇED olumlu" kararı verilirken, yalnızca 43 projeye "ÇED olumsuz" kararı verilmiş. Benzer şekilde Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler kapsamında ise 51 bin 200 projeye "ÇED gerekli değildir" kararı verilirken, yalnızca 777 projeye de "ÇED gerekli" kararı verilmiş. Bu kararların yüzde 25'i enerji sektörü ile ilgili. Son beş yılda enerji sektörü için alınan "ÇED olumlu" kararları 1993'ten bu yana alınan kararların yarısından fazlasını oluşturuyor.
Bu arada, ÇED süreci kapsamında hali hazırda sağlık etki değerlendirmesi ve kümülatif etki değerlendirmesi yapılmıyor. Bu, kömürlü termik santral yapılması kararı alınan illerde toplum sağlığını tehlikeye atmak demek. Bu ÇED olumlu kararı verilen her bir santral, o bölgelerde yeni erken ölümlere, çocuk ölümlerine neden olacak demek. Enerji ve çevre politikaları halk sağlığını dikkate almıyor, alınan kararlarda ekonomik gerekçeler ağır basıyor demek. En önemlisi ve en kritik olanı ise birileri sizin geleceğiniz, sizin sağlığınız hakkında size sorma ihtiyacı bile duymadan kararlar alıyor demek...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.03.2025
29.12.2024
14.10.2024
27.09.2024
23.08.2024
26.07.2024
21.05.2024
13.02.2023
10.02.2023
15.11.2022