Ümit KARDAŞ
Türkiye’nin kördüğüm haline gelmiş olan tüm sorunlarının çözümsüzlüklerinin temelinde devletin ve ideolojik aygıtlarının ve sivil uzantılarının linç, imha ve tenkil etme kültürü üzerinden kurdukları rejimin yarattığı demokrasi ve hukuk krizi bulunmakta. Bu rejimin en önemli aparatlarından biri kuşkusuz şiddeti meşrulaştırıp, kışkırtan medya.
Genç Cumhuriyet rejimi, İmparatorluğun son döneminde ( 1913-1915 ) gerçekleştirilen etnik-dinsel homojenleştirme politikalarını tevarüs ederek tekçi-otoriter bir rejim kurdu ve çok etnik kimlikli, çok dilli, çok kültürlü, çok dinli, çok mezhepli olan toplumu kucaklayamadı. Tekçi ideolojik katılık demokrasiye evrilmeyi engelledi.
Dünyadaki etnik-dinsel kimlik üzerinden ulus-devlet inşa etme süreciyle birlikte dağılan imparatorluğun mirasçısı olup iktidarı ele geçirenler tek bir etnik-dinsel kimlik üzerinden bir devlet-ulus inşa etmeye çalıştılar.
Bu süreç devletin kendisine tek bir kimlik üzerinden etnik arındırma ve asimilasyon yoluyla ulus yaratma şeklinde cereyan ettiğinden devlet-ulus kavramını kullanmaktayım.
İmparatorluğun son dönemi olan 20.yüzyılın başlarında İttihat ve Terakki’nin etnisite mühendisliği uygulamasıyla etnik sınırlar çizildi.
Kıyıların Rumlardan, Anadolu’nun Ermenilerden arındırılması linç, imha ve tenkil politikalarının uygulanmasıyla sağlandı. Makedonya kökenli İttihat ve Terakki Cemiyeti iktidarı 1913 darbesiyle ele alarak ülke kaderinde belirleyici olacağı bir dönemi başlattı. (Fuat Dündar- Modern Türkiye’nin Şifresi)
Gayrimüslimlere karşı yapılan etnik operasyonlardan sonra İttihatçıların Kürtlere yönelik projesi asimilasyon oldu. Kürtlerin Müslüman olması asimilasyon fikrini güçlendirdi. İttihatçılar Türkleştirme politikalarını gayrimüslimlerin imhası ve tehciri, Kürtlerin ise asimilasyonu üzerinden projelendirdiler.
Bu ittihatçı siyasi proje Cumhuriyetin bir projesi olarak bugüne kadar uygulandı. Temel düşünce ve uygulama Müslüman sayılan unsurları hangi etnik kimlikten olursa olsun tek bir Türk kimliği altında toplamak, çoğunluğu oluşturan Sünni Müslümanlığı denetim altına alarak Türk kimliğinin tamamlayıcı unsuru yapmak oldu.
Bu politikanın sonucu Aleviliğin yaşadığı altyapıyı sona erdirerek Alevileri de asimilasyon yoluyla bu tek kimliğin destekleyicisi durumuna getirmek amaç edinildi.
Önemli ölçüde ekonomik hayatta etkili olan ve kimliğini gizlemeyen gayrimüslimlere ise sermaye ve malları ellerinden alınması ve sahanın dışına çıkarılması gereken yabancı unsurlar olarak bakıldı ve uygulamalar ekonomik piyasanın Türkleştirilmesi yönünde gelişti.
1934 tarihli İskân Kanunu sadece Kürtlere uygulanmadı, İç Anadolu’da yaşayan Ermeniler ile Trakya’da yaşayan Yahudiler de zorla göç ettirildi. Kanunun amacı 11. maddeden anlaşıldığı gibi asimilasyondu.
'Vatandaş Türkçe konuş' kampanyaları ile gayrimüslimler sindirilir, asimile olmaya zorlanırken,1934’te Trakya Yahudilerine CHP’nin yerel teşkilatları eliyle pogrom uygulandı. İnsanlar linçe kışkırtılmış kitlelerce öldürüldü, tecavüze uğradı, kiliseler, dükkânlar yakılıp yağmalandı.
Gayrimüslimlerin bir kısmının yaşamsal nedenlerle zor ve baskı karşısında kimliklerini gizlemek zorunda kaldıkları bunun sonucu trajik yaşamlar sürdükleri bilinmekte.
1 Kasım 1942’de yürürlüğe konulan Varlık Vergisi Kanunu ile Rum, Ermeni, Yahudi tüccar ve esnafın servetlerine el konularak ekonomik olarak yok edilmeleri yoluna gidildi.
Vergileri ödeyemeyenler Aşkale’deki toplama kampına gönderildi. Özel savaş tekniği olarak uygulanan azınlıkları ekonomik olarak imha etme politikası ırkçı bir kampanya eşliğinde yürütüldü ve Alman Nazi yönetimiyle yürütülen yakın ilişkiler operasyonun yapılmasını kolaylaştırdı.
Basına kapalı olarak yapılan CHP grup toplantısında Başbakan Saraçoğlu’nun vurguladığı gerekçe bugüne kadar gelen zihniyeti göstermekte. “Bu kanun aynı zamanda bir devrim kanunudur. Bize ekonomik bağımsızlığımızı kazandıracak bir fırsat karşısındayız. Piyasamıza egemen olan yabancıları böylece ortadan kaldırarak, Türk piyasasını Türklerin eline vereceğiz.”
Atatürk’ün Selanik’te doğduğu evin bombalandığı haberinin Ekspres Gazetesi’nce kışkırtıcı bir şekilde duyurulması üzerine 1955 yılının 6-7 Eylül’ünde özellikle Rum yurttaşların yoğun olarak yaşadığı semtlerde linçe kışkırtılan kitleler azınlıklara yönelik öldürme, yaralama, tecavüz, tahrip ve yağma fiillerini işlediler. Daha sonra Selanik’teki bombalama olayının devletin bir tertibi olduğu anlaşıldı.
Ölüm, yaralama ve tecavüz olaylarının yanı sıra 73 kilise, bir havra, üç manastır, azınlıklara ait binlerce dükkân ve ev tahrip ve yağma edildi. Olayların sonunda 70 bin Rum yurttaş ülkeyi terk etti. Böylece ekonomik piyasanın Gayrimüslimlerden arındırılıp Türkleştirilmesi politikasında bir adım daha atılmış oldu. (Suat Parlar- Osmanlı’dan Günümüze Gizli Devlet)
Bu boşluğun yaratılmasından suç ortaklığı yaparak ahlaken sorumlu olan ticaret burjuvazisi durumu değerlendirerek oluşan boşluğu doldurduğu gibi Rumlardan kalan gayrimenkullere de el koydu.
1964 yılında ise İnönü hükümeti Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasındaki gerginlik artınca misilleme amacıyla 1930 tarihli İkamet, Ticaret ve Seyrisefain Anlaşması’nı tek taraflı olarak feshederek tüm Yunan uyruklu Rumları ülkeden sınır dışı etti.
Rumların Türk bankalarındaki paralarına ve gayrimenkullerine el konuldu, sürülen Yunan uyruklu Rumların yanlarına sadece bir bavul ve 200 lira almalarına müsaade edildi.
Yaşlılar, engelliler ve hastalar da sürgün edildi. Ancak sürgün edilenlerle akrabalık bağı olan Türk uyruklu Rumlar da ülkeyi terk etmek zorunda kaldılar.
Yine azınlık vakıflarına ait gayrimenkuller hukuk dışı bir içtihatla gayrimüslimlerin elinden alındı. 8.5.1974 tarihli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının gerekçesinde: "Görülüyor ki Türk olmayanların meydana getirdikleri tüzel kişiliklerin taşınmaz mal edinmeleri yasaklanmıştır" denildi.
Gayrimüslim yurttaşlarını "Türk olmayanlar" olarak değerlendiren Yargıtay böylece bir bölüm Türkiye Cumhuriyeti yurttaşını yabancı sayarak etnik temele dayalı ayrımcılık yaratırken, ayrıca sembolik anlamda linçe tabi tutmuş oldu.
Kürtler açısından ise 1921’de Koçgiri’de başlayan süreç 1925 Şeyh Sait Ayaklanması, 1930 Ağrı Ayaklanması’yla devam etti,1937-1938 Dersim katliamıyla zirveye ulaştı. Şiddete ve baskıya dayalı asimilasyon politikaları hem Sünni hem Alevi Kürtlere uygulandı.
Linç, inkar, tenkil ve imha yöntemleri 1980’den itibaren şiddetlenerek uygulandı. Aramalarda, gözaltı merkezlerinde ve Diyarbakır Cezaevi’nde yapılan ağır işkenceler, dil yasakları, yargısız infazlar, köy boşaltmalar ve yakmalar bu politikanın örnekleri.
Bugün gelinen noktada önemli sayıda seçmen tabanı olan HDP’nin eski eşbaşkanları Demirtaş ve Yüksekdağ başta olmak üzere Kürt siyasetçiler tutuklanarak siyasetin dışına itildi. Bölge halkı PKK ile devlet güçleri arasında kalarak mağdur oldu. Kürt annelerin hak arayışlarındaki talepleri şiddet kullanılarak bastırılmakta.
Aleviler de tek din, tek mezhep anlayışına dayalı tekçi ideoloji karşısında aynı şekilde asimilasyona uğratıldılar.30 Kasım 1925’te çıkarılan kanunla tekke, zaviyeler ve türbeler kapatıldı, dinsel unvanlar yasaklandı. Cumhuriyetin ilanından ve Halifeliğin kaldırılmasından memnun olan Aleviler bu yasaklardan en çok etkilenen kesim oldu.
Alevi tekkeleri kapatıldı, Alevi dedeliği yasaklandı. Alevi dergâhlarının en eskisi olan Hacı Bektaş-ı Veli Dergâhı da bu kanunun kabulünden sonra kapatıldı,1964 yılında müze statüsünde açıldı ancak bu dergâh Alevilere geri verilmedi.
Tek din ve tek mezhep anlayışından hareketle Müslüman-Sünni inancını resmileştirecek olan Diyanet İşleri Başkanlığı kuruldu, Alevilerin inançlarını yaşama alanları sınırlandırılarak bu kurum üzerinden Sünnileştirilmeleri yönünde asimilasyon politikaları uygulandı. Kürt Aleviler ise ikili bir asimilasyona uğradılar.
Her ne kadar Sünnilerin camileri açık tutulup, harcamaları devlet tarafından karşılanmış olsa da Sünni çoğunluğun inanç alanı daima devletin denetim ve kontrolü altında oldu. Sünniler devletin kendilerine sağladığı bu ayrıcalığı dini inancın devletin denetim ve yönlendirmesinin yaratacağı zararlardan daha üstün tuttular.
Bu nedenle de Alevilerin, Diyanet İşleri Başkanlığı kuruluşu içinde yer almalarına devletin inanç alanında yarattığı rantı paylaşmamak için karşı çıktılar ve Alevilerin Sünnileştirilmeleri politikalarına ses çıkarmadılar.
Böylece rejim tekçi ideolojisini Sünni ve Alevileri bölerek ve birbirlerine karşı kullanarak sürdürdü İmparatorluktaki dinin devletin kontrolü altında tutulması ve devletin çıkarları doğrultusunda kullanılması anlayışı ve uygulaması cumhuriyette devletin laiklik adına dini kontrol altına almasıyla devam etmiş oldu.
Kuşkusuz çoklu bir toplumsal yapı üzerine oturtulan, ideolojisi tekçi bir anlayışa dayalı bir rejimin uygulamaları da tıpkı İttihatçı anlayış ve uygulamada olduğu gibi linç, tenkil, inkâr, imha, baskı ve şiddete dayalı politikalar olacaktı.
Komitacılık, devletin çeteler oluşturarak gizli şiddet uygulaması, tehlikeli sayılan azınlıkların tasfiyesi gibi yöntemleri kullanan Teşkilat-ı Mahsusa-İttihatçı geleneği aynen Cumhuriyete intikal ederek bugün karşımıza dikilmiş durumda.
Bu çizginin tarihsel akışının böyle cereyan etmesi ve ister istemez faşizan bir model oluşturması kaçınılmazdı. Bu çizginin çoğulcu bir siyasi-hukuki yapıya, gerçek bir demokrasiye ve hukuk devletine kapı açması beklenemezdi.
Rejim siyasi linç girişimlerini yazarlarına ve entelektüellerine de uyguladı. Sabahattin Ali’den Nazım Hikmet’e, Kemal Tahir’den Orhan Kemal’e, Muammer Aksoy’dan Uğur Mumcu’ya, Çetin Emeç’ten Musa Anter’e, Hrant Dink’ten Tahir Elçi’ye sonuçları farklı mağduriyetler yaşatıldı.
Nitekim yakın tarihimizde sayamayacağımız kadar linç girişimiyle karşılaştık.1980 askeri darbesi öncesi özellikle Milliyetçi Cephe hükümetleri döneminde çok sayıda katliam yaşandı.
1 Mayıs 1977’de Taksim’de toplananlara açılan ateş sonucu meydana gelen ölümler, 9 Ekim 1978’de TİP üyesi yedi gencin vahşice öldürülmesi, Alevilere yönelik linç amaçlı 1978 Maraş ve 1980 Çorum katliamları.
2 Temmuz 1993’de Sivas Madımak Oteli’nin önünde toplanan organize linç grubunun kışkırtmasıyla linç kültürüne sahip kitlenin oteli kundaklayarak çoğunluğu Alevi 33 yazar, ozan, düşünür ile iki otel çalışanının öldürülmesi rejimin linç kültürünün somut bir uygulamasıydı.
Magazin Gazetecileri Derneği'nin 10 Şubat 1999'de düzenlediği "Yılın En İyi 10 Müzik Yıldızı Yarışması" ödül töreninde Ahmet Kaya "Kürtçe şarkı söylemek, klip çekmek istiyorum" dediği için linçe uğradı ve hakkında soruşturma başlatıldı. Ödül gecesinde yaşanan bu olayın ardından Kaya, yurt dışına gitti ve 16 Kasım 2000 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu Paris'te hayatını kaybetti.
Mehmet Altan, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak yazdıkları ve söyledikleri sözler nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edildi.
Son dönemlerde Trabzon’da solcu gençlere, İstiklal Caddesi’nde kadın hakları savunucularına ve Cumartesi Anneleri’ne, LGBTİ hakları savunucularına, HDP binalarına yönelik linç girişimleri yaşandı.
Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik olarak planlanan ve uygulanan linç girişimi siyasi araç haline getirilen bu kültürün tipik bir örneği. Olayları yatıştırmaya çalışırken Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın saldırgan kitleye yönelik olarak söylediği” mesaj alınmıştır” ifadesi ve Devlet Bahçeli’nin “Türlü ihtimalin de tedbirini alarak gitmesi lazımdır” şeklindeki beyanı durumun vahametini göstermekte.
150 yıllık tarihsel süreç kısa yaşanan yalancı baharlar dışında devletin ve etkilediği kitlelerin siyasi linç girişimlerinin bugüne taşındığını göstermekte.
Freud’a göre kitleleri birleştiren en önemli unsurlardan biri liderin yapısıdır ve kitleyi oluşturan bireyler üst-egolarını bu lidere teslim ederler. Bu nedenle siyasi liderlerin söylemlerine dikkat ederek kendine bağlı kitleleri siyasi muhaliflerini linçe özendirecek itham edici, hedef gösterici beyanlardan kaçınmaları gerekmekte.
Yaşadığımız siyasi ve toplumsal olaylar şiddetin kültürel olarak toplumsal ve bireysel davranışlarımıza işlediğini gösteriyor. Şiddet ve linçin sıradanlaştığı bir toplum medeni olmayan bir kitle haline gelir.
Siyasetin dost-düşman ayrımına dayandığı kültürlerde, toplumsal yaşamın her alanında keskin bir kutuplaşmanın yaşanması kaçınılmaz. İktidar için çatışanlar, kurumları zapt edilmesi gereken kaleler gibi görmeye başlar, şiddet ve savaş bu kaleleri ele geçirmek için yapılır ve barış imkânsız hale gelir.
Yazarlar
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKAna muhalefet lideri Akşener mi olacak? 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARSavaş notları 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları





























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025
4.06.2025
25.05.2025
11.05.2025