Ümit KARDAŞ
Yoksulluğun pençesinden kurtulmak için yerini yurdunu terk edip sınır tellerini aşarak gittikleri ülkede kaçak yaşayan insanlar. Savaşta evleri başlarına yıkılmış, birkaç parça eşya ile komşu ülkelere sığınanlar. Dünyanın birçok bölgesinde göçün ve başka yerlere yerleşme çabasının oluşturduğu çaresizlik sahneleri yaşanmakta. Heidegger’in deyişiyle “evsizlik dünyanın kaderi olmaya devam ediyor.”
Göçerlik ve sürgün moderniteyi temellerinden sarsmakta ve bu kavramın sorgulanmasına yol açmakta. Dünya üzerindeki insan göçleri kenti dönüşüme uğrattığı gibi ulus-devlet sınırlarını yapaylaştırmakta ve modernliğin açıklama kalıplarını da geçersiz kılmakta.
Tek kimlik kurgularının parçalandığı, dilin melezleştiği, farklı tarihlerin birbirine girdiği bu hareketli dünyayı modernitenin gözlüğünden anlamak olanaksız hale gelmiş durumda. Göç, sürgün hali, marjinallik, melezlik ve evsizlik aslında Batı’nın rasyonel düşünme inancını bozguna uğratmakta.
Kuşkusuz 20. yüzyıl, dünya savaşları ve çatışmalar sonucu ölümler ve acılarla tahakküm ve sömürü altında geçti. Savaşlarda yaşanan göçler, mülteci durumuna düşen insanlar, yitirilen yaşamlar…
20. yüzyılın sonu ile 21. yüzyılın başında yaşadıklarımız bunlardan farklı değil. Bir işgal gücü ile başka bir işgal gücü arasında el değiştiren Afganistan... Savaşın, şiddetin evsiz, yoksul bıraktığı insanlar. Mayınlarda bacaklarını yitirenlerin uçaklardan atılan yapay bacakların peşinde koşmaları...
Irak’ın hile ve yalanla, enerji kaynaklarına el koyma amacıyla işgali... Ölen binlerce insan... Yaşanan insanlık trajedileri... Tarihsel birikimin yok edilmesi... Sağlanamayan iç barış...
Beyrut’un bombalanması ve evleri başlarına yıkılan insanların göçü... Filistinlilerin kamplarda bombalar altında süren yaşamları...
Türkiye’de köyleri, evleri yakılıp yıkılan ve zorunlu göçe tabi tutulan ya da zorunluluklarla kentlere göç eden yersiz, yurtsuz, işsiz Kürt kökenli insanlar... Türkiye’den göçmek zorunda bırakılan Ezidiler...
Ve daha dünyanın birçok yerinde yaşanan ve gündemimize dahi girmeyen çatışmalar, ölümler, göçler... Güzel bir gezegende yaşanan cehennem...
Son insanlık dramını Suriye’den göç etmek zorunda kalan insanlar yaşamakta. 2011 yılı Mart ayında başlayan meşru hak talepleri Esad rejimince kanlı bir şekilde bastırılmaya çalışıldı, barışçıl protestolara silahlı ve ölümcül müdahaleler yapıldı. Rejimin göstericilere doğrudan ateşli silahlar kullanması, Suriye’de bir iç savaşın başlamasına sebep oldu.
İç savaşın ortaya çıkardığı istikrarsızlık Suriyelilerin güvenli bölgelere zorunlu göç etmelerine neden oldu. 3.5 milyon civarında Suriyeli Türkiye’ye göç etti. Bu durum, göç edenleri ve göçü kabul eden ülkenin insanlarını her bakımdan etkiledi. İdlib’e yönelik harekâtlarla birlikte göç edenlerin sayısı artmakta.
27 Şubat’ta 34 askerin hayatını kaybetmesi üzerine iktidar, Batı'nın İdlib'de Rusya ve Suriye rejimi karşısında yeterli destek vermediği iddiasına dayanarak, Batıyı cezalandırıp zor durumda bırakmak amacıyla sınır kapılarını açtı ve bir anda on binlerce çeşitli milliyetlerden göçmen Edirne’deki Pazarkule sınır kapısına yığıldı.
İktidar, İdlib'deki saldırıyı, göçmen politikası nedeniyle kaybedilen seçmeni yeniden kazanmanın bir yolu olarak gördü. Rejimden koruduğunu iddia ettiği kadınları, çocukları kışın ortasında mekânsız, aç ve perişan bıraktı. Bir kısım göçmen derme çatma botlarla denizde yaşam savaşı vermekte.
Avrupa’nın şantaj kokan bu hamleye boyun eğmeyeceği açıktı. Yunanistan sınırdaki önlemlerini arttırarak göçe teşebbüs edenleri şiddetle Türkiye’ye itti. Nitekim AB sınır polisi Frontex, Türkiye'nin sınırlarını açmasının ardından Yunanistan sınırına yığılan ve Yunan adalarına geçmeye çalışan göçmen akınını durdurmak için harekete geçti.
Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nun alt komisyonu olan Göç ve Uyum Komisyonu üyesi HDP'li Ömer Faruk Gergerlioğlu, gözlemlerini şöyle anlatıyor : “Pazarkule sınır kapısına gittik ve gerçekten çok üzücü trajik görüntüler vardı. Binlerce insan ortalıktaydı. Gece gündüz 6 gündür buradalarmış. Gece hava çok soğuyormuş. Anneler, çocuklar, yaşlı insanlar da vardı. Gençlerin çoğu Pazarkule Sınır Kapısı'nda Yunanistan kapısına dayanmış durumdaydı. Çoğu Afgan olduğunu söylüyordu. Tahmin edildiği gibi Suriyeliden ziyade Afgan ve Afrikalı göçmenler gördük. Onlar kapıya yükleniyorlardı. Muhtemelen Yunanistan polisine taş atıp taciz ediyorlardı karşı tarafa geçmek için. Gözlerimizin önünde Yunanistan polisi de karşılık olarak gaz bombaları ve fişekler atıyordu. Tam biz oraya vardığımızda yaralanan insanlar gördük. Yaralılar acilen götürülmeye çalışılıyordu. Kafaları yarılan, göğsünden vurulan, bacaklarından kan akan insanlar gördük. Bir can pazarı yaşanıyordu.”
İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi Mülteci Hakları Alt Çalışma Grubu heyeti de söz konusu bölgedeki duruma ilişkin gözlemlerini bir rapor haline getirdi. Heyetin gözlemlerine göre iki bin civarında göçmen sınırda bekliyor.
Raporda bekleyenlerin çoğunluğunun Afganistan, İran ve Pakistan vatandaşı olduğu ama grupta Suriye, Nijerya, Kamerun'dan gelen kişilerin de bulunduğu ve bu kişilerin Türkiye'nin her yerinden gelen kayıtlı ve kayıtsız sığınmacılardan oluştuğu belirtiliyor.
Yunanistan polisinin sınırı geçmek isteyenlere müdahalesine ilişkin gözlemlerden "Yunanistan tarafından yapılan saldırılarda özellikle çocukların ezilme tehlikesi geçirdiği ve birçok kişinin gaz fişekleri ile yaralandığı aktarılmıştır. Ayrıca kara sınırından geçiş yapmayı başaran ve Yunan polisi tarafından yakalanan 200-250 civarında kişinin sopalarla dövülerek, paraları, telefonları ve ayakkabı bağcıklarını alınarak araçlarla Türkiye tarafına geri itildiği kaydedilmiştir” şeklinde söz edilmekte.
Raporda mültecilerin şartlarına ilişkin olarak “Aralarında kadın, çocuk ve yaşlıların da olduğu insanların üzerlerini kapatacak bir şey olmadan nemli ve soğuk zeminde oturdukları, uyudukları ve ısınmak için etraftan topladıkları odunlar ile ateş yaktıkları gözlemlenmiştir. Sivil toplum kuruluşları yiyecek dağıtımı yapmaktadır fakat alanda yeterli gıdanın olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca alan hijyen açısından kötü durumdadır ve güvenlik riskleri taşımaktadır” denilmekte.
Bu gözlemler karşısında Türkiye'nin öncelikle, yaşam hakkı ve kötü muamele yasağı çerçevesinde, sığınmacıların güvenli geçişlerinin sağlanması ve genel olarak düzensiz göçün teşvik edilmemesi noktasındaki sorumluluğu bulunmakta.
Savaşlarda kentlerin ve evlerin bombalanmasıyla, insanların toplama kamplarında işkenceler ve kıyımlarla son bulan bir yaşama mecbur edilmeleriyle ev güven içinde yaşanır bir yer olmaktan çıkmış, kullanılıp atılacak bir nesneye dönüşmüştür. Adorno’nun deyişiyle yerleşik ev geçmişte kalmıştır. “Kendi evimizi ev olarak görmemek, orada kendimizi evimizde hissetmemek ahlakın bir parçasıdır.”
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları


































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
13.12.2025
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025
4.06.2025