Yasin AKTAY
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ABD'de en üst düzey devlet protokolüyle karşılanıp ağırlanırken, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun kendisini ağırlayan AP Grubu başkanından yediği fırça aynı Türkiye'nin iki yüzünü mü gösteriyor? Ne yazık ki öyle, ama bu iki yüzün birbiriyle mütenasip olduğunu söylemek de o kadar mümkün değil. Normalde bugün ulaştığı liderlik performansıyla başbakanın partisine karşı ana muhalefet işini yürütenlerin de dışarıda hiç değilse yakın düzeyde bir ilgiyle karşılaşabiliyor olması gerekiyor.
CHP liderinin itibarını düşünmek, korumak, bunun gereğini yapmak tabii ki iktidar partisinin liderine düşmez. Bunu dert edecek olan ana muhalefet partisinin kendisidir. Başbakanın uluslar arası kulvarlarda hak ederek gördüğü ilgi ve teveccühe karşılık ana muhalefet partisinin gerçekten aynı kalitede alternatifler üretebilmesi gerekiyor. Teorik olarak bu bekleniyor en azından. Mukabil bir ilgi ve teveccüh görebilmesi ancak bu yolla mümkün olabilir herhalde. Yoksa başbakanın ulaştığı nüfuz alanından Kılıçdaroğlu için de bizzat ve münhasıran bir yer ayırması elbette gerekmiyor.
Doğrusu nasıl ülke içinde daha kaliteli bir iktidar için kaliteli, üretken, güçlü bir muhalefet gerekiyorsa uluslar arası alanda da Türkiye'ye bakanlar zaten çok başarılı buldukları iktidara muhalefet partilerinden de güçlü alternatifler görmeyi beklerler. Güçlü bir iktidar alternatifi görmeleri, emin olun Türkiye'nin itibarını daha da artırır. Ama makullükten hiçbir eser bulunmayan salt muhalefet olsun diye gerçekleri alenen çarpıtan bir muhalefet söylemi Türkiye'nin sınırlarının dışına çıktığı anda bütün trajikomikliğiyle sırıtmaya başlar. Bu haliyle Türkiye'nin ana muhalefeti herkesten önce aslında Türkiye'nin iktidar partisini utandırır.
Öncelikle söylemek gerekir ki, Türkiye'nin ana muhalefet partisi liderinin Avrupa'da karşılaştığı muamele, sevinilecek bir şey değil, niçin olursa olsun. Sonuçta azarlanan, ayar verilen, gerçeğe gözleri açılmaya çalışılan kişi bir Türkiye siyasetçisi, hem de ana muhalefet partisi lideri. Bir Türk siyasetçisinin yurt dışında siyasi muaşeret dersi almasını gerektirecek bir tutumun içine girmesi tabii ki çok daha acı.
Ana muhalefet partisi liderinin gerçeklik algısının veya muhalefet dilinin bu seviyelerde gezdiği bir Türkiye'de Recep Tayyip Erdoğan çapında bir liderin çıkması dışarıdan bakıldığında istisna veya tesadüf zannedilebilir. Bu durum dünyada Türkiye'nin genel geçer algısına Erdoğan'ın kattığı yüksek marka değerini bir hayli aşağılara çeker. Dünyaya son on yıldır Türkiye'nin Erdoğan sayesinde vermiş olduğu görüntü Türkiye siyasetçisinin de çok kaliteli, güvenilir, seviyeli ve başarılı olduğu yönündedir. Kılıçdaroğlu'nun aynı Erdoğan'ı Esad'la karşılaştıran ifadeleri bu görüntüye taban tabana ters. O yüzden Kılıçdaroğlu Erdoğan'ı batırayım derken o ifadeleriyle sadece kendisini batırmadı, Türkiye'nin siyasetçi imajını da batırdı. Belki sırf başbakana zarar olsun diye kendini feda etti.
Bir zamanlar ruh sağlığı ve sinir hastalıkları doktoru Mazhar Osman'a birilerinin 'deli' deyişine karşılık vermiş olduğu cevabı hatırlamanın yeridir: Hani cevap olarak 'sizin bana deli demeniz bir şey ifade etmez, ama ben size deli dersem, bu sizin kesin deli olduğunuzun bilimsel ifadesidir' demişti ya. Uyarlarsak, AP Sosyalist Grup Başkanı Hannes Swoboda'nın Kılıçdaroğlu'nun Erdoğan'a yönelik sözleri karşısında verdiği tepki bir bakıma bunu söylemiş de oluyor: 'Erdoğan hakkında senin söylediğin sözlerin bir kıymeti yok, ama güvenilirliğini kanıtlamış Türkiye başbakanının senin hakkında söylediği şeyler daha önemli'.
CHP liderinin gerçeklik algısıyla ilgili bir problemi olduğu çok açık, umarız, Sosyalist Grubunda karşılaştıkları tutum onları gerçekliğe bir nebze uyandırıcı bir etki yapar. Ancak yine korkarız ki sorun sadece gerçeklik algısıyla ilgili değildir. Daha doğrusu gerçeği başka türlü algılamaya zorlayan bir duygusal tutum sözkonusudur. Muhalefet etmek ile düşmanlık etmeyi birbirine çok kolay karıştırmaya yol açan duygusal tutum.
CHP ve Kılıçdaroğlu muhalefet etmiyor, düşmanlık ediyor. Düşmanlık ettiği için bir fikir geliştirmiyor, ülkeyi bir bütün olarak tasavvur edemiyor ve ülkenin bütün insanlarına aynı anda işe yarayacak makul projeler ve söylemler üretmeye çalışmıyor. Bütün siyasal söylemleri ülkeyi bir idiğeriini yok etmeye ahd etmiş iki veya daha fazla kampa bölünmüş olarak varsayıyor. Bu bakış açısı, o yüzden demokrasi yolunda iktidarı makul bir yolla ele geçirecek bir stratejik vizyona dayanmıyor. Aksine sadece hasmane duygularını ifade etmeye odaklanıyor. Bunun iyi tarafı, bu haliyle hiçbir zaman iktidara gelme ihtimali olmuyor. Ama kötü tarafı ülke içinde hiç giderilemeyen bir husumeti beslemeye devam ediyor olması.
Dünya alemin katil bildiği, kendi halkına karşı çoluk çocuk demeden katliamlar yapmakta olan Esad'ı şimdiye kadar yaptıklarından dolayı bir kere bile kınamadı. Kendi halkından 51 insanın hunharca katledildiği ve Esad tarafından planlandığı anlaşılan terör saldırısı karşısında bile Esad'a yönelik bir kınama ve eleştiri sözü duymadık ama Başbakanı Esad'la aynı kefeye koyan hasmane ifadeler dinledik. Bu ifadeler, Esad'ın bütün cinayetlerini aklama çabasından başka bir anlama gelmiyor. Ülkenin başbakanı bütün dünyanın vicdanını ayağa kaldırmaya, akan kanı durdurmaya, insana yaraşır bir çaba için varını yoğunu ortaya koyuyor. Kendi ülkesinde ana muhalefet partisini, bırakalım başka mevzuları, insanlık ortak paydasına bile getiremiyor.
Faşizmin, soykırımın, caniliğin her türünün sergilendiği bir vahşete karşı insani bir tutum sergileyemeyen bir ana muhalefet karşısında Türkiye adına utanılmaz da ne yapılır?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları




































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.06.2020
6.01.2019
16.10.2019
14.10.2019
9.09.2019
8.07.2019
8.07.2019
22.04.2019
1.02.2019
25.02.2019