Yasin AKTAY
24 Haziran seçimlerinin kuşkusuz en önemli belirleyicilerinden birisi Güneydoğu oyları olacaktır. Bütün adayların Güneydoğu oylarını, başka bir deyişle Kürt oylarını almak için bir özel bir hırsları var. Ama bu oyları almak için ne yapıyorlar? Özelde Kürtlere, genelde Güneydoğu’ya ne vaat ettiklerine bakıldığında, Kürt sorununun, ilginç bir biçimde HDP de dahil olmak üzere bütün partilerin söylemlerinde tüketilmiş görülüyor.
Açıkçası, Erdoğan’ın dışında kimse Kürt sorununa dair dişe dokunur bir şey söyleyemiyor. “Kürtlerin bir devleti var zaten, o devlet Türkiye Cumhuriyetidir” diyerek, Kürtlerin Türkiye’nin eşit vatandaşları ve sahipleri olduğuna dair gelinen noktayı en çarpıcı biçimde ifade ediyor. Emperyalistlerin PKK ve uzantılarına kurdurmaya çalıştıkları oluşumların bölgede barışı, huzuru yok edecek, işgale öncülük edecek bir fitneden başka bir anlamı olmadığını anlatıyor. Kürt sorunu konusunda geldiğimiz noktada işin başında değil sonunda olduğumuzu örnekleriyle anlatıyor. Kürtçeye yasak, Kürt kimliğine baskı, inkar ve asimilasyon politikaları tamamen bitirilmiştir. “Kürt olmaktan dolayı bir baskı ve zulüm hissine kapılan biri varsa, doğrudan bana gelsin”. Oysa şimdi Kürtleri esir almaya çalışan, onları emperyalist işgalin hedefi haline getirmeye çalışan teröre karşı koruma zamanı. Bir sorun varsa şu anda odur. Bakmayın Muharrem İnce’nin Diyarbakır mitinginde avazı çıktığı kadar bağıran ses tonuyla “Kürt sorunu vardır, tanıyoruz” bağırmalarına. O bağırtı o meydanda hiç kimsenin ne gönlünde ne kulağında en ufak bir karşılık bulmuyor. Bir defa CHP için 90 yıllık, Türkiye içinse AK Parti yönetiminden beri yani 16 yıllık bir gecikmişliği var o sözlerin. O sözler bugün Diyarbakır’da tamamen tarih-dışı, bağlam-dışı, daha doğru bir ifadeyle münasebet dışı kalmıştır. Çünkü Kürt meselesi konusunda söylenecekler söylenmiş, yapılacaklar da Erdoğan tarafından yapılmıştır.
2015 yılının 12 Ağustos’unda Erdoğan yine aynı meydanda “Kürt meselesi vardır ve çözeceğiz” dediğinde, o sözün sözler içinde bir yeri olmuş, yüreklerin ta derinlerine işlemiş, anlamını ve münasebetini Diyarbakır’ın her evinde, Kürtlerin her neferinin gönlünde, hafızasında, yaşadıklarında bulmuştu.
Tabi o sözleri duyup, bu sözler dolayısıyla küplere binen birileri de vardı. Kürtlere seksen yıllık mezalimi reva görenler, zaten baştan beri hiç hoşlanmadıkları Erdoğan’ı tasfiye için başka bir neden daha kaydetmişlerdi. Erdoğan Kürt sorununu çözebilmek için o müstebit ceberutları karşısına almış, onların hedefi haline gelmişti. Defalarca darbe teşebbüsünde bulundular, tek başına iktidar olan partisine kapatma davası açtılar, yine defalarca suikast girişiminde bulundular. Buna rağmen Erdoğan yılmadı, demokratik açılım dedi, çözüm süreci dedi, “gerekirse baldıran zehiri içerim, yeter ki bu sorun çözülsün” dedi ve işi bu noktaya getirdi. Şimdi “Kürt sorunu yoktur” dediği zaman, bu söz, geçmişte bu sözü söyleyenlerden çok daha farklı bir şekilde anlamını buluyor. Eskiden bu sözü söyleyenler bunu Kürtleri inkar için söylüyorlardı. Oysa Erdoğan bu alanda yapmış olduklarını anlatmak için söylüyor ve yerden göğe kadar haklı. O yüzden sözleri karşılığını buluyor.
O yüzden bugün HDP de dahil, diğer partiler ve adayların Kürtlere söyleyebilecekleri yeni bir şey vaat edebilecekleri herhangi bir şey yok. Kala kala Selahattin Demirtaş’a özgürlük talep etmek kalıyor.
KÜRT SORUNU ARTIK DEMİRTAŞ’A ÖZGÜRLÜKTEN Mİ İBARET?
Düşünsenize bütün bir Güneydoğu ve Kürt sorunu gelmiş buna dayanmış. Diyarbakır mitinginde meydanı dolduran kalabalıklar Muharrem İnce ne anlatırsa anlatsın tek bir slogan attılar “Sılho’ya özgürlük”. İnce’yi dinlemeye gelenlerin hiç birinin ona oy vermeyeceklerinin, hepsinin de HDP-CHP dayanışması adına orada olduklarının işareti olmak bir yana, Demirtaş’ın özgürlüğünün Kürtlere sunulacak bir hakka veya bir vaade dönüştürülmesindeki garabete bakar mısınız? Meral Akşener de, Temel Karamollaoğlu da, Muharrem İnce de Kürtlere “Demirtaş’a özgürlük”ten başka bir şey vaat etmiyor.
Kürt oylarını almak veya Kürtleri memnun etmek için “Sılho’ya özgürlük” vaat etmenin neredeyse yeterli görüldüğü bir anlayış Kürtlere ne verebilir? Sahi Demirtaş’ın hapisten çıkması gerçekten Kürtler için şu anda yaşadıkları bütün sorunlardan daha önemli bir mevzu mu?
Esasen Demirtaş, bu halkın 7 Haziran’da kendisine 80 milletvekili vererek sunduğu müthiş siyaset fırsatını değerlendirmek yerine, PKK darbesine maruz kalarak adeta PKK’nın siyasi sözcüsü konumunu kabul ettiği andan itibaren zaten hiç de özgür olmadığını, PKK’nın ve onun arkasındaki güçlerin elinde rehin olduğunu göstermişti. Siz dışarıdaki Demirtaş şu anda içerdekinden daha mı özgür zannediyorsunuz? Demirtaş şu anda hapiste olduğu için o güçler tarafından yeterince kullanılamıyor. Özgürlüğünün istenmesinin tek sebebi bu.
Yarım yamalak dramlarla onun neden içerde olduğu gözden kaçırılamaz. O siyasi bir rakip olduğu için hapiste değil. Bilakis sadece Kobani olaylarında yaptığı kışkırtmalarla en az 53 kişinin ölümünden sorumlu tutuluyor. O kışkırtma da arkasından gelen vahşi cinayetlerin hepsi toplumun gözlü önünde cereyan etti. Arkasından yine desteklediği hendek terörü, Suriye’deki kanton işgallerinin Türkiye’ye taşınması girişimleri ve bu esnada yaşanan katliamlardan dolayı yargılanıyor.
O yüzden Kürtler Demirtaş’a kendi emanetlerinin gereği olarak siyaset yapmak yerine siyaset imkanını terör örgütüne peşkeş çektiği için kızgınlar. Evlerini barklarını yıkarak, mahremine tecavüz ederek özyönetimcilik oynayan teröristlere siyasi sözcülük yaptığı için öfkeliler. Kürtleri temsil etmek yerine ülkeyi yabancı işgaline hazırlamaya çalışan terör örgütleriyle arasına hiçbir mesafe koyamadığı için kızgınlar.
Hem kızgınlar hem acıyorlar, çünkü bütün bunları kendi iradesiyle yapmadığını da biliyorlar.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları




































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.06.2020
6.01.2019
16.10.2019
14.10.2019
9.09.2019
8.07.2019
8.07.2019
22.04.2019
1.02.2019
25.02.2019