Yıldıray OĞUR
Pandemi yasaklarından değil, AİHM kararlarından bahsediyorum.
Nasıl yasaklar sadece bebek sahillerinde dolaşanları, hafta sonu babasıyla para çekmeye, poğaça almaya çıkmışları, sıradan insanların cenazelerini bağlıyor ama iktidar partisi kongrelerini, hafta sonu yapılan hocaefendi cenazelerini bağlamıyorsa AİHM kararları da öyle...
Hoşa gitmeyen Anayasa Mahkemesi kararları, yerel mahkemeleri bağlamadığı gibi, hoşa gitmeyen Osman Kavala, Selahattin Demirtaş gibi AİHM kararları da Türkiye’yi bağlamıyor artık.
1987’den beri Türkiye’yi bağlayan AİHM kararları şimdi ne oldu da bizi bağlamamaya başladı diye şüpheye düşenler olursa en olmaz hukuki içtihatlar konusunda “Better call Saul” performansı gösteren devrin başhukukçusu başdanışmana sorabilirler.
Muhakkak bir zamanların favori yemeği patlıcanın neden artık berbat bir sebze olduğuna makul bir izah bulunacaktır.
Fakat hala bağlayıcı olan AİHM kararları da var.
Adamına göre, ihtiyaca binaen bazı AİHM kararları bir anda mahkemeleri bağlayıveriyor.
Mesela 1997’de Hollandalı stajyer avukat Peter M. Steur’un ceza almasına neden olan bir hakaret davasını taşıdığı AİHM’in 2003’de verdiği “kamu görevlileri icra ettikleri eylem ve sözlerine karşılık eleştirilere karşı daha fazla hoşgörü göstermeliler” kararı ya da 1994’de Slovakyalı gazeteci Andrej Hrico’nun bir hakim hakkında dergisinde yaptığı yayınlar yüzünden aldığı cezayı taşıdığı AİHM’in 2004’de verdiği “sarsıcı olan eleştiriler de eleştiri hakkı ve ifade özgürlüğüne girer” kararı gibi...
Bu kararlar 2014-2019 arasında Cumhurbaşkanı’na hakaretten açılan 29 bin 839 davadan 9 bin 556’sının mahkumiyetle bitmesine engel olamadı. O davalara bakan mahkemeleri genelde bağlamadı.
Ama bazı davalarda mahkemeler bir anda AİHM’in bu kararlarını hatırlayıveriyorlar.
Örneğin geçen ay daha çok çakarlı arabayla adliyeye girişi haber olan Alaattin Çakıcı’nın Kırıkkale Adliyesi’nde görünen davasında savcı AİHM’in bu kararlarını hatırlayıverdi.
Dava, Çakıcı’nın Başbakanlığı döneminde Ahmet Davutoğlu’na yazdığı bir mektupta ettiği hakaretler üzerine açılmıştı.
Bugün Cumhurbaşkanı, bakanlar ya da üst düzey devlet erkanından birine söylenmesi halinde bir kaç saat sonra kapınızın kırılıp gözaltına alınmanıza neden olabilecek sözlerdi bunlar.
Ama bu sözler bir kaç saatliğine bir Norveç şehrine dönen Kırıkkale’de ifade hürriyeti sayıldı.
Savcı mütalaasında beraat isterken de bunu AİHM kararlarına dayandırdı:
“Sanığın suça konu sözleri sarf ettiği mektubun yazıldığı dönemde müşteki Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun Başbakanlık görevini yaptığı ve ilgili AHİM kararları ve Yargıtay kararları dikkate alındığında kamuya mal olmuş kişilerin diğer kişilere göre eleştirilmesinin daha geniş kapsamda ele alındığı görülmüştür. Bu sebeple sanığın... beraati talep olunur...”
Yani AİHM’in Hollandalı avukat, Slovakyalı gazeteci için verdiği ifade hürriyetini genişleten kararlar, Alaattin Çakıcı’nın ifade hürriyeti söz konusu olduğunda yine bağlayıcı oldu.
Bu anlık aydınlanma halinin son örneği geçen hafta yaşandı.
AİHM, Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin HDP milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkında 2.5 yıllık mahkumiyeti onadığı kararda da tekrar bağlayıverici oldu.
Önce bir parantez açıp cezanın içeriğine bakalım.
Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşmesine neden olabilecek cezanın gerekçesi 2016 yılındaki bir PKK açıklamasını haber yapan T24’ün linkini paylaşmak. Haber hala sitede ve hakkında herhangi bir dava da açılmamış.
Üstelik açıklama devlete bir barış çağrısı, içeriğinde şiddeti teşvik eden ya da öven bir ifade de yok.
Eğer bu linki paylaşmak terör propagandasıysa, Karayılan’ın Kandil’deki geri çekilme basın toplantısını canlı yayınlamak, ana haberlerde uzun uzun göstermek, Öcalan’ın Nevruz mitinglerindeki mektuplarını canlı olarak vermek, TRT dahil bütün kanalların canlı yayınladığı Dolmabahçe Zirvesi’nde yine Öcalan’ın çağrısının okunması ve son olarak 23 Haziran İstanbul seçimleri öncesinde Öcalan’ın HDP’ye tarafsız kalma mektubunu gece yarısı son dakika gelişmesi olarak haber yapıp, sosyal medyasından duyuran Anadolu Ajansı’nın yaptığı ne oluyor acaba?
Üstelik bu karar, terör propagandası suçunun hem anayasa değişiklikleri hem de TMK’daki değişikliklerle eylem ve şiddet şartıyla sınırlandırılmasına, Yargıtay’ın bu konudaki net içtihatlarına rağmen verildi.
Zaten 22 sayfalık karar metninin 16 sayfası bu karara katılmayan daire üyesinin yazdığı şerh.
Özetle hakim bey uzun şerhinde “Bu karar 1982 Anayası’nın ilk haline uygundur ama biz sonra Anayasa’yı ve ceza yasalarını değiştirdik farkında mısınız” diyor.
Ancak 12 Eylül’de böyle bir karar verilebilirdi demeye getiriyor.
Ama Yargıtay 16. Ağır Ceza Dairesi, kendi hukuk standartlarının bile altındaki bu kararı bir AİHM kararına dayandırdı.
Bundan 61 yıl önce verilmiş, henüz AİHM’in yerinde Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’nun olduğu dönemlerden bir karara.
Okuyalım:
“Yargısal içtihatlara bakıldığında; Anayasa Mahkemesi 29.01.2008 tarih 2002/1 Esas, 2008/1 Karar sayılı kararında; düşünce açıklamalarının Anayasanın 14. Maddesi kapsamında kötüye kullanma olarak değerlendirilebileceğini, ancak her düşünce açıklamasının değil, demokratik yasam için doğrudan açık ve yakın tehlike oluşturan düşünce açıklamalarının bu kapsamda olduğunun değerlendirilmesi sonucuna varmıştır. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin yerleşik içtihatlarında, terör örgütü̈ propagandası suçunun Anayasanın 14. maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanımı olduğuna vurgu yapılmıştır. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin yerleşik içtihatlarında, terör örgütü̈ propagandası suçunun Anayasanın 14. maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanımı olduğuna vurgu yapılmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Da Becker/ Belçika, B. No: 214/56, 27.3.1962 tarihli kararında "demokratik sisteme yönelik tehdidin ağırlığı ve süresi ile sıkı sıkıya orantılı bir şekilde kullanılmalıdır" demek suretiyle Anayasanın 14. maddesinin Devlete verdiği yetkinin çerçevesini çizmiştir.”
Fakat insan hakları hukukçusu Kerem Altıparmak’ın Twitter hesabından yazdığı gibi bu kez bağlayıcı oluveren 61 yıl önce Avrupa İnsan Hakları Komisyonu kararında da aslında öyle bir şey demiyor.
https://twitter.com/KeremALTIPARMAK/status/1363171155247513601
61 yıl önceki davayı açan kişi Da Becker değil, De Becker.
Raymond De Becker, Belçikalı faşizan eğilimli bir gazeteci. Mayıs 1940’da Naziler Belçika’yı işgal ettiğinde Le Soir gazetesinin genel yayın yönetmeni. O dönemin tabiriyle Nazilerin “entelektüel işbirlikçi”lerinden biri.
Savaş bitip, Belçika işgalden kurtulduktan sonra vatana ihanetten yargılanıp önce müebbet hapis cezasına ardından 18 yıl ağır hapis cezasına çarptırılmış. 1951’de ülkeyi terkedip Fransa’ya gideceğini garanti ederek serbest bırakılmış. Ömür boyu oy kullanma, siyaset, gazetecilik yapma, şirket kurma haklarından mahrum edilmiş. Paris’e yerleşen De Becker de haklarını geri almak için hukuki mücadeleye başlamış. Bu arada okülist gruplarla takılmış, cinsel özgürlük üzerine yazıp çizmeye başlamış.
Belçika hükümetine karşı hukuk mücadelesini o sırada yeni kurulan ve sonra yerini AİHM’e bırakacak Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na taşımış.
Ama Altıparmak’ın yazdığı gibi ne komisyonun raporunda ne de kararında ifade hürriyetinin kullanımını sınırlamak üzere Yargıtay’ın alıntıladığı “demokratik sisteme yönelik tehdidin ağırlığı ve süresi ile sıkı sıkıya orantılı bir şekilde kullanılmalıdır" gibi bir cümle geçmiyor.
http://echr.ketse.com/doc/214.56-en-19620327/view/
Tam tersine savaşın bitmesine rağmen hala De Becker hakkında hak kısıtlanmalarının devam etmesini komisyon ölçüsüz buluyor, 1961’de Belçika yasaları değiştirip bu hak mahrumiyetleri giderilince de dosya düşürülüyor.
Yani aslında ifade hürriyetini daraltan değil, genişleten bir karar bu.
Altıparmak’tan okuyalım:
“Rapor diyor ki Nazizmi veya benzeri bir doktrini savunduğu gösterilemeyen başvurucunun hakları 17. maddeye dayanarak sınırlandırılamaz. Gergerlioğlu'nun haber paylaşarak mahkum olduğu davada dayanak olan karar bu. 61 yıl öncesinin AİHK'i bugünün Yargıtay'ından çok daha özgürlükçü.”
Yani 61 yıl önce eski bir Nazi sempatizanı için bile Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’nun ifade hürriyeti lehine verdiği karar, bugün Türkiye’de insan hakları mücadelesinin en önde gelen isimlerinden biri olan Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun ifade hürriyetinden hapis cezası almasına gerekçe yapılmış oldu.
Avrupa’da savaş sonrası insan haklarını ileri götürmüş bir karar, Türkiye’de insan haklarının geriletilmesi için kullanıldı.
Ne güzel bir bağlayıcılık bu!
Bu kararla adamına göre, ihtiyaca göre hukukta yeni bir aşamaya geçmiş olduk.
Umarız Türkiye’ye bunu layık görenler bir gün başları derde girdiğinde Ömer Faruk Gergerlioğlu gibi mazluma kimliğini sormadan imdatlarına koşacak, seslerini duyuracak insan hakları aktivistlerini, milletvekillerini bulabilirler...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları








































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026