Yıldıray OĞUR
PKK meselesinin içine Kuantum fiziğini sokup 50 senede zor bela çözülen meseleyi karmaşık hale getirmek gibi bir derdim yok.
Kedi analojisine gelmeden önce dün Kandil’deki PKK basın toplantısının az konuşulan bir yerinden başlayalım.
Açıklamayı okuyan Sabri Ok’tan.
Sabri Ok, PKK’nın ilk kadrolarından bir isim.
1984 Eruh saldırısının planlayıcısı olduğu iddiasıyla hapse girdi ve tam 20 yıl hapiste kaldı.
PKK’nın 20 yıl boyunca cezaevi sorumluluğunu yaptı.
İlk olarak 1997’de devlet PKK ile müzakerelerde hapishanedeyken onunla görüşmeye başladı.
2005’de cezasını bitirip tahliye oldu.
Ve çok ilginç bir şey yaptı: Askere gitti. Manisa’da askerlik yaptı. Çünkü Türkiye’de kalmak istiyordu, o sıralarda kurulan Demokratik Toplum Partisi’nin kuruluşuna yer almış, hatta yöneticileri arasında da olabilirdi.
Tam o sıralarda Erdoğan Diyarbakır’a gidip Kürt meselesi benim meselem demişti. MİT’in PKK ile temasları başlamıştı.
Görüşülenlerden biri de daha önce de devletin hapisteyken görüştüğü Sabri Ok’tu.
Bunu nereden biliyoruz?
Emniyet İstihbarat eski Daire Başkanı Sabri Uzun’un hatıratından.
Sabri Uzun, 2005’de Sabri Ok’u Ankara Söğütözü Saklıbahçe Parkı’nde MİT’çilerle otururken görmüştü:
“İşletme sahibi, çok cesur ve insancıl bir kişiydi. 'Heyecanlanmayın, o şahsın yanındakiler MİT'çiler dedi. Şu masalara oturanlar da sizin İstihbarat polisleri' diyerek iki üç kişiyi işaret etti. O gün MİT, görevlileriyle Sabri Ok'u birlikte görünce, PKK terörüne siyasi çözüm arandığını anladım ve büyük mutluluk duydum. Ancak istihbarat polislerinin MİT görevlilerini takip ediyor olmasına da üzüldüm..."
Ama Emniyet’in MİT’i takibi daha sonra üç ayrı şehirde itirafçılar üzerinden Ok hakkında açılan davalara dönüştü.
Ve Ok da Nisan 2007'de pasaportuyla Türkiye'den ayrıldı.
Sonra adını nerede duyduk?
2010’da PKK ve MİT’in Oslo’daki görüşmelerinden sızan ses kaydında.
Oslo’ya getirilen PKK liderlerinden biri de Ok’tu.
Hatta şöyle bir diyalog vardı ve o yıllarda çok haber olmuştu:
"Mustafa Karasu: Ben şuna inanıyorum devlet istesin şu anda bizi uçağınıza alıp götürebilirsiniz isteseniz.
Afet Güneş: Kesinlikle. Ben diyorum gelin götüreyim.
Mustafa Karasu: İsterseniz götürürsünüz.
Afet Güneş: Götürürüm tabii.
Afet Güneş: Şu an götürürüm yani bir sakınca yok.
Mustafa Karasu: Demek ki o zaman Önderlikle görüşme sorunu da yok.
Sabri Ok: Benim hakkımda iddianame hazırlandığı söyleniyor. Bir tarafta kapatılırken bir tarafta açılıyor.
Afet Güneş: Hep söyleniyor yani. Bir dosyanın tamamlanması adına yapılan operasyonlar.
Mustafa Karasu: Sabri arkadaş hakkında dava açılmış. Niye açılıyor biri kapatılırken. Şimdi Sabri arkadaşı gönderebilir miyiz.
Sabri Ok: Karasu'yu göndereceğiz.
Afet Güneş: Karasu yeter bize."
Masada bu diyaloglara kadar varan Oslo görüşmeleriyle de mesele çözülemedi.
Kandil’deki basın toplantısında PKK’nın Türkiye’den tamamen çekildiği açıklamasını da Sabri Ok yaptı.
Yani karşımızda devleti çoğumuzdan daha yakından tanıyan, 30 yıldır da devletle çözüm için müzakerelerin içinde yer almış biri var.
Yani karşımızda dün başlamış, kimsenin birbirini tanımadığı bir mesele yok.
Kimse kimseyi kolayca kandıramaz.
70’lerine dayanmış, 20 yılı hapiste geri kalanı dağda geçmiş bir adam için de 50 yıl sonra örgütünün kendini fesh etmesi, silah bırakmak, militanlarını geri çekmek kolay verilecek kararlar değil.
Çünkü bunlardan geri dönüş zor.
Bir kere silahın devri geçti deyip kendini fesh eden ve silah yakan bir örgüt bir daha dağa silahlı mücadele için adam götüremez.
Dağda örgüt kalmamış, gerillacılığın çağının hem siyaseten hem de teknolojik olarak geçtiği bir dönemde üstelik…
Ama dün bu basın toplantısını izleyenlere göre “tiyatro bunlar”
Uzun süredir yaşanan her şeye ilk refleks olarak “tiyatro” diyen güvensiz vatandaşlar ülkesinde bir meseleyi gerçekten çözmek kolay değil.
Özellikle de ülkede birlik hissi ve iyi şeyler olabileceğine inanç bu kadar diplerdeyken…
Ama 50 yıllık bir örgüt bütün bunları Pazar günü serpme kahvaltı sofrasında oturmuş bazı vatandaşları kandırmak için de yapıyor olamaz.
Ama işte o vatandaşların da ikna edilmesi gerekiyor.
İşte bu adımlar biraz da o vatandaş için atılıyor.
Çünkü esas zor kısım olan devletin adımı için toplumun rızası önemli.
Nihayetinde bu süreci siyasetçiler yürütüyor.
Devlet ise tabii ki bu adımları tiyatro olarak görmüyor.
Herhalde kimse PKK’nın devleti, devletin de PKK’yı kandırabileceğini, herşeyin gözümüzün önünde olduğunu, bunca riskin sadece bir grup vatandaşı kandırmak için alındığını düşünmüyordur.
Yani izlediğimiz bütün adımların bir arkaplanı var ve bu adımlar devlet ve örgütün müzakerelerinin bir sonucu.
Biz her seferinde bir müzakerenin sonucunu görüyoruz. Başlangıcını değil.
Ama devletin de PKK ile müzakere geçmişi çok güven verici değil.
Özellikle de son çözüm sürecinde PKK, süreci Suriye için yakıp çıktıktan sonra…
Devlet tarafı bu yüzden Öcalan’dan silah bırakma çağrısı değil, fesih çağrısı istedi. Örgütün silah bırakması da bir teyit mekanizmasına bağlandı.
Dünkü basın toplantısı bu teyit için yapıldı demek yanlış olmaz.
Teyit mekanizması MİT ve TSK’dan oluşuyor.
Bu iki kurum, PKK’nın silah bırakma sürecini izleyip, teyit edecek ve devlete “ Evet PKK silah bırakma iradesinin gereğini yerine getiriyor” diye özetlenecek bir rapor sunacak.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un geçen hafta bir konuşmasında anlattığı üzere; bu teyit üzerine top MGK’ya gelecek.
MGK, kendini fesh eden PKK’yı terör örgütleri listesinden çıkarma tavsiye kararı alacak. Buna da tescil deniyor.
Devlet teyit için PKK’dan aslında üç adım atmasını bekliyor.
Türkiye’den militanlarını çekmek bunun ilki.
Bunu hiç küçümsememek gerekir. PKK, Öcalan’ın çağrısıyla 1999’da ve 2013’de iki kez Türkiye’den çekilmeye çalıştı ama bu tam olarak başarılamadı.
Peki diğer iki adım ne?
Diğer adımlar da Türkiye’de PKK’nın gerçekten silah bıraktığıyla ilgili kanaati büyütecek adımlar olacak.
Onların da yakın zamanda atılması bekleniyor.
(15 gün önce bu köşede Ekim sonu PKK’nın silah bırakma süreci için bir adım atacağını yazdığımı ve o yazının altındaki fazla şüpheci Karar okurlarının yandaşlık ve saflık kelimelerini her zamanki gibi bonkörce kullandıkları en kibar tabirle fazla iddialı yorumlarını hatırlatmak isterim.)
Bu adımlar atıldığında teyit ve tespit kısmı geçilecek ve top Meclis’e gelecek.
Böylece Meclis, “münfesih örgüte özgü bir yasa” için düğmeye basacak.
Sabri Ok’un açıklamasındaki en dikkat çekici bölüm de bu yasayla ilgili kullandığı kavramların tanıdık olmasıydı.
Şöyle dedi:
“Çok açık ki biz 12. Kongre Kararlarına bağlıyız ve uygulamakta kararlıyız. Ama bunların pratikleşmesi için de yine PKK 12. Kongresinin aldığı kararlar doğrultusunda sürecin gerektirdiği hukuki ve siyasi yaklaşımlar gecikmeden gösterilmelidir. Bu çerçevede PKK’ye özgü Geçiş Hukuku esas alınmalı, demokratik siyasete katılabilmek için gerekli özgürlük ve demokratik entegrasyon yasaları gecikmeden çıkarılmalıdır.”
Büyük harflerle “Geçiş Hukuku” kavramı, Mehmet Uçum ve Feti Yıldız’ın hazırlanacak yasayla ilgili açıklamalarından tanıdık gelmiş olmalı.
Örgütün de aynı kavram setini kullanması, aslında kameraların dışında devam eden müzakerelerin boyutu hakkında bir fikri veriyor.
Basın toplantısını izleyen bir gazeteciyle konuştum, oradaki havayı şöyle anlattı:
“Sabri Ok, toplantı sonrası tahrik edici soruların hepsine gayet yapıcı cevaplar verdi. Türkiye adım atmıyor, hep siz adım atıyorsunuz diye bir soru geldi, sonra Türkiye adım atmazsa ne yapacaksınız diye sordular, Öcalan’ın özgürlüğü üzerinden soru sordular fakat hepsine de cevabı olumluydu. Süreci zora sokacak cevaplardan kaçındı. Sanki bu “barış süreci” denilen şeyi özümsemişler.”
Özellikle Kürt medyasının süreci ve devletin samimiyetini sorgulayan sorularına Ok, pozitif cevaplar verdi.
Mesela eve dönüş yasasıyla ilgili soruya şöyle dedi:
“Sürecin özgünlüğüne uygun şekilde hukuksal bazı adımların atılması gerekiyor. Karşılıklı adımlar atıldıkça süreç ivme kazanarak gelişecek. Sürece özgü yasalar istiyoruz, herhangi bir af değil. 50 yıllık bir mücadele bugüne kadar geldi, önder Apo'nun çok büyük gayretleriyle çok önemli bir aşamadayız şimdi. Sadece buna mahsus özel düzenlemeler olabilir. Umarız yetkililer de üzerine düşen sorumluluğu yerine getirir.”
Peki, Sabri Ok ve yanındakiler kim olarak konuştular basın toplantısında?
“Kürt Özgürlük Hareketi Yönetimi” olarak…
Çünkü PKK artık yok. PKK, 12. Kongresi ile kendini fesh etti. Bu yüzden artık PKK’lılar PKK titri ve adını kullanmıyorlar.
Mesela Duran Kalkan, bu adımı iki hafta önce duyuran açıklamasını Abdullah Öcalan Sosyal Bilimler Akademisi üyesi olarak yaptı.
Ama elinde silahlarla Türkiye’den gelen militanlar tabii ki hala PKK’lı.
Çünkü bir geçiş evresindeyiz.
PKK, Meclis’ten geçecek yasayı silah bırakmanın bir şartı olarak ileri sürmüyor. PKK önce kendini fesh edip, silah bırakma kararını verdi.
Ama tamamen silahları bırakıp, dağdan inebilmeleri için yasaya ihtiyaçları var.
Devlet de o adımı atmak için PKK’nın silah bıraktığından emin olmak istiyor.
Şu anda bu fetret dönemindeyiz.
O yüzden kendini fesh eden ve silahlarını sembolik olarak yakan PKK’nın hala Türkiye’de silahlı militanları var.
Ama bu olan biteni bir tiyatro ya da aldatmaca yapmıyor.
PKK’nın bu durumu işte Kuantum fiziğinin meşhur Schrödinger'in kedisi deneyine benziyor.
Kedi hem var hem de yok. Hem ölü hem de sağ.
PKK kendini fesh etti, silahlara veda mesajı için tören yapıp yaktı ama PKK’lıların ne olacağıyla ilgili kararı Meclis verecek.
Meclis’ten yasa çıkana kadar PKK’lılar adı PKK olmayan ve silah bırakmış bir örgütün silahlı militanları olarak kamplarda yaşayacaklar.
Çünkü gidebilecekleri başka bir yer yok.
Dağlarda silahlarını atarak yaşamayı da herhalde onlara kimse tavsiye etmiyordur.
Bir geçiş anındayız.
PKK da hem var hem de yok.
Devlet teyit mekanizmasıyla kutuyu açıp bakana kadar durumu sadece Kuantum fiziği ile açıklayabiliriz.
Ama bir yıldır izledikleri bunca şeye rağmen hala her şeye tiyatro diyenlerin durumunu açıklamak daha zor.
Perde kapandığında bile salondan gitmeyecek gibi bir tutku bu sanki…
Yazarlar
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları





































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025