Yıldıray OĞUR
“Çünkü isyanın ilk aşamasında öldürmek gereklidir: Bir Avrupalıyı öldürmek bir taşla iki kuş vurmak, tek bir atışta hem ezeni hem de ezileni yok etmektir: Geriye bir ölü ve bir özgür insan kalır.”
Frantz Fanon’un, 36 yaşında kanserden ölmeden birkaç gün önce basıldığını gördüğü, Filistin Kurtuluş Örgütü’nden Tamiller’e, Kara Panterler'den Che’ye kadar silahlı mücadele veren hareketlere ilham kaynağı olan Yeryüzü’nün Lanetlileri’nin önsözünden Sartre’ın empati sınırlarını zorladığı satırlardı bunlar…
Doğu’da kolonyalizme karşı silahlı bağımsızlık hareketlerinin, Batı’da devrimci şiddetin ahlaki olanı belirlediği 60’ların havasında yazılmış önsöz, kitabın kendisinden bile sertti.
Duyarlı sol aydın duruşuyla, şiddet övgüsünün sınırlarının belirsiz olduğu o günler neyse ki geride kaldı.
Çünkü kitabın sadık okurlarından çoğu silahı bıraktı. Brezilya’da silahlı devrimci örgüt Colina’nın eski bir üyesi şu anda cumhurbaşkanı. Kitabın en çok etkilediği El Fetih, artık siyasi bir örgüt. 72 Münih Olimpiyatı katliamını yapan Kara Eylül grubuna parasını veren Ebu Mazen ise barış görüşmeleri yürüten ılımlı bir devlet başkanı. FARC gerillaları barış masasında, Filipinler’de Morolu isyancılar da. 68’in öğrenci lideri şimdi Sartre öldürülmelerinin teorisini yaptığı Avrupa’yı birleştirmeye çalışan bir politikacı.
Bugün Sartre’ın bu satırları ancak IŞİD’çilere ilham kaynağı oluyordur. Bir de üçüncü dünyacılığın hâlâ itibarlı olduğu, devrimci şiddetle hâlâ yüzleşememiş, hâlâ ezilen-ezen şiddet ayrımlarıyla boğuşan, Türkiye’deki arkaik sola.
Çünkü kitabın ilk elden muhatabı PKK da artık barış masasında.
Hatta 30 yıldır Fanon’un kitabında tarif ettiği gibi silahla mücadele eden silahlı örgütün liderinin elinde, artık Fanon’a ve Sartre’ın şiddet övgüsüne en sert reddiyeyi yazmış Hannah Arendt’in kitapları var.
15 yıldır kaldığı cezaevinden örgütü sahada yenildiği için değil, kandırıldığı için hiç değil (kolay kandırılabilseydi herhalde bunun için 15 yıl beklenmezdi) bunun, örgütü için daha doğru olduğunu düşündüğü için, zamanın ruhu bunu gerektiriyor diyerek iki yıl önce silahlı mücadele döneminin kapandığı ilan etti. Ve son mesajında Mart-Nisan aylarında örgütüne silahsızlanma talimatı da verebileceğinin sinyalini verdi.
Peki 34 yıl önce Kürdistan’da Zorun Rolü diye kitap yazıp silahlı mücadelenin teorisini yapmış bir örgütün lideri silahlara veda noktasına gelmişken, ülkenin sol entelektüelleri, sivil toplumu ne yaptı?
Neredeyse hiçbir şey. Çözüm sürecinde sivil toplum ve aydınlar devletin gerisine düştü.
O yüzden görüştüğü PKK liderlerine şu cümleleri kurmak da MİT müsteşarına kaldı:
“BEN DEMOKRATİK MÜCADELE İÇERİSİNE GİRİP DE DÜNYADA SONUCUNA ULAŞAMAMIŞ HİÇBİR HAREKET GÖRMEDİM. BAKIN DÜNYA SİYASİ TARİHİNE DEVRİMLER TARİHİNE GANDİ'DEN TUTUN DA POLONYA'DAKİ İŞÇİ HAREKETİNE EFENDİME SÖYLEYİM GÜNEY AMERİKA'DAKİ HAREKETLERE VARANA KADAR BAKIN DEMOKRATİK SİYASİ MÜCADELE VERİP DE MEŞRU KABUL EDİLEBİLİR EVRENSEL HEDEFLERİNE ULAŞAMAMIŞ HİÇBİR HAREKET GÖRMEDİM. BUNA AMERİKA DA FRANSA DA HER YER DAHİL AMA BURADA MEŞRU YOL KULLANANLAR. ŞU AN ORTA DOĞU DA BÖYLE YANİ. BAKIN İSRAİL'İN İMAJI YERLE BİR OLMAYA BAŞLIYOR MEŞRU ÇİZGİDE DURAN FİLİSTİN HAREKETİ DAHA DA GÜÇ KAZANIYOR. AMA GAYRİMEŞRU ARAÇ KULLANAN İNGİLİZCEDE IRRELEVANT DİYORLAR ARTIK VAR OLAN SOSYAL DOKU VE SİYASAL ŞARTLARA UYGUN HAREKET ETMEDEN EYLEM GÖSTERDİĞİNİZ ZAMAN BİR ŞEY OLMUYOR” (Oslo kayıtlarından)
Haksızlık etmemek gerek. Uzun yıllar Türkiye’de Kürt meselesine sadece sol duyarlılık gösterdi. Devletin insan hakları ihlallerinin karşısında Sartre, Fanon okuyanlar durdu. Bu aynı zamanda ezilenlerin şiddetine karşı bir körlüğe neden oldu ama devletin meşru-gayrimeşru şiddetinin hiç sorgulanmadığı devirlerde bu öldürmelerden öldürme seçiciliğin göze batması, ayıplanması lükstü.
2005’te AKP hükümetinin Kürt meselesi defterini açmasında da o dönemde Başbakan’ı ziyaret eden aydınların, STK’ların büyük katkısı oldu. Açılım toplantılarına katılarak, Akil İnsanlar Heyetine girerek bu desteklerini sürdürenler oldu. Ama azalarak.
Önce ve her zaman “bunlar samimi değil”. Barış ancak bir ÖDP-Yeşiller koalisyonunda mümkündü. Yoksa bunlar “İslamcı, milliyetçi, millet-i hakimeci”ydi. Özleri kötü, zihniyetleri barışa uygun değildi.
Sonra “bunlar milliyetçiliğe oynuyorlar” geldi. Her geri açıklamada, geri adımda hiç bıkmadan… Hatta Barzani’nin gelip Kürtçe konuştuğu AKP kongresini Alparslan’dan bahsedildi diye Türk-İslam sentezcisi ilan eden kendi doğrularının esiri olmuş bir dar kafalılıkla…
Peki ya seçimleri milliyetçilik oynamadan, çözümden bahsederek kazanınca?
O zaman da B planı devreye girdi: “Seçimlere kadar ateşkes işlerine geliyor tabii.” Seçimler geçti, AK Parti girdiği bütün seçimleri kazandı. Meydanlarda çözüm sürecini savundu, seçimlerden sonra da ya müzakere masasında durdu ya da kalktıysa yeniden oturdu.
80’lerde devlet Kürtlerin kandırılıp dağa çıkarıldığını söylerdi, 2010’larda o devletin muhalifleri bu kez Kürtlerin kandırılıp dağdan indirilmeye çalışıldığını söylemeye başladı. Bir tek “Kürtler kandırılıyordu” değişmedi.
O halde barışla kandırılan Kürtleri uyarmak da Beyaz Adam'ın göreviydi.
Çözüm sürecine ilk cevap “Demokrasi olmadan barış olmaz” oldu. Silahlı örgütle devletin uzlaştığı müzakereye Türk aydınlardan itiraz vardı. Önce Norveç olmalı, ondan sonra barış masasına oturmalıydık. Tıpkı Güney Afrika, Kolombiya ve Filipinler’in yaptığı gibi. Onca demokratik birikime rağmen uzun yıllar İngiltere, İspanya’nın yapamadığı gibi mi yoksa…
Norveç olana kadar da iç savaşa mecburduk. Hatta iç savaş olmadan düzelmeyiz diyeni bile çıktı. Öcalan’a giden ilk BDP heyetinin koltuk altına “Aman çözümün karşılığında Başkanlık sistemi vermeyin” diye mektup sıkıştıran sivil toplumcu da gördük, “daha bir şey almadan silah kozunu vermek doğru mu” diye akıl veren insan hakları aktivisti profesörü de.
Çekilen PKK’lılara aman diye koşup yetişeni, herkes barıştan bahsederken bölgeye gidip gidip hep savaş nabzı tutanını, müzakere masasında oturan siyasetçiler biraz barıştan bahsedince canı sakılıp onlarla polemiğe giren canı sıkılanını..
Gezi’de “niye bizimle birlikte ayaklanmıyorsunuz yoksa devirmeye çalıştığımız iktidarla mı anlaştınız” diye mahalle baskısı yapmaktan, 30 yıl silahla direnmiş, sonra masaya oturmuş örgüte diren hashtagleriyle kalk oradan çağrısı yapmaya kadar… Hatta Kürt sorununda modeli Sri Lanka olan polis şeflerinin, savcıların 17 Aralık operasyonuna bile destek atmaya kadar…
PKK’nın şehir milisleri sokak ortasında insanları linç ederken, sakallı diye insanlar öldürülürken, sokak ortasında hain diye gençler arkalarından bildiriler yayınlanarak infaz edilirken bile susarak, hatta susmayarak Serhildan çağrıları yaparak, Kürt siyasetçilerin bile öz leleştiri yaptıkları olaylar için hak mücadelesi diyerek, imzalı tweetleri, bildirilerle belli failleri meçhulleştirerek, derin güçler yaptı diye cinlere perilere topu atarak…
Çözüm süreci ikinci yılına girerken, Gülçin Avşar’ın yazısının harika başlığıyla “Bir zamanlar ihtimal olan ve çok güzel olan barışı”, gerçekleşirken tek bir teşvik edici kelimeleri yok. İki yıldır, havayı zehirlemekten, kötü haberleri yaymaktan, bitti bu iş diye pusuda beklemekten başka 30 yıl sonra silah bırakan bir örgütü, 30 yıl sonra o örgütle masaya oturmuş bir devleti cesaretlendirecek, gerektiğinde uyaracak tek bir cümleleri yok.
Öcalan Arendt okurken, MİT müsteşarı demokratik mücadele nasihatleri ederken onlar Fanon’da, Sartre’da ama daha kötüsü Erdoğan’da AKP’de takılıp kaldılar…
Barışı AKP’nin hanesine yazılmış yazılacak bir gol olarak görmekteler. AKP’nin barışı savunarak ahlaki üstünlüğü bırakmayan elinden rahatsız olmaktalar… Ah Kürtler de bir isyan cephesine katılsa diye iç geçirmekteler.
Gezi’de “demokrasi” için Mustafa Kemal’in askerleriyle, TGB'cilerle, Türk Solu’cularla yan yana durmakta bir beis görmeyenler, 17 Aralık’ta cemaatin polisine, savcısına ümitlerini bağlamakta bir sakınca bulmayanlar, 30 yıldır süren bir savaşı bitirebilecek bir barış için bile olsa iktidarın yanında br anlık durmaktan imtina etmekteler. “Süreç bitti, AKP artık partner değil” deyip “süreç konusunda devletin geleceğini düşünenler ve seküler güçler”i göreve çağırılmasını da sivil toplumun göreve çağrılması diye yutturmaya çalışmaktalar.
En kötüsü de her şeyi boşver, iktidarla olan kavganı, PKK’ya olan öfkeni bu işe karıştırma, her şeyi bırak Barışa Bak diyenlere saldırmaktalar. Eskiden barış diyenlere saldıranların yerlerinde oturduklarının farkındalar mı acaba?
Ama dert değil, siz bakmasanız da olur, hatta oluyor…
Yazarlar
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları






































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025