Yıldıray OĞUR
31 Mayıs 2010 günü gece yarısından sonra İsrail sahil güvenliği Mavi Marmara gemisiyle bir telsiz görüşmesi yaptı.
İsrail Sahil Güvenlik: Mavi Marmara. Deniz ablukası altındaki bölgeye yaklaşıyorsunuz. Gazze kıyıları ve limanı bütün deniz trafiğine kapalıdır. İsrail hükümeti Gazze’ye insani yardım sağlamaktadır. Sizi Aştod Limanı’na girmeye çağırıyoruz. Malzemeleriniz kurallar çerçevesinde karadan ulaştıralacaktır.
Mavi Marmara: Rotamız Gazze. Rotamız Gazze.
https://www.youtube.com/watch?v=PqvD050XuBo
Mavi Marmara ve filodaki diğer gemilerin amacı Gazze’ye yönelik 2007’den beri süren İsrail’in deniz ablukasını gündeme getirmek ve yarmaktı. O yüzden filodaki sivil toplum kuruluşları, zaten açık olan İsrail’in Aştod Limanı seçeneğine yanaşmak istemediler.
6 yıl sonra Türkiye-İsrail arasında varılan anlaşmayla Aştod Limanı üzerinden Gazze’ye gemiyle yardım ulaştırılmasını deniz ablukasının ya da ambargonun ortadan kaldırılması olarak sunmak o yüzden kötü bir propagandadan başka bir şey olmaz.
Ama bu anlaşma ve Gazze ile ilgili yanlışlar bundan ibaret değil.
Gazze Şeridi, 365 kilometrekare yüz ölçümü ve 1 milyon 865 bin nüfusuyla dünyanın nüfus yoğunluğu en çok olan bölgelerinden biri. Bir kilometrekare başına 5 bin 109 kişi düşmekte. Örneğin İstanbul’da kilometrekareye düşen insan sayısı 2.725 kişi.
Nüfusunun yüzde 70’i 25 altı olan Gazze, yüzde 50’ye varan işsizlik oranıyla dünyanın en yüksek işsizlik oranlarından birine sahip, o yüzden dünyada pek çok yardım kuruluşu Gazze’ye yönelik projeler geliştiriyor.
Ama Gazze’yle ilgili Türkiye’de çizilen insanların açlık ve susuzluktan kırıldığı ve ancak Türkiye’den gidecek gemiler veya yardımlarla Gazzelilerin ayakta durduğu resmi de doğru değil.
Örneğin Gazze ile İsrail arasında açık olan Kerem Şalom sınır kapısından ortalama günde 700 kamyon Gazze’ye giriş yapmakta.
Gazze’de küçük çaplı olsa da fabrikalar (birkaç tane Coca Cola dolum fabrikası), oteller, lokantalar, marketler, araba galerileri ile bir ticari ve sosyal hayat mevcut.
Yani İsrail’in tünel ve silah yapımında kullanılacağı iddiasıyla özel izinle soktuğu inşaat malzemeleri dışında her türlü ürün kara yoluyla Gazze’ye giriyor.
Eğer anlaşmayla inşaat malzemelerinin Gazze’ye girmesinde kolaylık sağlanabilmişse bu önemli bir adım olur ama yeni bir kazanım da sayılmaz.
Çünkü hâlihazırda zaten Gazze’de Türkiye’nin resmi ve sivil inşaatları var. TİKA, 2014’teki İsrail’in saldırısı sırasında evi yıkılan ailelere yönelik (Evlerin yüzde 13’ü yıkılmıştı) 20 bloktan oluşan toplu konut projesi yapmakta. Ayrıca Gazze’de Türkiye bir hastanenin kaba inşaatını bitirmiş durumda. Yine Cansuyu Derneği 2015 yılında Gazze’de Necmettin Erbakan Yetimhanesini açtı. Bütün bu inşaatların malzemeleri de kara yoluyla Gazze’ye girdi ve giriyor.
http://www.mynet.com/tv/gazzede-necmettin-erbakan-yetim-merkezi-acildi-vid-3345408/
Türkiye’nin bu anlaşmayla Gazze’nin su, elektrik gibi temel ihtiyaçlarının kalıcı çözümü için hâlihazırda geliştirdiği, uygulamaya çalıştığı projelerinin önünün açılması tabii ki önemli bir gelişmedir. Gazzeliler için İsrail’le konuşmayan değil, konuşan bir Türkiye faydalıdır.
Ama bunların hiçbiri Gazze’deki deniz ablukası ve ambargonun kalktığı, hatta yumuşatıldığı anlamına gelmiyor.
Aslında, Türkiye en baştan İsrail’den taleplerini özür ve tazminatla sınırlı tutabilirdi. Ama Gazzeliler ve Mavi Marmara’nın mirası için bu iki maddeye ambargo ve abluka da eklendi. Bu zaten Erdoğan ve AK Parti iktidarının Filistin meselesine verdiği önemi gösteriyor. Yoksa Türkiye zaten Gazze’de deniz ablukasının başladığı 2007’den 2010’a kadar İsrail’le normal ilişkilere sahipti.
Sonuçta müzakereler yıllarca sürdü, İsrail Türkiye’den özür diledi ve tazminat ödemeyi kabul etti. Ama üçüncü maddede somut bir kazanım elde edilemedi. Bunda şaşılacak, ayıplanacak bir durum yok.
Dünyada benzer hiçbir görüşmede bir tarafın tüm istekleri eksiksiz yerine getirilmemiştir. Örneğin Türkiye, uçağını düşürdüğü Rusya’yla ilişkileri bir özürle düzeltmiş gözüküyor. Eğer gizli bir talep yoksa, Rusya Türkiye’den, Boğazlardaki geçişleri kolaylaştırmasını istemedi mesela.
Bunu böyle çıplak bir şekilde söylemek istemeyebilir siyasetçiler. Her iki ülke de kendi iç kamuoyuna başka şeyleri öne çıkararak varılan bu anlaşmayı satmak istemesi de normaldir.
Ama “zafer”, “ne dediysek o oldu”, “dünyayı bir kere daha titrettik” diye hamaseti sürdürmenin gerçeği söylemekten maliyeti ağır olabilir.
Bu kez de öyle oldu. “Gazze’ye ambargo kalktı” manşetlerine tekzip Roma’da Kerry ile kameraların karşısına çıkan Netanyahu’dan geldi.
İşin püf noktası o açıklamada saklıydı zaten.
Başbakan Binali Yıldırım, anlaşmayla ilgili açıklamasında en çok Gazze ve ambargo derken, Netanyahu’nun açıklamasında en çok geçen kelimeler gaz ve ekonomiydi.
İkisinin aynı anlaşmadan bahsettiğine bile inanmak zordu.
Netanyahu anlaşmayı duyurur duyurmaz şöyle dedi:
“Bu anlaşmanın İsrail ekonomisi üzerinde devasa ölçüde pozitif etkileri olacak. Başkan yardımcısı Biden’la konuştum dün. Birkaç yıl önce Davos’ta beni petrol uzmanıyla, pardon gaz uzmanıyla tanıştırmıştı. ‘Bu gaz sizin gelecekteki ekonominizin temellerini oluşturacak’ demişti."
Sonra sözü Kerry aldı: Amerika da bu adımı memnuniyetle karşılıyor. Başbakan söyledi. Ben de gururla söylemek isterim ki Başkan Yardımcı ve Dışişleri Bakanlığı’nın gaz uzmanı Amos Hochstein büyük bir iş başardı.
Küçük bir Google taramasıyla 44 yaşındaki ABD’nin Orta Doğu’daki petrol ve gaz özel temsilcisi Amos Hochstein’in 2013 yılından bu yana Akdeniz’deki gaz rezervi üzerinden İsrail’le Türkiye ve Mısır arasında ilişkiler kurulması için nasıl bir mekik dokuduğunu görmek mümkün.
http://www.starkibris.net/extra/index.asp?haberID=192724
Bu anlaşmayla ilgili İsrail’de en çok görüşü alınan, konuşan ve anlaşmayı en hararetle savunan ismin Enerji Bakanı Yuval Steinitz olması da o yüzden rastlantı değil. Steinitz’in BM zirvesi sırasında New York’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaptığı görüşmenin fotoğrafları çıkmış, bir süre sonra bakan görüşmeyi doğrulamıştı. http://www.hurriyet.com.tr/israilli-bakan-abdde-erdoganla-gorustugunu-iddia-etti-40119846
Bu izlerin peşinden gidince Akdeniz’deki İsrail’in büyük doğalgaz yatakları, özellikle Leviathan adlı rezervin Türkiyeli firmalar tarafından alınıp, işletilmesi, satılması ve Avrupa’ya ulaştırılması üzerine büyük bir külliyat karşınıza çıkıyor.
Anlaşmanın neden geciktiği sorusuna örneğin Mart ayında İsrail Anayasa Mahkemesi’nin doğalgaz rezervini çıkaracak şirketlerin sözleşmesini tekel oluşturdukları gerekçesiyle reddetmesi gibi cevaplar buluyorsunuz karşınızda. http://www.haberturk.com/ekonomi/enerji/haber/1216310-israilin-akdenizdeki-dogalgaz-anlasmasi-iptal.
Yani gerçek hamasetten daha rasyonel ve anlaşılır aslında.
AK Parti iktidarı 2002’den-2010’a kadar zaman zaman gerilen dönemler olsa da İsrail’le iyi ilişkiler içinde oldu. Karşılıklı ziyaretler yapıldı. İktidarın Orta Doğu’da İran yayılmacılığına ve Obama politikalarına karşı müttefiklerini artırmaya çalışması, İsrail’i, PKK’dan Türkiye’nin yabancı medyadaki imajına kadar meselelerinde negatif etki edecek aktörler listesinden çıkarmaya çalışması gayet doğal.
Anlaşmanın esas büyük motivasyonunun dünya çapındaki bir doğalgaz rezervi olması da…
Ama son üç yılda Hazreti Musa’dan başlatılan üst akıl belgeselleri, PKK, cemaat meselelerinin arkasında İsrail’i bulan ağır bir söylemle hitap edilmiş kitleleri, bir anda “İsrail’le ekonomik iş birliği” ve “bölgemizde reel politikanın önemi” üzerine yeni bir siyasete alıştırmak o kadar kolay olmayabilir, tepkiler kaçınılmaz.
Özellikle, İHH gibi Gazze ile anılan bir sivil toplum örgütünün 10 insanın hayatını kaybettiği Mavi Marmara’nın peşini bırakmak istememesi, hükümetin İsrail anlaşmasını eleştirmesi, ambargo şartında ısrarcı olmasına şüpheyle bakmaya kimsenin hakkı yok.
Fikirlerini, yöntemlerini beğenirseniz beğenmezsiniz, sivil toplum örgütleri devletlerle aynı gündemleri paylaşmak zorunda değildir. Ayrıca sivil toplumun idealizmde ısrar etmek, reel politikaya uymamak ve pragmatik davranmamak gibi hakkı ve lüksü vardır.
Hele altından gaz boruları geçen bir anlaşmayı siyaseten yanlış buluyor, hükümetle aynı düşünmüyor diye bir sivil toplum örgütünü ihanetle, millî olmamakla suçlayanların dışarıda “düşmanları azaltmak” için haklı olarak adımlar atan hükümete, içeride düşmanları artırarak pek hizmet etmedikleri açık.
Hobbes’un Leviathan’ı bile bu kadarını istemezdi.
Bu arada İsrail’de üç bakan bu anlaşmayı onaylamayacaklarını açıkladı.
İbranice millî ve yerli nasıl deniyor acaba?
Yazarlar
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları





































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025