Yıldıray OĞUR
Neredeyse AK Parti iktidarıyla yaşıt olan, 2003 yılından bu yana her 8 Mart akşamı İstiklal Caddesi’nde yapılan Feminist Gece Yürüyüşü’nün 17’incisi bu yıl yapılamadı.
Çünkü polis, İstiklal Caddesi’nin Taksim girişinde toplanmaya başlayan göstericilerin, caddede yürümesine izin vermedi.
16 kez barışçıl bir şekilde tamamlanmış bu yürüyüşe bu yıl izin verilmemesi, polisin kadın göstericilere sert müdahalesi, sıkılan gazlar tepkilere neden oldu, görüntüler bütün dünya ajansları tarafından haber yapıldı.
Aslında 17’inci 8 Mart Gece Yürüyüşü’nden geriye bu polis müdahalesiyle ilgili fotoğraflar ve haberler kalabilirdi.
Ama ertesi gün öğlen saatlerinde bir gazetecinin paylaştığı videoyla olayın rengi değişti.
Gazetecinin “Dün akşam Taksim'de "ezan" okunduğu sırada akıllarınca protesto etmeye kalkan alçaklar” diye paylaştığı videoda, Taksim Mescidi’nden ezan okunurken, protestocu kalabalığın ıslık, çığlık düdüklerle protesto sesleri çıkardığı görülmekteydi.
https://twitter.com/doganburak29/status/1104318501462990849
Video hızla sosyal medyada yayıldı, sert tepkilere neden oldu. Bir süre sonra video “Ezana protesto” başlıklarıyla hükümete yakın tv ve gazetelerde haber oldu.
Hatta bir televizyon daha ileri gidip “Taksim’de Saadet Partisi’nin de desteklediği gruptan ezana büyük saygısızlık” diye haber bile yaptı.
Dün çıkan bazı gazeteler bunu manşetlerine çektiler. Muhtemelen bugünkü gazetelerin çoğunda da “ezan protestosu” manşetleri göreceğiz.
Seçim öncesi bu görüntünün siyasetin konusu olmaması da beklenemezdi.
Nitekim dün düzenlediği bütün mitinglerde Cumhurbaşkanı Erdoğan, sert sözlerle “Ezan protestosundan” bahsetti ve “Ezana tahammülü olmayanlarla girdiğimiz bir seçim süreci yaşıyoruz” dedi.
Peki, gerçekten de yürüyüşe katılan kadınlar ezanı protesto etmiş miydi?
Aslında olayın yaşandığı saatlerde ve o gece boyu, aralarında muhafazakar derneklerden başörtülü kadınların da olduğu yürüyüşe katılan binlerce kişi, İstiklal’in Taksim girişinde bu yaşananları gören on binlerce insandan bir teki bile sosyal medyaya, kalabalığın ezanı protesto ettiğini, övünerek ya da eleştirerek yazmamıştı. Gösteriyi izleyen her görüşten onlarca gazeteciden hiçbiri de böyle bir haber geçmemişti.
Yıllardır ezanlar okunurken, binlerce gösterinin yapıldığı İstiklal Caddesi’nde “ezan protestosu” diye bir şey yaşanmamıştı. Ezanın protesto edilmesi, görenlerin ve duyanların kayıtsız kalmayacağı infial yaratacak bir olaydı. Ama o gece kimse böyle bir olaydan bahsetmedi.
Ayrıca görüntü dikkatli izlendiğinde, kaydın ezanın başındaki ikinci tekbir sırasında başladığı, bu sırada zaten protestoların da sürdüğü, ezanla protesto sesleri arasında bir öncelik-sonralık ilişkisi olmadığı görülüyor.
Yani bu görüntüye bakarak “ezan başlayınca, kalabalık protesto etmeye başladı” denemez.
Yine görüntülere bakıldığında yatsı ezanının okunduğu yerin, İstiklal’in girişindeki Taksim Mescidi’nin iki sene önce yenilenen küçük minaresi olduğu da anlaşılıyor.
Dolaştırılan çekimin cadde üstünde minarenin karşısında ve hizasında olan dükkanlardan birinin çatısından yapıldığı görülüyor. Yani minareye yakın, caddedeki gürültüye rağmen ezanın duyulabileceği bir yer burası.
Peki, o sırada kalabalık neden bağırıyor, ıslık ve düdük çalıyordu?
Görüntülerde görünen yer İstiklal Caddesi girişinde Fransız Konsolosluğu’nun önü.
Burası 19.30’da başlayacağı duyurulan yürüyüşün toplanma yeriydi.
Fakat polis o gün öğle saatlerinden itibaren İstiklal Caddesi ve çevresini araç geçişlerine kapatmış, Galatasaray Lisesi yönüne çıkmak isteyen araçlar Tophane’ye yönlendirilmeye başlanmış ve son olarak da Taksim Meydanı’ndan İstiklal Caddesi yönüne doğru bir barikat kurmuştu.
Yani yürüyüşe izin verilmeyecekti.
Ama buna rağmen 18.45’den itibaren Fransız Konsolosluğu önünde toplanmalar başladı. Kalabalık artınca polis bu kez Fransız Kültür Merkezi'nin alt sokağına da barikat kurdu. Bu kez sürekli artan kalabalık İstiklal Caddesi’ne ve Taksim Meydanı’na doğru yayıldı.
Caddedeki tüm ara sokakları da kapatan polis, yürüyüşe izin vermeyeceğini megafonla duyurdu ve kalabalıktan Sıraselviler yönüne doğru dağılmasını istedi.
O geceden atılan tweetlere ve görüntülere bakınca sayısı on binlere ulaşan kalabalığın yürümekte ısrar edip dağılmadığı, 19.30’dan itibaren de sürekli olarak polis barikatını ıslık, düdük, sloganlarla protesto ettiği görülüyor.
Örneğin gelişmeleri dakika dakika aktaran Bianet’e göre kalabalık polis barikatına karşı saat 20.20’de “Aç, aç, aç” diye bağırıp, ıslıklar çalmaktaydı.
http://m.bianet.org/bianet/kadin/206261-polis-istiklal-i-kapatti-kadinlar-fransiz-kultur-den-meydan-a-tasti
İşte bu protestolar ve gerilim sürerken saat 20.28’de Taksim Mescidi’nin minaresinden yatsı ezanı okunmaya başlandı.
İşte dolaşıma sokulan video bu sırada çekildi.
Zaten video dikkatli izlendiğinde kalabalığın bu sırada “Yürüme hakkımız engellenemez” diye slogan attığı da duyuluyor.
Bu görüntülerden hemen önce ve hemen sonra çekilmiş görüntülere bakınca da protestoların ezandan önce ve sonra da sürdüğü görülüyor. Zaten yarım saat sonra da 20.50’den itibaren dağılmayan kalabalığa polis gazla müdahale etmeye başladı.
Yani yatsı ezanı o gece kalabalık kadın gösterici grubuyla polis arasındaki gerilimin arttığı ve göstericilerin polisi protesto seslerinin zirveye çıktığı bir sırada okunmaya başladı.
Ezanın protesto edildiği iddiaları yayılınca dün, gösteriyi düzenleyen kadın dernek ve gruplarının ortak resmi hesabından bir açıklama yapıldı.
Açıklamada “Şimdi de kalkmış ezana karşısınız diyorlar. Kimse çarpıtmasın. Bizim isyanımız polis barikatına, kadınların yürüyüşünü, #8Mart’ı engellemek isteyenlere...” denerek iddialar reddedildi.
https://twitter.com/8MartYuruyus/status/1104790915653292037
Yine aynı feminist grupların haber ağlarından Feminist Gündem hesabından da benzer bir açıklama yapıldı:
“#FeministGeceYürüyüşü'nde polis gaz sıkarken, arama yaparken, barikatı güçlendirirken ezan dinlemedi. İzdiham vardı. Ezanın sesi duyulmadı. Islıklar ezana değil barikata, kadınların yürüyüşlerini engelleyenlere. Biz de oradaydık. Tanığız..”
https://twitter.com/feministgundem/status/1104698353571557376
Aynı hesap daha sonra “Feminist kadınlar ezanı protesto etmedi. Feminist kadınlar ezanı protesto etmedi. Feminist kadınlar ezanı protesto etmedi” diye bir tweet daha attı.
Bu arada yürüyüşe katılan başörtülü kadınlardan bazıları da sosyal medya hesaplarından ezanın protesto edilmediğini, caddedeki gürültü yüzünden ezan sesinin duyulmadığını söyleyen mesajlar paylaştılar.
Bu yazı için aradığım gösteriyi düzenleyen bazı grupların sözcüleri de “şaşkınlık içinde olduklarını, kesinlikle ezanın değil, polis barikatın protesto edildiğini, caddedeki büyük gürültüde ezan sesini zaten duymadıklarını” söylediler.
Bu kadar ayrıntıya gerek var mıydı diye düşünenler olabilir.
Ama bu ülke abartılı gazete manşetleri, yalan haberler yüzünden büyük acılar yaşamış bir ülke. Onların en acısı da tam da bu olayın geçtiği o caddede yaşanmıştı.
Dün gece bir grup “Ezana uzanan eller kırılsın” diye bağırarak İstiklal Caddesi’ne yürüdü. Bu yazı yazılırken başka grupların da yürüyüş çağrıları yaptıkları haberleri geliyordu.
1.36 saniyelik bir video bir anda yayıldı, insanları harekete geçirdi.
Söz konusu olan ezan gibi hassas bir mesele olunca, bu videoyla, “ezan protesto edildi” denip, denemeyeceğine kimse bakmadı.
“Ezanı protesto ediyorlar” denen kalabalığın videoda “Yürüme hakkımız engellenemez” diye bağırdığı duyulmadı.
O anda kadınların neyi protesto ettiğiyle de ilgilenilmedi.
Bazıları da siyaseten işlerine gelince bu kadar ayrıntısına bakmamayı tercih ettiler.
Ama 1.36 saniyelik bir video bile zaten kutuplaşmış bir toplumu germeye, karşılıklı hakaretlerin havada uçuşmasına, toplumsal güvensizliğin perçimlenmesine, korkuların tetiklenmesine ve sokakların hareketlenmesine neden oldu. Umarız daha ileri gitmez.
Şimdi bu videoyu sorgusuz dolaşıma sokanlara, haber yapanlara, üzerinden siyaset yapmak için kullananlara düşen bir görev var.
Ezanı protesto gibi bu toplumun en dinden uzak kesimlerinin bile omuzunda taşımak istemeyeceği böylesine ağır bir suçlamayı, bu kadar kolay dolaşıma soktuktan sonra bu videonun varsa kesilmemiş halini bulup yayınlamak, protestoların ezanla birlikte ve ezana karşı başladığını ispatlamak.
Eğer bu ispatlanamıyorsa da toplumu en hassas noktasından bölecek bu haber için özür dilemek, o paylaşımları silmek.
Bir adım geri çekilip “Ama ezanı duymalarına rağmen protestoya devam ettiler” diyerek de ilk iddiayı sorgusuz dillendirmenin ağır sorumluluğu ortadan kalkmaz.
Ayrıca herkesin bağırdığı, ıslık ve düdük çaldığı bir kalabalıkta, minareye yakın yüksek bir yerden çekilmiş o görüntüde duyulduğu kadar ezan duyulmamış olabilir. Ya da duyanlar protestolarının en hararetli yerinde ezan arası vermemiş olabilirler.
Bunu ayıplamak, bazı göstericilerin tuttukları pankartları eleştirmek de “Ezan protestosu” iddiasının ispatlanma yükümlüğünü değiştirmez.
(Bu videoyu kimin çektiği, çektiği görüntüleri kesip kesmediği de bilinmiyor. Videonun çekildiği yer İstiklal Caddesi üzerinde herkesin çıkamayacağı bir dükkanın çatısı. Eğer bir gazeteci çektiyse neden anında o gece paylaşmadı?)
Geçmiş deneyimler yüzünden birbirine karşı güvensiz, haklı endişeleri olan bir toplum sürekli öcülerle korkutuluyor. Böylece herkesin bulunduğu yerde, evinde kalması sağlanıyor.
Birbirimize bayılmak zorunda değiliz, ama farklı siyasi, ahlaki, dini tercihlerin birlikte yaşadığı bir ülkede ortak asgari bir zemin bulmaya çalışmak lüks değil zorunluluktur.
Öcülerle korkutuldukça olgunlaşamayız, evlerimizden çıkmadıkça tanışıp bir toplum olamayız.
Birbirine asgari düzeyde de olsa güvenen bir toplum olamadıkça da bir olamayız, iri olamayız, diri olamayız. Hep birlikte Türkiye hiç olamayız...
Yazarlar
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları





































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025