Yıldıray OĞUR
8 Temmuz 2016 günü Sözcü gazetesi “Bunları mı Türk vatandaşı yapacağız?” manşetiyle çıkmıştı. “Bunlar”dan kasıt tabii ki Suriyeli göçmenlerdi.
Halbuki gazeteyi çıkaran Akbay ailesi de tıpkı Suriyeli göçmenler gibi, savaşlar yüzünden Tikveş’ten kaçıp Mudanya’ya yerleşmiş bir göçmen ailesiydi.
Gazetecilikte 50. yılını dolduran gazete yazarlarından Uğur Dündar, Silivri’nin Akören köyündendi. Köy Balkan Savaşları ve sonrasında Bulgaristan’dan göç eden Gacal ve Pomakların yaşadığı bir köydü. Pomaklar da uzun yıllar kendi dillerini konuşmuşlardı.
Bu manşetin hemen üstünde yazısı duyurulan Emin Çölaşan’ın dedeleri Girit göçmeniydi. Bir röportajında “Babaannesi ve halalarının aralarında Rumca konuştuklarını” anlatmıştı. Gazetenin en popüler yazarı Yılmaz Özdil’in anneannesi de mübadelede Girit’ten gelip, Antep’e yerleştirilmişti.
Türkçe bilmeyen, Giritçe dilini konuşan Giritliler bu yüzden uzun yıllar “yarım gâvur” diye anılmış, onlarla evlilik yapılmamış, milliyetçi çevreler Türkçe konuşamayan Giritlilerin Türkiye’ye muhacir olarak yerleştirilmesini eleştirmişti.
Hatta Nihal Atsız, 1933’te öğrencileriyle birlikte gittiği Çanakkale’de Türkçe konuşamayan Girit göçmenleri ile karşılaşınca “Türk, Türk olarak kalmalıdır. Çingenenin çingene kalacağı gibi. Afrika’nın ortasından kapkara bir zenciyi al; üç yaşında Türkiye’ye getir, Türkçeyi mükemmelen öğrensin… Başka dil bilmesin ve ben Türk’üm desin… Bu Türk müdür?” demişti.
100 yıl önce Selanik, Girit, Tikveş’le Halep arasında bir fark yoktu. Müslüman Pomaklar, Makedonlar, Giritliler neyse Halepli Araplar da oydu.
Ama 100 yıl sonra o göçmenlerin çocuklarının çıkardığı bir gazete, yine savaş yüzünden kaçarak ülkemize sığınmış insanlara düşmanlık etmekte bir tutarsızlık görmemişti.
Daha önce üzerine bir yazı da yazdığım bu manşeti tekrar hatırlatan geçen hafta sosyal medyada çok tartışılan bazı tweetler oldu.
Tweetleri internet trolleri, isimsiz hesaplar yazsaydı belki bu ülkedeki ağır havaya, üslup ve tartışma kültürüne verilip çok da üzerinde durulmayabilirdi.
Ama bunları yazanlar ülkenin karar mercilerinde bulunan insanlardı.
Mesela İstanbul Ticaret Borsası Başkanı olan önemli bir işadamı şöyle yazdı:
“SÜLEYMAN Soyluyu protesto eden guruba bakın tamamı EKREM gibi müslüman gözüken Pontuslar.”
Bu tweetin bana Sözcü’nün manşetini hatırlatmasının sebebi ise başkanın tanıdık soyadı oldu; Kopuz.
Google’layınca ismin bana nereden tanıdık geldiğini anladım.
Başkan bey bizim karşı köydendi.
Rize merkeze bağlı Gündoğdu beldesinin en büyük köyü Veliköy’den.
Burası aynı zamanda benim annemin babasının da köyü.
Rahmetli dedem gibi başkan bey de Veliköylülerin en bildiği işi yapıyordu; kasaplık, kavurmacılık.
Tabii kurduğu başarılı et ürünleri işletmesine artık kasaplık denemez.
“Veliköylü” deyince hala tuhaf geliyor.
Çünkü bizim orada kimse Veliköylü demez. Oranın adı Velâ’dır.
1913’de yer isimleri Türkçeleştirilmeye başlayıncaya kadar da resmi adı Velâ’ymış.
Yeni neslin dili alıştı mı bilemiyorum ama benim neslim için bile orası hep Velâ oldu.
Bir köy için epeyce büyük ve kalabalık olan Velâ’nın adının neden Veliköy yapıldığını bilmiyorum ama muhtemelen köye bu adın verilmesinin sebebi köyden yetişmiş en veli zat olan, Mekke kadısı, Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye Heyeti üyesi, hala günümüz Türkçesinde baskısı yapılan Haccın Sırları kitabının yazarı Yunus Vehbi Efendi olabilir. O da ismin değiştiği 1913’de vefat etmiş.
Kayıtlarda doğum yeri olan Velâ’nın adı, Vilâ olarak geçiyor.
Biraz milliyetçi hassasiyetlerle vaziyeti kurtarmak için alternatif hikayeler uydurulsa Vilâ’dan Velâ’ya dönüşen kelime Yunanca ve mekan, yer anlamına geliyor. Googlelayınca Yunanistan’da da aynı adı taşıyan yerleşim yerlerini bulmak mümkün.
Yine de Velâ adı, Türkçe olduğunu iddia etmeye daha müsait.
Ama hemen karşıdaki bizim köyün adı isteyene de bu imkanı vermiyor: Kuzandonoz.
1913’de bulunan Taşlık Köyü adı hala resmi kullanım dışında tutmuş değil.
Sevan Nişanyan’ın büyük bir emek ürünü olan yer adları sözlüğüne göre bu ad Konstantinos’dan geliyor. Ama Yunanca olduğuna şüphe olmayan kelimenin kökeni konusunda sözlük de tam emin değil.
Ama hem Velâ’nın hem de Kuzandonoz’un bağlı olduğu Gündoğdu beldesinin eski ve hala kullanılan adı olan Fetekoz’un anlamı kesin. Fetekoz, Yunanca ‘Theotókos’dan geliyor ve “Meryem Ana” demek.
https://nisanyanmap.com/?y=fetekoz&t=rize&lv=1
Yine de yolunuz bir gün Fetekoz’a düşerse, denize bakan meşhur kahvehanelerinden birine girip, “buranın adının anlamı Meryem Ana’ymış” gibi bir muhabbet açarsanız, misafir olduğunuz için belki size bir çay ısmarlanır ama yine de ısrar etmemenizde fayda var.
Ben bu anlama geldiğini ancak 30’lu yaşlarda öğrendim.
Kapı komşumuz, beş vakit namazını camide kılan, Kopuz soyadlı hacı amcanın da aslında Kopuz ailesi tarafından evlat edinmiş bir Ermeni yetimi olduğunu öğrendiğimde de epey şaşırmıştım. Oğlu Rize’de iktidardayken ANAP’ın il başkanlığını yapmıştı ve bu bilgiyi kimse aleyhlerine siyaseten kullanmamıştı.
Babamın babaannesi yani nenem ise sırtında sepetle gidip alışveriş yaptığı Atina’nın aynı zamanda Yunanistan’ın başkentinin adı olduğunu hiç öğrenemeden vefat etti.
Çünkü onun için Atina, (bugünkü Pazar ilçesi), Mapavri’den (bugünkü Çayeli. Lazca “rahipler” demek) sonra gidilip öteberi alınan bir yerdi.
Aslında nenem Kuzandonoz’a da Kaloxraf’dan gelin gelmiş. Kaloxraf’ın tam okunuşunu Türkçe yazmak da zor.
X harfini görünce yurtdışı zannetmeyin, bir kaç dağ ve tepenin arkasındaki komşu ilçe Güneysu’nun dağ köylerinden Kiremit Köyü’nden.
Güneysu’nun eski adının Potomya olduğunu ise artık herkes biliyor. Potomya’nın “ırmak yurdu” anlamında Rumca bir ad olduğunu da. Muhtemelen ABD’deki meşhur Potamac nehrinin kökeni de aynı kelime.
Google’a Potomya yazdığınızda karşınıza Erdoğan’ın kökeni üzerine ulusalcı, ırkçı bir külliyat çıkıyor.
Bir de Erdoğan’ın 2009’da, açılım yıllarında Norşin gibi Kürtçe yer adlarının iade edilmesini eleştiren MHP lideri Bahçeli’ye, kökeni üzerinden yapılan ırkçı saldırılara aldırış etmeden Potomya’dan verdiği özgüvenli cevap:
“Çıkmış ne diyor? MHP liderinin söylediğine bak. Sayın Bahçeli önce kendine bir gel. Ben inanıyorum ki MHP'deki kardeşlerim onun bu konuşmalarından rahatsız. 'Yarın artık Güneysu demezsin, Potomya dersin' diyor. Bırak, benim burada yaşayan vatandaşım yeri geldiği zaman Güneysu yeri geldiği zaman Potomya der. Niye rahatsız oluyorsun?”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ailesinin köyü Dumankaya ya da eski adıyla Pilihoz.
Bu köyle nenemin köyü olan Kaloxraf’ın arasından Alakoz deresi geçiyor.
Köylerin etrafına dizildiği dağın adı ise Ayane Dağı.
Çocukluğumda Rize’de meşhur bir kahvehane adı olarak aklımda kalmış Ayane adı da meğer Yunanca Ágia Anna’dan yani Hz. Meryem’in annesi Azize Anna’dan geliyormuş.
Ayane Dağı’na bakan bir diğer köy de Singaz.
Yeni adıyla Tepebaşı.
Singaz da komşu Pilihoz gibi siyasetçiler yetiştirmiş. Örneğin AK Parti eski İstanbul milletvekili Metin Külünk bu köyden.
Ama “Makarios heykeli diken İmamoğlu Kommenoslar'ın yiğit! evladıymış. Büyük Oyuna dikkat! Kommenos nedir bilir misiniz? 1081-1185 arası Bizans İmparatorluğu'nu yöneten hanedandır. Büyük Türk Milleti oyunu görüyor musunuz?” tweetinden, tarihçiliğinin siyasetçiliği kadar iyi olmadığını anlıyoruz.
Çünkü ille de İmamoğlu 1000 yıl önceki Kommenos hanedanlığının evladı ilan edilecekse, bunu hanedanlığın Bizans’ı yönettikleri zamanlara değil, 1204’de İstanbul’u Latinler istila edince, kaçıp yerleştikleri Trabzon’da kurdukları ve 1461’e kadar hüküm sürmüş Trabzon Rum İmparatorluğu zamanlarına dayandırmak daha işlevsel bir komploculuk olurdu.
Ama mevzu 250 yıl hüküm sürmüş, bütün bu yer adlarının geldiği Trabzon Rum İmparatorluğu’na bağlanırsa, sadece İmamoğlu’nun memleketi Akçaabat (Trikomia) değil, halen hükümette bulunan dört bakanın memleketleri olan Dernekpazarı (Mardadas), Of (Ophios) Potomya, Vela, Fetekoz, Singaz, Ayane Dağı da bu komploculuğun altında kalabilirdi.
Hatta, büyük lafların ucu, 23 Haziran İstanbul belediye seçimleri için “Topal Osman Ağa’nın Kurtuluş Savaşı döneminde Pontuslulara karşı, bu bölgeyi Pontuslulaştırmak isteyenlere karşı verdiği mücadelenin bir benzeri şu anda yine biz torunları tarafından bu mücadelenin verilmesiyle karşı karşıyayız” diyen eski bakan Nurettin Canikli’nin memleketi Giresun’un, Mindeval ve Kuvato adlı iki nahiyenin birleşmesinden oluşmuş, 1890’larda Müslüman ve Rum Ortodoks nüfuslarını eşit olduğu Alucra ilçesine de ulaşırdı.
(Bu arada Topal Osman sadece Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey’in katili değil, soruşturma sonunda cinayeti işlettirdiği tespit edilince Mustafa Kemal Paşa’nın yakalanması talimatı üzerine adamlarıyla Çankaya Köşkü’nü basmış, Muhafız Tabur Komutanı İsmail Hakkı Bey’in emrindeki resmi askeri birliklerle Çankaya’nın ortasında Papaz’ın Bağı’nda çatışmaya girip bir askeri şehit etmiş bir çete lideridir.)
Pontusluluğun ucunu ise daha uzaklara uzatmak mümkün. Mesela “Bir Yunan'ın İstanbul'a başkan olmasıyla ekonomi düzelmez” tweeti atmış İçişleri Bakan Yardımcı’nın memleketi olan Sinop Boyabat’a.
Çünkü Yunanca’da Pontus bir ırk ve millet adı değil, bir coğrafyanın adı. Yunanca’da, Karadeniz’e “Efksinos Pontos” deniyor ve burada doğmuş insanlardan da “Pontikos” yani “Pontuslu” diye bahsediliyor.
Örneğin, ortada bir Pontus devletinin hatta Ayasofya’nın olmadığı zamanlarda yaşamış Heraklides’den bile Pontuslu Heraklides diye bahsedilmesinin sebebi Karadeniz Ereğlisi doğumlu olması...
Yunan gazetesi Ethnos da Ekrem İmamoğlu için “Pontuslu” başlığını atarken bunu kastetmişti.
Yani bu yazıda ismi geçen herkes ve yazının yazarı için de bir Yunan gazetesinin kullanabileceği bir sıfat Pontusluluk.
Tabii bunu bir Yunan gazetesi kullanabilir ama orijinal isimleri Yunanca olan bu köylerde, ilçelerde doğmuş, hala yaşayan birine, “Pontuslu” dememeniz yine de sağlığınız açısından tavsiye edilir.
Irkçılık yüzünden değil, yoksa bütün o isimler inatla yaşamaya devam etmezdi.
Mesela nenem hayatta olsaydı ve ona Atina’nın aynı zamanda Yunanistan’ın başkentinin de adı olduğunu söyleseydiniz, bildiği küçük dünyasına ters bu bilgi karşısında epey şaşırır, üstüne ağzınızdan bir de Rum kelimesini kaçırırsanız muhtemelen sırtınızda bir ğarçi kırardı.
Üzerinden imparatorluklar geçmiş, sürekli göçler almış, zengin bir medeniyetin üzerine kurulmuş bir ülkede etnik köken avcılığı da toplumun sağlığına zararlıdır.
Kazdığınız o ırkçı tünelin ucu evinizin önüne de çıkabilir.
Bunun siyaseten de pek işlevsel olduğu söylenemez.
Potomyalılık, etnik kökeni hakkından bestseller olmuş onca ırkçı kitap Erdoğan’a bir zarar veremedi. Bu etnik köken avcılığına tenezzül etmiş siyasetçilerden Canan Arıtman’ı en son CHP’nin ümitsiz bir İzmir Belediye Başkan aday adayı olarak gördük. 7 Haziran miting meydanlarındaki “Zerdüşt” lafının Kürtleri nasıl rencide ettiği de malum.
Bir belediye seçimi uğruna edilen “Pontus”lu laflar da emin olun Karadenizlilerde aynı hisleri uyandırıyor.
Fetekoz’a bağlı Kuzandonoz köyünün sakinlerini, Ayane dağına bakan Potomyalıları, Velalıları, Akçaabatlıları, Ofluları daha fazla üzmeyin...
Yazarlar
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları






































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025