Yıldıray OĞUR
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump’la görüşmek üzere ABD’ye uçtu. Cumhurbaşkanı, havaalanında düzenlediği basın toplantısında Trump’a, “General Mazlum” diyerek telefonda görüştüğü, YPG Komutanı Ferhat Abdi Şahin’in “nasıl bir terörist olduğunu” gösteren bir dosya sunacağını da anlattı.
Cumhurbaşkanı’nın uçtuğu ABD’de ise geçen hafta ilginç bir seçim yaşandı.
San Francisco bölge savcılığı için yapılan seçimi bir terörist anne ve babanın oğlu kazandı.
İkisi polis, üç kişinin katili, biri hala hapiste olan gerçek teröristlerden bahsediyoruz.
Buraya geçmeden bir parantez açıp, ABD’de hakimlerin ve savcıların da dahil olduğu 500 bin kamu görevlisinin göreve seçimle geldiğini söylemek gerek.
Yüksek mahkeme üyeleri, yüksek rütbeli generaller, büyükelçilerin de aralarında 2500’ı aşkın üst düzey görevli ise Başkan ve Kongre’nin içinde olduğu çetin bir sistemden onay alarak pozisyonlarına oturabiliyor.
Parantezi kapatıp, Bernie Sanders’dan, Alexandria Ocasio-Cortez’e, bütün Amerikan solunu çok heyecanlandıran San Fransisco’nun yeni seçilen bölge savcısı Chesa Boudin’i tanıyalım.
39 yaşındaki Boudin, aileden solcu. Ama öyle Amerikan tarzı “liberal” denen bir solculuk değil bu, bayağı Marxist bir aileden geliyor.
Büyük amcası Louis Boudin, 20’inci yüzyılın başında Amerikan Sosyalist hareketinin en önemli isimlerinden biri. Lenin, Rosa Luxemburg’la birlikte ABD temsilcisi olarak İkinci Enternasyonel’e katılmış, daha sonra savcılık yapmış bir hukukçu ve teorisyen.
Dedesi Leonard Boudin, Fidel Castro’nun, solcu sendikacı Hoffa’nın, Sovyet ajanı çıkan Judith Coplon’ın davalarını üstlenmiş yine meşhur bir solcu avukat.
Ama esas hikaye anne ve babasınınki.
Annesi Kathy Boudin ve babası David Gilbert, 60’larda üniversite kampuslarında Vietnam Savaşı ve ırkçılık karşıtı bir gençlik hareketinden ortaya çıkmış Weather Underground adlı silahlı bir solcu örgütün militanları.
Bu örgüt Pentagon’u bombalamaktan, 1971’de FBI bürosunu basıp gizli bilgileri çalarak gazetelere servis etmeye kadar sayısız silahlı ve yasadışı eyleme imza atmış bir örgüt.
Örgütün son ve en kanlı eyleminin tarihi 1981.
Irk ayrımcılığına karşı mücadele eden silahlı örgüt Siyahi Kurtuluş Ordusu militanlarıyla birlikte, özel bir güvenlik firmasının para taşıyan aracını soymaya kalkışıyorlar.
Bu sırada çatışma çıkıyor ve çatışmada iki polis ve bir güvenlikçi öldürülüyor. Bütün militanlar da yakalanıyor.
Chesa Boudin bu sırada sadece 14 aylık bir bebek.
Soygun planı da annesinin onu bakıcısına bırakmasıyla başlıyor.
Anne Boudin 25 yıl, doğrudan polislerin ve güvenlik görevlilerin öldürülmesiyle suçlanan babası ise 75 yıl hapis cezasına çarptırılıyor.
Anne babası terör suçundan hapse düşmüş bir bebek olarak hayata başlıyor Chesa Boudin.
Aynı örgütten ama yakalanmamış iki karı-koca tarafından evlatlık olarak yetiştiriliyor. Tabii sıkı bir solcu olarak.
Hapisteki anne ve babası yüzünden hukuk okuyor, hukuk doktorası yapıyor. Latin Amerika üzerine çalışıyor. Gençliğinde Venezuela’ya gidip Hugo Chavez’e tercümanlık bile yapmış. Chavez, Venezuela devrimci harekatı, Bolivarcılık üzerine kitapları var.
San Fransisco’da, mağdurlara hukuk hizmeti veren solcu bir avukat olarak girdiği savcılık seçimlerini, üstelik güçlü bir Demokrat adaya karşı kazandı.
Kazanır kazanmaz önce 23 yıl hapis yattıktan sonra 2003’de bir afla hapishaneden çıkan ve şimdi üniversitede hocalık yapan annesini aramış, ardından da hala New York’ta hapiste olan babasını ziyaret etmiş.
Türkiye’de asla mümkün olmayan bir kariyer var karşımızda.
Güvenlik soruşturmalarından asla geçemeyecek, bir şehrin savcılığı gibi bir koltuğa asla oturtulmayacak, hatta civarına bile yaklaştırılmayacak bir karakter.
Şimdi bu rejim düşmanı, komünist, terörist bir anne ve babanın ABD karşıtı, Chavez hayranı oğlu artık San Fransisco’nun savcısı.
Ama iyi bir hukukçu olduğu, mesleğini sadece kanunları ve adaleti gözeterek yürüteceği konusunda kimsenin bir şüphesi yok. Belki tercih haklarını daha çok dezavantajlı, ezilen kesimler, azınlıklar, muhalifler lehine kullanabilir. Zaten bu yüzden ABD’de savcılar seçimle makamlarına geliyor.
Türkiye’de de savcıların, hakimlerin politik görüşleri biliniyor.
Her adliyede, üst yargı kurumlarında hangi hakimlerin, savcıların muhafazakar, hangilerinin sosyal demokrat, kimlerin ülkücü olduğunu kime sorsanız söyler.
Tek fark onları halk seçmiyor. .
Uzaydan hakim ve savcı getirilemeyeceğine göre bu politik, dini kimlikler de kaçınılmaz.
Ama tam da hakimlik ve savcılık bu kimliklerden fazlası demek zaten.
Kendi kimliğinden, aidiyetinden, önyargılarından, mahalle baskılarından, toplumun ya da siyasetin beklentilerinden sıyrılıp hukuk ve adaletin gereğini yapabilmek demek.
Ama geçen hafta Karar’da Taha Akyol’a konuşan eski Anayasa Mahkemesi başkanı Halim Kılıç’ın sözleri bunun Türkiye’de ne kadar zor olduğunu bir kere daha gösterdi:
“Ayrım yapmadan söylüyorum. Siyasi davalarda siyaset kurumları kendi unsurlarının lehine sonuçlanması için ahlaki, insani ve evrensel tüm kuralları yok sayabiliyor. Karar veren hakim gerici-ihanet-hain-uşak ve örgüt üyesi gibi ithamların korkusuyla bazen vicdanla bağlantısını kesmek zorunda kalıyor.”
Bu röportajı okurken bu aralar Netflix’de gösterilen bir belgesel geliyor akla.
The Devil Next Door adlı belgesel, ABD’de 1985 yılında Ukrayna göçmeni 66 yaşındaki Ohio’lu oto tamircisi John Demjanjuk’un, Nazilerin Polonya’daki Treblinka toplama kampında dehşet saçan Korkunç İvan olduğu gerekçesiyle yargılanmasının hikayesini anlatıyor.
Yaşlı Demjanjuk, ABD tarafından 1986’da İsrail’e gönderiliyor. İsrail’de son Nazi suçlusunun yargılanması büyük bir heyecan yaratıyor. Mahkemeler televizyondan canlı yayınlanıyor. Fakat mahkeme boyunca elde iki kare fotoğraf ve sahte olup olmadığı tartışmalı bir kimlik kartı dışında Demanjuk’un 45 yıl önceki Korkunç İvan olduğunu gösteren somut bir delile ulaşılamıyor. En somut delil, mahkeme kürsüsüne tanık olarak çıkıp dehşet dolu hikayeler ve öfke krizleri içinde Demjanjuk’u teşhis eden Treblinka’dan kurtulan mağdurlar. Ama onların ifadelerinde de çelişkiler var.
Bütün riskleri göze alarak Demjanjuk’u dindar bir Musevi olan sıra dışı bir avukat temsil ediyor. Çok da iyi savunuyor. Ama şüpheleri artıran çok sayıda delili ortaya koysa da, mahkemenin soykırım mağdurlarının önünde başka bir karara eli gitmiyor ve Demjanjuk’u idama mahkum ediyor.
Yedi yıl İsrail hapishanelerinde yatan Demjanjuk için temyiz süreci başladığında artık Doğu Bloku devrilmiş ve ortaya KGB arşivlerinden Demjanjuk’un Korkunç İvan olmadığı iddiasını güçlendiren yeni belgeler çıkmıştır.
Ama bu tartışmalı delillere göre bir Nazi suçlusunu aklamak hala kolay değildir. Davanın temyiz duruşmasında Demjanjuk’un ikinci avukatlığını üstlenen eski bir savcı baskılara dayanamayarak intihar eder, eski avukatının yüzüne asit atılır.
Ve bu ağır koşullarda mahkeme heyeti, salonu dolduran soykırımdan kurtulmuş insanların ve ailelerinin karşısına çıkar, bütün İsrail’in izlediği bir canlı yayında, ülkenin kuruluş trajedisi hakkındaki bir davada, Nazi işbirlikçisi bir katliamcı olduğu iddiasıyla yargılanan sanığı delil yetersizliğinden aklar ve serbest bırakır.
Hikayenin devamı da var. Demjanjuk pek de öyle yaşlı bir oto tamircisi çıkmıyor.
Ama İsrail Yargıtay’ının verdiği karar hikayenin sonundan daha şaşırtıcı.
Maalesef Türkiye’de “vicdanla bağlantısını kesmek zorunda kalan” hakimlerin kararlarına çok sayıda örnek verilebilir ama devletin ve toplumun baskılarına göğüs gerip, sadece adaletin gereğini yapabilen hukukçulara örnek bulmak hiç kolay değil.
Özellikle de son zamanlarda.
Bunun istisnası Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’ın son dönemde verdikleri bazı kararlar.
Fikir ve ifade hürriyetinin sınırlarını genişleten, yasal derneğe üye olmanın suç kabul edilemeyeceği, darbeyi bildiğine dair somut delil olmayan insanların darbecilikle, terör örgütü üyeliğiyle suçlanamayacağını söyleyen bu kararları hakimler, siyasetin korkutucu gölgesine, kendilerine sallanan parmaklara rağmen, kariyerlerini, hukukçu kimlikleri uğruna riske atmayı göze alarak alıyorlar.
Yargıtay’ın hem siyasete hem de intikam isteyen kalabalıklara rağmen Altan ve Ilıcak davasında ağırlaştırılmış müebbeti bozması da böyle cesur bir karardı.
Şimdi benzer bir sınav da Danıştay’ı bekliyor.
Şehir Üniversitesi’ne arsa devri konusunda Danıştay’ın verdiği iptal kararı bugünlerde temyiz için gittiği Danıştay Dava Daireler Kurulu görüşülecek.
Ülkenin birikimi olan bir üniversitenin kaderini belirleyecek bu karardan, ileride Danıştay hakimlerinin koltuklarına oturacak hukuk öğrencileri, bugünlerin tarihini yazacak tarih öğrencileri de etkilenecek.
Bakalım geleceğin hakimlerine örnek olabilecek ve bugünleri yazacak geleceğin tarihçilerine “o zor şartlara rağmen Ankara’da hakimler de vardı” şerhi düşürtebilecekler mi?
Not:
Bu yazı yazılırken son dakika gelişmesi olarak Ahmet Altan hakkında yeniden tutuklama kararı çıkarıldığı haberleri geçmeye başlamıştı.
Anlaşılan hukuk yerine intikam isteyen eli meşaleli kalabalıklar yine Themis heykelini ateşe vermeyi başardılar. “Bize şunu yapmışlardı” diyenler, o şikayet ettiklerinin hepsini yapmadan huzur bulamayacak. Bu ülkede herkes sırayla mağdur ve zalim oldu ve eşitlendi. Bakalım bu kötü eşitliği bozmaya kim cesaret edebilecek...
Yazarlar
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları





































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025