Akın ÖZÇER
“Demokratların Çilesi” başlıklı yazımda, demokrasinin günümüzde ideolojilerden bağımsız beş temel kriteri olduğunu belirtmiştim. Bunların sırasıyla milli irade, erkler ayrılığı, temel hak ve özgürlükler, hukukun üstünlüğü ve kanun önünde eşitlik ile siyasi çoğulculuk ve iktidar değişimi imkânı olduğunun altını çizmiştim. Daha geriye gitmeden son 65 yıllık siyasi tarihimiz esas alındığında, bu kriterlerin tümünün tam olarak bir arada olduğu bir döneme rastlanmadığını anımsatmaya çalışmıştım. Bunları bir kez daha yinelemenin anlamı yok.
Bugüne geldiğimizde, 14-28 Mayıs 2023 seçimlerinden çıkan 21 yıllık iktidarın başta ekonomi politikasıyla çöküş yoluna girdiği anlaşılmıştı. Çünkü pandemi döneminde uyarılara karşın izlenen irrasyonel politikanın yol açtığı yüksek enflasyonu düşürmek iddiasıyla göreve gelen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in direksiyonunda olduğu Orta Vadeli Program’ın (OVP), dünya ekonomisinde 2000’li yılların başlarında gözlenen “boom” dönemindeki göreli iyileşme hariç, gelir dağılımı uzun süredir bozuk olan bu ülkede gelir adaletsizliğini derinleştirmeye yol açacağı görünüyordu. Nitekim memur emeklilerinin yasal kazanılmış haklarının askıya alınmasıyla başlayan bu dönemde çalışanlar ve emekliler yoksullaşmaya başlamıştı. Yüksek enflasyonun kısa süre içinde gelirlerini erittiği bu kitlenin kalabalık olduğu ve iktidarın bugüne kadar hep bu kitlenin gelirlerini arttıran vaatlerle seçim kazandığı dikkate alındığında, bir sonraki seçimleri kazanması pek mümkün görünmüyordu. Öyle de oldu. 31 Mart 2024’te yapılan yerel seçimlerde muhalefet karşısında bozguna uğradı.
İktidar cephesi yerel seçimlerin genel seçimlerden farklı olduğu söylemiyle kendini bir ölçüde avutmaya çalıştı belki ama dünya örnekleri göz önüne alındığında ara seçimler yerel nitelikli olsa bile milli iradenin iktidara uyarısı olarak kabul edilmeliydi. Örneğin tüm AB ülkelerinde olduğu gibi, Fransa’da da 9 Mayıs 2024 tarihinde yapılan Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde Cumhurbaşkanı Macron’un partisi Renaissance’ın yüzde 14,60 oranında oy alması erken genel seçimlere yol açmıştı. Demokrasinin beş temel kriterinden biri olduğuna göre, milli iradede önemli bir değişiklik, iktidara yönelik bir uyarı olmuşsa, bunun dikkate alınması gerekir. Almayan ülkeler var elbette. Bir önceki yazımda sözünü ettiğim “Geri Çağırma” da bu nedenle geliştirilmiş bir hak. Seçilen bir iktidar halkın çoğunluğunun başta ekonomik olmak üzere beklentilerini karşılayamıyorsa, anayasa gereği süresinden önce görevden alınabilmelidir kuşkusuz.
Anayasanın uygulanmaması
Bu ara başlık utanç verici ama gerçek. Anayasasının 2. maddesinde demokratik hukuk devleti yazan bir ülkede anayasaya uyulmaması mümkün olabilir mi? Sadece hukuk veya siyasal bilgiler mezunları değil, yüksek eğitim görmüş herkes, hatta halkın çoğunluğu, “anayasanın yürütme, yasama, yargı ve idari makamlar dahil herkesi bağladığını” bilir. Defalarca 11. maddeyi zikretmeme gerek yok. Askeri darbelerle yaşamış bu ülkenin bir yurttaşı olarak, demokratik olmayan anayasa gördüm ama anayasaya uyulmamasını bu iktidarın son dönemine kadar pek görmedim. Askeri yönetimlerde antidemokratik maddeler anayasada yer alır, demokrat siyasi partiler bu maddelerin değiştirilmesi için mücadele verirlerdi. 80’leri, 90’ları ve 2000’li yılların başlarını anımsayalım. Ama darbeciler bile mevcut anayasayı uygulamamaya kalkışmazlardı. Anayasayı uygulamamak gibi bir seçenek yoktu.
“Demokratların çilesi” başlıklı yazımda uygulanmayan bazı anayasa maddelerini hatırlattım. Örneğin 90. maddeye karşın, Özal’ın demokratikleşme adımlarından en önemlisini oluşturan ve topal demokrasimiz açısından devrim niteliği taşıyan zorunlu yargı yetkisini tanıma kararı aldığımız AİHM’in verdiği birtakım kararların inatla uygulanmamasından söz ettim. Bunun tam 36 yıl geriye 80’li yıllara gitmek gibi vahim bir durum olduğu kimsenin aklına gelmiyor mu bilmem ama iktidar partilerine eksi puan yazdığına kuşku yok.
Söz konusu yazımda ayrıca, bazı CHP’li Belediyelerin mensuplarının, açılan davalarda Anayasa’nın 19. maddesi dikkate alınmadan tutuklu yargılandıklarının, 38. maddesinin “suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz” hükmüne aykırı olarak, ana medyada sürekli olarak hüküm giymiş gibi suçlu ilan edildiklerinin altını çizmiştim. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diplomasının tüm hukuk kurallarına aykırı olarak iptal edilmiş olması göz önüne alındığında, bunların halkta yitirilen desteği yeniden sağlamak için yerel seçimlerde başarılı olan CHP’ye karşı siyasallaşmış bir “yargı yoluyla” girişilen bir yıpratma politikasının sonucu olduğu izlenimi ediniliyor.
Oysa iktidarın “yargı yoluyla” siyasi rakibine karşı bir girişimde bulunması anayasaya aykırı. “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138. madde hakimlerin “görevlerinde bağımsız olduklarını, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm” verdiklerini “ hükme bağlamakta. Gel gör ki yargının aldığı kararlar ne hikmetse anayasa maddeleri zorlanarak hep CHP’nin aleyhine çıkıyor. Son olarak bir Asliye Hukuk Mahkemesi, Anayasa’ya göre yetkisiz olduğu bir konuda, bir ara kararla CHP İstanbul İl Kurultayı’nı iptal ederek, seçilmiş yöneticilerin yerine geçici bir kurul atayabiliyor. Oysa Anayasa’nın 79. maddesine göre bu konuda tek yetkili olan Yüksek Seçim Kurulu (YSK) ve “kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz.” İlginç olan şu ki YSK da o mahkemenin kararını iptal etmiyor. Böyle hataların sürekli CHP aleyhine yapılıyor olması yargıda bir siyasallaşma belirtisi olarak algılanabilir elbette. O bakımdan halkta yargının tarafsız olmadığı algısının oldukça güçlü olması şaşırtıcı değil.
Yanlış siyaset
Konunun yargı yönünü bir tarafa bırakırsak, iktidarın medya organlarıyla birlikte yerel seçimleri kazanan CHP’ye karşı “yolsuzluk yapan, kendi içinde kavga eden, dolayısıyla oy verilmemesi gereken bir parti” olduğu imajı vermeye çalıştığı gözleniyor. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı da bir süre öncesine kadar, heybedeki büyük turplardan ve kolları her yana uzanan bir ahtapottan” söz etmekteydi. Bu rakibi yıpratma politikası ayrıca ekonomide makroekonomik pembe tablolarla süslenerek yürütülüyor. Bir bakıma “ekonomiyi düzlüğe çıkarıyoruz, siz bu yolsuzluklara batmış, yargıyla derdi olan CHP’ye oy vermeyin” yaklaşımı. Algım bu yönde. Ama kabul etmek gerekir ki halkının refahını sağlayamayan yönetimlerin siyasi rakibini karalayarak iktidarda kalması pek kolay değil.
Kaldı ki ekonominin düzlüğe çıktığı, ikinci çeyrekte yüzde 4,8 oranında büyüdüğü söylemi sokakta sefalet çeken insanı yatıştırmak şöyle dursun öfkelendiriyor. Çünkü sabit gelirlilerin cebine yansıyan bir kuruş bile olmadığı gibi, ileriye dönük bir umut da yok. Memurlara ve emeklilerine önümüzdeki iki yıl için verilen zam oranları, asgari ücretin Ocak’ta yüzde 30 üstünde zam almayacağını ortaya koyuyor. 2023 Ekim’i için emeklilere verilen sözler, bir sefere mahsus 5 bin liralık sadaka niteliğindeki zamla geçiştirildikten sonra dar gelirliler için iyileştirme seçim öncesi rüşvet beklentisine dönüşmüş durumda. Ayrıca bu kesimin hissettiği haklı öfkeyi barışçıl, demokratik protesto gösterileriyle dile getirmesinin de kısıtlandığı görülüyor. Oysa demokratik ülkelerde, bu denli bir sefalet yaşanmadığı halde, bu hak geniş biçimde kullanılıyor. Bugün Türkiye’de sefalete mahkûm edilmiş milyonlarca insan, demokratik ülkelerde olduğu gibi, kendi vergilerinden oluşan devlet bütçesini sosyal bir devletin gerektirdiği gibi kullanmayan veya demokratik özgürlükleri kısıtlayan bir iktidarı protesto edebilir elbette. Bu, son derede doğal.
Bugüne kadar yanlış politikaları nedeniyle seçimleri kaybetmiş olan CHP ise bu defa Özgür Özel ve ekibiyle toplum sorunlarına doğru yanıt veriyor. Vergi politikalarında adaletin sağlanması, en düşük emekli maaşının asgari ücrete bağlanması gibi popülist değil asgari hedefler, toplumun yüzde 20’lik kaymak tabakası dışında kalan orta sınıfı ve yoksul kesimine umut veriyor. Çok uzun süredir iktidar olmanın getirdiği bıkkınlığa Şimşek politikasındaki temel yanlışlık eklendiğinde, Cumhur İttifakı için artık yolun sonunun yaklaştığını söylemek için müneccim olmaya gerek yok. Bu doğal gidişatı kabullenmeyip topluma baskıları arttırmasının da lehine bir durum yaratmayacağı açık.
Açılan kapatma davasında yargı yoluyla siyasete müdahale olduğu için AK Parti’nin yanında yer almış olan bağımsız demokratların gözünde bu politika açıkça, milli irade, erkler ayrılığı, temel hak ve özgürlükler, kanun önünde eşitlik, siyasal çoğulculuk ve iktidar değişimi imkânı gibi demokrasinin beş temel kriterine de aykırı. Buna karşılık, Özgür Özel ve ekibinin en azından kamuoyu önünde yaptığı vaatler bu kriterlerin hepsini karşılayabilecek nitelikte görünüyor. Bağımsız demokratların bu nedenle artık CHP’nin, Özgür Özel ve ekibinin yanında yer almaları doğal.
Özetle, demokrasilerde kötü yönetim gösterdiğinde veya milli irade çok daha iyisini uygun gördüğünde iktidarların değişmesini normal karşılamak gerekir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları








































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
15.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025