Ali Türer
Geldiği topraklarda tutunma yolunda her türlü tehdidi savuşturmak için kendini her an tetikte olmak zorunda hisseden bir toplum,ister istemez seçimlerini hâkim bu duygunun baskısı altında yapmak zorunda kalır. Tıpkı sevgisiz bir ortamda yetişen bir çocuğun ya insanları tümüyle reddeden el becerisine dayalı meslekleri ya da tam tersi insanla uğraşmayı gerektiren pisikolog, öğretmenlik, polislik gibi meslekleri seçiyor olmasında olduğu gibi bu tür toplumlarınyaptıkları seçimler deistemez sorunlu hale getirir. Çok sık kaza yapan şoförlerin çoğunda, yetişme koşullarına bağlı olarak gelişmişsaldırganlık ve düşmanlık duyguları saptayan yapılmış pek çok araştırma var.
Bu nedenle, Türk toplumunun içinden geçtiği modernleşme sürecinde, geliştirdiği modern eğitim anlayışını, bu anlayışı rehber almış modern eğitim yaşantılarını sorunlu buluyorum. Elbet de bu, bu eğitim anlayışı içinde ortaya çıkmış başarıları görmediğim anlamına gelmiyor, fakat sonuçta bu anlayışın ürettiği sorunları da görmek gerekiyor.
Bizde modern eğitim Avrupa toplumlarından farklı koşullarda gelişti, sonuçları da farklı oldu. Modern eğitimimiz devleti çökmekten kurtaracak önce askeri sonra siyasi elit yetiştirme temelinde gelişti. İttihat Terakki’nin eğitimden sorumlu bakanı Emrullah Efendi’nin“bizde eğitim Tuğba ağacı gibi yukarıdan aşağıya gelişir” derken işaret ettiği buydu.
Modern eğitime rehberlik eden anlayış içinde ortaya çıkan ürün ile ilgili şu eleştiriler yönetilebilir:
- Hukuka bağlılık, liyakat temelinde modern birbürokrasi geliştiremedik. Kendini atayana intisab (bağlılık),kendi atadığını himaye (koruma-kollama): Gelenekselbiat kültürü üzerinde inşa edebildiğimiz devlet memurukültürü bu oldu. Bugün siyasi iktidar-memur ilişkisinin içinde yaşadığı kültürel atmosferi bu oluşturuyor.
- Partiler temsil temelinde değil “devleti kurtarmak için” ortaya çıktılar. Bu nedenle siyasal yaşamda ona bağlı olarak da sosyal yaşamda uzlaşma kültürü gelişemedi.Lidere endeksli siyaset anlayışı yerleşti.
- Temel istihdam alanı devlet, esas olan devlet memurluğu olduğu için mesleki eğitim, mesleki kişilik sahibi birey yetiştirme, mesleki olgunluk gibi kavramlar da eğitim sistemi içinde gelişemedi.
- Kendini güvence altına alma duygusu Milliyetçilik, İslamcılık gibi akımları diri tuttu. Siyasi çatışmalar, kıyımlar, sürgünler, katliamlar, faili meçhuller bu topraklardan o nedenlehiç eksik olmadı.
Biz öğretmeni yetiştirirken ondan öncelikledinine, devletine, milletine bağlı kendini bunun için feda etmeye hazır fedakâr, vefakâr evlatlar yetiştirmesini istedik. Bugün hala eğitim sistemini bunu beceremedi diye eleştiriyoruz. 1889-1890’lı yıllarda dersler dualarla açılır dualarla kapanırdı, Cumhuriyet’ten sonrabunun yerini “Andımız” aldı. Eğitim “din ve devlet için” idi “millet ve devlet için” haline geldi. Oysa bu topraklarda sadece Türkler, sadece Müslümanlar yaşamıyordu. İlan edilmiş gelecek tasavvuru içinde (2023 Vizyonu) bu unsurların hala bir yeri yok, var mı?
Fakat haksızlık da etmeyelim, bu toplumun bu rotaya nasıl mecbur kaldığını da görmemiz lazım.
Modernleşme sürecinde önce,Osmanlıcılık adı altında ortak siyasi birlik, ortak kültür yaratma çabası içinde olduk. Tanzimat bunun adıdır.Fakat sonuçta bu tutmadı işte, bunu başarabilseydik belki bugün başka bir geleceği tartışıyor olacaktık.
Ama bu süreci(Osmanlıcılığı) iyi ki yaşadık. Bu süreç yaşanmasaydı öğretmen yetiştirmede iz bırakan Satı Bey gibi Arap kökenli bir eğitimcinin eğitime katkılarından, Jön Türklerin yetişmesine önemli rol oynamışAristoklis Efendi gibi değerli sanat tarihçisinin, antropoloğun modern eğitime katkılarından mahrum kalacaktık.Özellikle Sati Bey’in öğretmen yetiştirmeye ve modern eğitime pedagojik boyutta katkıları son derece belirleyicidir. Fakat, paradoks bu ya katkı verdikleri ürün sonuçta sonlarını getirdi.
Bu topraklarda Türkçülük ihtiyaç ve zorunluluğa dayalı olarakgelişti.Yani bugün her ne kadar inkâr edilse de Türkçülük başka türlü olunamadığı için içine girilmiş bir süreçti.MEB bürokratlarının “Türkler ulus bilincine geç ulaştılar” dedikleri için işlerinden olmaları, güvenlik eksenli travmanın hala toplumda ne kadar güçlü olduğunun göstergesi olması bakımında önemlidir.
Türk unsuru önemli yaşam alanlarının Balkan savaşları ile birdenbire elinden çıktığına tanık oldu.Millî Mücadelenin Türkçülük temelinde yükselmesinde bu travmanın etkisi göz ardı edilebilir mi? Cumhuriyetin başlarında siyasi birliğin Türk etnik kimliği etrafında sağlamaya çalışması bu nedenle anlaşılır bir olgudur.
Fakat bu süreçte yaşanan nüfus değişikliğinin, servetin el değiştirmesinin, nüfus mübadelelerinin, varlık vergisi uygulamalarının, Dersim’de yaşananların,6-7 Eylül olaylarının sonuçları da kabul edilmeli ki geride kalanlar için çok da hayırlı sonuçlar doğurmamıştır.
Demek istediğim öğretmen yetiştirme alanında bugün yaşanan karmaşayı anlamak için, toplumun içinde yaşadığı kültür atmosferini, yaşadığı duygusal travmaları, geliştirdiği savunma mekanizmalarınıgörmek gerekiyor. Yaşanan karmaşa bunlardan bağımsız, bunlar göz önünde tutulmadan anlaşılamaz.
Türkiye'de bugün 93 eğitim ve eğitim bilimleri fakültesi ile 50 eğitim enstitüsünde toplam 221 bin 530 öğrenci eğitim görüyor.Diğer yandan ilahiyat fakültesi mezunlarının din dersi öğretmeni olarak atanmasını 2017’de Danıştay durdursa da 60’ın üzerinde ilahiyat fakültesi bütün öğrencilerine pedolojik formasyon vermeye devam ediyor. Ayrıca Fen ve Edebiyat Fakültelerinden mezun olanlara eğitim fakültelerinde pedagojik formasyon da verilmeye devam ediliyor. Sonuçta bu okullar her yıl 70.000 civarında öğretmen adayınımezun ediyorlar.
MEB, Özel okullar, kurslar dahil kabaca 1 Milyon öğretmenimiz var istihdam edilen. Öte yandan 500 bin civarında da diplomalı atama bekleyen öğretmen adayımız var. Hatırlayın 30 yıl önce 1996-1998 yılları arasında MEB hangi fakülte mezunu olursa olsun önüne geleni üniversite mezununu öğretmen olarak istihdam ediyordu. O yıllardan yetiştirdiği öğretmenlerin ancak 3/2 sini istihdam edebilen bir noktaya nasıl geldik, bunun sorgulanması lazım.
Var olma serüveniniz sonuçta sizin özünüzü belirler,eylemleriniz de bu özü yansıtır. Eğitim sistemleri her toplumda modernleşme sürecinde yaşanan kültürel değişim süreçlerine, bireysel ihtiyaçlara, toplumsalbeklentilere, bunlarla belirlenen egemen ideolojiye, toplum tasarımına dayalı olarak şekillenirler. Öğretmen yetiştirme sistemi bunlardan bağımsız olarak ele alınamaz, anlaşılamaz.
Söylemek istediğim şu
Elbette geçmiş ile barışık olmalıyız. Geçmişiniz ile barışık olmadan oradan gelecek için deneyim çıkartamaz, ondan yararlanamazsınız. Fakat barışmanın yolu geçmiş ile yüzleşmekten geçiyor.Güvenliği önceleyen, bir tür savunma mekanizması anlamına gelen Türkçü, İslamcı anlayışlar içinde sıkışıp kaldığınız yerde bizatihi siz “Beka sorunu” haline gelirsiniz.
Ülkedeki bütün farklılıkları kucaklamadan, eğitimi demokratik, laik, farklılıklara saygı temeline, mesleki eğitim temelinde yeniden düzenlemeyi göze almadan, öğretmen yetiştirmenin programın yanı sıra bir yönetim, örgütlenme, rehberlik, hizmet içi eğitim sorunu olduğunu görmeden hiç bir soruna kalıcı çözüm bulamazsınız.
Bunun için geçmişle yüzleşmek,onunla barışmak ama buradan gelen ayak bağlarından kurtulmayı da göze almak zorundasınız.
Öğretmen yetiştirme alanında olağanüstü bir zenginliğe sahibiz. Peki bu zenginlikten yararlanabiliyor muyuz? Sahip olduğumuz olağanüstü zenginliği görmemiz, değerlendirebilmemiz sonuçtaÇağdaş toplum, çağdaş devlet olma yolunda yeni bir paradigma geliştirmemizebağlı.
Sonraki yazımda öğretmen yetiştirme alanında yaşanan karmaşayı, bu konudaki düşüncelerimi sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.
Bu duygularla öğretmen yetiştirme boyutundaboyutundakatkıyla kalıcı izler bırakan Selim Sabit Efendi, Sati Bey, Ethem Nejat, Emrullah Efendi, Aristoklis Efendi, Ayşe Sıddıka Hanım, İsmail Hakkı Tonguç, NafiAtuf Kansu gibi eğitimcilerimizi, bu sürece yön veren Mustafa Necati, Hasan Ali Yücel, Saffet Arıkan, Reşit Galip, Rüştü Uzelgibi yöneticilerimizi saygı ve rahmetle anıyorum.
Eğitim davasına kendini adamış bütün öğretmenlerimizin, eğitimcilerimizin öğretmenler gününü kutluyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları




























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024