Celal BAŞLANGIÇ
Çatışmalar giderek yoğunlaşıyordu. Kentler abluka altındaydı.
İlan edilen sokağa çıkma yasakları artık ayları bulmuştu.
Mahalleler, sokaklar, evler tanklarla, obüslerlerle, havanlarla bombalanıyordu. Çatışan tarafların dışında kadınıyla, çocuğuyla, yaşlısıyla siviller öldürülüyordu.
Ancak Doğu'daki, Güneydoğu'daki Kürt kentlerinde yaşanan bu felaketten Türkiye'nin batısında yaşayanların haberi olmuyordu bir türlü. Ekranlarıyla, sütunlarıyla büyük bir yalan makinesine dönüşmüştü iktidar yanlısı televizyonlar ve gazeteler. Geri kalanı da susmuştu, sinmişti, biat etmişti.
Tıkanan haber kanallarını açmak, "bölge"de yaşananları Türkiye'nin batısına aktarmada aracı olmak için "Haber Nöbeti" başlamıştı.
İlk "nöbetçi gazeteciler" olarak 3 Şubat'ta gelmiştik Diyarbakır'a.
5 Şubat'ta da Başbakan Ahmet Davutoğlu Mardin'e gelecek ve "Terörle Mücadele Master Planı"nı açıklayacaktı.
Doğal olarak nöbet alanımız da Mardin'e doğru kaymıştı o gün.
Akreditasyonla ilgili bütün işlemleri eksiksiz yaptırdığımız halde Başbakanlık tarafından üzerimiz çizilmişti, Davutoğlu'nun konuşacağı Artuklu Üniversitesi'nin salonuna alınmamıştık.
Davutoğlu'nun konuştuğu yerin yakınında bir kafeye oturmuş, televizyonlardaki canlı yayından izliyordum.
Saymaya başlamıştı Davutoğlu "Terörle Mücadele Master Planı"ndaki "10 esas"ı.
"İlki psikolojik unsur" demişti. Zaten projede "milli birlik ve kardeşlik"in yanına "rehabilitasyon"u koymuştu. Demek ki "Kürt sorunu"nu psikolojik bir rahatsızlık boyutunda görüyordu iktidar ve Kürtleri rehabilite etmeyi amaçlıyordu.
Sonra "kapsamlı bir demokratik reform süreci"ne geldi ama bunun altını tek bir maddeyle doldurdu; "anayasa değişliği", yani "Başkanlık".
Vaatleri alt alta sıralıyordu Davutoğlu. 10 madde bitince sözü Mardin Büyükşehir Belediyesi'ne getirmeyi ihmal etmedi. Açıktan açığa belediye kadrolarına müdahale etmenin ve belediye yönetimlerini düşürerek valilere ve kaymakamlara devretmenin sinyalini veriyordu.
"Mardin'de yüzde 96'sı merkezden verilen bütçenin, personele ayrılanı yüzde 62. Yatırıma ayrılanı yüzde yedi" deyiverdi.
Tam bir ay önce, 6 Ocak'ta da aynı şeyleri söylemişti Davutoğlu:
"Mardin Büyükşehir Belediyesi'nin toplam giderinin yüzde 62,6'sı personele harcanıyor, oysa Türkiye ortalamasında bu yüzde 11,7. Bu personel ne yapıyor? Hangi hizmeti yerine getiriyor ki, personel giderleri yüzde 60'ın üzerinde. Bu personel giderlerinin nereye gittiğini tek tek araştıracak ve hesaplarını soracağız."
Oturduğum kafeden çıkıp hemen Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk'ü bulmuştum; daha Davutoğlu'nun konuşması sürerken. Maridin Oteli'ndeymiş. Gittim yanına.
Kızgındı Başbakan'ın söylediklerine. "Hitler dönemindeki Göbels propagandası gibi" diyordu.
Belgeleri, dosyaları getirtmişti Ahmet Türk. Başbakan'ın doğru söylemediğini anlatıyordu:
"Zaten altı aydır bakanlığın müfettişleri belediyeden çıkmadı. Kendi müfettişlerinin raporları bizzat Başbakanı yalanlıyor."
Önüme İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği'nin Özel Teftiş Raporu'nu koydu. Aynen şu cümleler vardı:
"Büyükşehir Belediyesi'nin personel harcamalarının yüzde 30'u aşmadığı...", "Teftişe tabi dönemde yapılan personel harcamalarının yasal sınırlar içersinde kaldığı..."
Bir başka çizelge koymuştu masaya Ahmet Türk; "Mardin Büyükşehir Belediyesi 2015 Yılı Gerçekleşme Oranları".
Bu çizelgede "Personel Giderlerinin Hizmet Alımı Dahil Gerçekleşen Bütçeye Oranı" maddesi vardı. Burada yazan rakam da öyle Davutoğlu'nun söylediği gibi yüzde 60'ların üzerinde değildi. Tamı tamına yüzde 28'di.
Bazı belediyelerin nüfusları ve personel sayılarıyla karşılaştırmalı bir başka döküman konulmuştu masaya.
Buna göre;
AKP'li Trabzon Büyükşehir Belediyesi'nin nüfusu 768 bindi... Personel sayısı 1872.
AKP'li Ordu Büyükşehir Belediyesi'nin nüfusu 729 bindi... Personel sayısı 1460.
Çizelgede Mardin Büyükşehir Belediyesi'nin nüfusunun bu iki kentten de daha fazla, ama personel sayısının daha az olduğu görülüyordu.
DBP'li Mardin Büyükşehir Belediyesi'nin nüfusu 797 bindi... Personel sayısı 1220.
Söylenen yalan apaçık ortadaydı. O gün hemen Mardin'de söylenen yalanları ve yaşanan gerçekleri "Haber Nöbeti'ndeyiz, gerçeğin peşindeyiz; Bu medyanın doğrusunu yazamayacağı Mardin Yalanı" başlığıyla yazıp Haberdar'a geçmiştim.
O günden beri de bölgede nereye gitsem soruyordum, "5 Şubat'ta Başbakan Davutoğlu'nun Mardin'de açıkladığı 10 maddelik 'Terörle Mücadele Master Planı'yla ilgili somut olarak ne yapıldı?" diye.
Sur'dan İdil'e, Nusaybin'den Silvan'a, Lice'den Silopi'ye, Cizre'den Şırnak'a uzanan koca coğrafyada bir kişi çıkıp da "Şu yapıldı" diyemedi. Çünkü yapılan hiçbir şey yoktu.
Zaten Kürtler, yıllardır devletin kendileri için "Kürt Planı" yapmasından ve CHP'nin "Kürt raporu" yazmasından bıkmıştı.
Oysa Davutoğlu'nun "psikolojik unsur"dan "rehabilitasyona" doğru başlattığı 10 maddelik planda neler yoktu ki; "Sosyal seferberlik", "öğrencilere en iyi şartlarda eğitim", "kira yardımı", "bir tek vatandaşımız aç ve açıktaysa hesabını sorarım", "gençlik kampları", "STK'lar ve kanaat önderleriyle kurulacak İstişare Meclisleri", "Yeni bir birliktelik ve kardeşlik dönemi..."
Uygulama süreç içersinde öyle bir noktaya geldi ki, bırakın "bir tek vatandaşın aç ve açıkta kalmaması"nı, evleri yıkılan yurttaşlara giden çadırlara, gıda yardımlarına el konuluyor bugünlerde bölgede.
Davutoğlu gitti, böylece Sur'un Toledo olma umudu da yattı!
Başbakan Davutoğlu'nun yerine "Saray kayyumu " olarak Binali Yıldırım'ın atanmasından sonra sıra yeni Başbakan'ın "Kürt planı" açıklamasına gelmişti.
Oysa daha Davutoğlu'nun yaptığı "Kürt planı"nın mürekkebi bile kurumamıştı.
Yine Diyarbakır'daydık. Şubat ayındaki "Haber Nöbeti"nden sonra bu kez tutuklu Kürt gazeteciler için "Tanıklık Günleri"ne gelmiştik. "Haber Hakkıma Dokunma" kampanyası için Diyarbakır Adliyesi önünde tutuklu arkadaşlarımızın "gazeteci" olduklarına dair tanıklık yapıyorduk.

Diyarbakır Barosu'nun eski Başkanı Emin Aktar da destek vermeye gelmişti. Aynı zamanda Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'ne danışmanlık da yapan Aktar "Belediye müfettiş dolu. Teftişlerden çalışmaya vakit bulamıyoruz" diye yakınıyordu.
"Haber Nöbeti"nden "Tanıklık Günleri"ne gelene kadar dört aydan fazla bir zaman geçmişti. Bu kez de yeni Başbakan Binali Yıldırım başlamıştı yeni "Kürt planı" açıklamaya.
Davutoğlu ile ortak iki yanları vardı. Birincisi "psikolojik rehabilitasyon" konusu.
Yıldırım'ın planı da Davutoğlu'nunki gibi "fiziki ve sosyal/ psikolojik rehabilitasyon"u hareket noktası alıyor.
Ama Yıldırım, "bölgede zenginlik merkezleri kurmaktan, 3-4 cazibe merkezi yaratmaktan, kamu-özel sektör ortaklığıyla bölgede uygun fabrikalar, işyerleri kurmaktan" söz ediyor Davutoğlu'ndan farklı olarak.
Biraz "ölme eşeğim yoncalar biter" kıvamında olsa da Yıldırım'ın projesi de dönüp dolaşıp sonunda Davutoğlu'nun olduğu yere geliyor; yani DBP'li belediyelere el koymak, kayyum atamak meselesine. İşte ikinci ortak yan da buydu.
"Bölgedeki HDP'li belediyelerin ön ayak olduğu bazı yapıların gençleri terör örgütüne yönlendirdiğini" iddia ediyor Yıldırım, "Bomba yapımından tuzak kurmaya kadar eğitim veriyorlar" diyor.
Sonra da sözü esas maksadına getiriyor:
"Hukuk devletiyiz, gereği neyse onu yapacağız. Bir yandan terörle mücadele ederken bir yandan böyle bir yapının devamına müsaade etmeyiz."
Kimse de çıkıp "Etme o zaman kardeşim, kim gençleri terör örgütüne yönlendiriyorsa, hangi belediye bomba yapım eğitimi veriyorsa yakala, adalete teslim et. Madem hukuk devletisin gereğini yap. Yoksa 14 yıldır iktidardasın da bunları cezalandıracak bir yasa mı yok elinde, yenisini çıkartacaksın?" diye sormuyor.
Amaç başka elbette. Neredeyse altı ay önce Davutoğlu Başbakanken Mardin Büyükşehir Belediyesi için "Bu personel giderlerinin nereye gittiğini tek tek araştıracak ve hesaplarını soracağız" demişti.
Ne oldu altı aydır, tek tek araştırıp nereye gittiğini bulamadınız mı hala bu personel harcamalarının?
Elbette ki hayır. Çünkü bir yalan ve algı yönetimi üzerinden operasyon yapıyor AKP iktidarı.
Şimdi Başbakan Yıldırım'a sorsak "Hangi belediye gençleri terör örgütüne yönlendiriyor, hangi belediye bomba eğitimi veriyor" diye sorsak ya hiçbir yanıt alamayız, ya da aldığımız yanıt yalan olur.
Belediye başkanları ya da bediye personeli içersinde bu türden suç işleyenleri yakalamak değil amaç. Çünkü bu tür suçların işlendiğine dair ellerinde geçerli bir kanıt yok. Olsa çoktan derdest edip içeri atarlardı.
Görevden alınan, tutuklanan seçilmiş belediye meclis üyeleri, il genel meclis üyeleri bir yana DBP'nin bölgedeki 100'den fazla belediyesinin 31 eşbaşkanı görevden alınmış durumda, 21'i tutuklu olarak cezaevinde.
Burada amaç Kürtlerin belediyelerine kayyum atayarak tümüyle el koymak; halkın seçtiği başkanlar yerine belediyeleri de valilere, kaymakamlara devretmek.
Ancak bu da pek o kadar kolay görünmüyor.
Şimdi Cumhurbaşkanı Erdoğan "Ben yüzde 52 oyla seçildim, milli iradeyi temsil ediyorum" diyor ya... Sur'da toplam oyların yüzde 81,6'sıyla, Nusaybin'de 89,4'üyle, Şırnak'ta 71,5'iyle, Cizre'de 93,2'siyle, İdil'de 83,7'siyle, Silopi'de 89,4'üyle, Yüksekova'da 86,4'üyle seçilmiş belediye başkanları.
Şimdi sormazlar mı adama, "Senin seçildiğin yüzde 52 milli iradede de, kendi belediye başkanlarını yüzde 70, 80, 90 oyla seçen Kürtlerin iradesi gayrı milli irade mi?" diye.
Böyle bir tablo içersinde, halkın seçtiği belediye başkanlıklarını kayyuma devretmek, Cemaatin şirketlerine kayyum atamak yoluyla el koymaya da benzemez.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi çizdiği strateji çerçevesinde "Terörle mücadele kıyamete kadar sürecek" diyor.
Böyle bakınca hemen anlıyorsunuz ki, AKP iktidarı "Kürt sorunu"nun çözümünü bulmuş.
Adı da belli; "4 K" formülü. Yani;
"Kürtlere, Kıyamete Kadar Kayyum!"
Ama sakın unutmayın bu formülün geçerlik süresi "Kürtlerin kıyameti"ne kadar değil, "AKP'nin kıyameti"ne kadar!
CELAL BAŞLANGIÇ | HABERDAR
Yazarlar
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları




















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.03.2023
17.03.2023
1.01.2023
17.11.2022
9.09.2022
10.07.2021
26.06.2021
22.06.2021
8.06.2021
4.06.2021