Cemil KOÇAK
Kâzım Karabekir’in ‘İstiklâl Harbimizin Esasları’ adını taşıyan millî mücadele anıları 1933’ün Mayıs ayı sonunda basıldı. Ancak anılara matbaada iken el konuldu ve yakıldı. Son yıllarda basılan aynı adlı eser, 1933 metnine kıyasla çok daha kapsamlıdır.
NUTUK, 1927 yılından bu yana millî mücadele ve erken cumhuriyet tarihinin resmî anlatımı olarak tarihyazımına damgasını vurmuştur. Elbette o sırada da, daha sonra da Nutuk’ta ortaya konulan iddialara karşı savunmalar ve karşı iddialar da gündeme gelmekte gecikmemiştir. Ancak erken bir savunma ve Nutuk’un alternatif metni olarak Kâzım Karabekir’in anıları önemlidir.
Karabekir anılarını yazıyor
Kâzım Karabekir, 1926 yılında İzmir’de Atatürk’e suikast davasından dolayı yargılandığı Ankara İstiklâl Mahkemesi’nde beraat ettiğinden beri İstanbul’da halen müze olan Erenköy’deki köşkünde polis gözetiminde yaşıyordu. Nutuk’ta çok sert şekilde eleştirilmişti. Karabekir’e karşı kamuoyu nezdinde yeni bir polemik, 1933 yılının Mart ayında bir yazı dizisiyle Siirt milletvekili Mahmut Soydan’ın sahibi ve başyazarı olduğu Milliyet gazetesinde başlatılmıştı. Bu, iktidarın Karabekir’e ve onunla birlikte daha sonra gözden düşmüş olan millî mücadelenin önder kadrosuna karşı siyasî saldırısı anlamına geliyordu. Tefrikanın kimin tarafından kaleme alındığı belirsizdi. Konu, bir süre sonra millî mücadele yıllarında Karabekir’in ve daha sonra onunla siyasî işbirliği yapacak olan arkadaşlarının rolüne de gelmişti. Dizi, bu rolü yeniden tartışma konusu yapıyordu. Karabekir de, dizide anlatılanları aynı gazetede yayınlanan mektuplarıyla tekzip etmeye başlamış; ancak polemik kısa sürede bitirilmişti.
Anıların basılması ve yakılması
Polemiğin ardından Karabekir’in “İstiklâl Harbimizin Esasları” adını taşıyan millî mücâdele anıları Mayıs ayı sonunda basılır. Gelişmeler, anıların daha önceki bir tarihte yazılmış ve hazırlanmış olduğunu, basın polemiğinin ise yayın tarihini hızlandırmış olabileceğini düşündürtüyor. Anılara matbaada iken el konulmuş; basılan bütün nüshalar toplatılarak yakılmıştır. Elde örnek kalmaması ve vesikaların orijinallerine de el konulabilmesi için Karabekir’in köşkü de aranacaktır. Evde bulunan bütün evraka el konulmuştur.
Öyküyü Karabekir’in anılarından daha geniş bir şekilde okumak mümkündür. Karabekir, polemik sırasında anılarını bastırmaya karar verdiğini ve emekli general Cafer Tayyar Eğilmez’in kendisinin yegane yardımcısı olduğunu açıklıyor. Üçbin adet basılan eseri Eğilmez teslim almaya gitmiştir. Eserin yayını iki cilt olarak planlanmıştı. Basımı biten yalnızca ilk ciltti. İkinci cilt ise hiçbir zaman basılamayacaktır. Karabekir, baskının sona ermekte olduğu sırada, basılan nüshalara el konulmasından çok kısa bir süre önce, matbaanın sahibi Sinan Omur’dan tehdit edildiğini öğrenir. Bunun üzerine Başbakan İsmet İnönü’ye, meclis başkanlığına, İstanbul savcılığına durumu anlatan yazılar yazar.
Son zamanlarda köşkteki polis gözetimi de yoğunlaşmıştır. Nihayet köşk aranır. Köşkün aranması sırasında Cafer Tayyar Eğilmez de köşkte misafir kalmaktadır. Onun ve Karabekir’in yakınlarının da evleri aranacaktır. Karabekir, olaydan doğrudan doğruya Cumhurbaşkanı Atatürk’ü sorumlu tutma eğilimindedir. Olayın tertipçileri olarak Karabekir Ali Çetinkaya’nın, Kılıç Ali’nin ve Recep Zühtü’nün isimlerini vermektedir. Fakat “Gazi’nin gizli pençesi” adını verdiği bu grubun talimatlarını Çankaya’dan aldığı kanısındadır. Karabekir, İnönü’yü ve hükûmetin büyük kısmını ise olaydan habersiz olarak görmektedir. El konulmuş olan evrakının ancak küçük bir kısmı Karabekir’e iade edilecektir. Evrakın genelkurmay başkanlığı ile dışişleri bakanlığı tarafından da incelenmesine ihtiyaç duyulmuştu. Karabekir’in itibarının iade edilmesinden sonra evrakını yeniden geri aldığını tahmin edebiliriz; belki de meclis başkanı olduğunda. Karabekir’in anıları, Atatürk’ün ölümünden sonra, İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminde, hatta kendisi CHP milletvekili ve meclis başkanı olduktan sonra dahi, ölümüne kadar (1948) ve daha sonraki yıllarda da serbestçe yayınlanamadı.
Anılar, ancak 1960 yılının Temmuz ayında, yani 27 Mayıs’ın hemen ertesinde yeniden yayınlanabilecektir. Muhtemelen yayının DP iktidarı dönemine denk gelmesi arzu edilmişti. Aradaki bu küçük tarih farkı, beklenmeyen bir gelişme olarak değerlendirilmelidir. Anıların bu son ve kapsamlı versiyonunun bu dönemde serbestçe satılabileceği düşünülmüş olmalı. Ne var ki, kitap hakkında dava açılacak, dava uzun sürecek ve 1968 yılının sonlarında sona erecek; yeni basım ancak 1969 yılında gerçekleşebilecektir. O günden beri anılar serbestçe satılmaktadır.
Değişik baskılar üzerine notlar
Karabekir’in bugün satışta olan “İstiklâl Harbimiz” adlı devasa boyutlu anıları ile 1933 yılında toplatılan anıları aynı ya da benzer değildir. Anıların 1933 yılında yakılan orijinal baskısını hiç görme imkânım olmadı. Elde var mıdır, bilemiyorum. İmha edilen anıların görebildiğim en eski yeniden basımı 1951 tarihlidir. Bu baskı, imha edilen anıların aynısı olmak gerekir. Elimde bulunan aynı tarihli iki farklı basımda da yalnızca 1951 tarihi yer almamış, aksine 1933 ve 1951 tarihleri birlikte yanyana yer almıştır. Bu da, 1951 yılında yeniden basılan anıların 1933 yılında basılan orijinalinin aynısı olduğu izlenimini vermektedir. Ancak Mustafa Armağan, bir yazısında bu iki metin arasında fark olduğunu belirtmekte ve örnek de vermektedir.
1951 yılında iki farklı edisyon halinde basılan bu “ikinci nesil” anıların başına ne geldiği konusunda kaynaklarda bilgiye rastgelmedim. Anıların özellikle 1951 yılında yeniden basılmış olması, DP iktidarının getirdiği yeni siyasî atmosferden kaynaklanmış olmalıdır. Anıların bu basımı da toplatıldı mı, yoksa serbestçe satılabildi mi bilmiyorum.
Üzerinde iki farklı tarih barındıran bu baskıya özellikle dikkat çekmek istedim: Elimde her iki baskı da mevcut... Bir kere iki baskının da içeriği aynı olmakla birlikte, ön ve arka kapakları tamamen değişiktir. Birinin ön kapağında Karabekir’in el çizimi, üniformalı, fakat kendisinin sadece baş kısmını gösteren bir resmi yer almaktadır. Kapak amatörce ve acemicedir. Arka kapakta ise, “Şark Fâtihi Büyük Serdar Kâzım Karabekir Paşanın Yazdığı ve Toplatılıp Yakılan İstiklâl Harbinin Esasları” kitabının reklâmı yapılmaktadır. Daha büyük puntolarla dizilmiş bir baskıdır.
Diğer versiyon ise şeklen değişiktir. Öncelikle daha küçük punto ile dizilmiştir. Bu da kitabın iki farklı şekilde ve dolayısıyla da iki kere ayrı ayrı dizildiğini göstermektedir. Farklı baskının ön kapağı değişiktir ve bu sefer kapakta Kâzım Karabekir’in muhtemelen yaşamının son günlerinde çekilmiş bir fotoğrafı yer almaktadır. Fotoğraf renklidir ve Karabekir’i yine muhtemelen köşkünün çalışma odasında/çalışma masasında ve ardında eski yazı “Türk Yılmaz” tablo yazısı altında ve yine ardında eski tarihli ve eski yazı bir Türkiye haritası önünde resmetmektedir. Karabekir, sivil giyimlidir. Kitabın arka kapağında Karabekir’in bir başka fotoğrafı yer almaktadır. Bu kez fotoğraf daha eski tarihlidir ve Karabekir’in at üzerinde çekilmiş üniformalı bir resmidir. Bu baskıda bir de hata-sevap cetveli vardır. Bu farklı iki baskının satış fiyatları da farklıdır. Bu da baskıların farklı tarihlerde satışa sunulduğunu gösteriyor olabilir.
Son olarak, 1933 tarihli orijinal anıların yeni bir başka baskısından daha söz etmek istiyorum: Nihat Uzcan tarafından hazırlanmış olan “İstiklâl Harbinin Esasları. Kâzım Karabekir Paşanın Hatıratı”, Basın Kitabevi, İstanbul, 1981. (Ancak bu baskıda son vesika yarım sayfa tamamen eksiktir.)
Karabekir diyor ki...
“İSMET Paşa ile yazışmıştık, samimiyetten bahsediyordu, fakat tedhiş siyaseti hâlâ devam ediyordu. Çünkü İstanbul valisi ve emniyet müdürü, hem İsmet’in başvekil olduğu hükûmetin, hem de kızıl pençenin emrinde idiler. Kızıl pençe düzeninde İsmet yoktu. Buna doğruca Gazi emir verir, meclis reisi, Kılıç Ali gibi en mutemetleri vasıtasıyla hükûmet mekanizması gizli oyunlara başlarlardı.” (Kâzım Karabekir: “Bir Düello ve Bir Suikast”).
İsmet Paşa diyor ki...
“ŞAHSî vasıfları temiz bir ruhun ve cesur bir karakterin bütün faziletlerini göstermiş, fikir ve hükümlerinde daima kendine güvenir ve sebatlı olmuştur. Kuvvetli bir iradenin muvaffakiyetlerini hak ettiği gibi, güçlüklerini de hayatının her devrinde metanetle karşılamıştır. Tarihimiz Kâzım Karabekir’in millî mücadeledeki hizmetlerini vefalı sayfalarında daima iftihar ile yad edecektir.” (1948)
Hatırlatma
KARABEKİR’İN anıları ile günlükleri ikişer büyük cilt olarak Yapı Kredi yayınlarınca basıldı; şimdiye kadar yayınlanmış ve yayınlanmamış olan bütün eserlerinin yayınına ise devam ediliyor.
Bugün artık satışta olmamakla birlikte Feridun Kandemir tarafından 1964 yılında yayınlanmış “Kâzım Karabekir’in Yakılan Hatıraları: Meselenin İçyüzü” kitabı anıların yakılma sürecini hayli ayrıntılı ve ilk elden anlatan önemli bir kaynaktır. Tahsin Demiray’ın 1969 yılında basılan “İstiklâl Harbimiz’in Müdafaası” kitabı da, 1960 yılında hakkında Atatürk’ün hatırasına yayın yoluyla hakaretten dava açılan kitap hakkındaki iddianameyi ve mahkemede yapılan savunmayı içermektedir.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Sovyetler boğazlarda imtiyaz talep etmişti
9.02.2016 - Sovyetler Montrö Antlaşmasını değiştirmek istedi
3.02.2016 - Türk sovyet anlaşması 1945 yılında feshedilmişti
26.03.2016 - Sadece donanmayla mı? Çok zor...
19.03.2016 - Sıkıyönetim bildirilerini hatırlarken
13.03.2016 - Sosyalistlerin hatırlamak istemediği tarih
5.02.2016 - Başarısız bir ‘ihtilal’ daha var
28.02.2016 - Bitmeyen Halkevleri meselesi
20.02.2016 - İttihat ve Terakki Cemiyeti CHP’ye sesleniyor
13.02.2016 - CHP ‘propaganda bürosu’nun önemini keşfediyor!
7.02.2016
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları







































































































jaks
bence de
idrisin bir dostu
Sevgili Mehmet altan ın son yazı dizisine göre: 1 işkenceye göz yumana işkence yapılacak (yapıldı... işkence yapana da işkence yapıldı) 2 ırza geçilmesine göz yuman içişleri bakanının ırzına geçilecek. Bu yorumu incelesin bari sayın bakan haberleri inceleyemiyosa. Not: kimseye ne işkence yapılsın ne ırzına geçilsin idris naim şahin bile olsa o zavallı