Fehim TAŞTEKİN
Fransa, Muammer Kaddafi’nin Afrika’yı birleştirme planlarını Fransız hegemonyasının sonu olarak gördüğü için 2011’deki türbülansı fırsat bilip Libya’ya ilk bombayı atan güç payesini kimseye kaptırmamıştı. NATO’nun Libya müdahalesi Sahra altındaki cihatçı cini şişeden çıkarttı. İslamcı örgütler yayılırken Fransa bu kez "terörle mücadele" adı altında ‘Fransız Afrikası’na vazgeçilmezliğini gösteriyordu! Ya da varlığını dayatıyordu!
Son 30 yılda Afrika’daki asker sayısını 13 binden 5 bine düşürse de halihazırda Cibuti, Fildişi Sahili, Gabon ve Senegal'de kalıcı üslerle hegemonyayı sürdürüyordu. Bu üsler hala Fransa’ya askeri mobilizasyon yeteneği sağlıyor. 2013’te Serval Operasyonu ile Mali’de başlayan askeri hareketlilik 2014'ten itibaren Barhane Operasyonu ile Moritanya, Nijer, Burkina Faso ve Çad’ı içine aldı. Fakat radikal İslamcı yayılma geriletilemeyince Fransız varlığının kerameti sorgulanır oldu. 2020’de Mali’de, 2022’de Burkina Faso’da gerçekleşen darbelerin ardından cuntacıların Fransa’yı kapı dışı etmesi terörle mücadeledeki hezimetin de sonucuydu. Tabii darbecilerin meşruiyet kazanmak için Fransız karşıtlığını kullandığına dair yakınmaları da görebilirsiniz.
Mali ve Burkina Faso’daki çekilmenin ardından Nijer sadece Fransa değil diğer Batılı güçler için de yeni bir merkeze dönüştü. ABD en büyük SİHA üslerinden birini buraya kurdu. Başkent Niamey’deki 101 Hava Üssü’ne ABD ve Fransız askerleri yerleşti. ABD’nin Cibuti'deki daimi üssünden sonra Afrika'daki en büyük üssü olan Agadez yakınlarındaki Nijer 201, Amerikan İHA ve SİHA filosuna ev sahipliği yapıyor. Bu üs Sahel’deki tüm askeri operasyonların gözü sayılıyor. AB de Nijer ordusuna yönelik eğitim programları yürütüyor. Nijer insani yardım operasyonlarında da merkeze alındı. Birkaç yılda Batı’nın en sadık müttefiki oluverdi. 27 Temmuz’da askeri darbeyle Nijer de kaybedildi.
***
Fransız medyasının darbeye maruz kalan seçilmiş Devlet Başkanı Muhammed Bazum'u “Fransa için değerli bir varlık” diye nitelemesi yönetime bakışı ve Paris için kaybın önemini vurguluyor. Afrika uzmanı gazeteci Vincent Hugeux şunu söylüyor: "Sahel'deki en sadık müttefiki kaybederek kendimizi tamamen kelleşmiş buluyoruz. Fransa sağlam, sadık ve güvenilir bir müttefikini kaybediyor."
Peki boşluğu kim dolduruyor? Mali ve Burkina Faso’daki darbeler Rusya’ya yaramıştı. Fransızlar Mali’den çekilirken boşalan üslere Rus özel savaş aparatı Wagner yerleşmişti. Nijer’de cuntayı destekleyen göstericilerin Rusya bayrağını dalgalandırması rüzgârın kimden yana estiğini gösteriyor. Darbeler ve gösterilerin arkasında Rusya’nın olup olmadığına dair spekülasyonlar yayılsa da somut veriler henüz ortaya çıkmadı.
Burkina Faso’dan sonra aynı senaryonun Nijer’de tekrarlanabileceğine dair işaretler vardı. Fransız askerlerinin kapı dışı edilmesinden etkilenen anti-sömürgeci ve anti-emperyalist sivil örgütler Ağustos 2022’de M62 çatısı altında birleşip Fransa’yı hedef alan kampanyalar başlatmıştı. Tam adı "Ulusun Onuru ve Egemenliğini Korumak için Kutsal Birlik." M62, Eylül 2022’de Niamey’de düzenlenen gösteride "Barhane dışarı", "Kahrolsun Fransa" ve "Çok yaşa Putin ve Rusya" sloganlarıyla dikkat çekmişti. Gösteriler olası bir darbenin popüler olabileceğinin habercisiydi.
Geçen hafta başkent Niamey’de Fransız Büyükelçiliği’ni hedef alan gösteriyi M62 organize etti. Göstericilerin iki talebi vardı: Fransız askerleri ve Fransız elçisinin defolup gitmesi. Burkina Faso’da da sivil örgütler 19’uncu yüzyılda Fransız işgaline karşı direnen büyük savaşçının anısına M30 "Naaba Wobgo" adıyla örgütlenmişti. Onlar da Vagadugu’da Fransız elçiliğine yürürken Rus bayrağını açmıştı. Burkina Faso’da birkaç kez cihatçılara silah taşıdıkları suçlamasıyla Fransız askeri konvoyunun önü kalabalıklar tarafından kesilmişti. Mali’de darbeciler Wagner’i davet ederken Burkina Faso’da darbeci lider İbrahim Traoré daha ilk bildirisinde terörizmle mücadelede güvenilir ortak olarak Rusya’yı işaret etmişti. Burkina Faso’daki darbeyi "Sömürgecilikten arınmada yeni dönem" diye selamlayan Wagner’in kurucusu Evgeni Prigojin’in Nijer darbesini bağımsızlığa kavuşma olarak nitelemesi boşuna değil. Putin sömürgeciliğin lanet mirasını ve Batılı güçlerin başarısızlıklarını kendi nüfuz savaşı için kullanıyor. Bu konuda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la aynı yolun yolcusu.
***
Batılılar askerlerini bölgeden çekmeleri halinde cihatçı örgütlerin yayılacağı korkusunu canlı tutuyor. Fakat yerelde insanlar 9 Kasım 2022’de resmen sona eren Barhane Harekâtı’nı gerçek anlamda terörle mücadele çabası olarak görmüyor. Ciddi bir inanç aşınması var. Nijer’deki darbenin lideri General Ömer Tşiani teröristlerin yerini tespit ettiklerinde Bazum’un operasyonu "Fransızlara sorun" diyerek engellediğini öne sürdü. Bölgede artık gösterilere de yansıyan kanaat şu: Eğer bir dış güçle askeri iş birliği yapılacaksa bu ülke Rusya olmalı. Haliyle bu gidişatta Rus etkisinden dolaylı olarak söz edilebilir. Darbeye karşı çıkanlar ise bir emperyal gücü kovup ötekine sarılmanın mantığını sorguluyor.
Henüz darbenin nereye varacağı belirsiz. Afrika Birliği anayasal düzene dönülmesi için cuntaya 15 gün süre verdi. Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) da 30 Temmuz’da Bazum'un görevine döndürülmesi için 1 hafta süre tanıdı. Bu müdahale tehdidi anlamına geliyor. Geçmişte Fildişi Sahili, Liberya, Gine Bissau ve Mali'de barış gücü olarak konuşlanmış olan ECOWAS’ın iktidar değişimi için askeri müdahalesine tek örnek Gambiya. ECOWAS güçleri 2017'de Gambiya'da seçimin sonuçlarını tanımayan Yahya Jammeh'i zorla indirmişti. Nijer’de de ECOWAS’tan müdahale gelir mi sorusu hala yanıt arıyor. Batılı ülkelerin vatandaşlarını tahliye operasyonuna girişmesi askeri müdahale ihtimalinin daha fazla konuşulmasına neden oluyor.
Cunta, Dışişleri Bakanı Hasumi Massaudu'nun, Fransa'ya, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nı bombalama yetkisi verdiğini öne sürdü. Mali ve Burkina Faso, Nijer’e yapılacak müdahaleyi kendileri için savaş ilanı sayacaklarını duyurdu. Darbeciler darbecilerle dayanışıyor. Herhangi bir Batılı müdahalenin yeni bir sömürgeleştirme hamlesi olarak algılanacağına dair kaygılar da paylaşılıyor. Nijerya-Nijer bağlantılı doğalgaz hattı projesinin kumlara gömülmesi endişesi yaşayan Cezayir gibi ECOWAS üyesi olmayan bazı ülkeler de askeri müdahaleye karşı.
***
Afrika’da giderek gerileyen Fransa bu gidişatla eski sömürgelerini hepten kaybeder mi? Fransa’nın Afrika ile ticareti geriliyor. Askeri varlığı zayıflıyor. Kıtada giderek yayılan Çin, Fransa’yı 10’a katlayan büyük işler çeviriyor. Çin’in sadece Nijer’deki doğrudan yatırımları 2020 sonu itibariyle 2.68 milyar dolardı. Sürekli artıyor. PetroChina 2008’de Agadem petrol sahasına girmiş, Soraz rafinerisini yüzde 60 hisse karşılığı inşa etmiş, ardından Agadem ile Beninese Limanı arasındaki 2 bin km’lik boru hattı projesini üstlenmişti. Bu yatırımların değeri 4 milyar doları buluyor. Çin’in enerji devi Sinopec de geçen mayısta Nijer’le petrol ve gaz alanında iş birliği için anlaşma yaptı. Çin’in ulusal nükleer şirketi CNNC 2007’de Azelik uranyum madeni için hükümetle el sıkıştı. Çin bu ortaklıkları kredi açarak yapıyor. Batılılar bunu ‘borç tuzağı’ olarak okuyor. Çinlilerin reddettiği bir tanımlama.
Beri tarafta Putin’in Rusya’sı, Afrika’nın sömürgeciliğe karşı mücadelesini yardım, hibe ve eğitim kanallarıyla destekleyip silah temin eden SSCB’nin ayak izlerinden gidiyor. Geçen hafta St. Petersburg’da düzenlenen ikinci Afrika-Rusya Zirvesi, Moskova’nın kararlılığını güçlendirdi. Orta Afrika, Libya, Sudan, Mozambik, Mali ve Madagaskar’da çalışan Wagner’in el sıkıştığı hükümetlerin sayısı artabilir.
Afrika genelinde üs sayısını 29'a çıkaran ABD hem Çin hem Rusya ile kapışıyor. Almanya gibi ülkelerin de etkinliği artıyor. Tabii yeni Afrika fatihleri arasında Türkiye de var. Tutunmaya çalışan İngiltere’yi saymazsak bu tabloda gerileyen tek ülke Fransa. Nijer'de statükonun değişmesi ilk etapta uranyumda ortaklığı gündeme getiriyor. Dünyanın yedinci büyük uranyum üreticisi olan Nijer 53 yıldır Fransa’yı besliyor. Fransız devletine ait Orano (eski Areva) şirketi Arlit yakınlarındaki uranyum madenlerini işletiyor. 18 nükleer santral ve 56 reaktöre sahip olan Fransa’nın uranyum ithalatının yüzde 10’u Nijer kaynaklı. Bu oranı yüzde 20’ye çıkaran kaynaklar da var. Nijer’in Avrupa’nın ithalatındaki payı ise yüzde 25. Avrupa Komisyonu kısa vadeli tedarik risklerini azaltmak için yeterli uranyum stokuna sahip olduklarını duyurdu. Fransa “Üç yıllık stokumuz var” diyor. Fransa Nijer’deki kaybını en büyük iki tedarikçisi Kazakistan ve Avustralya ile kapatabilir. Öte tarafta uranyum zengini Kanada da var. Fakat Fransa her halükârda imtiyazlı ve ucuz bir kaynaktan olacak. Sömürgeciliğin ekonomik, mali ve kültürel tezahürleri sorgulanıyor. Bu minvalde mali istikrarı teminen eski sömürge ülkelerinin döviz rezervlerinin yüzde 50’sini Fransa Hazinesi’nde tutulmasını şart koşan CFA Frangı (Afrika Finans Topluluğu Frangı) uzun zamandır tartışma konusu. Macron birkaç yıl önce "Ekonomisine güvenen kendi kararıyla ayrılır" anlamına gelen bir rest çekmişti. Farklı platformlar, toplantılar ve konferanslarda CFA bölgesinde reforma gidilmesi, ECOWAS’ın 15 üyesi arasında ortak para birimi olarak ECO’ya geçilmesi ya da ulusal para birimlerine ağırlık verilmesi yönünde alternatifler konuşuluyor. Fakat Fransa’nın eski sömürge bölgeleriyle ilişkisini tanımlayan CFA Frangını tarihe gömecek siyasi ve ekonomik olgunluk henüz oluşabilmiş değil. Yine de Fransa’nın Afrika’daki çıkarlarını koruyabilmesi her geçen yıl güçleşiyor. Élysée ve Quai d'Orsay’ın “Afrika bunalımı” büyüyor. Ve muhalefet Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un tamamen çuvalladığını düşünüyor. Kaçınılmaz olarak Fransa için güneş batıyor. Ne yapsa ne etse parlak günlere dönmesi imkânsız. İlişkilerine format atmak zorunda.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları





































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025