Fehim TAŞTEKİN
AKP hükümeti nice NATO zirveleri, AB toplantıları gördü. Liderlerle baş başa, üçlü, beşli ya da aile fotoğrafı verdikleri... Kendi halkına büyüklenen, bölge ülkelerine caka satan yelkenlerini buralarda şişirdi. Ne büyük misyondu; NATO’nun Afganistan seferine, Irak’taki Amerikan işgaline ‘meşruiyet’ katan. ‘Müslüman ve demokrat’. İslam alemi için ‘model ortak’. Arap Baharı’ndan itibaren kendisi de hava üfürdü bu yelkenlere, basabildiği kadar. Şimdi dosta düşmana ayar verme iddiasındaki o yelkenleri bir bir suya indiriyor, Doğu Akdeniz’de, Libya’da, Mısır’da, Körfez’de…
Dışardaki çekilmeyi ve büzülmeyi içeride sınır tanımaz, güçler ayrılığı bilmez, anti-hukuk, anti-insan, anti-kadın, anti-çevre çıkış ve açılımlarla perdeliyor. Her türlü melaneti Allah’ın lütfu sayan fırsatçılıkla ördükleri otoriterizmi totaliterizme çevirmek için limitlerini zorluyor.
Dışarıda mecburiyetten uyum, içeride şehvetle güç gösterisi. Tam zirve öncesi ‘Demokrasi ve hukuk adına bir iki adım at da biz de sana bir güzellik yapalım’ diye Türkiye’ye mesaj gönderen AB’ye önce İnsan Hakları Eylem Planı'yla pas verip ardından HDP’ye kapatma davası açarak, Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nu meclisten atarak ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan’ı gözaltına alarak yanıt veriyor. Ve daha başka ne skandallarla. Kriz yaratan dış politika dosyalarında büzüldükçe içeriyi tepeleme keyfiyetini muhafaza edebileceğini düşünüyor. Cesaret veren örnekleri az değil.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu önceki gün ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken’le Brüksel’de el sıkıştı ya ne büyük saadet! Şükürler olsun! Sıra saray sakinlerine de gelecek. Kıtlıkta saadet kırıntılardan da çıkarmış!
Aslında bu ilk buluşma tablodaki derin kasveti dağıtmış da değil. S-400 mevzusu hâlâ kördüğüm. Biden yönetimi ortada bir yasa olduğunu (CAATSA) ve siyasetin yaptırımlardan kaçmak için manevra alanının kalmadığını söylüyor. Ankara’nın ara formüllerine bakmıyor, NATO’nun endişelerini gidermeye dönük ortak mekanizma kurulması önerisine yanaşmıyor.
Aynı şey ilişkilerin gerçek zonklama noktası Halk Bank davası için de geçerli. Tekrarlanan yanıt; “Biden yönetimi yargıya müdahale edemez”. Güçler ayrılığının azizliği işte. Belki otoriter sarhoşlukla şunu da mırıldanıyor olabilirler: “Zavallı Biden, yetkisi bile yok.” Bunu vakti zamanında Barack Obama için de demişlerdi.
***
Elbette siyaset hukuktan öteye her zaman kaçacak yol bulmuştur. Muhammed bin Selman’a ‘cinayetin azmettiricisi olduğunu söyleyip de “Müttefiklerimizin liderlerini hedef alan yaptırım geleneğimiz yok, ulusal çıkarlar önemli” diyen yan çizmede olduğu gibi. Fakat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kendi yanlış hesapları yüzünden her türlü tavizi vermeye hazır hale gelmişken S-400 ve Halk Bank dosyaları en dikenli haliyle orada asılı kalacaktır. Washington’da dillendirilen ‘sözde’ ortağın Brüksel koridorlarında aniden ‘kıymetli’ ortağa dönüşmesinin hikmeti de burada. Kıvrana kıvrana NATO’ya uyumlanmak. Yani donanma dalaşları ve navtex savaşlarından sonra Yunanistan’la istikşafi görüşmelere dönmek, Doğu Akdeniz’in sularını bir daha köpürtmemek, Kıbrıs’ta iki devletli çözüm diyerek parametreleri değiştirdikten sonra 27-29 Nisan’da Cenevre’de 5+1 formatında masaya yeniden oturmak. Türk-Rus ilişkilerine bir NATO ayarını da şart görüyorlar. ABD’nin Transatlantik İttifakı’nı canlandırma çabasındaki temel saik Rusya’ya boyunun ölçüsünü göstermek. Türkiye’nin ittifaktaki yerini hatırlatmaları boşuna değil.
Ortağın kendisini değerli hissedeceği ve havuç-sopa siyasetinin teşvik kısmına odaklanacağı işbirliği alanlarını da eksik bırakmıyorlar. Afganistan’dan çıkabilmek için Taliban’la hükümet arasındaki görüşmelere Türkiye’nin ev sahipliği bunlardan birisi. İkincisi Suriye. Blinken Türkiye ile anlaşamadıkları alanları sıraladıktan sonra Suriye ve Afganistan’da ortak çıkarlara sahip olduklarını vurguluyor. Ne kadar anlayışlı! Ortaklıktaki bu tenzilde çok da alınganlığa gerek yok çünkü Erdoğan’ın kendisi Bloomberg’e yazdığı yazıda işbirliğinin yeniden maya tutacağı yer olarak Suriye’yi işaret etmişti. Türk askeri varlığını Suriye ve müttefiklerine karşı değerli gören bir konsept kaybolmadı ve bir noktadan sonra Suriye’nin egemenlik alanından koparılmış parçalarda himaye ettikleri cihatçıların tıynetini de sorun etmiyorlar.
***
Temel dış politika konularında ABD’siz yapamayan AB de Türkiye’yi öngörülen istikamete çekmede kendi rolüne hevesle sahip çıkıyor. Takdir ve tekdir taktiğiyle. Gümrük Birliği’ni güncelleme müzakereleri için Avrupa Komisyonu’na yetki vermek, beş yılı geride bırakan mülteci geri kabul anlaşmasını yenilemek ve askıya alınan üst düzey siyasi diyalogu yeniden başlatmak meselenin teşvik ayağında. Sihirli sözcük pozitif gündem. Gerilimler geride bırakılırsa Türkiye pozitif gündemiyle takdir edilecek! Yoksa sıradaki tekdirdir: İhracat veya ithalata yasaklar, turizm sektörünü baltalayacak şekilde seyahat engelleri, enerji ve altyapı projelerinin finansmanında önem arz eden Avrupa Yatırım Bankası ile diğer mali kurumlarla işbirliğinin kısıtlanması vs. Washington’daki gibi Brüksel’de de yaptırım sopası böylece sallanıp duracak.
Türkiye ile ilişkiler güvene dayalı, itibarlı ve eşit ortaklık hedefinden giderek ticaret ve güvenlik parantezine sıkıştırılıyor. Göçmenlerin önünde bariyer ol!
Rusya’nın önünde set gibi dur!
NATO operasyonlarına katıl! Ucuz asker ol.
Bir de piyasa kurallarından sapma, ekonomik cazibeni koru, borçlarını çevirecek duruma düşme! Kararlarında keyfi değil öngörülebilir ol.
Temel hak, özgürlük, demokrasiye gelince; bu alandaki kötüleşme yaptırımlar değil uyarı ve telkinlerle köşeye sıkıştırma konuları olarak kalsın!
Bu konulardaki hassasiyetleri gürültünün ötesinde ekonomik çıkarlarının üzerine çıkarırlarsa tanrıları şaşı kalır! Samimiyetsiz ve istismarcı bir ilişki. Karşılıklı tabii. AB, Ankara’nın tutarsızlıklarıyla kendi tutarsızlıklarının devamlılığını sağladıkça AKP yönetimi de nerede uyumlu nerede arızalı olacağını kestirebiliyor. Herkes birbirini çözmüş durumda. Dün Alman Şansölye Angela Merkel diyalogdan yana konuşmasını ‘AB’nin refahı için işbirliği’ vurgusu üzerine kurdu. Türkiye’den ortak değil ‘komşu’ olarak söz etti. Aranan haslet ‘iyi komşuluk’. Hal tercümesi; “Evin içi bizi ilgilendirmez!” Erdoğan’ın aradığı da bu değil mi? Beni ben olarak kabul et, dile ne dilersen.
***
Şirazesini yitirmiş ilişkilere ayar verme arayışı bir cendere halinde AB-ABD ekseninden ötelere gidiyor; Kuzey Afrika kıyılarından İsrail sularına oradan Körfez’e akıyor. Hepsi elzem, birbiriyle ilintili ama uyumsuz. Diplomasi fukarası. Dış politikada yanlış giden ne varsa yeniden akıl, mantık ve ulusal çıkar süzgecinden geçirip kapsamlı bir strateji ortaya koymak yerine tıkandıkça sağa sola sapan, olmadı çark eden bir tepkiselliktir gidiyor. Bu da çok temel bir sorunu büyütüyor: Güvensizlik.
Yunanistan ve Rumlara karşı Mısır ve İsrail’in ortaklığı aranıyor. Fakat ilk hamleden sonra anlıyorlar ki Mısır’la anlaşmak için Libya’daki çatışmayı geriletmek, Suudi-Emirlik ekseniyle yumuşamak, dış ilişkilerdeki Müslüman Kardeşler çıkıntısından kurtulmak da şart. Mısırlılar Libya’ya taşınmış Suriyeli milisleri çekme hazırlığını takdirle not ediyor. Fransızlar bunu ‘cesaret verici’ buluyor. Bir yandan da bu çekilmenin Türk askeri varlığını kapsayıp kapsamayacağını merak ediyorlar. Nihai tutumu ona göre belirleyecekler.
Müslüman Kardeşler’le ilgili önlemler alarak da Mısır’ın en önemli koşuluna karşılama niyetini sergiliyorlar. Kahire ‘yetmez ama evet’ modunda kafa sallıyor. Suudilerin kalbine dönmenin yolunu Yemen’de arayan bir çaba görüyoruz. Cemal Kaşıkçı cinayeti nedeniyle lanetledikleri Suudi Arabistan’ı şimdi ancak Türkiye’nin kurtaracağına dair yorumlar büyük bir sarhoşlukla iktidar medyasında yer alıyor. Suriye’de Ruslarla birlikte ‘devrim’ projesini bozan, Irak’ta Haşd el Şaabi ile Şengal’de karşı duruş sergileyen İran’la hesaplaşmak için Suudilerin Husiler karşısındaki çaresizliğine hitap eden bir arayış görüyoruz. Yemen için Karabağ modelini dillendiriyorlar. Yani bir yandan Suriye’den milis diğer yandan denge değiştirecek Türk SİHA’ları. En büyük teşvik de küresel Müslüman Kardeşler ağından geliyor. Çok tuhaf bir durum. Kahire için Müslüman Kardeşler’in bir kanadını gözden çıkarırken Riyad’ı memnun edecek formül için Müslüman Kardeşler’in bir diğer kanadının tuzağına giriyorlar.
***
Dostların yanına dost, müttefiklerin yanına müttefik eklemek yerine bir komşuya karşı öteki komşuyu kullanma mantığı güdülüyor. Normalleşme arayışının ufuksuz olması bundan. Son olarak iktidar en mahir olduğunu zannettiği al-ver dengesinde elini çoktan kaybetti. Bir kez daha diplomaside kapitülasyonlar devrindeyiz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları





































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025