Fehim TAŞTEKİN
Türkiye cumayı cumartesiye bağlayan gece Suriye’de 2 askerini daha kaybetti.
Ne uğruna? Milliyetçilik ve hamasetle zehirlenmemiş normal bir aklı mutmain edecek bir dava var mı? Ulusu birleştirecek bir gerekçe? Kayıpların sorumluluğunu hisseden bir iktidar?
“Ölenler şehittir.” Nokta, tartışma bitmiştir. “Bunu sorgulayan da vatan hainidir.”
Savunma Bakanı Hulusi Akar her ölümlü saldırının ardından kuvvet komutanlarıyla sınıra gider, sıfır noktasında “Şehitlerimizin kanları yerde kalmadı” der. Türk devleti gücünü göstermiştir. Bir ritüeldir sanki, bu son saldırı sonrasında da tekrarlanan.
Sahi intikam kimden alındı? Türk askeri konvoyunun saldırıya uğradığı yer İdlib. TSK’nin çok sayıda askeri üsle cihatçılara kalkan olduğu İdlib’in Kafriya bölgesindeki Binniş. Büyük kalkanın ortası. Bombalı saldırıyı üslenen ise Ensar Ebu Bekir el Sıddık Tugayı. Gizemli bir örgüt ya da bir maske. İdlib’de Türk-Rus mutabakatlarıyla oluşan gerilimi düşürme rejimine karşı çıkan, bu çerçevede M-4 yolunun açılmasını sabote etmeye çalışan, çihatçıbaşı Heyet Tahrir el Şam’ı (HTŞ) da Türkiye ile işbirliği yapmakla suçlayan El Kaide çizgisindeki yapıların paravanı olduğu düşünülüyor. Daha önce 15 Mart ve 11 Mayıs’ta Türk askeri konvoyuna düzenlenen saldırıları da üstlenmişti.
Genelde askerler İdlib’de vuruluyor, TSK intikamı Menbic, Tel Rıfat, Ras’ul Ayn (Serê Kaniyê) ve Tel Ebyad (Grê Sipî) civarındaki köylerden alıyor. Yani Türkiye durum ne olursa olsun Kürt bölgelerini ya da Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve Menbic Askeri Konseyi’nin elindeki mevzileri vuruyor. Bazen de Suriye ordusunu. Son iki günde bombalananlar arasında Halep’in kuzeyinde Tel Rıfat ve Maranaz; Menbic tarafında Hamam, Dandaliyê, Camûsiyê, Um Adese ve Sayade; Tel Ebyad tarafında Erîda ve Evdiko gibi yerler vardı.
Bakan Akar ayrıca Suriye’ye müdahalenin başından itibaren silahlı grupların dokunulmazca kevgire çevirdiği, 2016’dan beri de TSK ve MİT unsurlarının tekeline aldığı yerde “Hudut namustur” diyor. “Hudut namustur” ama ortak sınırlardan komşu topraklarına her türlü melanetin sokulması, yüzlerce örgütün oluşumuna öncülük edilmesi, bu grupların eğitilmesi, silahlandırılması ve koordine edilmesi, bunlardan alternatif “Suriye Ulusal Ordusu” kurulması, hemen hemen hepsinin birer suç şebekesine dönüşmesine göz yumulması, Türk ordusunun cihatçılarla aynı davaya koşulması, onlara kalkan yapılması, nihayetinde İdlib’in ‘cihadistan’ haline getirilmesi, bir de bu toprakların ilhak edilmişçesine Türkleştirilmesinde bir sorun yok! “Hudut namustur” ama bütün bunların hiçbiri komşunun sınırlarına, egemenliğine, toprak bütünlüğüne halel getirmiyor! Benimsediğim bir dil değil ama sınır karşılıklı hatlar ve iki kapıdan oluşur, namussa ikisi için de namustur.
***
Bu arada Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Suriye Ulusal Koalisyonu Başkanı Salem el Meslet, müzakere komisyonu başkanı Annas Abdeh ve geçici hükümetin başbakanı Abdurrahman Mustafa'yı kabul edip “Suriye halkının meşru temsilcisi olan Koalisyon'a ve Geçici Hükümet'e desteğimiz tam” diye mesaj attı. Tam da İdlib ısınırken.
Ankara 2016’dan beri, Astana süreci boyunca altına imza attığı tüm bildirilerde Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne bağlılığını teyit edip terör örgütlerini yok etme sözü verdi. Devşirilmiş bir aşiret adamı, Türkiye’nin kanatları altında iş çeviren Müslüman Kardeşler temsilcisi ve MİT’in yedeklediği, kendini bile temsil etmekten aciz bir Türkmen’i Suriye’nin gerçek temsilcisi olarak sunan hakikatten kopuk, temelsiz, yalan-dolan bir siyaset başa sarıyor. Bütün rezilliklerin başlama noktasına. Daha birkaç gün önce Bağdat’ın arabuluculuğunda Suriye ve Türkiye istihbarat şeflerinin buluşacağını müjde havasında basına sızdırdılar. Şam’la PYD konusunda fikir birliği olduğunu da vurgulayarak… Şam görüşme haberlerini defaatle yalanladı. Eski fotoğrafa yeni baskı yaparak Şam’ı sıkıştıracaklarını sanıyorlar. Bunun hiçbir etkisi olmaz. 2011’in koşullarının yerinde yeller esiyor. Suriye’ye bulaşmış herkes pozisyonunu gözden geçirmenin derdinde. Son bir-iki hafta içindeki gelişmeler bile Ankara’nın sıyırmış dişlilerle çarkı çevirmenin beyhudeliğini kavramaktan uzak olduğunu gösteriyor. Devlet Başkanı Beşşar el Esad, Şam’da heyetler ağırlıyor. Lübnan’ın elektrik ve doğalgaz sorununa çözüm olarak geliştirilen formül Şam ile el sıkışmayı gerektirdi. Bunu kimi okurlarımın yerinde bulmadığı “Hizbullah, ABD’yi nasıl ters köşeye gönderdi?” başlıkla yazımda anlatmıştım. ABD, Sezar Yasası’yla Suriye’nin boynuna geçirdiği urganı gevşeterek Mısır doğalgazı ve Ürdün elektriğinin Suriye üzerinden Lübnan’a taşınmasına razı oldu. Lübnan’dan Şam’a ilk resmi ziyaret bu vesileyle gerçekleşti. Ardından Suriye, Mısır, Lübnan ve Ürdünlü bakanlar Amman’da buluştu. Bu da Şam’ın diplomatik tecridinde bir yarılma sayılırdı. Esad, Lübnan’da altı kez bakanlık yapmış Dürzi siyasetçi Talal Arslan başkanlığında kalabalık bir heyeti ağırladı. Arslan "Başkan Esad, uluslararası terörizme karşı hepimiz adına savaştı" mesajı da verdi. Beri tarafta Rus-Amerikan diyalogu belirsizlikler barındırsa da yol alıyor. ABD, Afganistan defterini rezilce kapattı; Irak’taki muharip güçlerini de yılsonuna kadar çekme konusunda Bağdat’la el sıkıştı; Suudi Arabistan’daki Patriot bataryalarını çekti; Lübnan-Suriye hattında esnemeler gösterdi. ABD, Orta Doğu’yu elbette terk etmiyor ama işleri biraz farklı götürmeyi deniyor. Son olarak Lübnan’da 13 ay sonra Necip Mikati başkanlığında hükümetin kurulmasında da bu esnekliğin payı var. Şöyle ki ABD’nin yol vermesiyle Fransa duruma el attı. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile görüşmesi sonrasında Tahran, Hizbullah ve müttefikleri, Paris de diğerleri üzerinde baskı kurdu. Bu sayede bir hükümet çıktı. Mikati hükümetinin Suriye’ye göz kırpan bir karakterde olduğunu söyleyebiliriz. Fransız Total, Irak’ta 27 milyar dolarlık yatırım anlaşmalarını imza attıktan sonra Paris İran, Irak, Suriye ve Lübnan hattındaki rakip hassasiyetleri görmezden gelemez. Orta Doğu’da Fransız-Amerikan paslaşması ve Rus-Amerikan diyaloğuyla havanın yumuşaması Şam’la Arapların ilişkilerini kolaylaştırabilir. Arap Birliği 9 Eylül’deki son bildirisinde de Türkiye’yi Libya, Suriye ve Irak’tan çekilmeye davet etti. Türkiye Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile ilişkilerini normalleştirmeye çalışırken Suriye dosyasında karşısına çıkan Arap itirazını da geçiştiremez. Suriye denkleminde her şey yarın başka bir yerde olacak.
***
Bu tablo karşısında Ankara’nın sesini yükselterek üste çıkmaya çalışırken kullanabildiği tek argüman “Terör koridoruna izin vermem.”
Rejim devirmeye odaklı bitik Suriye siyasetini sürdürmek, IŞİD’e destek veren ülke görüntüsünü dağıtmak, iç kamuoyunu tek adam rejimine ikna etmek ve milliyetçi-mukaddesatçı dönüşüme yakıt sağlamak için abartılmış, maniple edilmiş ve çarpıtılmış bir gerekçe. İdlib’de cihatçılara hayat veren sınır politikası, askeri konuşlanma ve lojistik destek kanallarına ilişkin eleştiriler de bu söylemle bastırılıyor.
Ruslar bir süredir güneyde yeniden alevlendirilen Dera cephesiyle meşguldü. Geçen hafta oradaki silahlı gruplarla yeni bir anlaşma sağlandı. Eğer sükûnet hasıl olur da Şam ve müttefikleri yeniden İdlib’e yönelirse Türkiye açısından öncekilere kıyasla daha tehlikeli bir tırmanışa sahne olabilir.
Yine de bataklığa bir kazık daha çakma arzusu var: kendiliğinden kamçılı. BM’de koltuğunu korumuş, Türkiye’de elçilik ve konsolosluğu kapatılmamış Suriye Arap Cumhuriyeti’ne karşı alay-ı vala ile “Suriye Ulusal Ordusu” ilan edilmişti ya bu hamuru da bıkmadan usanmadan yoğuruyorlar. Bileşenlerinin çetecilik, yağmacılık, gaspçılık, haraççılık, adam kaçırma, cinayet ve işkence suçlarıyla bunun bir kötülük ordusu şebekesi olduğu da ortada. Yine de üzerinde durmakta kararlılar. Bunların öne çıkan beşini kontrol altında tutabilmek için birkaç gün önce “Suriye Kurtuluş Cephesi” adıyla yeni bir çatı oluşturdular. İçinde Sultan Süleyman Şah Tümeni, Hamza Tümeni, Mutasım Tümeni, 20. Tümen ve Sukur’uş Şimal yer alıyor. Teröre karşı Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı bölgelerinde TSK ile omuz omuza duracaklarmış! Bunun dikiş tutması da mümkün değil. 5 örgüt geçen temmuzda Azm Operasyon Odası’nı kurmuştu. Anlaşılan Afrin ganimetini kaldıran Sultan Süleyman Şah’ın komutanı Muhammed el Casim (Ebu Amşa), HTŞ’ye katılma eğilimine girince Türk istihbaratı bu örgütleri yeniden harmanlamak zorunda kaldı. Ayrıca sahada bir istihbarat şemsiyesi de oluşturma peşindeler. Her bir örgüt tuttuğu yerde savaş ağası kesildiği için bütünlüklü ve işlevsel güvenlik ağı kuramıyorlar.
Beri tarafta HTŞ’yi işbirliği yapılabilir bir örgüt olarak görüp öteki cihatçı grupların dizginlenme misyonunu da bunlara yüklediler. Yani bir terör örgütü kendine rakip olan diğer terör örgütlerini saflarına katacak, direnenleri elimine edecek. Böylece Ankara müttefiklerine dönüp “HTŞ’yi kara listeden çıkaralım” diyebilecek. Yürütülen akıl bu, akıl ise!
10 yılda neredeyse tüm ülkeler farklı bir pozisyona kaydı; Erdoğan’ın Türkiye’si hariç. Buradan bakınca Araplarla normalleşme çabası da yatsıya çıkmaz bir yalanı andırıyor. Suriye sapmanın ve bozulmanın başlama noktasıydı. Buradaki hataları düzeltmek normalleşmenin başlangıcı olabilir.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları





































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025