Galip DALAY
Muhammed bin Selman'ın (MBS) Amerika seyahati global ölçekte ilgi uyandırdı. Beyaz Saray'da ahlaki açıdan kendisinin ruh ikizi olan Trump'la yaptığı görüşme siyasal komedi vesikası olarak hafızalara kazındı. Bu görüşmede ortaya çıkan görüntüler aslında küresel bir trendi resmediyordu. Siyasal sınıfın kalitesizliği ve çöküşüyle birlikte siyasal ahlakta yaşanan erozyonunun küreselleşmesine şahit oluyoruz. Kuzey'den Güney'e, Doğu'dan Batı'ya her ne kadar siyasal sınıflar ideolojik, kültürel, jeopolitik veya çıkar temelli farklılıklar nedeniyle birebirlerini kıyasıya eleştirse de, siyasal ahlak ve karakter konusunda küresel siyasal elitin birbirlerine benzeştiği bir dönemden geçiyoruz. Bu nedenle, Trump ve MBS bir yönüyle birbirlerinden çok farklı diğer yönüyle de birbirlerine çok benzeyen figürleri temsil ediyorlarlar.
Meselenin bu yönünü şimdilik bir paranteze alalım. MBS fenomenine başka bir açıdan bakmaya çalışalım. Muhammed bin Selman'ın içeride ve dışarıda yaptıkları Arap dünyasında hala belli bir ağırlığı olan bir siyasal rejimle alakalı bir tartışmayı tetiklemeli. Tıpkı Körfez'in diğer irili ufaklı ülkeleri gibi Suudi Arabistan, hanedanlık esasına dayanan monarşik bir rejimle yönetiliyor. Bu rejim tarzı birçok tahminin ötesinde zamana karşı epey dayanıklı çıktı. Arap isyanları bu rejim tipine sahip hiçbir ülkede iktidarı devirmedi. Hatta bu rejimler 20. yüzyılda yaşanan diğer birçok dönüşüm veya alt-üst oluş dönemlerini de atlatmayı başardılar. Arap milliyetçiliğinin yükselişi, Altı Gün Savaşı, İran devrimi, Körfez Savaşı, 11 Eylül hadisesi ve en son Arap Baharı bu rejimleri yerlerinde edemedi. Tabii ki 20. yüzyılın Ortadoğu'sunda birçok monarşi yıkıldı. 1952'de Mısır'da, 58'de Irak'ta, 69'da Libya'da, 73'te Afganistan'da ve 79'da İran'daki monarşi rejimleri yıkıldı. Fakat bunların hiçbiri hanedanlık esasına dayanan monarşiler (dynastic monarchies) değillerdi.
Peki hanedanlık monarşilerini bu ölçekte zamana karşı dayanaklı kılan unsurlar nelerdir? Literatürde bu konuda bir mutabakat bulunmuyor. Bunu mevzubahis ülkelerin küçük oluşlarına, zengin yeraltı kaynaklarına sahip olmalarına ve güçlü uluslararası ittifaklar kurmalarına (koruma şemsiyeleri) bağlayanlar olduğu gibi bu dayanıklılığı bu ülkelerde devlet ile hanedanlıkları birbirlerinden ayırmanın mümkün olmamasına, devlet-inşa süreçlerinin bu yönetici ailelerin üzerine bina edilmelerine bağlayanlar da var. Bu ikinci kategoriye vurgu yapanlar, hanedanlıklar ile devlet inşa-süreçlerinin bu ölçekte iç içe geçmelerine işaret ederek, bu durumun bu rejimlere Arap dünyasında diğer hiçbir rejim tipinin üretemediği kadar bir meşruiyet ürettiğini iddia ediyorlar. Muhtemelen bütün bu özellikler Arap dünyasında hanedanlık esasına dayanan monarşilerin siyasal ömürlerini farklı oranlarda uzamalarına katkı sundular.
Buradan tekrardan ana tartışma başlığımıza dönecek olursak, hanedanlık monarşileri için üç husus özellikle ehemmiyet arz ediyor. Hanedanlık monarşileri siyasal konsensüsle hareket ederler. Yani sanılanın aksine güç sadece tek bir elde temerküz etmiyor. Bu yönetimlerin iktidarlarını sürdürmelerinde yönetici elitlerin (ailelerin) iç bütünlüklerini korumalarının hayati bir rolü var. Son olarak, bu yönetimler sosyo-ekonomik modernleşmeyi yönetmeleri gerekir.
Bu başlıkları biraz daha açacak olursak, Arap dünyasında kralların, emirlerin ve sultanların iktidarları başkanlarınkiyle karşılaştırıldığında daha sınırlı oldukları görülür. Aslında bu Arap dünyasındaki monarşilerle cumhuriyetler arasındaki farkı ortaya koyuyor. İsimlerinin ima ettiklerinin aksine, monarşilerde sistem içi denetleme ve iktidarı sınırlandırma mekanizmaları cumhuriyetlerde olduğundan daha fazladır. Zaten mevcut formdaki hanedanlık esasına dayanan monarşilerin ortaya çıkması büyük oranda petro-devletlerin doğumuyla yakından ilintilidir. Petrolün buluşundan önce Körfez'de bugünkü iktidarların öncüllerini oluşturan El Sabah, El Tani, El Suud, El Halifa, El Nahyan, El Maktum ve El Said aileleri daha sınırlı iktidar mekanizmalarını daha sınırlı bir insan gücüyle yönetiyorlardı. Dolayısıyla aile içi iktidar paylaşımı çok büyük bir mesele değildi. Ortada zaten sınırlı bir iktidar alanı vardı. Petrolün buluşuna müteakiben bu siyasal yapıların bürokrasilerinin yaşadığı muazzam genişleme hanedanlık esasına dayanan monarşilerin kurumsallaşmalarının ve konsolidasyonlarının önünü açtı. Bu durumda aile içi siyasal konsensüsün sağlanması daha hayati bir önem kazanmaya başladı. Çünkü devlet yönetimi veya iktidar kullanımı büyük oranda ailenin farklı kanatları veya şahsiyetleri arasındaki dengelerin sağlanmasından geçiyordu. Yani devlet yönetimi temelde ailenin yönetimiyle eş anlamlı bir hale geliyordu.
Bu dengelerin bozulması veya bir aktörün bu dengeyi bozma girişimleri yönetici ailelerin veya hanedanlık monarşilerin sahip oldukları temel fay hatlarını tetikleme işlevi görüyordu. Bu rejimlerde bu minvalde birçok gerilim yaşandı. Bazı yerlerde darbeler veya zorla iktidar devirleri vuku buldu. Mesela 1964 yılında Suudi Arabistan'da Prens Faysal aile içi bir koalisyonla Kral Suud'u tahtından indirmeyi başardı. Umman'da 1970 yılında Kabus babası Said'i darbeyle iktidardan indirdi.Katar'da 1972 yılında Halifa bin Hamed Ahmed bin Ali'yi tahttan indirdi. 1995 yılında ise Halifa'yı oğlu Hamad bu sefer tahttan indirdi.
Fakat sanılanın aksine bu gerilimler ve sarsıntılar bu monarşilerin iktidar temellerini sarsmaktan ziyade daha tahkim eden bir işlev gördü. Çünkü her bir gerilim sonrasında, yönetici aile arasındaki iktidar dağılımı kısmi veya daha büyük oranda tekrardan yaşanırdı. Yönetici ailelerin farklı kollarının hem birbirlerine karşı hem de toplamda sisteme karşı belli oranda denge-denetleme işlevi görme fonksiyonları bu gerilimler sonucunda daha pekişiyordu.
Muhammed bin Selman'ın Suudi Arabistan'da yaptığı iktidar dizaynında ise tam tersi bir durum yaşanıyor. Ailenin farklı kollarıyla aktörlerinin iktidar denklemindeki payları ve etkileri azaltıldı. Hanedanlığın veya siyasal elitin iç bütünlüğü sarsıldı. MBS, hanedanlık monarşilerindeki veliaht prenslerden daha çok Arap Cumhuriyetlerindeki başkanlara benziyor. Tabii ki muazzam kaynaklar kullanabilen bir 'başkandan' bahsediyoruz.
Diğer mesele modernleşme hadisesiyle ilişkili. Samuel Huntington, 1968 yılında yayınlanan "Değişen Toplumlarda Siyasal Düzen" kitabında "Kralların İkilemi" kavramını literatüre soktu. Bu kavramla Huntington, sosyo-ekonomik modernleşme ile hanedanlık monarşilerinin ömrü arasında ters bir korelasyon olduğunu ifade ediyordu. Bu noktayı farklı bir şekilde Lisa Anderson da dile getirdi. Anderson, hanedanlık monarşilerinin ulus-inşa veya devlet-inşa süreçlerinde birçok avantaja sahip olduklarını fakat devletin ve toplumun modernleşme süreçlerinde ise dezavantajlı bir konuma sürüklendiklerini dile getiriyordu.
MBS, Suudi Arabistan'ı modernleştirme ve reforme etme rolünü kendisine biçmiş durumda. Kendisine Suudi Arabistan'ın geleceğinde ülkenin diğer kralları gibi bir rol biçmiyor. Bunun yerine kendisine daha kurucu bir rol biçiyor. Yeni Suudi devletinin inşacısı olarak görüyor kendisini. Zaten bu nedenle, kamusal iletişimde kullandığı fotoğraflarda kendisini Suudi Arabistan'ın kurucusu ve dedesi Kral Abdülaziz'le özdeşleştiren fotoğraflar kullanıyor. Türkiye'deki moda tabirle, MBS, kurucu figüre referansla "Yeni Suudi Arabistan'ın" temellerini attığını düşünüyor. Bunu da siyasal sistem ve ülkenin iktidar yapısında büyük bir depremi tetikleyerek yapmaya çalışıyor. Bu da yukarıda hanedanlık esasına dayanan monarşi rejimlerle alakalı ortaya konulan tespit ve tezlerin teste tabi tutulması anlamına geliyor.
Rejim tipini nominal olarak aynı tutarak MBS sahici bir modernleşme ve "reform" sürecini başlatabilir mi? Sosyo-ekonomik modernleşmeyi siyasal modernleşmeden ayrıştırmak mümkün mü? Bölgede otokrasilere karşı güçlü bir siyasal psikoloji gelişmişken, MBS'nin hanedanlık esasına dayanan monarşik rejimden adeta monarşik bir otokrasiye geçiş yapıyor olması, kendi iktidarının geleceğini nasıl etkilemesini beklemeliyiz? MBS, siyasal bilimleri literatüründeki teorik bir tartışmayı yaptıklarıyla teste tabi tutmuş durumunda. Bu testin sonucunun ne olacağını kestirmek güç değil. Fakat eğer yukarıdaki hipotezler veya tespitler, bu örnek üzerinden yanlışlanırsa, bu durum Ortadoğu'da hak, hürriyet ve ekmek mücadelesi veren aktörler için pek hayırlı bir gösterge sunmuş olmayacak.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları




































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.09.2025
9.12.2021
11.02.2020
3.02.2020
28.01.2020
20.01.2020
13.01.2020
6.01.2020
31.12.2019
24.12.2019