Gürbüz ÖZALTINLI
Önce 31 Mart seçimleri, sonrasında AKP’nin İstanbul seçimlerini iptal ettirme yönündeki girişimleri ve en sonunda da 23 Haziran sandık sonuçları… Bütün bunlar; eğik düzleme geçmiş bir siyasal hareket ve liderin bocalamalarını, çelişkilerini, üst üste binen yanlışlarını ve aslında çaresizliğini ortaya koyan köşe taşlarıdır. Bugün hissedilenden de ağır bir darbe almıştır iktidar. Önümüzdeki aylarda bunu çok açık göreceğiz.
Benim bu yazıda tercihim seçim sonuçlarını analiz etmek değil. Bu sonuçlar didik didik edilecektir; edilmektedir de zaten…
Bir süredir üzerinde düşünmenin anlamlı olduğuna inandığım, birbirine kardeş, bitişik seyreden ikiapolitik söylem var muhalif kesimler içinde. Birincisi; Bunlar (“bunlar” işaretlemesinin bile başlı başına üzerinde düşünülmeyi hak eden bir iticiliği var bence) seçim kaybetseler de gitmezler;“Siyasal İslam’dan” (bu kodlama da son derece sığ bir ezber ve özensiz bir genellemeyi ifade ediyor kanımca) demokratik olgunluk beklenemez ifadesinde kendini gösteren, umutsuzlukla öfke karışımı bir apolitizm… İkincisi ise, ittifakların geçici ve aldatıcı olduğunu seslendiren; kendi dışındaki güçlerle işbirliğini zorlamayı hayalci ve hatta zararlı bulan sekter ve aynı ölçüde apolitik yaklaşım…
İkisi de apolitik; çünkü ciddiye alınabilir bir politik analize dayanmıyor ama daha da önemlisi neyi hedeflediğine ve bu hedefe nasıl ulaşılabileceğine ilişkin de inandırıcı, gerçekçi bir öneri barındırmıyor. Bir duygu durumunun dışavurumundan başka bir işaret taşımıyor içinde.
Birinci psikoloji 17 yıldır yenilmekten bıkmış laik çevrelerde üzerinde durmaya değecek kadar yaygın. Bu sosyoloji, süreç içinde bir yandan büyük kızgınlık biriktirirken, aşırı bir güç ve yenilmezlik de yükledi Erdoğan’a. Onunla nasıl “baş edilebileceğine” dair bir fikri yok. Bildiği mekanizmaların çökmesi (Ordu’nun caydırıcı bir unsur olmaktan çıkışı, yargının farklılaşması ve hatta bu güçlerin Erdoğan’ın hakimiyetine girmiş olduğuna ilişkin inanç) bu kesimi felç etti. İktidarın kitle desteğini yitirmesinin politik önemi ve olası sonuçları hakkında düşünmeyi önemsemiyor. Politik mücadelede son sözü devlet cebrinin söyleyeceğine ilişkin güçlü bir bilinçaltının işlediğini sanıyorum. Devleti ele geçiren güç, seçim kaybetse de onu bırakmaz inancının altında bu politik varsayım yatıyor. Toplumun şiddetle yönetilebileceğini; halka karşı güç kullanımında liderin bütün çevresindekilere ve bürokrasiye her halükârda söz geçirebileceğini; yalnızlaştırılamayacağını, seçim kazanırken ne kadar etkiliyse kaybederken de o kadar etkili olabileceğini düşünüyorlar.
“Siyasal İslam’ın” demokrasiyle bağdaşmadığını, seçim sonuçlarını da tanımayacağını, hatta seçimleri kaldıracağını ifade etmeyi “ileri bir bilinç” olarak mı görüyorlar; bu sözleri tekrarlamayı “aydınlatma” mı zannediyorlar; iktidarın niteliğini teşhir ediyoruz diye mi düşünüyorlar bilemiyorum. Belki de herhangi bir şey düşünmüyorlar. Kızgınlar ve sadece bu durumun değişmeyeceğini tekrarlamayı siyasi tavır zannediyorlar.
Oysa, bu psikolojinin bizatihi kendisinin değişim cesareti ve heyecanını aşındırdığının fark edilmesi önemlidir. Karşısındakinin gücünü abartma ve umutsuzluk üzerine kurulu bir dinamik, değişime hizmet edebilir mi; bu mümkün mü?
Türkiye’de seçimler son derece önemlidir. En uygun konjonktürlerde, en yüksek şiddet kullanma kapasitesiyle iktidarı ele geçiren askeri cuntalar da “normal siyasi düzen”e dönme vaadiyle gelmişler ve bunu yapmışlardır. Bu; üst üste güç kaybeden herhangi bir partinin ya da liderin istese de kolayca aşabileceği bir gelenek değildir. Kaos ve çöküşün göze alınmasını gerektirecek kadar büyük bir maceradır. Kazanırken birlikte yürüdüğünüz çevrenizi kaybederken kaos ve çöküşe ikna etmeniz zordur. İnsanları, iyi kötü yürüyen bir legalitenin yerine seçimleri tanımamak gibi en ağır anayasa ihlaline, halka karşı açık şiddet ve çöküşe ortak edebilmek gözü kara bir iradeyi çok aşan şartlar gerektirir.
Türkiye’nin iç siyasi gerilim ve çatışmalarını barışçı yollarla aşma kapasitesini görememek körlüktür. Bütün sosyolojik kesimlerin sağduyusunu küçümsemek; orta sınıflaşma düzeyinin sağladığı “düzene bağlılık” eğilimini hafife almak; ideolojiler üzerinden telafisiz savaşlara girebileceğini güçlü bir ihtimal saymak yanlıştır. Ama sadece yanlış değil aynı zamanda yıkıcıdır da…
Yıkıcıdır, çünkü; bu söylem şikâyet edilen kutuplaştırıcılığa hizmet etmektedir. İktidarın gerilim stratejileri için kullandığı muhalefeti kriminalize etme üslubunun simetrisinde durmaktadır. Seçim kaybetse de gitmeyeceğini iddia etmek, iktidarın bir “suç merkezi olduğunu ve öyle kalacağını” ileri sürmekten başka anlama gelmez.
Bu bahsi basit bir soruyla kapatmak isterim izninizle: İmamoğlu, siyasal çizgi ve söylemini “vermezler/gitmezler” temeline oturtsaydı; Erdoğan’ın diktatör, AKP’nin siyasal İslamcı olduğunu bağırsaydı kürsülerden ve bu üslupla destek isteseydi seçmenden seçim kazanabilir miydi? İmamoğlu’nun başarısı da aslında bir şey ifade etmez diyenler varsa; onlara da “hoş geldiniz anakronikler; sizi ‘tek yol devrim’cilikten gözümüz ısırıyor, şöyle müzeye buyrun lütfen” demek uygun düşer.
Bütün bu “vermezler/gitmezler” boş homurdanmalarına kulak asmamak; düşmanlaştırıcı dile yüz vermemek; özgürlüklere sahip çıkmak, demokrasi talep etmek ve seçimleri çok önemsemek gerekir.
Yazının başında sözünü ettiğim ikinci eğilim, ittifakların geçici ve aldatıcı olduğunu savunan; “sistem güçleriyle!” işbirliğini zorlamayı hayalci ve hatta zararlı bulan yaklaşımdı. Sekter ve o ölçüde de apolitik olarak nitelediğim bu perspektifin başlıklarını kaydetmekle yetineceğim.
Bu perspektifin iki versiyonu dikkat çekiyor: 1) Kürt hareketi “sistem partilerine” güvenir, ittifaklara bel bağlarsa yanlış yapar. 2) Babacan-Abdullah Gül girişimi “siyasal İslam”ın yeni bir versiyonudur onunla iş birliği yapılamaz; tersine mücadele edilmeli, siyasal İslam bütün olarak yenilgiye uğratılmalıdır…
Bir sonraki yazıda bu başlıkları tartışmaya çalışacağım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları



































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023