Halil BERKTAY
[1 Temmuz 2016] İdeo-politik çarpıtmalar büyük ölçüde bitti; geriye (bir istisnayla) saf cehalet ve tembellik örnekleri kaldı. Problem şu ki, merkez sağın dünya görüşüne göre yapılmış olması gereken (iddiası bu olan) bir “belgesel,” hem o yorumun ana eksenini dahi çarpıtıyor, güncel oportünizm uğruna, hem de her adımda “kendi tarihini” dahi bilmediğini gösteriyor. Sırf eksik bırakmış olmamak için, inatla devam ediyorum. (27) Mahkemeden kaç idam kararı çıktı? Menderes “belgesel”ine göre, 5 Eylül 1961’de sadece üç kişi hakkında idam kararı vermiş Yassıada mahkemesi. Yuh. Nezaketsizmiş; akademik üsluba sığmazmış; bana yakışmazmış vesaire. Boş versenize siz. Tek kelimeyle yuh. Mahkeme 3 değil 15 idam kararı verdi ve (Jakobenlerin Devrim Mahkemesi’nin üzerinde Kamu Selameti Komitesi’nin oturması gibi, kendi üzerinde oturan) Millî Birlik Komitesi’ne gönderdi. MBK ise bu 15 idamın sadece 3’ünü onayladı. Celâl Bayar’ı yaş haddinden ötürü müebbet hapse çevirdi; 11 kişiyi başka gerekçelerle idamdan aldı; geriye Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ı bıraktı.
(28) Millî Birlik Komitesi’nde, bir tek Alparslan Türkeş mi itiraz etti idamların gerçekleşmesine? Menderes “belgesel”i böyle diyordu, 27 Mayıs 2016 gecesi seyrettiğimde. Türkeş kahramanca direnmiş; öyle ki, galiba sırf bu yüzden Hindistan’a gönderilmiş ve oradan da mektup üzerine mektup yollayarak idamlara karşı çıkmaya devam etmiş! İşte burada da, günümüzün AKP-MHP yakınlaşmasının olası taktik icapları gerçeklere ağır basıyor; belki Devlet Bahçeli’nin ve/ya MHP tabanının gönlünü almak, ya da bunu AKP tabanının kendisine kabul ettirmek uğruna, Türkeş’in 1960-61’de görece demokrasi yanlısı ve DP’nin (Menderes’in) yanında durmuş gibi gösterilmesini dikte ediyor. Burada bir değil birkaç hatâ içiçe geçmekte ve en azından biri, her durumda darbeciliğe ya da askerî rejim heveslerine karşı parlamenter demokrasiyi savunma sorumluluğuna zıt düşüyor. Çünkü işin içine “14’ler Olayı” girmekte.
(29) Neydi bu “14’ler Olayı” ve Türkeş, MBK içindeki bölünmede nerede duruyordu?Menderes “belgesel”inde bu konuya zerrece değinilmemesi çok büyük bir eksiklik, çünkü kimin nerede durduğuyla çok yakından ilgili. Önce şu iki tarihi kafamıza yazalım: 13 Kasım 1960, 14’lerin tasfiyesi; 5 Eylül 1961, idam kararları (ve sonra uygulanması). Yani arada on ay gibi bir zaman söz konusu. Başka bir deyişle, birincisinin ikincisiyle, idamlar ve idamlara karşı tavırla hiçbir ilgisi yok. Gerçek şu ki, Milli Birlik Komitesi, 27 Mayıs darbesini izleyen beş ay içinde ciddi bir bölünme yaşadı. Bir yanda, müdahalenin (mealen) “demokratik rejimi restore etmek” diye açıkladığı amacına (veya bahanesine) sadık kalıp, kısa zamanda seçim yaparak yönetimi sivil siyasetçilere devretmek yanlıları; karşılarında ise, “yapısal reformlar” gerçekleştirilinceye kadar (yani daha en az dört yıl) iktidardan çekilmemeyi ve yerlerini sivillere bırakmamayı savunanlar vardı. (i) Alparslan Türkeş de bu (belki Nâsır-Baas tarzı) kalıcı diktatörlük yanlıları arasındaydı. (ii) MBK içindeki mücadeleyi, işte bu noktada İsmet İnönü’nün bütün ağırlığını sivil yönetime hızlı dönüşten yana koyması büyük ölçüde etkiledi. Birinci grup ağır bastı ve ikinci gruptakileri tasfiye etti. 13 Kasım 1960’ta şu 14 subay MBK’dan çıkarıldı, TSK’dan emekli edildi ve yurt dışında çeşitli görevlere (fiilen sürgüne) gönderildi: (soyadı sırasıyla) Fazıl Akkoyunlu, Rıfat Baykal, Ahmet Er, Orhan Erkanlı, Numan Esin, Orhan Kabibay, Mustafa Kaplan, Muzaffer Karan, Münir Köseoğlu, Muzaffer Özdağ, İrfan Solmazer, Şefik Soyuyüce, Dündar Taşer ve Alparslan Türkeş. (Sonraki gelişmeler içinde, Orhan Kabibay, Orhan Erkanlı ve İrfan Solmazer Türkiye'ye döndükten sonra 1965 seçimlerine CHP’den katıldı. Aynı seçimlerde Muzaffer Karan TİP’ten meclise girdi. Asıl Alparslan Türkeş, Rıfat Baykal, Numan Esin ve Muzaffer Özdağ ise CKMP’ye katılıp ele geçirdi ve MHP’ye dönüştürdü. Bunlardan Muzaffer Özdağ’ın oğlu Ümit Özdağ, örneğin, bugün de MHP içi ve çevresinde siyaset yapmayı sürdürüyor.)
(30) MBK’nın kalanı, üç idamı oybirliğiyle mi onayladı? Hayır ve idamlara bir tek Alparslan Türkeş’in (Hindistan’dan yazdığı mektuplarla) karşı çıkmayı sürdürdüğü, bu açıdan da yanlış. 14’ler gittikten sonra geride kalan 22 MBK üyesi de bu noktada kendi aralarında başka bir ayrışma yaşadı. (iii) Dışarıdan, İsmet İnönü (27 Mayıs’tan önceki hatâları ne olursa olsun) bu noktada da karşı tavır aldı ve 13 Eylül tarihinde Cemal Gürsel’e yazdığı uzun bir mektupla idamları önlemeye çalıştı. Üç idamın uygulanması kararı, MBK’dan ancak 13-9 oyla çıkabildi.
(31) Sonuçta, doğru ve eksiksiz sıfatlarıyla tam olarak kimdi, darbecilerin astırdığı üç siyaset adamı? Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, Maliye Bakanı Hasan Polatkan. Bunları böyle üstüne basa basa yazıyorum, zira 27 Mayıs 2016 akşamı gösterilen “belgesel”in sonuna doğru, şu cümleyi kulaklarımla duydum: [16 Eylül’de sıra] “İçişleri Bakanı Hasan Polatkan’daydı.” Yok artık, dedim kendi kendime; birincisi, yukarıda belirtildiği gibi Hasan Polatkan İçişleri değil Maliye Bakanıydı; ikincisi ve belki daha da önemlisi, asıl İçişleri Bakanı Namık Gedik, daha darbenin ilk günlerinde intihar etmişti -- ama anlaşılan, “belgesel”i yapanlar darbecilerin devirdiklerine uyguladığı zulmün bu en önemli kanıtını ya bilmiyor, ya üzerinde durmaya değer görmüyordu. (32) Öyleyse neydi, Namık Gedik olayı? Hemen bütün diğer DP önde gelenleri gibi 27 Mayıs sabahı gözaltına alınan Namık Gedik, bazı iddialara göre”bir çöp arabasıyla ve dövülerek” Harp Okulu’na getirilmiş; ölümünden sonra yayınlanan resmî açıklamaya göre 30 Mayıs 1960 gecesi 22:55’te “anî bir sinir buhranı geçirip” odasının penceresinden atlayarak intihar etmişti. Ailesi durumu kabullendiyse de, çok şüpheli bir iddiaydı bu: (1) O sırada Harp Okulunda öğrenci olan bir tanığa göre, atladığı söylenen pencere tavana yakın yükseklikteydi ve aslında çift pencereydi; kanatlarının arasında 30 santim mesafe vardı. Merhumun hız alıp yükselerek bu iki camı birden kırıp geçmesi imkânsızdı. (2) Ayrıca camda “ancak bir kedinin geçebileceği kadar “küçük bir kırık söz konusuydu. (3) Aynı odada yatan Ethem Menderes olay sırasında hiç uyanmamış; sonra “Gedik ya Allah diyerek kendisini pencereden attı” diye tanıklık etmiş; Yassıada’da (sadece) on yıla mahkûm olmuş ama 1962’de affedilip iş hayatına girebilmişti. (4) Namık Gedik’in naaşı hiç ailesine gösterilmemiş; toprağa verilirken kefenin açılıp yüzüne bakılmasına dahi izin verilmemişti. (5) Sonradan ailesine teslim edilen eşyaları arasında, pijamasının arkasında bir delik olduğu söylenir durur.
Bütün bunlar Namık Gedik’in belki de işkence edilirken ölmüş (öldürülmüş), ya da vurulmuş ve her iki halde de sonradan pencereden atılmış olabileceğine işaret ediyor. Ama zamanın terörü öyleydi ki, hem ailesi “intihar”ı kabul etmek zorunda kaldı, hem de bütün eski dostları yüz çevirdi Namık Gedik’ten. Haldun Simavi’nin, son âna kadar hep DP’yi desteklemiş ama darbeyle derhal tavır ve taraf değiştiren Hürriyet gazetesi, 30 Mayıs’ta Namık Gedik’in nezarethanedeki fotoğrafını ve 31 Mayıs’ta parçalanmış cesedini, birinci sayfasından ve suçlayıcı ifadelerle verdi. Hürriyet’i Haldun Simavi’den devralan Erol Simavi dahi yıllarca konuşmadı, bir zamanlar çok yakın görüştükleri Gedik ailesiyle. Ne pis, ne tiksindirici şeyler bunlar! İşkencenin ayyuka çıktığı 1960’ların kalanı ve 70’ler boyunca Türkiye, bu tür “Emniyetin üst katından atlayarak intihar” olaylarını daha çok yaşadı. Herhalde Namık Gedik, en azından, bu karanlık cinayetler zincirinin ilki olarak anılmalıdır.
* * *
Bitirirken, ben bir itirafta bulunayım. 27 Mayıs 2016 akşamı “İçişleri Bakanı Hasan Polatkan…” ifadesinin geçtiği anda, artık daha fazla dayanamadım; yerimden fırlayıp telefon açtım, benimle çekim yapmış olan arkadaşa. Seyrediyor musunuz, dedim, bu belgeseli? Hayır, seyretmiyormuş; başka bir yerdeymiş o sırada. Farkında mısınız dedim, bu korkunç hatâların? Birkaçını saydım. Gayet rahat, “nasıl olur hocam,” dedi, “bittiğinde çok dikkatli okundu, seyredildi; sehven olmuştur, o da bir kere olmuştur, olsa olsa.”
Bu görüşmeyi de, medyanın geldiği hem cehalet, hem tembellik, hem çarpıtma, hem de kendinden olağanüstü hoşnutluk ve kılı kıpırdamazlık seviyesinin bir nişanesi olarak burada aktarıyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları








































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024