Hüseyin ÇAKIR
Türkiye’de “Sivil Toplum Kuruluşu” (STK) kavramının hayatımıza girişi, 1996 yılında BM’nin “İnsan Yerleşimleri Programı” (HABİTAT) Zirvesi’ni İstanbul’da düzenleme kararından sonra oldu.
Türkiye’de mesleki ve birçok toplum kuruluşlarına üye olan kişiler biraraya gelerek ve kendi imkânları ile “Ev Sahibi Komite” oluşturdular. Bu vesileyle kendi aralarındaki ilişkiler ve uluslararası ilişkiler gündeme gelmiş oldu.
BM Zirvesi öncesinde “Ev Sahibi Komite”, uluslararası standartlara göre ilişki kurmak için İngilizcesi “Non Govermental Organizations” (NGO) olan kavrama uygun düşen bir kavram aradı.
“Devlet dışı kuruluşlar”, “hükümet dışı kuruluşlar” gibi kavramları kullananlar oldu. Bu tarihlerde birtakım çeviri yayınlarda sık sık kullanılan ‘sivil toplum’ kavramının yanına ‘kuruluşu’eklendi ve böylece, NGO kavramının karşılığı “Sivil Toplum Kuruluşları” (STK) bulunmuş oldu.
Bu tarihten sonra, neredeyse bütün dernekler, vakıflar, sendikalar, meslek kuruluşları, sosyal, kültür grupları, dinî cemaatler... kendilerini STK olarak tanımlamaya başladılar.
Geçtiğimiz hafta, Fethullah Gülen ve Cemaat, (Hizmet Hareketi) AKP iktidarı ilişkisi tartışmasıyla “STK’lar nedir ne değildir” tartışması gündeme geldi.
Ali Bulaç şöyle bir tanım yaptı: “Cemaatler dini referansla tarihsel örgütlenme modellerine göre modern ve postmodern kentte var olmaya çalışırlarken, şekil şartları açısından STK’larla benzerlik gösterirler.” “...sivil toplum tanımına girebilmesinin üç şekil şartı var: Hükümet-dışı, gönüllü ve özerk olması.” Batı dünyasında da STK’lar böyle tanımlanıyor.
Türkiye’deki STK’ların soy kütüğüne bakıldığında, “devletin, iktidarın, siyasi partilerin” parçası örgütsel kurumlar görülüyor.
BİRİNCİ CUMHURİYET’İN SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI
Tek parti dönemi kurulan örgüt modeli, Mussolini İtalyası, Nazi Almanyası, Stalin Sovyetleri, “organik kitle” örgüt modelinin aynısıdır.
Halkevleri, tek parti döneminin tipik “organik” örgütlenmesidir. 19 Şubat 1932’de Türk Ocakları’nın yerine kurulmuştur.
Türk Ocakları, Cumhuriyet’in kuruluş sürecine katkıda bulunmuş milliyetçi bir örgüttür. 1931’de 260’ı geçen şubesi, 30 bini aşkın üyesiyle ülkenin en güçlü kuruluşu durumundadır. Mustafa Kemal’in emri ile kapatılıp Cumhuriyet Halk Partisi ile birleştirilmiştir. Türk Ocakları’nın taşınır taşınmaz mal varlıkları da Halkevleri’ne bırakılmıştır.
“Halkevlerinin teşkilindeki esaslar” şöyle belirlenmiş:
“Halkevi binaları CHP idare heyetleri tarafından temin, tanzim ve tefriş edilir; masrafları vilâyet parti idare heyetlerince karşılanır.”
“Halkevi’nin reisi Parti Umumî İdare Heyeti tarafından doğrudan seçilir; Parti genel sekreteri ile doğrudan haberleşir ve raporlarını buraya gönderir.”
Çok partili döneme geçtikten sonra, 9 Ağustos 1951’de “Halkevlerinin ve Bazı Halk Partisi Gayri Menkullerinin Hazineye İadesi Hakkındaki Kanun Lâyihası” Meclis’ten geçiyor ve Halkevleri’nin mal varlıkları Hazine’ye devrediliyor. Çalışamaz duruma gelen Halkevleri böylece kapanıyor.
ÇOK PARTİLİ DÖNEM SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI
Çok partili döneme geçildikten sonra, 1953 yılında Anayasa’nın 135. maddesindeki tanıma göre“kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları” kuruluyor. Sendikalar, dernekler kuruluyor.
Tek parti döneminden farklı(!) olarak, iktidar (siyasi parti), devlet ve “sivil örgüt”ler birbirindenbiçimsel veya kurumsal olarak ayrılıyor. Fakat tek parti döneminin devlet, iktidar, siyaset ve “sivil toplum” ilişki zihniyeti hâlâ devam ediyor. STK’lar, “denetlenmeli, yönlendirilmeli ve belirli amaçlar için kullanılmalı”. Ergenekoncular da aynı zihniyetle, STK’lar kurdular. STK’ların masumiyeti kullanılarak, asıl amaç ve hedef rahatça gizlenebiliyor.
Sağcı, sol/sosyalist, İslamcı, milliyetçi, sendikalar ve konfederasyonların kurulması da benzer zihniyet değil mi?
Bugün bu ilişki biçimi “yandaşlık” tanımı altında devam ediyor. İktidar, muhalefet fark etmiyor. Bütün siyasi partiler, siyasi gruplar “sivil toplum” örgütlerini kendi yandaşı, arka bahçeleriolarak görüyorlar ve kullanıyorlar.
Bu zihniyet, sivil toplumun demokratik ve katılımcı gelişiminin önünü tıkıyor. “Organik” olmayan üyeler pasifleşiyorlar.
Bu kurumlarda bir kere yönetim, iktidar ele geçirildi mi, kolay kolay değişmiyor. Mesleki kuruluşların, sendikaların.. yönetimini/iktidarı ele geçiren, sağcı, sol/sosyalist hiçbir grup, bu kurumların, kuruluş yasasını, mali yapısının şeffaflaşmasını, üyelerin yönetime katılım ve denetimini konuşmuyorlar.
SİVİL TOPLUM KURUMLARININ GÖREVİ
İktidarın gücünü kontrol edip sınırlayan ve siyasetin kamu ve toplum yararına kararlar almaya zorlanması gerekirken; iktidar ve muhalefet, sivil toplumu, iktidar kavgasının aracı olarak kullanıyorlar. STK’ları, siyasal partiler, siyasi gruplar, fraksiyonlar yönetiyor.
Kurumların başına “demokratik kitle örgütü” ve “sivil toplum” eklenince, “demokrat” ve “sivil” olunmuyor.
Peki, cemaatler sivil toplum ve STK mıdır? Türkiye’de irili ufaklı, 20’nin üstünde İslami dinî cemaat faaliyet gösteriyor.
Dinî cemaatler, “kapalı” ilişkiler üstünden çok yapılı, çok yönlü ilişkiler ağına sahip. “Yol” gösterenin yolunu izleyenler, çok farklı kurum ve kuruluşun içinde yer alıyorlar veya böyle kurum ve kuruluşlar oluşturuyorlar.
Adı şu veya bu cemaatin üye kayıt defterleri olmadığına göre, Türkiye de kaç cemaat üyesi var belirsiz.
Konsensüs’ün araştırmasına göre, “bir cemaate üye olduğunu söyleyenlerin yüzde 61,8’i Fethullah Gülen Cemaati’nden. Bunu yüzde 16,3 ile Süleymancılar, aynı oranla Menzil Cemaati takip ediyormuş”.
Sivil toplumun evrensel tanımına en uygun yapılar dinî “cemaatler”. Devamı haftaya olsun...
*
Not: Geçen haftaki “BDP’yi Türk soluyla birleştirmek, Kürtleri ideolojik tercihe zorlar” yazısında Hak-Par PM üyesi, Celal Yıldız, “Hak ve Özgürlükler Partisi, HDK Bileşeni ve sosyalist bir parti değildir, düzeltilmesini rica ederim” demiştir.
Twitter: @huseyincakir1
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları









































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.05.2018
13.05.2018
6.02.2018
29.04.2018
22.04.2018
8.02.2018
1.02.2018
25.03.2018
19.03.2018
11.03.2018