Kemal BURKAY
KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNDE DURUM NE?
2. BÖLÜM
CHP’nin çözüme yönelik tutumu
Bir önceki yazımda Kürt sorununun çözümüne ilişkin durumu Hükümet ve PKK açısından değerlendirmiştim. Vardığım sonuç şuydu: Ne yazık ki her iki tarafın da çözüme ilişkin yeterli bir projesi yok. Ne adına “çözüm ve barış” denen bu süreci başlatmış olan mevcut hükümet sorunun boyutlarına uygun eşitlikçi bir çözümü düşünmekte, ne de PKK. Hükümeti oyalama politikası izlemekle suçlayan PKK’nin kendisinin de çözüm adına önerdikleri dişe dokunur şeyler değil; o da sonuçta Kürt kamuoyunu oyalamakta.
Peki bu alanda muhalefetin tutumu ne? Türkiye’nin en büyük sorunu olan, Osmanlı dönemi bir yana, Cumhuriyet dönemi boyunca yüzyıla yakındır süregelen, ülkeye bunca büyük bedellere mal olan bu sorunun çözümü muhalefeti ilgilendirmiyor mu? Onun çözüme ilişkin öneri ve projeleri ne?
Bu konuda MHP’nin tutumu belli. Milliyetçiliği kendisine bayrak edinmiş bu parti bir Kürt sorunu olduğunu bile kabul etmemekte, onu bir terör sorunu saymakta. Öyle olunca da baskı ve savaştan başka bir çözüm projesi yok. MHP varlığını bir bakıma bu şoven politika üzerine kurmuş; bu nedenle bu çağdışı tutumun değişmesi de zor.
Çözüm konusunda asıl sorumluluk taşıması gereken parti, Ana muhalefet Partisi CHP. Üstelik CHP kendisini sosyaldemokrat olarak niteliyor. Ülke demokratikleşecekse, barışa ulaşacaksa onun, ülkenin yüz yüze olduğu sorunlar konusunda daha kapsamlı, ileri, cesur projelerle ortaya çıkması gerekmez mi?
Ne yazık ki CHP şimdiye kadar bunu başaramadı.
CHP Kürt sorunuyla ilgilenmedi değil. Kıyamet koparken ilgilenmemesi olanaksızdı. Son yıllarda o da bazı “çözüm paketleri” önerdi. Ancak bunlar sorunun boyutlarına uygun, temel hakları içeren öneriler olmaktan uzak, palyatif nitelikte öneriler oldu hep. Daha da kötüsü CHP, hükümetin bu alanda attığı bazı küçük, ama olumlu adımlara bile destek vermedi. Örneğin TRT 6’in açılmasına karşı çıktı. Baykal’ın, “Türk halkının ödediği vergilerle böyle bir kanal açılamaz!” deyip gösterdiği şiddetli tepki hatırlardadır. Yine daha bir yıl öncesi şu meşhur ırkçı-şoven “Andımız”ın kaldırılması sırasında da CHP’nin buna gösterdiği tepki malumdur.
CHP’nin son olarak” toplumsal barış ve demokrasi” için önerdiği, Kürt sorununu da içeren 70 maddelik demokratikleşme paketi özerinde durmak istiyorum.
Bu pakette, Kürt sorunun temel ve eşitlikçi bir çözümüne elvermese bile birçok olumlu öneri var. Örneğin pakette dile getirilen öneriler arasında şunlar var:
• Seçim barajının % 3’e düşürülmesi;
• Siyasetteki dil yasaklarının tamamen kaldırılması;
• Siyasi partilere devlet yardımının tüm siyasi partileri kapsayacak şekilde adil olması;
• Travma yaratan kışla, park, sokak ve meydan isimlerinin değiştirilmesi;
• Geçmişte değiştirilen köy, bucak, ilçe ve diğer yerleşim yerleriyle coğrafi adların, yeni adlarıyla birlikte kullanılması; (Bu öneri yeni adları koruduğu için, bir yanıyla olumsuz);
• Dersim olaylarının tüm boyutlarıyla araştırılması için Dersim arşivlerinin devletin ilgili tüm kurumlarından alınıp TBMM’de toplanarak halka ve araştırmacılara açılması;
• 21 Mart gününün Nevroz Bayramı olarak, tatil ilan edilmesi;
• Eski Diyarbakır Cezaevi’nin “İnsan Hakları ve Demokrasi Müzesi”ne dönüştürülmesi;
• Koruculara kamuda başka alanlarda istihdam olanağı getirilerek, koruculuk sisteminin kaldırılması;
• Boşaltılan yerleşim yerleri nedeniyle mağdur olan vatandaşlara yardım yapılmasını öngören 5233 Sayılı Yasa’nın yeniden düzenlenerek, mağduriyetlerin giderilmesi ve köye dönüşlerin önünün açılması;
• Mayınlı arazilerin temizlenip, yoksul köylüye tarımsal faaliyetler için tahsis edilmesi.
Görüldüğü üzere bu önerilerin her biri olumlu ve hükümetle bir uyum birliği sağlanması halinde hayata geçirilebilecek önerilerdir. Ancak bunlar sorunun esastan çözümünü sağlayabilecek adımlar değil. Kürt sorununun çözümü şu iki temel adımı içeren köklü bir reformu gerektirir:
1- Kürt halkı nüfusun çoğunluğunun oluşturduğu coğrafya’da, yani Kürdistan’da kendi kendini yönetme hakkına sahip olmalı. Bu federal bir yapılanmaya sağlanabilir.
2- Kürtçe, Türkçenin yanı sıra eğitim dili, aynı zamanda resmi dil olmalı.
CHP adına Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’nun TBBM’ye sunduğu teklifin gerekçesinde şu ifadeye yer verilmekte:
“Türkiye’nin en önemli meselelerinden olan Kürt sorunu, eşit yurttaşlık ve demokrasi temelinde kalıcı bir şekilde çözüme kavuşturulmalıdır. Temel bir insan hakkı olarak anadil öğretimi desteklenmeli, tüm seviyelerde resmi dil ve ortak dil olan Türkçe’nin eğitimi ve öğretiminin yanı sıra, anadilde eğitim de çocuğun yararını gözeten, bilimsel, pedagojik bir yaklaşımla ele alınıp çözülmelidir.”
Burada anadilde eğitimden söz ediliyorsa da ifade oldukça muğlak, sınırları belirsiz. Şu anda geçerli olan seçmeli dil dersinin de anadilde eğitim sayıldığını unutmamak gerekir. Gerçek anlamda anadilde eğitim ilkokuldan üniversiteye kadar tüm eğitim sürecini kapsar. Ayrıca Türkçe “tüm seviyelerde resmi dil ve ortak dil” olarak niteleniyor. Bu anlayışla eşitlikçi bir çözüm sağlanamaz.
CHP’nin bu demokratikleşme önerisi, sorunun çözümü bakımından yetersiz olsa bile, daha önceki yıllardaki tutumuna oranla ileriye doğru olumlu bir değişim sayılabilir. Ancak SHP’nin 1993 yılındaki bir çıkışının bundan daha ileride olduğunu da hatırlatmak isterim.
Malum, 12 Eylül sonrası, tüm partiler gibi, AP ve CHP de yasaklanmıştı. Onların yerine aynı tabanı ve benzer programları paylaşan başka partiler sahneye çıktı. CHP tabanı Halkçı Parti adıyla örgütlendi ve daha sonra Sosyaldemokrat Halkçı Partiye (SHP) dönüştü. Genel Başkanlığını Erdal İnönü yapmakta idi.
1993 yılında Cumhurbaşkanı Özal’ın girişimi ve Celal Talabani’nin aracılığıyla Abdullah Öcalan ikna edildi ve PKK 17 Mart 1993’te tek yanlı silahları susturdu. Bu PKK’nin ilk ateşkesi idi. Ertesi gün yine sayın Celal Talabani’nin önerisiyle ben ve Abdullah Öcalan Şam’da buluştuk ve 19 Mart 1993’te bir protokol imzalayıp kamuoyuna açıkladık. Protokolde çözüm olarak federal biçim isteniyor, ayrıca Türk devletine 10 maddelik bir acil demokratikleşme paketi öneriliyordu.
Ateşkes ve hemen ardından gelen protokol ve bu protokol yoluyla Türk hükümetine yaptığımız çözüm önerisi hem Kürt hem de Türk kamuoyunda, aynı zamanda uluslararası planda olumlu bir etki yaptı.
Aydın ve sanatçıların oluşturduğu ve başını Aziz Nesin’in çektiği bir inisiyatif 62 imzalı bir bildiri yayınladı ve barış için bir fırsat doğduğunu söyleyerek hükümeti, Kürt sorununun demokratik ve adil çözümü için adım atmaya çağırdı. Aralarında Ercan Karakaş ve Mümtaz Soysal’ın da bulunduğu SHP’li 36 milletvekili ise 13 Nisan 1993’te bir deklarasyon yayınlayarak hükümete çağrıda bulundular, „akan kanın tamamen durması, barış ortamının geliştirilmesi ve kalıcı hale getirilmesi için“ şu istemleri dile getirdiler:
«- Silahlar sürekli olarak susturulmalı, demokratik siyasal mücadele yolu benimsenmelidir.
«- Bahar operasyonları diye ifade edilen yaygın söylentinin önüne geçilmeli, halkı tedirgin eden, göçe zorlayan ve barış ortamına zarar veren iç operasyon hareketleri durdurulmalıdır.
«- İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Helsinki Nihai Senedi, Avrupa İnsan Hakları Sözlmeşmesi’ne uygun bir anlayışla, AGİK süreci ve Paris Şartı’na uygun olarak Anayasal ve yasal düzenlemeler yapılmalı, Türkiye bütünlüğü içinde Kürt halkının meşru istemi olan kendi kimliği ile kendisini ifade etmesi sağlanmalıdır.
«- Şiddet ortamının sonucu olarak ortaya çıkan olağanüstü duruma son verilmeli, olağanüstü halin yarattığı kurumlar ve bu ortamdan dolayı uygulamaya konan birçok anti-demokratik yasa ortadan kaldırılmalıdır.
«- Kürt halkının anadili ile eğitim olanağı ile radyo-TV yayını yapma olanağı sağlanmalıdır.
«- Demokratikleşme yolunda atılması düşünülen adımlar hızlandırılmalı, cumhuriyet tarihinde belli zamanlarda uygulamaya konulan şartsız genel af yasası ile demokratik siyasal ortam desteklenmeli ve güçlendirilmelidir.
«- Bölgeden göçü durduracak ekonomik ve toplumsal iyileştirmeler hızlandırılmalı; bölge çalışılabilir ve yaşanabilir bir ortama kavuşturulmalıdır.“
SHP Genel Sekreteri Cevdet Selvi de bu açıklamayı desteklediğini bildirdi. SHP’nin hükümet ortağı olması bu açıklamayı daha da önemli kılmakta idi.
Görüldüğü üzere bu öneriler birçok yönden, hem AK Parti hükümetinin son 10 yılda Kürt sorunuyla ilgili attığı adımlardan, hem de CHP’nin son dönemde dile getirdiği ve yukarıda yeni bir örneği verilen demokratikleşme istemlerinden daha ilerdedir. Anayasa değişikliği ile uluslararası sözleşmelere uygun biçimde Kürt halkının kendi kimliği ile kendisini ifade etmesi, anadilde eğitim ve genel af önerilmektedir.
Eğer 33 silahsız askerin öldürülmesiyle sonuçlanan Bingöl eylemiyle, Özal’ın ve ona destek veren bazı asker ve sivil bürokratların kuşkulu ölümleriyle sabote edilmeseydi, ülkedeki barış hareketi daha da güçlenip kitleselleşebilirdi. Ama söz konusu Bingöl eylemi bunu bıçak gibi kesti. Aynı şey, Kürt sorununun barışçı çözümü için uluslararası planda oluşan olumlu havanın ve çabaların da sönmesine yol açtı.
O günden bu yana, özellikle son on yılda yaşadığımız bazı olumlu değişikliklere, sorunun nispeten daha özgürce tartışılmasına, çözüm yönündeki kim açılım ve çabalara rağmen, fazla bir yol aldığımız söylenemez.
Çözüm için, iktidar ve muhalefet olarak ülke politikasında önemli bir rol üstlenenlere daha geniş bir vizyon ve cesaret gerekiyor. Ortadoğu böylesine kaynarken, Sorunlarını barışçı yöntemlerle ve demokratik ilkelere uygun biçimde çözemeyen Irak ve Suriye tam bir yıkıma uğrayıp bölünmenin eşiğine gelmişken, değişim dalgası çoktan Türkiye’nin kapılarına dayanmışken bu sorunun çözümü daha fazla ertelenemez.
Devlet adamlığı, liderlik, ileri görüşlülük, tarihsel dönüşüm gereğinin kapıya dayandığı böylesi anlarda kendini gösterir. Bunu başaranlar tarihe geçer, saygıyla anılır, başaramayanlar ise yaşanacak daha ağır yıkımın, boş yere ödenecek daha ağır bedellerin vebalini taşırlar.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları





































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.02.2022
28.08.2021
16.05.2020
12.05.2020
8.05.2020
4.05.2020
29.01.2020
18.10.2019
10.10.2019
24.03.2020