M.Şükrü HANİOĞLU
"Osmanlıca" öğretilmesi tartışması "dil sorunumuz"un bağlamından çıkarılarak ele alınmasına yol açtı. Bunun sonucunda "Arap alfabesine dönülerek," "Türkçe"nin yerini "Osmanlıca"nın alacağı benzeri tezlerin dile getirildiği münakaşa kavram kargaşasına dönüştü.
Alfabe ve ilericilik
Her şeyden önce "dil sorunumuz"un alfabeden bağımsız incelenmesi gerekmektedir.
Diller farklı alfabelerle yazılabilir. Örneğin Türkçe, Arap alfabesinde bulunmayan "p, ç, j ve kef-i Farsî" harflerinin eklenmesiyle oluşturularak uzun süre kullanılan alfabeyle yazılabileceği gibi diğerleri ile de kaleme alınabilir.
Misâller verecek olursak, Evangelinos Misailidis'in Atina'da yayınlanmış bir romandan uyarlayarak kaleme aldığı Temâşâ-i Dünya ve Cefakâr ü Cefakeş Yunan harfleriyle yazılmıştır.
Hovsep Vartaryan'ın, edebiyat tarihçilerinin ilk Osmanlı romanı olduğunu savundukları Akabi Hikâyesi ise Ermeni harfleri ile yayınlanmıştır.
Uzmanlar on dokuzuncu asırda otuz civarında Ermeni harfli Türkçe dergi neşrolunduğunu belirtmektedir.
Kafkasya ve Orta Asya Türk kavimleri ile Gagavuzlar ise uzun süre Kiril alfabesini kullanmışlardır.
Dolayısıyla 1928 öncesinde kullanılan alfabenin "Araplık" vurgusu üzerinden "ilericilik- gericilik" bağlamında tartışılması anlamsızdır.
Alfabeler son tahlilde birer "araç"tır.
Bir alfabenin "ilerici" diğerinin "gerici" ya da birisinin "asrî" öbürünün "çağdışı" olması mümkün değildir. Bu benzetmeler diğer araçlara, örneğin kerpeten ve mengeneye "ilericilik" ya da "gericilik" atfedilmesinden farklı değildir.
Bunun yanı sıra Batı ülkelerinde yaygın biçimde kullanılan Latin alfabesine geçişin Batı medeniyeti ile daha uyumlu bir toplum yaratacağı tezi de temelsizdir. İbranî alfabesi kullanan İsrail bu uygarlık ile Latin alfabesine sahip pek çok ülkeden daha fazla eklemleşmiştir.
Benzer şekilde Latin alfabesi kullanan Arnavutlar değil Yunanlılar Batı medeniyetinin kurucusu olarak görülmektedir. Bu nedenle tartışmamızın "alfabe"ye yüklenen değerler ve semboller üzerinden yapılması bizi yanlış istikamete götürür. Alfabeler için önemli olan onlar aracılığıyla yazıya dökülen dile ne denli uygun oldukları, işlevsellikleridir.
Batı Türkçesinin dönüşümü
Dolayısıyla sorunumuz Türkçenin 1928 öncesinde farklı bir alfabeyle yazılmış olması değil, onun bilhassa 1930'larda ivme kazanan ve Güneş Dil Teorisi gibi anlamsızlık rekoru kıran kuramlar çerçevesinde doğal olmayan bir dönüşüm geçirmiş olmasıdır. Dönem milliyetçiliği bu çerçevede "arındırma, temizleme, ulusa ait olmayanı olanla ikame etme" iddiasıyla dil üzerinde kapsamlı bir operasyona girişmiş ve Geoffrey Lewis'in ifadesini kullanacak olursak "katastrofik bir başarı" sağlamıştır.
Dönemin rejimi, aşırı milliyetçi karakterli ve bilhassa Arapça ve Farsçaya ilişkin yorumlarında ırkçı vurgular taşıyan bu operasyonla "neolitik çağda uygarlığın temellerini atan proto Türkler" ile 1930'lar Türkiyesi arasında kara bir delik olarak görerek paranteze almaya çalıştığı Osmanlı tarihi gibi "Osmanlıca" olarak adlandırdığı dili de ortadan kaldırmayı hedeflemiştir.
Bu çerçevede yaygın kullanıma karşın bu dili "Osmanlıca" olarak adlandırmanın yanıltıcı olduğu vurgulanmalıdır. Lehçe-i Osmanî ve Kavâid-i Osmaniye benzeri eserlerde "Osmanlıca" ifadesi kullanılmışsa da lisanın aslen Türkçe olduğu vurgulanmıştır. "Osmanlıca" bu bağlamda Türkçenin bir kolunun uzun bir süreç sonrasında aldığı yeni şekle vurgu yapmak için kullanılmıştır.
Nitekim 1876 Kanun-i Esasîsi, Eğinli Said Paşa'nın girişimiyle "Türkçe"nin devletin resmî lisanı olduğunu vurgulamış, Şemseddin Sami Fraşeri ise Kamus-i Türkî'de "Osmanlıca nâmıyla şöhret bulan" lisanın "Garb Türkçesi" olduğunu belirtmiştir. Buna karşılık 1935'te Osmanlıcadan-
Türkçeye ve Türkçeden Osmanlıcaya cep kılavuzlarının yayımıyla "Osmanlıca" ayrı ve yabancı bir lisan olarak kavramsallaştırılmıştır.
Dil milliyetçiliğinin en aşırı örneklerinden birisi olan Türk Dil Devrimi kısa süre içinde halktan kopuk seçkinlerin yazı dili olarak kavramsallaştırdığı "Osmanlıca"nın yerine tarama faaliyeti ile üretilen kelimeler aracılığıyla yeni bir Türkçe yaratmıştır.
Bu yeni lisan eskisine kıyasla çok sınırlı bir kelime hazinesine sahip olmuştur. İlginç olan Macarcadan Yunancaya, İtalyancadan Fransızcaya kadar pek çok lisandan sözcük almış olan Batı Türkçesinde bu süreçte öncelikli olarak Arapça ve Farsça kökenli kelimelerin elenmesidir.
Örneğin "anahtar, fantezi, fener, liman, mermer, temel" benzeri Yunanca kelimeler muhafaza edildikleri gibi bunlardan yeni kavram ve metaforlar üretilmiştir. Benzer şekilde on sekizinci asır sonundan itibaren dile giren çok sayıda Fransızca kelime de kullanımda kalmıştır.
Burada genellikle düşülen hata "arındırma" yoluyla lisanı fakirleştirmenin milliyetçi ve popülist yaklaşımlar çerçevesinde meşrulaştırılmasıdır.
Bu süreçte sadece divan şiirinde kullanılmış ağdalı metaforlar ve imparatorluk bürokrasisinin hiyerarşik hitap klişeleri değil soyut kavramsallaştırmaları ifade için kullanılan çok sayıda kelime de kaybedilmiştir.
Bu gelişmeyi "halk bunları bilmiyordu" tezi çerçevesinde meşrulaştırmak hatalıdır. Her toplumda avam ve havass farklı diller kullanır.
Bu doğaldır; örneğin bir felsefe çalışmasının ya da bir tefsîrin beş yüz kelimelik bir dağarcıkla yazılması mümkün değildir. Günümüzde de köy kahvesinde "aşkıncı değerler üzerinden kavramsallaştırma" benzeri bir ifade dile getirildiğinde bunun pek çok kişi tarafından anlaşılmaması doğaldır. Ama bu söz konusu kelimeleri dilden atmamızı, kullanımlarını yasaklamamızı gerektirmemektedir.
Dönüş mümkün mü?
Bu "devrim"in dilimizi fakirleştirmenin yanı sıra onu gerçekleştirenlerin hedeflediği kültürel kopukluğu yarattığı ortadadır.
Ancak "devrim" savunucularının, "Araplaşacağımız" dehşetine kapılanların korkmasına gerek yoktur.
Katastrofik başarıdan geriye dönüş mümkün değildir.
Yapılabilecek olan 1928 öncesinde kullanılan alfabeyi öğreterek basılı kolay metinlerin sökülebilmelerini sağlamanın ötesine gidemez.
Üniversite mezunlarının on senelik eğitim sonrasında yabancı dilde basit cümleler kuramadığı bir maarif sisteminde bunun ne düzeyde yapılacağını tahmin etmek de zor değildir.
Batı Türkçesi ırkçı vurgular taşıyan bir dil milliyetçiliği elinde farklı ve zenginlikten yoksun bir lisana dönüşmüştür. Doğal olmayan bir süreçte kaybedilen eski lisanı, doğduğu, geliştiği bağlamlar ve evrimleri yeniden üreterek canlandırmak ise ne yazık ki imkânsızdır.
Dil milliyetçiliği ve popülizmin kurbanı olan eski dili canlandırmak mümkün değildir. Bu nedenle katlandığımız maliyet ise derin bir kültürel kopukluktur
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Unuttuğumuz savaş
19.11.2018 - İstiklâl Marşı’nı okuyarak ırkçılık mı yapıyoruz?
12.11.2018 - Otoriter ritüel ve söylemleri eleştirmek “Türklük” karşıtlığı mıdır?
5.01.2018 - “Temsilî demokrasi” krizinde Türkiye
29.10.2018 - “Millî irade-vesayet” kısır döngüsünü kırmak
22.10.2018 - Avrupa’da ne yükseliyor?
15.10.2018 - Ortadoğu Balkanlaşırken Ortadoğulu da Balkanlılaşıyor mu?
- “Sosyal medya”nın demokratikleştirici etkisi: Gerçekleşmeyen hayal
- “Liberal” düşmanlığının hedefi “liberalizm” mi?
24.09.2018 - Eğitimde reform “hukuk sorunumuz”u çözebilir mi?
16.09.2018
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları










































































































Ad Soyad Giriniz...
Duyan da bildigin ortalama yandas tetikci gazeteci degil de bir ozgurluk havarisidir zannedecek! Akite yandas aklama, paklama gorevi verilmis anlasilan.
ehli sünnet
Bir Müslümana suizanda bulunmak istememekle birlikte, Şahsınızı detaylı tanımadığım için Hüsni zan üzere hareket etmeye çalışıyorum. Ama lütfen bırakın şu kiliseleri vs. Bakın Dünya islamı düşman görmüş Asırlardır. Haçlı seferlerinden bu güne. bize ne hristiyanlıktan musevilikten son din islam dinidir. başka hak dinde yoktur. Allah azze ve cellede nurunu tamamlamıştır. Bırakın bu diyalog işlerini Allah rızası için.
ehli sünnet
Eğer insanlar başka dinin mensupları olupta bizden görünüp fitne çıkartmaya çalışıyorlarsa Allahın vaadi kati dir. ve azab onları çok yakında bulacaktır. sizden de bir ricam var lütfen benim kayserideki o nurlu bacılarımı ermeni pi.... bir prensese benzetmeyin. Benim kayserideki kardeşlerimi bacılarımı benzeteceksen Hz. Fatımaya Hz. Aişeye benzet o prenses hangi kapının itiki sen anladın onu!...
gülder
Sayın Aktaş bilmiyormu ki Akitin yaptığı yayın tamamen "Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onların bazısı, bazısının dostlarıdırlar. İçinizden kim onları dost edinirse şüphe yok ki, o da onlardandır. Muhakkak ki Allah o zalimleri hidayete, doğru yola iletmez." (Mâide Sûresi, 5:51) ayetinin güdüsüyle yapılmıştır. Bu durumda neyi eleştirdiğinizi açık seçik söyleyin de biz de bilelim Sayın Aktaş?