M.Şükrü HANİOĞLU
Pek çok milletvekilinin kimliklerini törpülemeden, "kendileri" olarak girdikleri yeni TBMM, kapsamlı bir toplumsal mühendislik projesinin hayata geçirildiği uzun bir sürecin sonuna gelindiğini ortaya koymaktadır.
Ulus-devlet inşa faaliyeti ile başlatılan ve bireyleri "ideal tipler"e dönüştürmeyi amaçlayan büyük proje, bu sürecin ilerleyen yıllarında hedefin ulaşılmazlığını kavramış ve ölçek daraltmasına gitmiştir.
Tüm toplumu tektipleştirme benzeri gerçekleştirilmesi imkânsıza yakın bir amaç yerine "seçkinlik ölçütleri" belirleme ve bunlara uymayanları "kamusal alan"a sokmama hedefine yönelen bu projenin son kalesi olan TBMM'nin de kapılarını dayatılan şartları kabûl etmeyen ve "kendileri olmakta ısrar eden" bireylere açması söz konusu sürece son noktayı koymuştur.
İdeal tipler
En somut örneğini TBMM'de bulan ama değişik dönemlerde "polisin kimlik sorabildiği yerler" biçiminde de tanımlanabilen "kamusal alan"a girebilme konusundaki engellerin kalkması, bu "saha"ya değişik kimliklerden taviz vermeden dahil olunabilinmesi aynı zamanda uzun süredir toplum tarafından ciddiye alınmayan sosyal mühendislik kurgularının da nihaî iflâsını vurgulamaktadır.
Önce toplumu tümüyle dönüştürme, daha sonra ise "kamusal alanın kirletilmesini önleme"yi hedefleyen bu kurgular söz konusu amaçlarını gerçekleştirme konusunda temel araç olarak "ideal tipler"i kullanmışlardır. "Cumhuriyet öğretmeni," "Atatürk kadını" benzeri "ideal" tiplere uygunluk, seçkin statüsü kazanma ve "temiz tutulan kamusal alan"a girişin tartışmasız gerek şartları olmuşlardır. Bu açıdan bakıldığında Türkiye'nin enerjisini yirmi yılı aşan bir süre boşa tüketmesine neden olan, günümüz gençlerinin düşünsel arka planını anlamada zorlanacakları "başörtü mücadelesi"nın katılık ve acımasızlığının nedeni daha iyi anlaşılabilir.
Sınırları keyfemayeşâ tanımlarla belirlenen "kamusal alan"ın "ideal tipe benzemeyi reddeden" ve "kendisi olmakta ısrar eden" bireyler tarafından "kirletilmesi"nin gereğinde zor kullanılarak engellenmesinin terki, kapsamlı ve fazlasıyla iddialı bir toplumsal mühendislik projesinin sona erdirilmesi anlamına gelmektedir.
Böylesi bir "kamusal alan"ı tathir ederek ve sızmaları engelleyerek onu "Tandoğan'ın Ankara"sı benzeri bir "karantina sahası"na dönüştürmeyi amaçlayan proje umulanın üzerinde bir direnç göstermiş, ancak onun "ideal tipler"i gerçek insanlara, "toplumsal mühendislik"i ise siyasete teslim olmak zorunda kalmıştır.
Özgürleşme yeterli mi?
Bu "teslim oluş" aynı zamanda uzun bir süreç sonrasında kimliklerin özgürleşmesi anlamına da gelmektedir. Ermeni, Ezidî, Kürt ve Roman milletvekillerinin etnik kimliklerini ön plana çıkararak, başörtüsü takmayı inancın gereği olarak gören kadınların da bu kıyafetle meclise girebilmeleri baskı altında tutulan kimliklerin serbestçe açıkça ifade edilebilmesi açısından yeni bir döneme girdiğimizi vurgulamaktadır.
Bu şüphesiz Türkiye'nin normalleşmesi ve demokratikleşmesinde ulaşılan önemli bir merhaledir. Ancak uzun süreli baskının sona erdirilmesi ve kimliklerin özgürleşmesinin "siyasal toplum"un doğuşu olarak değerlendirilmesi gerçekçi değildir. "İdeal tipler"in değil "gerçek insanlar"ın sosyal mühendislik yerine özgür siyaset yapacakları bir topluma ulaşılması ne denli anlamlıysa bunun karşı karşıya olunan kapsamlı sorunlara çâre bulacağını düşünmek o derece yanıltıcıdır.
Anormalliğin içselleştirilerek olağan ve normal kabûl edildiği, bireylerin anlamsız buldukları ama baskı görecekleri korkusuyla kendilerine dayatılan bir söylemi sürekli biçimde tekrar ettikleri bir logokrasinin son bularak siyasetin özgürleşmesi söz konusu sorunları çözecek sihirli bir değnek değildir.
Başka bir ifadeyle "Kürt"ün "Kürt" olduğunu kabullenmek, bu kimliği özgür bırakmak, başörtülü kadınları zor kullanarak meclis genel kurul salonundan kovmamak, onları "ideal kadın" tipine dönüşmeye zorlamaktan vazgeçmek normal koşullara dönüşü simgelediği için anlamlıdır. Buna karşılık, normalleşme, son tahlilde, bir amaç değil bir "başlangıç noktası"dır.
Anılan sorunların çözülmesi farklılıklarını törpüleyerek "kendileri olmaktan vazgeçmeyi" reddeden gerçek insanların, onları korumakla beraber mevcut ve yaratılacak yeni ortak paydaları tahkim etmeleri ve bu yolla bir "biz" yaratması ile sağlanacaktır. Tüm toplumu kapsayacak bu "biz"in oluşturacağı "siyasal toplum" ise temel meselelerin çözülmesini mümkün kılacaktır.
Unutulmaması gerekir ki, 1908 sonrasında âlimin sarığıyla, Arnavut, Arap, Ermeni, Makedon ve Rum meb'usların etnik kimliklerini ön plana çıkararak, herkesin "kendisi olarak" katıldığı meclis ve onun aracılığıyla yapılan siyaset toplumun sorunlarını çözemediği gibi onu birarada da tutamamıştır. Türkiye'nin uzun bir süreç neticesinde bugün benzer bir noktaya ulaşmış olması büyük bir "normalleşme" zaferidir. Fakat temel hedefe, farklı ama eşit vatandaşlardan oluşan "siyasal toplum"a ulaşma "normal" ortamda yapılacak siyasetin başarılı olmasına bağlıdır ki bu alanda alınacak oldukça uzun bir yol olduğu da gözden uzak tutulmamalıdır.
Özgürleşsin ama "biz"i engellemesin
Siyasetin alacağı uzun yolda 1908 sonrasında yaşanana benzer hayâl kırıklıkları ile karşılaşılmamasının temel belirleyicisi özgürleşen kimliklerin bir "biz" tasavvuru yaratılmasını engellememesi olacaktır. Bu bağlamda uzun süren baskılar sonrasında özgürleşen kimliklerin siyaset yapımının temel unsuru haline gelmesinin ciddî sorunlar yaratabileceği unutulmamalıdır.
Ulus-devlet kurucuları bir "biz"i kimlikleri inkâr ederek, onların sahiplerini dönüştürerek ve onlara aidiyeti terketmeyenleri kamusal alana sokmayarak yaratabileceklerini düşünmüşlerdi. Baskı ve yasakçılık temelli bu toplumsal mühendislik yaklaşımının iflâs etmiş olması bir "biz" yaratılmasının önemini azaltmamaktadır.
Baskı ve yasaklar, "ideal tipler" aracılığıyla, farklılıkları törpüleyerek değil onları koruyarak yaratılacak bir "biz" tasavvuru Türkiye'nin birincil siyasal hedefi olmalıdır.
Bu hedefe de gerçek insanların özgür kimliklerle "kendileri" olarak yapacakları "siyaset"le ulaşılabilir. Ancak bunun temel şartı "kimlik özgürlüğü" ile "kimlik siyaseti" arasındaki hassas çizginin öteki tarafına geçilmemesidir. Bunun gerçekleştirilmesi kâğıt üzerinde görüldüğünden zordur.
Ancak TBMM'deki "gerçek insanlar" amacın "kimlik siyaseti"ni tahkim değil "eşit vatandaşlardan oluşan siyasal toplum" yaratma olduğunu gözardı etmezlerse, Türkiye uzun yıllar sonrasında yapısal bir dönüşümü başlatabilir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları









































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.11.2018
12.11.2018
5.01.2018
29.10.2018
22.10.2018
15.10.2018
24.09.2018
16.09.2018