Murat BELGE
AKP’nin on beş yıla yaklaşan iktidarının en başarılı olduğu alan ekonomiydi. Sanırım AKP’ye başından beri şiddetle muhalif olanlar da gönülsüzce de olsa bunu doğrulayacaktır. Bu başarı kısmen daha önceki yapılanların bir sonucuydu; ama kısmen de doğrudan doğruya AKP’nin başarısıydı.
Türkiye’de siyasî sağın genel seyri için söyleyebiliriz aynı şeyi. “Kalkınmacılık,” bu toplumda, sağın elinde yükselmiştir. Kimsenin hakkını yemek istemem: CHP’nin “tek-parti” yıllarında uyguladığı ve kendisini olabildiğince sevimsizleştiren “ilk birikim programları” dahi sonrası için olumlu sayılacak bir birikim yapmıştı. Ama “spektaküler” başarıları Menderes’ten Demirel, ondan Turgut Özal devraldı ve zincirin -şimdilik- son halkasını da AKP getirdi. Arada, “sol” adına Kemal Derviş’in reformlarını da unutmamak gerekir.
Bu birikim, AKP’den bağımsız bir süreçte, Türkiye’yi belirli bir ekonomik olgunluk aşamasına getirmişti. Onun için, AKP’nin yoktan bir mucize yarattığını düşünmemiz gerekmiyor. Ama herhangi bir siyasî parti bu birikimi çarçur da edebilirdi. AKP iktidarı bunu yapmadı: Bir noktada devraldığı ekonomik gelişmeyi daha ileri bir noktaya taşıdı.
Peki, şimdi ne oluyor? Şimdi durum böyle değil. Hiç böyle değil.
Vurgulanması gereken iki konu var: Birincisi, gelinen aşama, durup oturulacak bir menzil, Erdoğan’ın deyimiyle “yan gelip yatacak yer” değildi. O aşamaya gelince bir sonraki aşamaya geçmek için gerekli tedbirler düşünülmüş, “enstrümanlar” hazırlanmış olmalıydı.
Bunlar yapıldı mı? Hayır, gereğince veya yeterince yapıldığını sanmıyorum.
Ama daha ileri aşamaya sıçramak için gerekli enerjiyi stoklamak bir yana, o noktada zorlanmadan durmak için gerekli şeyler de sağlanamaz oldu. Neden?
Şu “iktisat” bilimine eskiden “ekonomi-politik” denirdi. Bu “politik,” “siyasî”den çok “topluluk” kavramının bir türeviydi; ama “siysasî”yi de ister istemez içinde barındırırdı ve bu nedenle doğru bir addı; çünkü “ekonomik” dediğimiz bir şeyi “politik” dediğimiz şeylerden soyutlayamaz, izole edemeyiz. Şu günlerde ekonominin girdiği sıkıntılı durumda da “politik,” yani “siyasî” önemli bir rol oynuyor. Bu, Erdoğan’ın dönüşüm geçirdikten sonra iç ve dış siyasetin tamamında benimsediği siyasî kimliğin sonucu.
Özellikle Batı’da bir umut olarak görülürken şimdi geldiğimiz nokta… Kavgalı olmadığımız kimse kalmadı. Bunlardan bir tek Rusya ile yeniden bir “modus vivendi” (birlikte varolma tarzı) bulmuş gibiyiz ama bu çok açık bir biçimde Putin’in NATO’da çatlak yaratmak için Tayyip Erdoğan’ın öfke çıkışlarına güvenmesi sonucu böyle. Yoksa düşürülen Rus uçağı (o uçağın da “masum” olduğunu düşünmüyorum ama bu başka konu) ve olay üzerine yapılan konuşmalardan sonra konunun Putin nezdinde kapanmış olmasına ihtimal vermiyorum. Ayrıca, Şanghai Beşlisi’nin şu anda tepmekte olduğumuz ittifakları, ortaklıkları ikame edecek bir yapısı da yok.
Amerika’da Demokratlar'ın kazanması durumunda ilişkilerimizin hızla bozulacağı kesin gibi görünüyordu. Şimdi Trump’ın kazanmasıyla durum bu kadar kesin olmayabilir ama Trump gibi bir kişilik (ve burada öfkeleriyle Tayyip Erdoğan) söz konusu olduğunda, yarın olayların nasıl biçimleneceği belli olmaz. Trump’ın ve kadrosunun İslâm’a bakışının mahiyeti düşünüldüğünde, ABD-Türkiye ilişkilerinin bu dönemde çok olumlu bir kanalda gelişeceğini beklemek fazla anlamlı görünmüyor.
Avrupa tarafından Türkiye’ye baktığımızda ise güçlenen eğilimin “Bu kadar yeter. Bu adamlarla selâmı sabahı keselim” eğilimi olduğunu görüyoruz. Bunu zaten yıllardır böyle söyleyegelmiş kesimler var; ama şimdi “bunu diyenler galiba haklıymış” görüşü ağırlık kazanıyor. Bir yandan da, “Biz bu ülkede olanları sessiz sedasız seyredeceksek, bizim ‘değerlerimiz, değerlerimiz’ dediğimiz şeyler ne olacak?” diyenlerin sesi yükseliyor. Bunların dışında kalanlar ise nezaketle formüle edersek “Rasyonel davranmayan bir lider yüzünden bütün bir toplumla ilişkimizi kesmemiz doğru değil” diyenler.
Bütün bunlar Tayyip Erdoğan’ı mutlu ediyor olabilir. Çünkü kendi konuşmalarından açıkça belli olduğu gibi Tayyip Erdoğan Batı dünyasından zerre kadar hoşlanmıyor.
Ancak onun bu duyguları ve tavır takınmalarının sonucunda Türkiye neredeyse üç yüz yıldır girdiği ve izlediği yörüngeden çıkıyor demektir. Bu, az buz bir travma değil ve olamaz. Bir toplum, böylesinde tepeden inme, karakuşi bir biçimde, düşünmeden, konuşmadan üç yüz yıllık siyasetini çöpe atamaz. Bir tek adamın verdiği kararla böylesine köklü bir değişim serüvenine atılamaz. Bu, Yenikapı’nın doldurma alanında “Vur de vuralım” diye bağırarak karara bağlanacak bir şey değil.
Neyse, uzatmayayım. Kürtlerle varılan nokta, Ortadoğu siyasetinde girilen açmazlar, bu saydığım durumlar üst üste geliyor ve ekonomik kriz de bu siyasî durumun sonuçlarından biri olarak kapıya dayanıyor.
Ekonomide gelinen noktanın dozu yükseltilmiş popülist nutuklar ve kafa tutmalarla geçiştirileceği kanısında değilim. Göreceğiz.
Ama on küsur yıllık “başarı hikâyesi”nin vardığı nokta çok düşündürücü.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları






















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025