Murat BELGE
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın zihninde oldukça net olduğunu tahmin edebileceğimiz, Türkiye'nin ne olması gerektiğine dair bir fikri olduğu anlaşılıyor. Bunun bir "İslami" fikir olduğu da besbelli. Yani, modelini İslam tarihinden alan bir "vizyon"u var. Bunun içinde "Bu da Erdoğan'ın kendi yorumu" denebilir bir şeyler olması kaçınılmaz, çünkü bu gibi konular her zaman yorum gerektirir. Önemli olan, bunları düşünen kişinin başını sonunu kendince tanımlayabildiği bir "vizyon" olması.
Örneğin İstanbul Sözleşmesi tartışmasında "Kendin bunu üretmişsin. Şimdi niye reddediyorsun?" diye soruluyor. Böyle bir soruyu herhangi birine sormak geçerli olurdu. Sorunun muhatabı buna tutarlı bir cevap bulma gereği duyardı. Erdoğan için böyle bir durum yok. "O öyle bir taktiğin bir parçasıydı. Şimdi başka bir planı yürürlüğe koymaktayız" der ve yürür—ayrıca, bu yeni (ve sahici) planı bir an önce gerçekleştirmek istediği için hızlı da yürür.
Türkiye belirli bir yörüngede ilerlemeye karar vermiş, dikkatini burada yoğunlaştırmış bir ülke, Erdoğan ve AKP de bu aşamada bu misyonu devam ettirmek üzere halktan "OK" işareti almış bir iktidar değil. Türkiye'nin nasıl değişmesi (ya da değişmemesi) gerektiği Batılılaşma süreciyle aynı anda başladı ve henüz bitmedi. AKP iktidarı o başlangıç anından itibaren "Hayır, böyle olmaz!" diyenlerin partisinin iktidarı. Yani bir süreci devam ettirmek üzere değil, onu sona erdirmek ve başkasını başlatmak üzere kurulmuş bir parti. Bu ülkenin seçmenleri de bunu bilerek ya da bilmeyerek oylarını vermiş ve bu iktidarı gerçekleştirmiş.
Tayyip Erdoğan'a göre bugün bu şekilde varolan Türkiye "olması gereken" değil, "değişmesi gereken" Türkiye. Dolayısıyla o, kararlarını, kendi zihninde "olması gereken" Türkiye'ye göre veriyor. Bu nedenle onun kararları ve uygulamaları "varolana" göre yasadışı, çoğu resmen suç. Ama bu durum Erdoğan'ı tedirgin etmiyor, çünkü o zaten bunu değiştirmeye kararlı.
Suç sayılacak bu kararları bilerek veriyor. Ortada "yanlışlıkla" yapılmış herhangi bir şey yok.
Erdoğan'ın zihnindeki "Müslüman Türkiye"de "icma" kurumu geçerli olacak. Kendisiyle aynı fikirde olmayanları zaten "cemaat dışı" saymayı ilke edinmiş durumda. "Kuvvetler Ayrılığı" olmayan bir toplumda yaşamak istiyor ve bunu adım adım kuruyor. Çeşitli kurumlar, ona itiraz etme hakkına sahip değil, onun verdiği emirleri yerine getirmekle yükümlü. Kendisi buna kani, taraftarlarını da büyük ölçüde inandırmış gibi duruyor.
Ama bu toplumun en az yarısı da böyle yaşamak istemiyor. Benim bugünkü asıl konum da bu. Kolay bir durumdan söz etmiyoruz. Herkes durduğu yerde durmaya kararlı. Konuşup anlaşacak, uzlaşacak bir zemin yok.
Konumunu betimlemeye çalıştığım AKP iktidar; biz de muhalefetiz. Soru: Nasıl muhalefet edeceğiz?
Desen: Selçuk Demirel
Üç adet kelimeden oluşan bir soru soruyorum ama bunun cevabı bir kitaplık söz gerektirir. Büyük sorun, iktidarın bizim bildiğimiz yasalar ve kurallarla davranmaya niyetinin olmaması. Bu çizgi, kendi tasarladığı Türkiye'yi kurmaya hiçbir zaman bu kadar yaklaşmamıştı ve bu kadar yaklaşmışken bunun ucunu bırakmaya hiç niyetli değil.
Başta Levent Gültekin-Murat Sabuncu programı bu soruları hatırlatan ve muhalefete etkili muhalefet yapmadığı için yüklenen bir işlev yüklenmiş, ama başka birçoklarının da bu sorunu düşündüğünden fazla şüphem yok. Benim "şöyle şöyle yapmalı" diye önereceğim bir politika yok. Sorunu biraz açmak istiyorum.
Bir yöntem, iktidar cenahının ciddiye almadığı ve sık sık çiğnediği yasallığı muhalefetin kendi politikası haline getirmesi. Bu, ne getirir? Bir kere, hiç şüphe yok ki, zulüm görmeyi getirir. Örneğin, protesto yürüyüş yapmak anayasal hak; ama Tayyip Erdoğan'ın polisleri bu hakkı kullanmaya kalkanları bayağı şiddet göstererek engelliyor.
Çok daha ciddisi, "dürüst seçim" ne derecede, nereden nereye mümkün? "İktidar" olmanın önemli avantajları var ve Erdoğan'ın bunları sonuna kadar kullanacağından şüphe olamaz. Zaten bir hayli mesafe almış durumda. Yargının verdiği kararlara şöyle bir bakmak, durumun vehametini kavramak için yeterli.
Bu tür bir "yasallık" bir "martir" rolüne girmek anlamına gelir. Tarihte Hıristiyanlığın yayılması gibi örnekler var ama o yüzyıllara yayılan bir süreçti. Bizim bu kadar vaktimiz olmadığı gibi "martir" rolünde bir muhalefet de, halka, biriken sorunları çözebileceği güvenini vermez.
Yakın zamanlara kadar bu toplumda yaşayan sıradan bir kişi, böyle bir iktidara karşı ne yapmak gerektiği sorulsa, "Silahlı Kuvvetler halleder" diye cevap verirdi. Şimdi Silahlı Kuvvetler'in ne gibi yapısal dönüşümlerden geçtiğini bilmek zor, ama ben öteden beri o cevaba katılmayan biriyim. "Vasi" istemiyorsak, kendi sorunumuzu kendimiz çözmeye hazır olmalıyız. Yani, kısacası, AKP'nin, demokrasiyi yerle bir eden toplum mühendisliğinin sadece ve sadece kitlelerin desteğiyle yürütülen bir demokratik muhalefetle durdurulması gerektiğine inanıyorum. Sorun, diktatörlük biçimleri arasında tercih yapmak değil.
Onun için değindiğim "martir" stratejisine karşılık herhangi bir şekilde şiddet içeren bir davranış tarzı önerecek değilim (önermek "suç" olduğu için değil, buna inanmadığım için). "O yasa dışına çıkıyorsa ben de çıkarım" demekte değil çözüm. Ama bu "Elimden bir şey gelmiyor, ne yapayım?" deme meskenetine çekilme anlamına da gelmiyor.
Sorun, kısmen bir enerji sorunu diyebilirim. Türkiye olağanüstü bir yolçatında. Normal bir süreçte etkili olabilecek bir muhalefet biçimiyle yetinmek, tehdidi büyütür, hatta gerçekleşmesinin yolunu da açabilir. Bir "parti"den çok bir "hareket" mantığıyla davranmak ve sorunun çıktığı yerde bulunmak gerekiyor.
Büyük çark bence bizden yana dönüyor. Ama bu durumlarda böyle kestirme yargılarla rehavete kapılmak en yanlış tavırdır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları






















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025