Mustafa ARMAGAN
Temmuz sabahı gün ışıyınca dehşetin boyutları ortaya çıkmıştı. Üzerine en yakındaki reklam billboardlarından sökülmüş afişler serilmişti şehidin. Aşağıdan oluk oluk sızan pıhtılaşmış kan asfaltı yumuşatmış. Çevreye dağılmış et parçaları. Ve bir gazi, afişlerin üzerine al bayrağı yerleştirme derdinde.
Derken ülkemize ve devletimize yönelik bu kanlı ve alçakça işgal girişiminden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak dedik ve diyor. Ancak… bu ancak önemli, hakikaten öyle mi olacak?
Ben 15 Temmuz'un manasını, bu hareketin gerçek boyutlarını kavramak ve hayatımızın bütün alanlarına taşırmaktan bahsediyorum. Bunu başarabilir miyiz ve başarabilecek miyiz? Şehid ve gazilerimizin bizden beklediği asıl mesele, bu.
Nitekim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Eylül'den itibaren 15 Temmuz'daki dirilişin tarihle de alakalı boyutlarını gündeme taşımaya başladı. Eylül sonunda “Lozan'ı bize zafer diye yutturdular, bu nasıl zafer?” çıkışını yaptı. Ekim ayında 12 Ada meselesini gündeme getirdi ve Lozan'ı sorguladı. Misak-ı Milli'yi halkımıza anlatamadığımızı söyledi. Kasım sonlarında Lozan'daki kayıplarımızı henüz unutmadık dedi. 14 Aralık'ta Sevr'e döndü ve onu paramparça ettiğimizi söyledi.
İki gün önce de, “Dünyanın ve Türkiye'nin içinde bulunduğu bölgenin yeniden yapılandırılmaya çalışıldığı kritik dönemde eğer durmaya kalkarsak kendimizi bulacağımız yer Sevr şartlarıdır. Halbuki biz hala Lozan'daki kayıplarımızın üzüntüsüyle yaşayan bir milletiz” ifadelerini kullandı.
Hala Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Misak-ı Milli, Lozan ve Sevr çıkışlarının tesadüf olduğunu düşünüyor musunuz? Bana planlı bir kamuoyu yoklaması gibi görünüyor.
Bunu diyor ve asıl konumuza dönüyorum. Yani 15 Temmuz'dan sonraki yol haritamızın ne olması gerektiğine.
Aslında Sayın Erdoğan'ın Lozan üzerinden verdiği mesajlarda yalnız dış politikaya dair ipuçları yok, yeni bir tarih anlayışına, daha doğrusu 15 Temmuz'dan sonra yeni tarihin nasıl yazılması gerektiğine dair de ipuçları var.
Yeni Tarih
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak deyip de tarihin tastamam eskisi gibi devam etmesi utanç verici bir durum değil mi? Madem 15 Temmuz bir halk hareketiydi, irade-i milliyenin, milli egemenliğin şahlanışıydı, o halde tarihin de bu şahlanışa eşlik etmesinden daha normal ne olabilirdi? Şehidlerin ruhları ancak kendi cehdlerinin tarihe rehberlik etmesi halinde huzur bulabilirdi.
İyi ama hala kitaplarımızda eski hamam, eski tas ise yazık değil mi şehidlerimize, gazilerimize, onca emeğe, onca gayrete?
Üniversiteye hazırlanan kızım Beyzanur'un kitaplarından görüyorum ki, değişen pek bir şey olmamış. Yine 19 Mayıs'ta Samsun'da bir güneş doğdu edebiyatı revaçta, millet uyuyordu, altın saçlı lider geldi onları ayağa kaldırdı lafları gırla gidiyor. Yine din ve hilafet kötüleniyor, Arap/İslam harfleri gelişmemize engel oldu nakaratı tekrarlanıyor. Yine kadınları aşağılayan seçme ve seçilme hakları devlet/Atatürk tarafından 'verildi' söylemi berdevam.
Şimdi size bir belge sunacağım. Mustafa Kemal Paşa'nın Havza ilçesinden Sultan Vahdettin'e çektiği resmi bir telgraf bu. Çekiliş tarihi 14 Haziran 1919. Paşa Anadolu'ya geleli henüz 25 gün olmuş, fakat gözleri faltaşı gibi açılmıştır. Neden mi? Anadolu'daki uyanıştan, dirilişten, “kuvvetten” tabii…
Cumhuriyetten iki ay önce kurulan Kadınlar Halk Fırkası’nın kurucuları bir arada
Mustafa Kemal Paşa'nın sadeleştirdiğim sözleri şöyledir:
“Şevketmeabım!
İSTANBUL'DAYKEN MİLLETİN BU KADAR KUVVETLİ VE KISA BİR SÜREDE FELAKETLER KARŞISINDA BU DERECE UYANMIŞ OLDUĞUNU HAYAL EDEMEZDİM.”
Neymiş? Mustafa Kemal Paşa İstanbul'dayken Anadolu'nun bu derece uyanmış ve bu kadar kuvvetli olduğunu hayal edemezmiş. Güzel. Öte yandan biz ne anlatıyoruz çocuklarımıza? ATATÜRK YOKTU, DÜŞMANLAR ÇOKTU/ATATÜRK GELDİ, DÜŞMANI YENDİ. Abartmıyorum, kafa aynen mama çocuğu seviyesinde.
Oysa nasıl 15 Temmuz'da müteyakkız bir halk kitlesi liderinin ortaya çıkmasını bekliyorduysa 19 Mayıs öncesinde de aynı uyanmış bir kitle mevcuttu ve bir liderin başlarına geçmesini bekliyordu.
Türkiye'yi Adnan Menderes'in deyişiyle FETİH HAKKI olarak babasının çiftliği gibi gören CHP'nin yalnız halkın tarihini değil, kadınların tarihini de çarpıtarak yazması bu bakımdan tuhaf değil. İşte 5 Aralıkta kadınlara seçme ve seçilme hakkının 'verilmesi' kadınları aşağılayan söylemin çarpıcı bir misali.
Bir kere hak verilmez, alınır.
İki: Kadınlara hakları verilmemiş, var olan hakları tanınmıştır. Tanımayan devlettir. Tanınmayı başaran halktır.
Üç: Kadınlara hakları bir lütuf olarak verilmiş değildir. Haklarını söke söke almışlardır.
Kimsenin ne CHP'ye, ne de Atatürk'e medyun-i şükran olmasına gerek yoktur. Olunacaksa Nezihe Muhiddin ve Latife Bekir gibi kadın hareketinin öncülerine saygı duyulmalıdır.
Mustafa Kemal Paşa’nın Havza’dan Sultan Vahdettin’e çektiği 14 Haziran 1919 tarihli telgrafın orijinali (İrade-i Milliye, Sayı 1).
Peki kadınlar haklarını nasıl aldı?
1923 yılında Kadınlar Cumhuriyet Partisi kurdular, İçişleri Bakanlığı tarafından kapatıldı. Bunun üzerine Türk Kadınlar Birliği'ni kurarak mücadelesine devam etti kadınlarımız.
1927 seçimlerinde bir kadın aday koymak istediler. Kabul edilmedi. Kadınları temsilen bir erkek aday koymak istediler, o da kabul edilmedi. Önleri kapatıldı.
Kadınlar Birliği'nin toplantılarının tek konusu, kadınlara neden seçme ve seçilme hakkının verilmediğiydi. Bu defalarca Mustafa Kemal'e soruldu, hepsinde aldıkları cevap “Askerlik yapmadığınız için seçme ve seçilme hakkınız da olamaz” oldu. Haklar görev karşılığı verilirdi Atatürk'e göre, kadınlar askerlik görevlerini yapmadıkları için seçme ve seçilme haklarına da malik olamazlardı.
Lakin kadınlar yöneticileri sıkıştırmaya devam ettiler. 1931 seçimleri yaklaşırken yerel seçimlerde oy kullanma hakkını elde ettiler. Ancak genel seçimlerde yine engellendiler.
Mücadelenin yeni hedefi 1935 seçimleriydi. Heyetler geldi, gitti, Gazi Paşa her defasında heyetlere “bunlarla uğraşacağınıza Anadolu kadınını eğitin” nasihatını verip gönderiyordu.
Yıl 1934 olmuş ama CHP ve Atatürk sanki kadınlara oy hakkı verseler kıyamet kopacakmış gibi onlardan bu hakkı esirgiyordu. Artık kadınların sabrı taşmıştı. Cumhuriyet ilan olunalı 13 yıl olmuştu ve hala kadınlar mecliste olmadığı gibi meclise kimin gireceğine dahi karar veremiyorlardı.
Nihayet Kasım 1934 tarihinde Gazi, Ankara Kız Lisesi'ni ziyaret ettiğinde aldığı cevap karşısında pes edecekti. Müjgan adlı bir genç kızımız söz aldı ve “Neden bizim hakkımızı vermiyorsunuz Paşam?” diye sordu. Atatürk klasik cevabını verdi: “Mebus olabilirsiniz ama askerlik de yapacaksınız.” Müjgan'ın o sarsıcı cevabı bundan sonra gelecekti: “Biraz geç kalmış olmuyor musunuz? Ulus meydanındaki heykelde sırtında mermi taşıyan kadın benim annemdi.”
Dananın kuyruğunun koptuğu nokta bu oldu. Hemen ardından Türk Kadınlar Birliği öfkeli bir toplantı düzenledi. Türkocağı'ndan Meclis'e kadar izinsiz olarak yürüdü kadınlarımız. “Gazi Paşa haklarımızı tanımazsa TBMM'nin önünden ayrılmayız”, dediler. Olay büyüyünce Paşa onların sesini duydu, çağırdı, İnönü'ye talimat verdi, kadınların haklarını düzenleyen kanun işte bunun üzerine çıktı.
Hiçbir şey boşlukta cereyan etmez dostlar. Kadınların hakları aşağıdan yukarıya bir hareket olarak söke söke alınmıştır. Kadınlara lütuf ve ihsan edilmemiştir. Dolayısıyla kimseye minnet duyulmasına gerek yoktur.
CHP'nin kadınları aşağılayan ve onlara lütfeden birileri olmasa bir hiç olduklarını her fırsatta hatırlatan söylemlerinden bıktık, usandık. Milleti parya gibi, sürü gibi gören bu anlayıştan kurtulmak ve halkın tarihini yazmak için bir fırsattır 15 Temmuz. Eğer hakikaten 15 Temmuz'dan sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağına inanıyorsak bu işe tarihten başlamak en gereklisi.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları

































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2017
9.02.2017
26.03.2017
19.03.2017
12.03.2017
26.02.2017
5.02.2017
29.01.2017
22.01.2017
15.01.2017