Nadi ÖZTÜFEKÇİ
Sevgili Nadir Üstün, kardeşi Nihat Üstün'ün benim yazımla (*) ilgili bir eleştiri yazısı yazdığını söyleyince sevindim. Bu, en azından yazımın okunduğunun, eleştirecek kadar değer verildiğinin de haberiydi.
Ayrıca yazılarımla ilgili eleştirilmeye de şiddetle ihtiyacım vardı.
Eve gelince ilk fırsatta Nihat Bey'in yazısını (**) okumaya koyuldum.
Ancak daha okumaya başlar başlamaz bir parça hayal kırıklığına uğradığımı söylemek zorundayım.
Nihat Bey'in yazısı benim yazımı eleştirmiyordu.
Küresel Kapitalizmin yaşamımıza olan olumsuz etkisinden benim gibi fazlaca söz edenlere toplu bir yanıt veriyordu. Yazımda anlattıklarımdan daha çok, "bu gibiler böyle düşünür" ön yargısını anlatıyordu.
Olsun... Yine de sonuçta yazımla ilgili düşüncelerini belirtiyordu ki bu benim için değerliydi.
Benim yazımla ilgili kurduğu tek cümleyi buraya olduğu gibi alıntılıyorum, "Gazetemiz yazarı Nadi Bey Türkiye'de ortaya çıkan dolandırıcılık olayını küresel kapitalizme bağlamıştı. (Bkz: KÜRESEL DOLANDIRICILIK ve ETİK AKIL..!)Bu konuyu açmak istedim."
Nihat Bey aynı zamanda yazısının da başlangıcı olan bu tek cümle ile benim yazımı da 'özetlemiş'.
Bence yazıdaki birçok ayrıntıyı es geçerek, böylece özetleyerek yazıma ve anlatmak istediklerime haksızlık yapmış.
Bir karşı haksızlık da ben yapmak istemem ama sanki kapitalizmi savunma telaşı benim yazımı anlama çabasının önüne geçmiş gibi...
Yazısında, benim Küresel Kapitalizme bağladığımı söylediği "Türkiye'de ortaya çıkan dolandırıcılık olayı" Çiftlik Bank olayı olsa gerek.
Yazımı tekrar okudum, özellikle de Çiftlik Bank konusunda yazdıklarımı...
Ne Çiftlik Bank ne de sözünü ettiğim diğer dolandırıcılık olaylarını Küresel Kapitalizme bağladığım kanısı uyandıracak bir ifade yok.
Tabii burada "bağlamak" kelimesinin cümleye toptancı ve aşırı özetçi anlam yüklemesinin getirdiği bir sorun da var.
Benim, Küresel Kapitalizmin Uluslararası ilişkilerde kullandığı yöntemlerin Çiftlik Bank ve Saadet Zinciri gibi dolandırıcılık teknikerine benzer yöntemler kullandığını söylememden hareketle mi bu "bağlamayı" yaptı bilmiyorum.
Ancak hemen arkasından, "Marks’ın komünizm idealinde ve Bakunin’in kuramcısı olduğu anarşizmin algısında ise şöyle naif bir bakış açısı vardır. Aslında insan iyidir ama sorun sistemdedir. " cümlesinden anlaşıldığı gibi, yazımdan, böylesi insani kusurları da Kapitalizme bağladığım gibi bir algı edinmiş.
Benim yazımda böyle bir iddia ve anlayış olmadığına göre, sanırım Nihat Beyin, "Dünyaya Marks'tan etkilenerek bakan ya da komünist ideallerini hala koruyan -ya da korumaya çalışan- kişiler düşünse düşünse böyle düşünür" gibi toptancı bakış açısı olsa gerek.
Uzatmadan hemen söylemek istiyorum.
Söz konusu yazımdan kim ne anlam çıkarırsa çıkarsın, ben insan kötülüğünün kapitalizmden kaynaklandığını düşünmüyorum.
Bunun anlamak için ustalara başvurmadan, kendi akıl yürütmelerimin yeterli olduğunu da düşünüyorum.
Kendi yaşamını sürdürmek ve giderek daha fazlasını elde etmek için diğer canlıları, hatta kendi türünü öldüren insanın, öğrendikleri geliştikçe diğer canlıları ve insanları kandırması da oldukça doğal ve beklenir bir şeydir.
Esasen avcılık dediğimiz olgunun en önemli yöntemlerinden biri de tuzaktır ve bugünkü dolandırıcılık ediminin en ilkel ve kadim şeklidir.
Her ikisinde de yem kullanılır. Tuzağı kuranın -dolandıranın- da, tuzağa -dolana- düşenin de temel motivasyonu kolaycılık, bencillik ve diğer ilkel güdülerdir.
Bu tuzağı insan, insana karşı yapsa da bu temel motivasyon değişmiyor. Sadece bunun adına insani kötülük ve zaaflar diyebiliriz.
İnsan evladı milyonlarca yıl boyunca güçlünün, güçsüzü öldürüp yediği beslenme zincirinin bir parçasıydı.
Kapitalizmin ve doğal sonucu olarak kapitalist ahlak anlayışının -hatta diğer birçok insani değerin- ortaya çıktığı zaman süreciyle kıyaslanmayacak kadar çok uzun bir süre bu.
Bu somut gerçek eşliğinde bakarsak insan kötülüğünün kapitalizmden kaynaklandığını söylemek yanlış, hatta haksızlık olur.
Tıpkı benim -ve benim gibilerin- "insan iyidir ama sorun sistemdedir" diye düşündüğümü savlamak ya da yazımdan böyle bir algı edinmek gibi...
Ne söz konusu yazımda ne de bu konularda yazdığım diğer yazılarda böyle bir şeyi savunmadım.
Kapitalizm, insan kötülüğünün kaynağı değildir. Sonucudur.
Kapitalizm insan bencilliğinin, aç gözlüğünün, sahtekarlığının, korku ve kaygılarının konsolide edilmesidir.
Bir bahçenin (Dünyanın), filizine, dalına aldırmadan, meyvenin sebzenin, ermişini, hamını gözetmeden talan edilmesi karşısında, en sözü geçenin "Hoop..! Bir dakika..." demesidir.
Bir hapishane koğuşunda, haraca, manaya, çay, kahve işlerine koğuş ağasının çıkarları adına "racon" getirilmesidir.
Rab'ın İsrailoğullarına vaat ettiği diyarı fethederken ortaya çıkan ganimetten, Musa'nın, Kahin Elazar'ın hakkını; keza Medine, Mekke kervan yolunda yapılan Cihad faaliyetleri sonucu ortaya çıkan ganimetten Muhammet'in hakkını şeriata bağlamaktır.
Sezar'ın hakkını ayırmaktır.
Kısacası Kapitalizm; zorun, şiddetin ve dolanın kurallara bağlanması, insan bencilliğine, aç gözlülüğüne güçlüden yana meşrutiyet kazandırılmasıdır. Bütün bunları ölümcül bir yarışın kuralları haline getirmektir.
Evet, bir anlamda olmakta olandır. Olması gereken değildir. Olmazsa olmaz hiç değildir.
Bu yüzden kapitalizmle mücadele etmek, asıl olarak insanlığın kendi zaaflarıyla mücadele etmesidir.
İnsan bedenin bünyesindeki malign tümöre verdiği tepki kadar içseldir. Marksizm de insanlığın bu mücadele de geliştirdiği yöntemlerden biridir.
Bedeni malign bir tümörün saldırısı altındaki bir insanın çareyi, Radyasyon Onkolojisi, Tıbbi Onkoloji, Tümör Patolojisi ve Onkolojik Sitoloji, Cerrahi Onkoloji gibi bilim dallarında araması ne kadar hayal sayılırsa, insanlığın Kapitalizmle özdeşleşmiş sorunlarla mücadele yöntemlerinden biri olarak Marksizm’de araması da o kadar hayal sayılmalıdır.
Marksizm’e yönelik haklı haksız birçok eleştiri yapılabilir. Ama hayali aklın üstünde tuttuğunu söylemek bana kalırsa haksızlık olur.
Dünya'da yalnızca bir laboratuarda ve bir daha asla tekrarlanamayacak bir deney yapıldığını düşünün.
Eğer o deneyden elde edilecek veriler o laboratuarda daha sonra yapılacak bütün deney ve araştırmaları etkileyecekse, o deneye gözlemcilik edenin yetkin, gözlemci, zeki ve nesnel olması gerekir.
Çünkü o deney bir daha tekrarlanmayacağına göre gözlemcinin notlarını bundan sonrası için baz almak zorundasınızdır.
Marksizm endemik bir zaman diliminde var olan, endemik koşulların en akılcı yorumlarından biridir.
Aynı zaman dilimi bir daha yaşanmayacağı gibi aynı koşullar da bir daha tıpkısıyla oluşmayacaktır.
Örneğin, Kapitalizm Marks'ın gözlemleme fırsatını bulduğu aşamalardan bir daha asla geçmeyecek, ne Fransız İhtilali ne de Paris Komünü bir daha yaşanmayacaktır.
Bu iki tarihsel olay arasında geçen süre boyunca oluşagelen gelişmelere Marks gibi bir düşünürün yakından bakma fırsatı bulması insanlık için bir şanstır.
Bu günlerden o günlere bakarken Marks'ın notlarını dikkate almak zorundasınız.
Çünkü o günlerde olmakta olana en yakından, en sıcağı sıcağına ve en nesnel ve irdeleyici olarak o baktı.
Bugünden yarına projeksiyon yaparken, Marks'ın o günlerden bu güne yaptığı projeksiyonu (öngörü) irdelemenin önemi de burada.
Sadece, "Dedikleri çıkmadı. Bizi kandırmış." deyip işin içinden çıkamazsınız.
Ne devrimler, ne katliamlar, ne şiddet, ne de karmaşa "Marks, öyle dedi" diye olmadı. Hepsi olmakta olandı. Ama olmakta olanın notlarını en iyi o tuttu.
Devlet de var olan ve olmakta olandı. Sınıflar da, sınıflar arasındaki mücadele de, devletin bu mücadeledeki rolü de olan ve olmakta olandı.
Devletin bundan sonra neye evirileceği konusunda 'hayal' üretirken bundan öncekileri hesaba katmalısınız.
Şimdiye kadar sınıflardan ve sınıfsal çelişkilerden asla bağımsız olmayan devletin söylem, istek ve hayallerimizin hatırına sınıflar üstü bir aşamaya geçeceğini ümit edebilmek için aklı epeyi derine gömmek gerek.
Sözünü ettiğimiz yazımın konusu sahtekarlıktı. Ama oyunun kuralı diye bize dayatılan sahtekarlığa karşı yürütmemiz gereken etik aklı vurgulamak istemiştim.
Sahtekarlığın kurallara bağlanmış hali olan kapitalizm dolaylı ve zorunlu olarak konu oldu.
Ama işin bir de Küresel Kapitalizm denilen yanı var ki o ayrıca ele alınması gereken bir konu.
Son olarak; hakaret ve aşağılamalar yerine görüşlere yanıt yazmanın keyfini yaşadım.
Bu keyfi yaşatan sayın Nihat Üstün'e teşekkür ederim.
Nadi Öztüfekçi
15 Nisan 2018
(*) KÜRESEL DOLANDIRICILIK ve ETİK AKIL..!
(*)KÜRESEL KAPİTALİZM, SAHTEKÂRLIK VE MARKSİZM’İN HAYAL DÜNYASI (1)
Yazarlar
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları


























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
27.05.2018
18.04.2018
7.02.2018
9.02.2017
15.02.2017
27.01.2017
22.01.2017
4.02.2016
11.03.2016
20.11.2015