Nadi ÖZTÜFEKÇİ
Yıllar önce, 12 Eylül zamanlarında, Halil Rıfat Paşa taraflarında Hülya ile buluşurduk.
O mezun olmak üzere olan bir tıp fakültesi öğrencisiydi, ben polis tarafından arandığım için, üniversiteye gidemiyordum.
Nedense Halil Rıfat Paşa daha emniyetli geldiği için oralarda buluşurduk.
O sıralar TKP’nin İzmir gençlik örgütlenmesini üstlenmiştim.
Tepede bir kişi, aşağıda üniversite, semtler, liseliler, çevre ilçelerin sorumlularıyla da genel de oralarda buluşur, sokak aralarında gezerek görüşürdük.
Onlara birkaç seksiyonu da katarsak, yaklaşık on kişiyle değişik periyotlarla buluşmam gerekiyordu.
Neyse, amacım bu konulara girmek değil. Onlara da sıra gelecek elbet.
Ama şimdilik Hülya ile neden Hail Rıfat Paşa’da ve akşam saatlerinde buluştuğumuzu anlatmak için kısaca değindim.
Öncelikle, oralarda bir evde kalıyordum.
Yukarıdan gelen talimat gereği çok fazla dışarılarda dolaşmamam gerekiyordu.
Bazen bir günde iki üç görüşme gerçekleştirirdik.
Zorunlu olarak o civarlarda buluşuyorduk.
Bol miktarda ara sokaklarıyla gerçekten bu tür faaliyetlere uygun bir semtti.
Yani Hülya ile orada buluşmak bir anlamda teknik olarak gerekliydi.
Hülya ile buluşacağım günleri ne kadar boş tutmaya çalışsam da bir türlü olmuyordu.
O yüzden gündüz saatleri örgüt görüşmelerini halledip garanti olsun diye akşam üzerilerine denk getiriyorduk
Kış zamanlarıydı kısa bir süre sonra hava kararırdı.
Biz buluştuğumuz kafede göz açıp kapanıncaya kadar zamanımızı doldurunca, ara sokaklardan Hülya’nın bineceği dolmuşa kadar birlikte yürürdük.
Evlerin pencerelerinden ışıklar sızardı. Alt katlardaki pencerelerin önünden geçerken camların buğulanmış olduğunu görürdük.
İçeride soba yandığının işaretiydi.
Biz Hülya ile o soğuk akşamlarda sokaklarda gezerken, o evlerdeki sıcak ortamları imrenerek konuşurduk; "Bizim de böyle sıcaktan camları buğulanmış pencereleri olan evimiz olacak mı?" diye…
Doğrusu zor bir hayaldi.
Beni polis arıyor, eğitimim yarım kalmış ve ben hemen tüm kişisel beklentilerimi bir türlü gelmeyen, -aslında sürekli ötelenen- devrim sonrasına ertelemiş durumdaydım.
Nasıl bir ruh haliyse, sevgilimle birlikte sıcak bir evin hayalini kurmaktan bile suçluluk duymaktayım.
O, bir iki dakika sonra Bostanlı, Şemikler sınırındaki evine gitmek üzere taksi dolmuşlara binecek, akşamın o saatlerinde defalarca taşıt değiştirerek uzun bir yol kat edecekti.
Bense, oturulabilir olmaktan çok, gözden ırak ve dikkati çekmemesi gibi özelliklerinden dolayı tercih edilmiş, üç beş eşya ile güya döşenmiş, o soğuk örgüt evime dönecektim.
Her şeye rağmen hayal kuruyorduk.
Umut ne kadar derinlere gömülse de yeşerebiliyordu.
O kısacık zamanın bitmesini hiç istemezdim.
Ama zaman acımasızdı. Hülya da evdekileri fazla meraklandırmamalıydı.
Bir sonraki buluşmamızın tarih ve saatini kararlaştırıp ayrıldığımızda, boğazımda koca bir yumruk, yine ara sokaklardaki birinci kattaki evlerin buğulanmış camlarına imrenerek bakarak, kaldığım o soğuk eve dönerdim.
Daha sonraları, örgütsel ilişkilerimizin darmadağın edilip, içinin dışına çıkarıldığı, benim bile umudumun paramparça olduğu, -aralıklı da olsa- uzunca sayılabilecek bir süre boyunca kaçaklık yaşadım.
Yine öyle evlerde, bazen de yakınlarımın evlerinde kaldım.
O evlerde soba yanıyordu, ama zorunlu misafirliğimin, -bana yansıtılmasa bile- o evde potansiyel bir tehlike olmam nedeniyle yarattığı tedirginlik yüzünden, o sobanın sıcaklığını yaşayamıyordum.
Birçok kez soğuk kış gecelerinde ara sokaklarda, o ışık sızan pencerelere, özellikle birinci katların buğulanmış camlarına bakarak dolaşmak zorunda kaldım.
Bir iki gecemi de parklarda bankların üzerinde, köpeklerle arkadaşlık ederek geçirdim.
İçinden ışık sızan pencereler hala dikkatimi çeker.
Geçenlerde Türk Telekom'un reklamını izlerken bu anlattıklarım aklıma geldi.
O reklam filmindeki kardan adamı kendimle özdeşleştirdim.
Siz de izlediniz mi?
Akşam vakti. Issız bir sokakta kar yağıyor.
Sadece bir kardan adam var. Işık sızan bir pencereye bakıyor.
Reklam bu ya..? Her nasılsa kardan adam pencereye yaklaşıyor, evdeki o sıcak ve mutlu ortamı imrenerek izlemeye başlıyor.
Sonra pencereden evin içini görüyoruz.
Sıcacık bir ev ortamı ve evin hemen bütün fertleri 'Evde Limitsiz Fiber İnternet'in nimetlerinden yararlanmakla meşguldür.
Mutfakta anne ve küçük kızı kek yaparken bir notbookla İnternet'ten tarifini alıyor.
Baba tabletten haberleri izlerken en küçük çocuk da Tv’den Tivibu izliyor.
Büyükbaba gözükmüyor.
Babaannenin elinde de cep telefonu var. Belki de WhatsApp’tan “Üçüncü Bahar” grubundan arkadaşlarıyla yazışıyor.
Reklam filmi öyle bir imaj veriyor ki sanki evin o sıcak ortamı tümüyle 'Evde Limitsiz Fiber İnternet' sayesindeymiş gibi.
Kardan adam daha fazla dayanamıyor fesatlıktan havuç burnu düşüyor.
Ses;”Kusura bakma kardan adam. Bu kış evde olmanın tadı bambaşka.” diye başlar, fiber internetin özelliklerini sayarak devam eder.
Hiç dikkat ettiniz mi?
Reklam filmlerinin senaryolarında genellikle, satılan ürünü almayacak ya da alamayacak kadar aptal, cahil, tutucu birileri vardır.
O ürünün getirdiği “olağanüstü imkanlardan” yararlanamadığı için, o ürünü alacak ya da alabilecek kadar zeki, bilgili ve açık görüşlü olanları kıskanır, fesatlanır komik durumlara düşer.
Reklamın ana fikri şudur: Bu ürünü almayan komik ve kötüdür.
İsterse almamasının nedeni yoksulluk olsun.
Asıl komik ve kötü olan da onlardır.
Onlar o ürünü, o internet paketini alanları ağaçlardan dürbünle gözetleyerek, torunlarının ev ödevlerini yapmaya çalışıp komik duruma düşerler, pencereden izlerken üzüntüden ya da kıskançlıktan havuç burunları düşer.
Onlar kardan adamlardır.

Onlar, “benim adım Cemil!”, “benim de Cemilcan..!” dırlar.
Yoksul, komik ve kötüdürler.
Onlar orman manzaralı milyonluk evleri almayanlar, bankaların verdiği çok avantajlı kredileri kullanmayanlar, olağan üstü uygun koşullardaki internet paketlerine abone olmayanlardır.
Onlar zaten kaybetmeye mahkumdurlar.
Üzülmek, imrenmek, fesatlanmak onlara yakışmaktadır.
Onlar üzülmeli, pişman olmalı, kıskanmalılar ki o ürünleri ve hizmetleri alanların zekaları, kurnazlıkları ve mutlulukları pekişsin.
Öyle ya..!? Birileri imrenmezse, o ürünleri, hizmetleri almanın ne anlamı var ki?
Herkesin alabileceği, sizi diğerlerine göre ayrıcalıklı kılmayan bir ürünün ya da hizmet sizi nasıl mutlu eder?
Kaybeden yoksa kazanmak neye yarar?
Yarışmadan öne geçtiğinizi anlayamazsınız.
Yarışma olmazsa kapitalizm olmaz.
Bu yüzden kapitalizm savaştırmak, yarıştırmak ister.
Kapitalizm, kendi varlığını sürdürmek için kaybedenlere gereksinim duyar.
Kaybedenleri bizlere seyrettirir, alay eder, küçümser, içinde bulunduğu zor durumlardan komedi yaratır.
Ama gerçek hayatta kaybedenlerin durumu hiç komik değildir.
Özellikle kendileri açısından…
Örneğin, -yaşadığım için biliyorum- soğuk kış gecelerinde evsiz kalmak çok zordur.
Ben ve Hülya o özlemini duyduğumuz sıcak yuvayı oluşturmayı başardık.
Uzun uzun, içimize sine sine yaşadık o sıcaklığı.
Reklam filmlerindeki kazananlar gibi kolay olmadı tabii. Emek, çaba, birliktelik, inat ve elbette biraz da şans gerekti.
Ama her şeye rağmen gecenin karanlığına pencerelerimizden evimizin ışığını sızdırdık.
Bizim bu sıcaklığı yaşamayı hak etmemiz, bugün ülkemizde ve Dünyada yoksulluğun, çaresizliğin pençesindeki milyonlarca insanın hak etmediği anlamına gelmiyor.
Başarı ve başarısızlık her zaman, hatta çoğu kez hak edenin olmuyor.
Yaşam felsefesini başarı üzerine kurmak adil değil. Yaşam bir yarış değil. Olmamalı.
Yaşam dayanışarak sürdürülmeli.
Elbette emek ve çaba gerekiyor. Ama kapitalizmin bize önerdiği gibi savaşarak ve yarışarak yaşam sürdürülemez.
Aksine yaşamın yok oluşu savaşmak ve yarışmak yüzünden olacak.
Evet, savaş ve yarışların kaynağı olan kapitalizm...
Ve savaşmadan yenilmeyecek.
Evet, sınıf kavgası bizlerin güzel duyguları hatırına dünyadan yok olmayacak.
Ama kavga, yarış emekçilerin kendi aralarında olmamalı.
Kapitalizmin en büyük propaganda aracı olan reklamlar, emekçileri birbirleriyle yarıştırmak istiyor.
Kapitalist kültür ve felsefenin en tehlikeli unsurları reklamlarda bilinçlere işleniyor.
Reklamların kötü adamları aslında bizleriz. Onların ürünlerini onların istedikleri miktarlarda almayan, alamayan biz emekçileriz.
Dışarıda kar yağarken o sıcak pencerelerden bakanlar da kardan adamlar değil.
Onlar evsizler, sahipsiz çocuklar, yoksullar.
Onlar için yaşam eğlenceli olmanın çok ötesinde, hiç de Telekom’un reklamındaki gibi değil.
Gerçek yaşamda özellikle çocuklar, o pencerelere yaklaşamıyor bile…
Peki tam da bu zamanda bu yazının ne alakası vardı da ben yazdım?
Tam da Hayır'ın kazanılması için kafa yormamız gereken zamanda...
Bana göre tam zamanı...
Ben Hayır'a bu açıdan bakıyorum...
Sadece bir şeyleri kaybetmemek için değil, bir şeyleri düzeltmek için de HAYIR dediğim için, içimdeki Hayır'lardan birini dökmek istedim.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları












































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
27.05.2018
18.04.2018
7.02.2018
9.02.2017
15.02.2017
27.01.2017
22.01.2017
4.02.2016
11.03.2016
20.11.2015