Namık ÇINAR
Balyoz Darbe Semineri’nin baş mimarı General Çetin Doğan, Silivri mahkemesindeki savunmasını,“Dava konusu plan tatbikatında, hem cephede uygulanacak askerî harekât, hem de cephe gerisindeki sıkıyönetim planı ele alınmıştır. Adil düzenin ülkemize kanlı mı yoksa kansız mı geleceği başta Erbakan olmak üzere tüm şeriatçılar tarafından pervasızca dillendirildiği günlerde, ordunun geri bölgesinde zuhur ettiği varsayılan bölücü ve irticai kalkışmaların, sıkıyönetim planı çerçevesinde tartışılması maksadıyla senaryoya dâhil edilmesinden acaba neden bu kadar çok rahatsızlık duyulmaktadır?”, diyerek bitirmiş.
Duyulan rahatsızlığın esasen “ordunun darbe yapmasına” olduğunu, zira “Türkiye’nin siyasal ve toplumsal sorunlarının Silahlı Kuvvetlerin üstüne vazife olmadığını” kalın kafalara bir türlü anlatamamış olmanın bedbahtlığı bir yana, acaba gerçekten ordunun önceden tasarlayabileceği ve zaman zaman da tatbikatını yapabileceği bir “Sıkıyönetim Planı” olabilir mi?
Silahlı Kuvvetler, yurt savunmasını hakkıyla yapabilmek için ülke coğrafyasına, beşerî ve ekonomik kaynaklara ve çağın silah sistemlerine uygun düşecek tarzda önceden tasarlanmış bir kuruluş şemasına göre teşkilatlanarak, emir komuta hiyerarşisi içinde işleyen bir mekanizmadır. Dolayısıyla görevleri daha barış zamanından itibaren belli olduğu için, savaş hazırlıklarını daimi olarak planlar ve geliştirir; eğitim ve tatbikatlarını da periyodik usullerle icra eder.
Ne ki, bu planlamaların ve tatbikatların arasında “sıkıyönetim”e yer olmamak gerekir. Çünkü sıkıyönetim hem sıra dışı hem de sistem dışı bir uygulama olması bakımından, bu görevin kime nerede tevdi edileceği önceden belli değildir.
Kaldı ki iş bununla da bitmez. Zira uygulamalarda yapılanın aksine, sıkıyönetim, ifa edilmesi doğrudan doğruya mevcut birlikler hiyerarşisine ve emir komuta zincirine bırakılmamış, bırakılması öncelikle tercih edilmemiş ekstrem bir düzenlemedir.
12 Mart faşizminin ilk ürünlerinden olup da, demokrasiye kat’iyyen yakışmadığı ve askerî birliklerin lüzumu hâlinde kullanılmasıyla yetinmek dururken ilkel ve gaddar bir “militarist yönetim”i öngördüğü için, esasen fırlatılıp atılması gereken yürürlükteki Sıkıyönetim Kanunu dahi suiistimal edilmiş; sanki sıkıyönetim görevlendirmeleri, birliklerin hâlihazırdaki hiyerarşilerine göre olmalı imiş gibi uygulanagelmiştir.
Oysa yasaya kendi bütünlüğü içinde bakıldığında, kanun koyucunun sıkıyönetimden muradının ratio legis’in Sıkıyönetim Komutanı olarak rütbesi en az korgeneral olan birini “seçmek” suretiyle, hiyerarşik yapıyı devre dışı bırakarak direkt Genelkurmay Başkanı’na bağlamak olduğu görülecektir. Bundan maksat, muharebe görevi almış birliklerin ve birlik komutanlarının, ilâveten bir de sıkıyönetim meseleleriyle uğraşarak, asli işleri olan savunma görevlerinde herhangi bir zafiyete uğramalarına meydan vermemektir.
Eğer bu kaygı duyulmamış olsaydı, nerede sıkıyönetim ilân edilecek idiyse o bölgedeki komutanın mevcut görevinin yanı sıra otomatikman sıkıyönetim komutanı da yapılması yoluna gidilirdi. Kanunun ruhundan çıkan bu değildir. O kadar ki, sıkıyönetim görevi dahi yeni tefrik edilecek askerî birlikler ile yürütülür. Sıkıyönetim karargâhı bile yeni ve ayrı olarak kurulur.
Fakat yasanın varolma nedeni böyle olduğu hâlde, bugüne kadarki uygulamalar eleştirdiğim istikamette geliştirilmiştir. Bunun sebebi, generallerin, darbeler süreci olarak tanımlayacağımız son elli yılda, yurt savunmasını daha bir ikincil kılarak, asıl işlerinin burunlarını iç politikaya sokmak olduğunu öne çıkarmalarıdır.
Nitekim sıkıyönetim karargâhı da ancak sıkıyönetimin ilânıyla birlikte kurulabilecekken,“sıkıyönetim komutanlığı kadroları Genelkurmay Başkanlığı’nca önceden hazırlanır”hükmü mucibince; hani sivil toplumun nabzını gizliden gizliye tuttukları birtakım fişlemeler ve andıçlamalar yüzünden şimdi Silivri’de yargılanan büyük karargâhların Batı Çalışma Grubu gibi unsurları ve aktörleri vardı ya, işte onlar günü gelince devreye sokulacak şekilde daha önceden çalışmalar yapan ekiplerdi, esasında.
Netice olarak, Sıkıyönetim Kanunu’nun “görev ve yetkiler”i düzenleyen 3. maddesine bakarsanız, yargılananların nelerle iştigal ettiklerini oradan da çıkarabilir ve görebilirsiniz. Çünkü bu memlekette yalnızca kurumlar değil ki, yasalar da çürümüştür. O sıkıyönetimler de, askerî darbelerin daima bir önceki aşaması olmuşlardır.
Başa dönersek, General Çetin Doğan’ın “Ordu Geri Bölgesi” dediği İstanbul, Adapazarı, Bursa gibi yerler “yurtiçi bölgesi” olup, ordunun muharebe sahası dışında kalmaktadır.
Genel Savunma Mevzilerinde tertiplenmiş bir ordunun Trakya’daki derinliği, Balkan Harbi’nden beridir Midye-Enez hattından itibaren aşağı yukarı 60-70 km. içerlek düşünürsek, Çorlu Ovası dolaylarında falan son bulur.
Ve anlatmaya çalıştığım gibi, sıkıyönetim komutanlığı verilecekse de ona değil, meselâ İki veya Üçüncü Ordu’dan bu tarafa kaydırılacak birliklere tevdi edilecektir.
O nedenle düşman karşısından geri çekilip, sıkıyönetim görevi ifa edemezler.
Niyet, darbe değil de muharebe yapmaksa, tabii.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları





















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.05.2022
24.03.2022
6.02.2016
30.05.2016
24.05.2016
13.05.2016
10.05.2016
8.02.2016
3.02.2016
29.04.2016