Oya BAYDAR
Milletçe, ülke büyüklüğünde bir pislik çukurunda debeleniyoruz. Her geçen gün çukur biraz daha doluyor, pis kokular biraz daha dayanılmaz oluyor, biz insancıklar pisliğe biraz daha gömülüyoruz. Nefes alamaz olduk, boğuluyoruz.
En azından ben böyle hissediyorum. Abartıyor muyum? Sanmam, çünkü hangi kesimden, hangi siyasetten olursa olsun, bu ülkede neler olup bittiğini biraz izleyen, insana topluma birazcık duyarlı herkesin aynı duyguları paylaştığını biliyorum. Daha önce de yazdım, tekrarlamaktan alamayacağım kendimi: Türkiye insanları artık korkuyor. Yaşamları ve îmanları para olan bir avuç vurguncu soyguncu, bir de neler olup bittiğini fark edemeyen toplumsal duyarlılık engelliler dışında, insanlarımız gelecek umudunu ve yarınlara güvenini giderek yitiriyor. Sesleri çok, sayıları ve idrakleri az gürültücü amigolar, bir de her kesimin “ölmeye ölmeye geldik” kıvamındaki askerleri dışında, artık hiç kimse hiçbir şeye inanmıyor. Bu ruh hali, toplumsal-siyasal kirlenmenin bulaşıcı bir hastalık gibi hepimizi etkisi altına aldığının belirtisidir. Pasif içiciler gibiyiz; çevremizdeki pisliği soludukça yüreğimizde, vicdanımızda, kafamızda yaralar açılıyor.
AKP ile Cemaat arasında gibi görünen, aslında bütün siyasal kesimleri içine çeken iktidar çatışması tam bir kirli savaşa dönüştü. Kimse kendini kandırmasın, bu kadar kirli bir savaşın kesin galibi olmayacak, mağlubu ise bütün Türkiye; hepimiz olacağız.
Her hamle manidar ama arkası boş değil
17 Aralık’ta, başta Erdoğan olmak üzere AKP Hükümeti’ni hedef alan yolsuzluk soruşturmalarının zamanlaması, evet, manidardı. Besbelli birileri düğmeye basmıştı. Ama soruşturmaların arkası hiç de boş değildi. Olmadığı; sadece dışa yansıyan iddianame ve fezleke içerikleriyle değil, Erdoğan ve hükümetinin soruşturma ve kovuşturmaları engellemek için, demokrasiye kastetmekten ekonomiyi altüst etmeye kadar her şeyi göze almalarıyla ortaya çıktı. 25 Aralık’ta, bu defa Tayyip Erdoğan ve Oğlu Bilal’i hedef alan yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının engellenmesi, ardından binlerce yargı ve emniyet mensubunun hallaç pamuğu gibi oradan oraya savrulması (ki hâlâ devam ediyor bu fırtına) bir suçun, pisliğin gizlenmek istendiğinin kanıtıydı.
Ancak zamanlaması manidar denilerek engellenen yolsuzluk soruşturmaları, Tayyip Erdoğan ve kadrolarına ne zamandır kolladıkları fırsatı verdi. Can havliyle, normal koşullarda cesaret edemeyecekleri bir dizi antidemokratik, keyfî, totaliter yasa değişikliği yapmaya, O-hal yasaları çıkarmaya giriştiler. Bahane; Cemaat’ten ve bazı dış güçlerden kaynaklanan bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kaldıklarıydı. Gerçeği göz ardı etmezsek, Cemaat’in yargı ve enniyetteki gücünü kullanarak Erdoğan’ı zorlamaya, mümkün olursa Erdoğan’sız AKP formülünü devreye sokmaya yönelik bir müdahalesi olduğunu görmezden gelemeyiz. Ancak, Tayyip Erdoğan’ın iç ve dış darbecilere karşı İstiklâl savaşı vermekte olduğu savıyla ortalığı alt üst etmesi kamuoyunun geniş kesimlerinde pek inandırıcı bulunmasa da, senaryo hiç de kötü değildi. Üstelik, meşru iktidara karşı darbeyi kabullenemeyecek demokrat ruhları da okşuyor; “acaba” sorusunun sorulmasını engelliyordu.
Bu gözle bakarsak; kişi hak ve özgürlüklerinin ve de demokrasinin ruhuna Fatiha niteliğindeki yeni MİT yasası tartışmaları sırasında, iki gün önce iki iktidar gazetesinde birden çıkan 7 bin kişinin dinlendiği haberinin zamanlaması da manidardı. 17 Aralık (ve akim kalan 25 Aralık) yolsuzluk soruşturmalarının manidarlığı Cemaat’in niyetlerinin pis kokularını taşıyorsa, dinleme haberinin zamanlaması da Hükümet’in demokrasiye kast etme niyetinin belirtisiydi ve manidardı.
Tabii ki savaş bitmemişti. Bu kirli savaşın, durmayalım düşeriz mantığıyla hareket eden taraflarının elinde daha pek çok koz olduğu tahmin ediliyordu. İki gün önce, Başbakan’ın o meşum 17 Aralık günü ve gecesi oğluyla telefon konuşmalarının ses kayıtları piyasaya çıkarıldığında, memleket bir kez daha çalkalandı. Zamanlama yine manidardı ama manidarlık bir yana ortaya saçılan pislik de yenilir yutulur, susulur gibi değildi.
Her şey yalansa da, her şey doğruysa da korkunç
Peki biz ne yapacağız? Pislikler dört yandan üzerimize boca edilirken, en azından kendimizi nasıl koruyacağız? Neye, kime inanacağız? Bu soruyu sadece ben değil, milyonlarca sade vatandaş, bütün bunları hak etmemiş milyonlarca Türkiye insanı soruyor bugün.
Daha önce benzerini yaşamadığımız bu ürkütücü algı operasyonu (manipülasyonu) sürecinde ortaya saçılan iddiaların, tapelerin, ses kayıtlarının, görüntülerin doğruysa da yalansa da aynı ölçüde tehlikeli ve korkunç olduğunu düşünüyorum. Kirli savaşın; her ikisi de iktidar ve çıkar uğruna yalana, dolana, pisliğe bulanmış taraflarından birine inanmam için hiçbir geçerli neden yok. Yalan olduğu apaçık ortada olan “Benim Kabataş’taki örtülü bacım” hikâyesini meydan meydan dolaşıp anlatan, “Geziciler camide içki içtiler” masalını, cami müezzininin ve daha onlarca güvenilir kişinin tanıklıklarına rağmen tekrarlamakta beis görmeyen; ayakkabı kutuları içinde yakalanan 4.5 milyon doları, “devletin parasını yememiş ki rüşvet olsun” diyerek sanığa iade ettirdiğini iftiharla söyleyen, gerçekleri işine geldiği gibi eğip büken kişiye ve onun goygoycularına mı inanacağım? Sinsi bir örgütlenme ile yargıya, emniyete, kilit kurumlara yerleşip kendi ideolojileri doğrultusunda toplum ve insan mühendisliği yapmak için kişisel verileri derlemekte, delilleri çarpıtmakta, insanları hapishanelere atmakta beis görmeyen hastalıklı bir yapıya mı inanacağım?
Aynı ideolojik kökten beslenen, aynı yolda uzun süre birlikte yürüyen, daha sonra iktidar dalaşına girişen iki siyasal kanadın, her ikisinin de bu topluma, hatta kendilerine inanan kitlelere zararlı olduğunu düşünüyorum. Birbirlerinin gerçek yüzlerini, pisliklerini deşip ortaya sererken, bir yandan iyi bir iş de yapıyor, gözümüzü açıyorlar. Ama öte yandan yarattıkları korku, yalan, huzursuzluk, pislik ortamında sadece ülkenin siyasal, toplumsal, ekonomik ortamlarını zehirlemekle kalmıyor, hepimizin ruh halini bozuyor, panik, umutsuzluk, karamsarlık yayıyorlar.
Ne yapabiliriz sorusuna: “Her konuda, her an, elimizden ne, ne kadar geliyorsa demokratik haklarımızın, özgürlüklerimizin korunması için mücadele etmeliyiz”den başka bir cevap veremiyorum şimdilik. Ama ne yapmamamız gerektiğini biliyorum: AKP’nin, darbe umacısıyla demokrasinin çanına ot tıkamasının da, “bu darbe çözüm sürecine karşı yapıldı” bahanesiyle Kürt siyasal hareketine ipotek koymasının da kendi postunu ve iktidarını korumaya yönelik olduğunu unutmamalıyız. İktidarın suçlarının incir yaprağı olmamalıyız. Öte yandan, düşmanımın düşmanı dostumdur mantığıyla Cemaat’in kumpaslarının yanında saf tutmamalı; gitsinler de nasıl giderlerse gitsinler ilkesizliğine kapılmamalıyız. Demokrasiden, hukuk devletinden, saydamlıktan yana taraf olmaktan başka çaremiz yok.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları








































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024