Süleyman Seyfi Öğün
Beşerî hayâtta ihtiyaç ve çıkarların ne kadar belirleyici olduğunu, çeşitli vesilelerle yazmaya çalışıyorum. Bu yoldaki kanaâtim hayli pekişmiş vaziyette. Bilgi konusunda da bunun geçerli olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Epistemolojik târihin birikimi de, ihtiyaç ve çıkarların fonksiyonu olarak tecelli ediyor. Uzatmadan açalım: İhtiyaçlarımız nispetinde biliyoruz.
Hâlbuki, bilgi târihi, genellikle bilgiyi istemeyen karanlık (obskürantist) çevrelerin baskısına direnen aydınlık çevrelerin direncine bağlanır. Bilgi târihi meraklı, hakikâtin peşinde koşmaya; esrar perdelerini kaldırmaya azmetmiş olan insan zekâ ve aklının başarılarının birikimi olarak değerlendirilir. Ama öyle değil. Eğer bir bilgi -veyâ bulgu- herhangi bir somut, maddî ihtiyâca veyâ çıkara isabet etmiyorsa, parlayıp sönmesi; farkına varılmaması, unutulup gitmesi işten bile değildir. Meselâ uzun zamanlar evvel ortaya konulmuş; lâkin o zamanlarda âlâka uyandırmamış bâzı bilgiler, daha sonra; onu kuran göçtükten sonra da keşfedilebiliyor. Aslında “keşif “ lâfı burada çok aldatıcı. Mesele o bilginin yeni bir ihtiyaçla veyâ çıkarla eşlenmesinden ibârettir.
Bu bakışıma eklemek istediğim bir husus daha mevcût: İhtiyaçlarımız ve çıkarlarımızın niteliği ve düzeyi bilme tarzımızı ve bildiklerimizle aramızdaki ilişkiyi belirliyor.
Tabiî ki amacım, bu teorik meseleyi derinleştirmek değil. Bu girizgâhı yapmamın sebebi; ABD’nin izlediği Türkiye siyâsetinin içerdiği; hemen herkesin farkına vardığı; lâkin manâlandırmakta hayli zorlandığı bir “körlüğü” izaha etmeye çalışmaktan ibâret. Bu hususta kafalar bir hayli karışık. Soru şu: ABD ne için Türkiye gibi güçlü bir kartı devre dışı bırakıyor ve kendisi için son derecede kritik olan Ortadoğu düzleminde; ne kadar teçhiz etse de derme çatma kalmaya mahkûm olan PKK ‘ya dayanmakta ısrar ediyor? Bu ısrârın mâliyetleri ise ortada. Böyle yapmak sûretiyle sâdece Türkiye ‘yi kaybetmiyor; NATO kavramına ve disiplinine de muazzam bir darbe indirmiş oluyor. Bu kadarla da kalsa iyi. Türkiye’nin Rusya ve İran gibi; ilki başının hoş olmadığı; eski düşman yeni rakip; ikincisinin ise iflah olmaz düşman olduğu iki güce yakınlaştırmanın; böylelikle de onları bölgede güçlendirmek olduğunu anlamıyor mu? Mesele İsrâil’i rahatlatmaksa; Türkiye’yi dışarıda bırakmanın bir aklı, mantığı olabilir mi? Gelin görün ki ısrar sürüyor. Hatta bu mesele, artık ısrârı da aşıp bir inat seviyesine geliyor. Bu bir körlük mü; değilse işin içinde başka bir iş mi var? Bu suâli, a mı b mi misâli bir test sorusu olmaktan çıkaralım. Benim kanaâtim iki ihtimâl bir arada. İşin içinde bir iş varsa da, ki olabilir; bu kör bir hesâba oturuyor.
Şimdi seneler evveline gidiyorum. Çocukluğumda yaşadığımız; herkesin birbirine âşina olduğu küçük Anadolu şehrine birgün neredeyse bir “bomba” düştü. Yakışıklı erkeklerden ve güzel kızlardan oluşan şen şakrak Amerikalı bir grup Barış Gönüllüsü geldi. Şehrin ayarlarının sarsıldığını; herkesin işi gücü bırakıp onları seyre çıktığını hatırlıyorum. Onlar ise son derecede sempatik davranıyor, halkla yakın ilişkiler kuruyorlardı. Kısa sürede dertlerine anlatacak kadar Türkçe öğreniyor, erkekler kahvelere geliyor, bizim erkeklerle güle oynaya tavla oynuyor; kızlar yörenin kadınlarıyla hamur açıyor, Türk yemekleri pişirmeyi öğreniyordu. Meraklılara İngilizce dersleri vermeyi de ihmâl etmiyorlardı. Seneler sonra öğrendik ki, bunlar Anadolu’nun her tarafına dağılmışlardı. 60’lı senelerdi. Çocuktuk. Meselâ bir gün sokakta oynarken siyâhî bir Amerikalı kadının başımı okşadığını hatırlıyorum. Her neyse; geldiler, bir vakit kaldılar ve gittiler…
Daha sonra o günleri daha iyi hatırlayan bir büyüğüme Barış Gönüllülerini sordum. “Vallahi iyi insanlardı. Ama evlerinde hep kilitli bir oda vardı. Oraya kimseyi sokmazlardı. İçeriden hep daktilo sesleri gelirdi. Bir de bir yazlık sinema meselesini hatırlıyorum” dedi. Meraklandım ve “Neydi o?” diye sordum. Anlattı: “Bir gece onları yazlık sinemada gördüm. Ama filmden çok insanları seyrettiler. Ellerinde bir defter vardı. Biz filmde ne zaman gülüyorsak veyâ ne zaman ağlıyorsak hemen not alıyorlardı” dedi. “Ne var ki bunda?” diye sorunca, yüzünde hâzin bir gülümseme ile unutamadığım şu cevâbı verdi: “Evlâdım bizim neye güldüğümüzü; neye ağladığımızı bilen yabancılar; bizi istedikleri zaman gülme krizine sokar; istedikleri zaman da anamızı bile ağlatırlar”…
Evet Türkiye’nin ayrıntılı bilgisine sâhip bir ABD olduğunu biliyoruz. Ama tuhaflık şurada: ABD’nin son zamanlarda sergilediği Türkiye körlüğü, Türkiye bilgisinin eksikliğinden değil; ona yabancılaşmasından kaynaklanıyor. Sürecin şöyle işlediğini düşünüyorum: Evvelâ ABD’nin Türkiye ihtiyâcı , belirli bir sâik veyâ hesapla devre dışı kalıyor. ABD’nin Türkiye bilgisi, her ne kadar ayrıntılı ve zengin olursa olsun; Soğuk Savaş zamanındaki bâsit bir askerî fonksiyon hesâbıydı. Bu, Türkiye’ye nüfûz etmekle âlâkalı değildi. Meselâ Britanya kolonyalizmi, dünyânın kaynaklarına olan ağır sûrette bağımlıydı. Onun için, kendisine ağır mâliyetler getirse de nüfûz etmeye mâtuf bir dünyâ bilgi üretimini başarmak zorundaydı. Hâlbuki kaynak sorunu olmayan ABD için bu gerekli değildi. Unutmayalım ki; ABD’nin dünyâ bilgisi kolonyalist değil, emperyalist bir bilmedir. İçerdiği zenginliği sakatlayan da bunun yüzeysel ve belli işlevlerle sınırlıydı. Dolar ve silâh dışına nâdir çıkan ve nüfûz edemeyen yüzeysel bir bilme türü. ABD elbette dünyâ siyasetlerini bir dünyâ bilgisi ile götürüyor. Ama bilgiyi tıka basa biriktirmek, bilmeyi derinleştirmiyor. Zannımca ABD’nin geleceğini de karartan etkenlerden birisi de bu. “Bu kadar cehâlet ancak tahsil ile mümkündür” diyen Sakallı Celâl’den ilhâm alalım: Bu kadar körlük; ancak böyle bir bilme tarzıyla başarılabilir ve bu sizi, bildiklerinizle ne yapacağınızı bilemez hâlde bırakabilir.…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019