Tanıl Bora
Barışçı siyasal çözüm isteyenlerin “çözüm” veya “barış” la tanımladığı 2009-2015 arası ilk “sürecin” resmî adı, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi idi. İktidarın “Terörsüz Türkiye” diye takdim ettiği şimdiki teşebbüsle ilgili Meclis’te oluşturulan komisyon için, MHP önce “Kardeşlik ve Dayanışma Komisyonu” adını önerdi. Netice, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu oldu.
MHP’nin, Kürt kimliğini zımnen tanımasından beri, Kürt meselesindeki anahtar kavramı kardeşliktir. 1990’ların ortalarında, “Türk Kürt kardeştir, ayrım yapan kalleştir” sloganını kullanıyorlardı. Devlet Bahçeli, 2013’te Elazığ’da düzenlediği mitingte “Kürt kökenli kardeşlerimiz”den bahsetmişti. (Şu kayıtla: “Bölünmeye mesafeli, teröre tepkili Kürt kökenli kardeşlerim artık seslerini yükseltmeli, nerede durduklarını netleştirmelidir.”) Aşağı yukarı o zamanlardan beri, “bin yıllık kardeşliğimiz”e atıfta bulunuyor (aşağı yukarı Malazgirt zamanları…).[1] MHP şimdi de "Proje"yi anlatmak için "Asırlık birlik sonsuz kardeşlik" buluşmalarını başlattı.
***
“Kardeşler,” Recep Tayyip Erdoğan’ın gözde hitap şeklidir. Bu hitaplarda iki temel kardeşlik kategorisini ayırt edebiliriz. Birinde, “Kardeşlerim” hitabıyla, doğrudan kendi tabanına, camiasına seslenir. Sıfatsız, tamlamasız yalın isim: Kardeşlerim. Yakın ve canlı bir bağı imâ eden bu “kardeşlerim” hitabının Millî Görüş’e uzanan bir geleneği var. “Aziz ve muhterem kardeşlerim” hitabı, komedyenlerin Necmettin Erbakan taklitlerinin demirbaşlarından idi. Burada kardeşlik, din kardeşliğidir. Kökünü, Medine’de ensar (destekçi yerleşikler) ile muhacirler arasında akdedilen ve ümmetin rüşeymi sayılan “kardeşlik sözleşmesine” kadar uzatabilirsiniz. “Kardeşlerim,” zımnen din bağını, nitelikçe de kan bağından ileri bir seçilmiş akrabalığı[2] ifade eder.
Bir de, dışarıdakileri, ötekileri kasteden kardeşlik kategorisi var. Belirli bir sıfatı haiz birilerine, isim tamlamasıyla, “… kardeşlerim” diye hitap edilir burada. Çeşitli vesilelerle muhalefet tabanına, mesela 2010’de “MHP'ye, CHP'ye oy vermiş, gönül vermiş kardeşlerim”e, 2011’de “aklıselim sahibi ülkücü kardeşlerim”e, Gezi protestoları sırasında “Taksim'deki samimi kardeşlerim”e… daha yakın tarihte, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin bir ay öncesinde, “partilerine ve siyaset kurumuna yönelik umutlarını giderek kaybettiklerini üzülerek görüyoruz” dediği “CHP’li kardeşlerimiz”e seslenişleri, böyledir. Ve tabii Kürtlere: “tüm tahriklere rağmen Kürt kardeşlerim oyuna gelmemiştir” (2012), “Ben Kürdüm, ama ne olur YPG’ye bir şey demeyin” diyen Kürt kardeşlerim kusura bakmayın bu teröristleri savunuyorsanız burada yollarımız ayrılır” (2017)… daha yakın tarihte: “Sevgili Kürt kardeşim, imanına, İslâmına, ezanına, vatanına, toprağına, kardeşlik hukukuna sahip çıkmanı istiyoruz. ‘Gel Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa edelim' diyoruz.” (Ekim 2024) Bu ikinci kardeşlik kategorisinde, “kardeş”ine hitap eden, patriyarkal bir mevkiden konuşuyor gibidir. Vesayete muhtaç, himmete tabi bir kardeşten bahsediliyor, gibidir. Kırılgan bir statü. (Söylemeye gerek var mı? MHP’nin “Kürt kardeşler”inin statüsü de bu.)
Üçüncü bir kategori olarak, “Hanım kardeşlerim”den de bahsedebiliriz. İkisinin arasında bir yerde; bir yandan iç-kardeşliğe dahil, ama yine de kırılgan bir statü – ve tabii, asıl bu, bariz patriyarkal…
***
E, düz anlamıyla kardeşlik de öyle değil midir? Hiyerarşi yok mudur; abi/abla-küçükler…? Hakkaniyetsizlikler, zalimane işbölümleri olmaz mı; maddî-manevî angaryaların gediklileri ve müşkülattan esirgenenler…? Miras kavgaları, olmaz mı? Dahası, Audre Lord’un tabiriyle, “bahis dışı kızkardeş”ler… - Habil’le Kabil’i duymuşluğunuz vardır.
Kardeşlik, sıcaklık, güvenlik vaat eder, sahip çıkılmayı vaat eder (en azından vaat eder) ama vaatleri arasında eşit ilişki yoktur. Egaliberte misali, küyerel misali, “kardeşitlik” diye kavram uydurmayacaksanız eğer…
Gündelik dilde kullanılan anonim “kardeşim” hitabını da bilirsiniz. Onun münakaşada yükselirken, son uyarı gibi sarf edilen versiyonunu da bilirsiniz; alt metninde “Bana bak, ayağını denk al!” yazan “Kardeşim!” Ezel dizisindeki Ramiz Dayı’nın “Kardeşş”ini de bilenler vardır. Bazen bir ikram, bir nasihat gelir arkasından – ama bazen de o “kardeşş”in işittiği son sözlerden biri olur... Bıçak sırtı bir kardeşlik… İşte bunlar da, -Erdoğan’ın kullanımındaki ikinci kategori-, isim tamlamalı “kardeş”in kırılgan statüsünün ilhamları.
***
Gerçi Numan Kurtulmuş, “kardeşliğin parçası olma iradesi”nden söz edince, seçilmiş akrabalık anlayışına selam veriyor. Ondan bir “proje” olarak söz etmek de, kardeşliği doğal değil de seçilmiş bir bağ olarak düşünmeye sevk ediyor bizi.
Ama her halükârda, kardeşlik, mecazsa da, doğal bağın, aile ilişkisinin mecazıdır. Mecburiyet bağıdır. İçine doğulmuş zarurettir. Kardeşlik kavramını tercih etmek, -ve ona düşkünlük-, toplumsal ve siyasal ilişkileri aile mecazıyla, aile ilişkisinin hukukuyla düşünmeye meylettirir.
***
Fransız Devrimi’nin meşhur üçlemesini hatırlamanın yeri ve zamanı: Eşitlik-özgürlük-kardeşlik… Kardeşlik, özgürlük ve eşitliğe nazaran, biraz ‘üvey’ ilkeydi. Öncelikle, özgürlük ve eşitlikten farklı olarak, bireysel haklarla bağlantılandırılması zordu. Oysa, bir yandan da, kardeşlik ilkesi, özgürlük ve eşitliğin gerçekleşmesinin güvencesini hatta koşulunu teşkil ediyordu. Müşterek hayatın, insanların korunup kollanacağı bir şekilde düzenlenmesi anlamına geliyordu çünkü.
Peki ama bu nasıl olacaktı? Soyut ve büyük insanlığı, canlı, duygulu bir cemaat gibi nasıl tahayyül edecektiniz? Hele, daha sonraları Max Weber’in yaptığı tanımla, kapitalizmin gidişatının, gitgide dünyaya gayrı-kardeşliğin, hiç-kardeşçe-olmayan ilişkilerin egemen olmasına (“Weltherrschaft de Unbrüderlichkeit”) yol açtığı koşullarda…
Eşitlik-özgürlük-kardeşlik sloganıyla coşanlar, kardeşliği, dinin yerine geçerek (icabında dini de içererek) ahaliyi kaynaştıracak bir modern cemaat ilkesi olarak düşündüler. Bu yeni cemaat de, milletti; millet ve ulus-devlet. Sarıp sarmaladığı kadar sıkıştırıp ezdiği de çok geçmeden anlaşılan bir bağ oldu bu. Birlik-beraberlik yorganı olduğu kadar, birlik-beraberlik kafesi… İtaat ve sadakat talebinde gayet kıskanç… İşte, kardeşlik mecazının atıfta bulunduğu ailede olduğu gibi… Aile ilişkisinin, kucakladığını bırakmayabilen, insanın olanaklarını içine doğduğu muhit içinde kıstıran ‘yan tesirlerini’ unutmamalı. Üçlemenin üçüncü ilkesinin, fraternité, yani erkek-kardeşlik demek olduğunu da unutmamalı.
***
Dayanışma, tam da kardeşlik ilkesinin bu zaaflarıyla yüzleşerek, kardeşliğin daha ‘ileri’ bir biçimi veya alternatifi olarak çıktı.
Dayanışma, seçilmiş akrabalığa daha yakındır. Onun pathos’u, yardımlaşma, karşılıklı sahiplenme, birbirini destekleyerek beraber güçlenme ve bu tecrübe içinde birbirini tanıma ve sevme ilişkisi içinde ‘kardeşleşme’ vaadine dayanır. Kardeşlik “doğal” bir bağken, dayanışma iradîdir. Doğrusu, kardeşlik ‘bile,’ ona atfedilen ruhun korunup kollanması için, kardeşler arasında dayanışmacı bir ilişkinin sağlayacağı bakıma muhtaçtır. Dayanışma, kardeşlikten çok dostluğa yakındır aslında. Klasik yurttaşlık fikrinin erdemi dostlukta görmesi de tesadüf değildir. Yurttaşlık da, dostluk da, iradî olarak var edilen, kurulan bağlardır.
Kardeşlik ilkesine alternatif olarak dayanışmayı koymak, tarihsel olarak, Avrupa’da 19. yüzyıl işçi hareketinin hamlesidir. Onlar, eşitlik-özgürlük-kardeşlik üçlemesini eşitlik-özgürlük-dayanışma diye yeniden formüle ettiler. İşçi hareketi dayanışmayı, öncelikle bir güçlenme stratejisi olarak benimsemişti. Sermayeye ve işçileri “tehlikeli sınıf” olarak gören devlet rejimine karşı, yani onları güçsüzleştiren sisteme karşı, omuz omuza vererek kuvvet bulma, kuvvet yaratma stratejisi. Dayanışma, örgütlü işçi sınıfı için bir bakıma, hayatta kalma stratejisi mahiyetinde idi.
Ama sadece o kadar değil. 19. yüzyıl işçi hareketi, Fransız Devrimi’nin kardeşlik ilkesini dayanışmaya uyarlarken, o ilkede bir alternatif toplumsallık inşa etmenin imkânını da gördü. Dayanışma, yerleşik (burjuva) hayır hasenat anlayışından farklı olarak, öz yardım demekti. Varlığı ve imkânı olanların yoksul ve muhtaç olanlara yardım etmesi, böylece vicdanını rahatlatması yerine, yoksul ve muhtaç durumda olanların kimseye minnet etmeden birbirlerine destek kapasitelerini geliştirmelerini hedefliyordu. Dayanışma, onurlu ve haysiyetli bir varoluşa da kapı açıyordu böylece. Yüz yıl kadar sonra Ché Guevara ne diyecekti: “Dayanışma, halkların şefkatidir.”
***
Şimdi, komisyonun adında hem kardeşlik hem dayanışma var. Biz, dayanışmayı alalım…
[1] Bahçeli’nin Kürt meselesinde son yirmi yıldaki söylemine dair bkz. Kürt Tanıl Bora-Kemal Can: “MHP ve Kürt meselesi - ‘AKP çağına’ dair bir muhasebe: ‘Kürt kökenli kardeşlerim artık nerede durduklarını netleştirmelidir’.” Birikim, 429 (Ocak 2025), s. 7-34.
[2] Malûm, Goethe’nin romanının adı, bu: Wahlverwandschaften - Seçilmiş akrabalıklar veya seçilmiş yakınlıklar.
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları







































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.02.2026
22.01.2026
14.01.2026
27.12.2025
13.12.2025
26.11.2025
13.11.2025
30.10.2025
17.10.2025
5.10.2025