Ümit KIVANÇ
Haber bültenlerinin yeni kahramanı IŞİD ne yapıyor? En büyük infiali uyandıran marifetinden başlayalım: Kafa kesiyor. Bakmaktan titizlikle kaçındığım ama geçen gün bir-ikisine yakalandığım videolarda gördüğüm kadarıyla, sadece kafa da kesmiyor. IŞİD'in geçtiği yer, kolu bacağı kesilip öldürülmeden kaldırımlara atılmış insan "kalıntıları"yla kaplanıyor. Ve herkesin gözünü bu vahşet alıyor.
Midemiz kaldırırsa, vahşetin gerisindekine bakmaya çalışalım. Çünkü hiçbir siyasî veya silahlı hareket, saf vahşet yapma amacıyla kurulmaz, işlemez, yaşamaz. Bu vahşet bir gaye için yapılıyor. Bir IŞİD'çiye sorsak, muhtemelen şöyle diyecektir: "Allah'ın dininin egemenliğini sağlamak ve yerleştirmek için."
İşte bu nokta, siyah üniformalarını kana bulaya bulaya ilerleyen gözü dönmüş "cihatçı"larla, bir plaza veya "media center"daki odasından âleme nizam vermeye çalışan sözümona medenî İslâmcı yazarçizeri birden kankalaştıran çok tehlikeli bir ortak hattın üzerinde.
İslâm bilirkişisi ve kendinden menkûl fetvacı Hayrettin Karaman'ın, demokrasi, çoğulculuk ve laikliğe reddiyesi üzerine geçenlerde yazmıştım ("İslâm bilirkişisinden tahakküm manifestosu"). Karaman kabaca, "Allah'ın dininin müdahale etmediği" herhangi bir bireysel veya toplumsal alanın varolamayacağını, dolayısıyla, hem toplum yaşamının dinî gereklere göre tanzim edilmesi gerektiğini hem de bireylerin yaşamlarını bu disipline göre şekillendirmek zorunda olduklarını ileri sürüyor. İslâm'a uygun hayatı değerli, "diğerini" ise "adi, bayağı, terk edilmesi gereken bir şey" sayıyor.
Karaman, 2013 Kasım'ındaki bir yazısında, meseleyi "hayat tarzı" bağlamında ve bütünüyle bireysel çerçevede ele almıştı. Fetvacı, burada, çoğunluk tahakkümünü âdetâ bir toplumsal sözleşme şartı gibi meşrulaştırıyordu:
Bireyin ve azınlığın kendine hak olarak gördüğü şeyi toplumun çoğunluğu böyle görmüyor, hatta kendi hak ve özgürlükleri, değerleri bakımından zararlı buluyorsa korumaz ve engellemeye çalışır.
Bu yazıda Hayrettin Bey, evrensel siyasî literatüre muazzam katkı niteliğinde bir "gönüllü imtina" teorisi de geliştirmişti. Bireyler, "muhtaç oldukları çoğunluğun hatırı için", "bazı özgürlüklerini" kullanmaktan "gönüllü olarak" imtina etmeliymişler.
Ya vazgeçmezlerse?
Can alıcı soru tabiî ki bu: Etmezlerse ne olacak? Karaman'a göre şu:
İnadına kullanırlarsa en azından mahalle baskısı, değerleri çiğnenen çoğunluğun hakkı olur.
Peki bu "mahalle baskısı" veya "engelleme" nasıl icra edilecek? Çoğunluğun tasvip etmediği özgürlüklerini kullanmak isteyen azınlıklar bundan nasıl men edilecek? İmkânı yok vazgeçirilemiyorlarsa ne olacak?
Tahmin etmek zor değil: Büyük ihtimalle hapsedilecekler. Peki ya toplumun kayda değer bir bölümü bu şekilde direnecek ve sürekli, çok sayıda insanı cezalandırmak gerekecekse?
Hayrettin Karaman gibilerin dolambaçlı laflar, böyle başlayıp şöyle biten derme çatma cümlelerle bir türlü apaçık ifade edemedikleri, hattâ Karaman'ın "zorlama olmayacak", "gönüllü olarak yapacaklar" gibi ambalajlar içerisinde sunmaya çalıştığı niyet, bir çoğunluğa yaslanarak hükmedebildikleri her yerde insanların hayatını şekillendirmektir. Ve bu tabiî ki zorla yapılacaktır. "Mahalle baskısı... çoğunluğun hakkı olur" lafından nasıl bir hayat çıkacağı belli değil mi?
IŞİD bu soruyu sormuyor bile. Bizzat varoluşuyla, buna bir cevap oluşturuyor. Sergiledikleri vahşet bizi iğrendirebilir, ama mantıken yanlışlık yok. Potansiyel günahkârları baştan ortadan kaldırıyorlar. Mezhepleri itibarıyla onların öngördüğü şekilde yaşamayacaklarını bildikleri insanları yok ediyorlar. İlle bu kadar korkunç yöntemler kullanmak zorundalar mı? Muhtemelen korku salmak, bir sonraki zaferleri için yıldırıcı etki yaratmak istiyorlar. Ve bunun imanlarıyla çelişmediğini varsayıyorlar - nasıl oluyorsa! Ama bu ayrı konu. İnsanları steril odalarda, İslâmî usullere uygun şekilde de yok edebilirlerdi, burada ele aldığımız sorun değişmezdi.
IŞİD tiksindirici olduğu kadar hayret verici de; evet. Fakat Hayrettin Karaman'ın 2014 Türkiye'sinde, "ne yapalım, özgürlükleriniz hoşumuza gitmiyorsa vazgeçeceksiniz" diyebilmesi de buna yakın ölçülerde hayret verici değil mi? Olabiliyor yani. Maksat, dayanağını, sanki sana özel bir temsil hakkı, bir seçilmişlik "verilmişçesine", Allah'tan al! (Bu da şu demek: kendi hüsnü kuruntun tek meşruiyet kaynağın olsun.)
Hükmetme veya yok etme dışında yol var mı?
"IŞİD kafa kesiyor!" diye atıp tutmak, atıp tutana bir tür medenîlik imajı sağlıyor olabilir. Halbuki, hiçbir zaman eline satır veya kılıç alıp herhangi bir kafa kesmeyeceğine bahse girebileceğimiz Hayrettin Karaman gibilerin söylediklerini mantıkî sonucuna vardırmaktan öte bir iş yapmıyor bu şiddet örgütü. Karaman muhtemelen mahalle baskısını kafa kesmeye kadar vardırmayı öngörmüyordur. Peki, nereye kadar vardırmayı öngörüyor? Topluca namaz kılan IŞİD mensuplarını izlerken yüreği titreşiyor mu, ne oluyor, ne hissediyor, o heriflerin az evvel neler yaptıkları aklına geliyor mu? Karaman'ın, "Alevi'nin ayrı ibadethanesi olmaz, onunki de camidir" diye kestirip atmasıyla, Şii'leri bulduğu anda ortadan kaldıran IŞİD'in "pratikliği" arasındaki mesafe ne kadardır?
(Zorunlu bir ara not: Alevi evlerine çarpılar koyup, her tarafa "Allah için savaşa" yazıp, komşularını çoluk çocuk katledebilmiş, bir otele kıstırdığı insanları cayır cayır yakabilmiş ve karşısına geçip seyrine bakabilmiş bir ahalinin, bu işin hesabını hiçbir şekilde -yani Allah'a karşı da- vermediği bir yerde konuşuyorsak, bu sorunun, "Ama IŞİD'çiler vahabî, selefî!" diye geçiştirilemeyeceği o kadar açık ki, hiç kalkışılmasa iyi olur.)
Bu yazıyı okuyacak dindar insan bana çok kızabilir. Eyvallah. Fakat bu, meseleyi halletmeyecek. "Müslümanlar başkalarıyla nasıl beraber yaşayacak?" sorusuna bugüne kadar verilen cevaplar bizi getire getire 21. yüzyılda IŞİD'e getirdi. Hayrettin Karaman gibilerin ateşe benzin dökmeyi andıran formülleriyle başka yere da varılamazdı zaten. Müslümanlar, "beraber nasıl yaşanacak?" sorusuna, "hepiniz bize tâbi olacaksınız"dan başka bir cevap veremeyecekse, bu durum bir süre sonra bütün insanlığın sorunu halini alacak. Bu da, uhrevî olanı tâlî kılıp bu dünyada herkese hükmetme hırsına kapılan Müslümanların kaderini -mecburen- başka birilerinin çizmesi anlamına gelecek. Sizi yok etmek isteyenle birarada yaşamazsınız; haliyle...
Müslümanlar adına birilerinin, başkalarına, ötekilere, "illâ sizi yok etmemiz veya size hükmetmemiz gerekmiyor, sizinle beraber yaşayabiliriz" demesi lazım. İnandırıcı ve güven verici bir şekilde. Tabiî önce, bunu isteyip istemediklerine ve nasıl yapacaklarına karar vermeleri lazım.
http://riyatabirleri.blogspot.com.tr/2014/06/isid-karaman-ne-zaman-alr.html
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları



















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024