Ümit KIVANÇ
Sabah bir heyecanla kalktınız. Yüreğiniz pırpır ediyordu. Tatlı bir telaşla. Yeni bir dönemdi. Yeni koşullar. Gelişmeler ne gösterir?.. Çok şey değişecek. Dünün önemli adamları, daire başkanları, müdürleri, genel müdürleri, rektörleri duracak mı gidecek mi? Gidebilirler. Yerlerine geçilebilir. Siz geçebilirdiniz. Gömleğinizi giydiniz.
Sabah kalktınız, yüreğiniz pırpır ediyordu. Adını koymak istemediğiniz, teşhis etmeye yanaşmadığınız, tanır gibi olduğunuzda derhal savuşturmaya çabaladığınız, usul fakat güçlü bir korkuyla. Her şey değişecekti. Dünün önemli adamları, daire başkanları, müdürleri, genel müdürleri, rektörleri, hakimleri, Yargıtay üyeleri bir anda kenara atılabilirdi. Gidebilirlerdi. Gidebilirdiniz. Kravatınızı yamuk bağladınız, çözdünüz, ilk ilmeği yeniden attınız.
Sabah kalktınız, Eylül sabahının serinlemeye yüz tutmuş havasını içinize çekip dışarı çıktınız. Belirsizlik kimine kötü şeydi kimine heyecan verici. Kızların oğulların, eşlerin kardeşlerin birer birer eksildiği korkulu, hüzünlü dairelerin, zalimlerin çirkin ağızlarından hakaret görmeyi, hoyrat ellerce tarumar edilmeyi, devletin içinde biriktirdiği ve bugünler için sakladığı zehirli cerahatle pisletilmeyi, intikamcı ruhlarca lanetlenmeyi bekleyen tedirgin evlerin arasından geçtiniz.
Üzerinizde devlete yaraşır giysiler, yüzünüzde kurtarıcınıza duyduğunuz minnet, istikbalinize doğru ilerlediniz. Memleketin istikbali de sözkonusuydu, ama o gündemde ikinci sıradaydı. Hele bir sizin durumunuz belli olsun. Evden çıkarken öyle demiştiniz, “Hele şu durum bir belli olsun...”
Hepiniz mühimadamlardınız. Mühimadam. Devlet adamı. Bilim adamı. Hukuk adamı. Profesör. Yargıç. Rektör. Yargıtay'da reislerin reisi. Şu bu...
Karşılarına dizildiniz. Devletin soğukluğu, katılığı, nesnelliği ile, insanın öznelliği; yüzsüzlüğü, yalakalığı, karaktersizliği, alçaklığı ile. Eğilirken izledik sizi. El etek öperken. Kendi k.çınızı devletin kaidesi gibi görmeye ve sunmaya çabalarken. Yüz sürdünüz. Eğer o güne kadar vardıysa, tırışkadan iki gram onurunuzla onların törenlik postallarıın parlattınız.
Evleri basarlarken siz makamınızdan seyrettiniz, hayatları söndürürlerken siz sigaralarınızı yaktınız, zulmü kılıfına uydurmak istediklerinde onlara kılıflar diktiniz.
Görünüş öyleydi, ama hayır, siz kendinizi onların hizmetine koşmadınız; her şeyi beraber yaptınız. Siz olmasaydınız onlar bir yandan insan asarken bir yandan Ankara'nın hangi sokaklarına bisiklet girsin diye tartışamazlardı. Onlara bütün şımarıklıkları, pervasızlıkları için boş meydanı siz temin ettiniz. Onlar meydandakileri öldürdüler, kanları siz temizlediniz.
Dediniz ki, ülkenin esenliği için öldürüyorlar. Ülkenin esenliği için gözaltında kaybediyorlar. Ülkenin esenliği için gencecik hayatları söndürüyorlar. Ülkenin esenliği için çamura yatırıp üzerlerinde postalla geziyorlar. Ülkenin esenliği için üniversiteleri üniversitelikten daha da uzaklaştırıyorlar. Ülkenin esenliği için hepimizi daha da aptallaştırıyorlar. Ülkenin esenliği için üzerinde yaşayan insanları aşağılıyor, eziyor, süründürüyorlar.
Velhâsıl, onlar öldürdü, siz temizlediniz, hocam. Onlar boğdu, siz soluklandınız reis bey.
Ülkenin esenliği dediğiniz, ya içi boşaltılmış ya manası tersine çevrilmiş, her hâlükârda ya iğfal ya iğdiş edilmiş sıfatlar, payeler, makamlar mevkiler, uzmanlık alanları vesaireydi. Profesördünüz, vazifeniz şartlandırmaydı. Hukukçuydunuz, vazifeniz devlet zulmünü aklamak paklamaktı. Rektördünüz, vazifeniz gardiyanlıktı. Gazeteciydiniz, vazifeniz şarlatanlıktı.
Kanla, cinayetle, katliamla, entrikayla, koca ülkenin geleceğinin mahvedileceğini umursamadan hazırlanmış ve uygulanmış iğrenç planlarla taşları döşenen yola en ufak bir tereddüt göstermeden adım attınız. Sabah kalktınız, kendinizi ikbal ve istikbal için k.ç yalayacak, şahsiyetsiz bir ufakadam gibi değil, elkonmuş otoritenin ufak bir kısmının emanet edilebileceği, yeterince güvenilir bir suç ortağı gibi gösterecek lacilerinizi çektiniz, götürülen çocuklarının arkasından ağlaşan annelerin, çaresizlikten dudaklarını ısıran babaların ürpertilerini hiç duymadan makamınıza geçtiniz.
Gözünüz saatte, beklediniz. Belki bir-iki telefon görüşmesi yaptınız, tıpkı sizin gibi bekleşen güvenilir dostlarınızın, yine de hiçbirine o kadar güvenmeyerek ağızlarını aradınız. Belki kimseyle konuşmadınız, neme lazım, dediniz; sadece beklediniz. Yukarıdan gelecek olanı beklediniz. Siz de birilerine göre yukarıdaydınız, birilerine tepeden bakar ve konuşur ve bağırırdınız. Devlette eşyanın tabiatı buydu, size de tepeden bakarlar, konuşurlardı. Birilerine tepeden bakabilmek için birilerinin size tepeden bakmasını zaten yıllar önce kabullenmiştiniz. Alışıktınız.
Zaten bu durumu hep beraber hazırlamıştınız, beraber sürdürecektiniz işte. Sadee müsamerenin gereği yapılacaktı. Onlar müşteri, siz faytoncu rolünde olacaktınız. Atlar da biz.
Kenan Evren öldü; neredeyse herkes 12 Eylül'ü lanetleme yarışında. Çünkü neredeyse herkes sahtekâr. Evren'in, cuntanın, 12 Eylül'ün kurbanları bellidir. Kimi öldürdüler, kimlere işkence ettiler, kimleri gözaltında kaybettiler, kimleri süründürdüler, hangi ocakları söndürdüler, kimlerin hayatını çaldılar, bellidir.
Bu ülkenin hukuk ve bilim âlemini işgal etmiş takım elbiseli ilkel canlılar cuntanın hizmetine gönüllü olarak koştu, darbeci generallerin gözüne girmek, onlarla birlikte o korkunç aşağılama, aptallaştırma projesini yürütmek için canla başla seferber oldu. 12 Eylül denen şeyi beş generalin abuk subukluğundan veya sadistliğinden ibaret göstermeye kalkmak, densizlik ve düşüncesizlik olmadığı durumlarda basbayağı suçtur.
12 Eylül, bu topraklarda onyıllar süren faaliyet sonucu başarıyla meydana getirilmiş anti-demokrasi kültürünün doruğuna ulaşmasıdır. 12 Eylül, öncesiyle birlikte, devletin bu topluma yapabileceği kötülüğün sınırının dahi olamayacağının kayda geçirilmesidir. Çok sayıda gönüllü emir eri, askeri, işbirlikçisi, suç ortağı vardır.
Kenan Evren'in 98 sene yaşadıktan sonra eceliyle ölüp gitmesi, tam da, bu toplumun, özellikle siyasetçilerinin ve yöneticilerinin, 12 Eylül'le hesaplaşma, yüzleşme, yarattığı tahribatı giderme diye bir derdinin olmadığının kanıtıdır.
Aksine, 12 Eylül oluşturduğu toplumsal ortam, kurumsal yapı ve işgörme tarzı, bugün tam gaz yürürlükte.
Yas haftası ilan edilmeli, 12 Eylül iktidarının yürütücüsü, paylaşıcısı, mirasçısı ve ürünü bütün zevat her akşamüstü Ankara'daki dinozor anıtının çevresinde toplaşmalı, coşkuyla, “olmasaydın olmazdık” sloganı atmalıdır.
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları


















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024