Ümit KIVANÇ
(BAŞLAMADAN BİR NOT: Okuyacağınız yazımı gazeteye göndermek üzereyken, Urfa'da iki polisin öldürülmesini HPG'nin üstlendiği yollu haberler duyuldu. Bunu kim hangi niyetle yapmış olursa olsun, ortadaki, cinayettir. Ama'sız, şiddetle kınanmalıdır, kınıyorum, herkesin kınamasını bekliyorum. Olayın insanî boyutunun yanısıra, bu cinayetin, Türkiye halklarının çoğulcu demokrasi ve özgürlük mücadelesine vuracağı darbeden ötürü ayrıca üzülüyorum.)
İstanbul Osmanlı Ocakları Gençlik Kolları Başkanı, İstanbul İl Öğrenci Temsilcisi, Meclis Üyesi, Siyasî Bilimler ve Tarih Bilimleri Uzmanı Furkan Gök, İstanbul/Sultanbeyli, osmanliocaklari.org.tr. Twitter kullanıcı adı: @FurkanGok1406. İki gündür, erken, çok erken, ama çok erken tarih olmuş gülen yüzlerine baka baka kahrolduğumuz gençlerin cenazeleri hâlâ omuzlarda taşınıyorken, milliyetçi, muhafazakâr, değerlerine bağlı Türk ailesi ve toplumuyla Türkiye Cumhuriyeti millî eğitiminin beraberce ürettiği mahsullerden bir yaratık, içindeki pisliği dünyaya şöyle kusuyordu:
"Canlı bombaya rahmet ve yakınlarına sabır diliyorum."
Bir gece önce, “kurbanlara bir 'Allah rahmet eylesin' diyemiyorsunuz” sözüne karşılık -başka birinden- şu cevabı aldım:
“koministe Allah rahmet değil azab eder...”
Haliyle, “Siz mi karar veriyorsunuz Allah'ın kime ne yapacağına?” diye sordum. Aldığım cevap (yazılışa dokunmuyorum):
“allah kendisini inkar edenlere nasıl muamele edeceğini kur'an-ı kerim de uzun uzun anlatmış. O değilde o gençlerin ahireti mahvoldu.”
Galiba tam yazarken, bunca insanın bombayla paramparça edilmesinden yine de belli belirsiz bir huzursuzluk duymuş, gençlerin ahiretine dair yazıklanmasını dile getirmiş. Ama anlaşılan bombacının ahiretine pek bir şey olmamış. Ve bu beyefendi, yeryüzünü paylaştığı bir kısım hemcinsini “kahredilebilir yaratık” kategorisinde görüyor belli ki. Günün birinde, bakarsınız, ahirete iş bırakmamak, Allah'ın nasıl olsa yapacağını önceden yapıp sevap kazanmak için harekete de geçer.
İki kişiye ait üç cümlede, Türkiye'de bugüne kadar yaşanmış birçok katliamın kitlesel zemini, geri planı, manevî şemsiyesi, şu bu...
Eksik kalan bir kısım daha var şüphesiz. O başka yerden tamamlanıyor.
Kucağında bebeğiyle profil fotoğrafı koymuş, kullanıcı adına mâlûm “TC”yi eklemiş genç bir kadın:
“Saldırıyı kınıyorum. Daha büyük bomba yok muydu?”
Ve İslâmcı olmadığı belli birçok insanın, arkalarını dönüp ilgilenmemek, omuz silkmek, seviniyorlarsa o uğursuz sevinçlerini kendi kendilerine veya kendileri gibilerle yaşamak yerine haykırmayı, ilan etmeyi yeğlediği küfürler, hakaretler, “az bile!” mesajları. Diyelim zerre kadar üzülmedin. Bu bir şey. Hattâ sevindin. Bu başka bir şey. Ama bunu ilân etmek istemek bambaşka bir şey. Neden? Bu kötülükten umduğun nasıl bir tatmin?
Daha önemlisi, bunun kınanmayacağını, hattâ ayıplanmayacağını bilmek veya umursamamak.
Düşünün ki henüz Ülkücü camiaya gelmedik bile. AKP ve dindarlar takıntısı yüzünden ısrar ve inatla ve şüphesiz tarihin görüp göreceği en büyük aymazlıkla bir şekilde daha iyi bir şey sanılan MHP ve etrafında birikmiş faşizan ahali, Suruç katliamını “şenlik var!” diye kutladı. “100 olmalıydı, 27 de ne ki?” türü mesajlar -katliamın henüz 27 cana mal olduğu sanılıyordu- birbirini izledi. Sayı arttıkça neşe de artmıştır muhtemelen.
Güya birbiriyle hiç anlaşamayan, hele İslâmcılarla TC'liler vakasında, her biri kendini ötekinin can düşmanı gibi sunan insanların, diyelim bir mahalledeki yoksullara yardım için biraraya gelmesi, hayırlı bir iş sayılır, hepsi için olumlu düşünmemizi sağlardı; ve şaşırtıcı da olmazdı; “hayır işidir, kimdir nedir bakmamışlar, gelmişler sağolsunlar” falan denirdi.
Peki, aralarında yirmili yaşlarında gençlerin ezici çoğunlukta olduğu 32 insanın hunharca katledilmesi, normal zamanda birbirinden tiksinirmiş gibi davranan birilerini nasıl anında, neredeyse aynı marka aynı model nefretle yüklü olarak biraraya getirebiliyor? Nedir bombacıyı kutsayan Osmanlı özentisi alçakla TC'li rezili aynı safta karşımıza çıkaran?
Aynı soykırımın, aynı etnik temizliklerin, aynı katliamların sahipleri, sözde düşmanlar. Acaba anahtar burada mıdır? Aynı millet-i hakime..?
Kilidin bulunduğu odaya girmekten hep beraber kaçınıyoruz. Oysa o odaya girmeden, o kilidi açmadan, bir toplum olamayacağız. Askeriye bu memleketin ahalisini bir toplummuş gibi birarada tutuyordu. Aslında hiçbir zaman birtoplum olmadık. Suruç katliamından sonraki gösterilerden birinde taşınan bir pankart, Türklerle Kürtler arasındaki manevî kopukluktan çok daha fazlasını çok güzel ifade ediyordu:
“Ben ağlarken sen gülüyorsan kardeş değiliz.”
Otuz iki insan bombayla paramparça edildiğinde gerçekte üzülmeyen bile üzülmüş gibi yapar, akıl ve ruh sağlığı azıcık yerinde olan bir toplumda. “Oh olsun” diyemez kimse. Diyen ayıplanır. İçten içe sevinen bile kendi mahallesinden biri “oh olsun” demeye kalksa engel olur. Asgarî insanlık icabıdır. Ötekini boğazlamayı buyuran dinler bile böyle şeyler telkin eder.
Ama bizde Allah'a şükür böyle mecburiyetler yok. (Polisin öldürdüğü çocuğun annesi alnı secdeye değen lider tarafından miting kalabalığına yuhalatıldığında, son insanî-ahlâkî bariyer de kaldırılmış, “yol verilmiş” oldu.)
Şu memlekette barış yüzü görebileceksek buraya gidişte en hayatî rollerden birini oynayacağı şimdiden belli olan insana -Selahattin Demirtaş'a-, utanmadan, sıkılmadan, insanın en rezil yönlerini ortaya dökerek, üstelik kendi üstüne sıçramış pisliği başkasına bulaştırmaya çabalayarak, böylece kendisine konacak patolojik teşhisleri bir de “yansıtma” davranışı ile zenginleştirerek, “katil” yaftası yapıştırmaya kalkmak; bunu, doğru olmadığını, gündelik siyasî çıkar için yapıldığını, yalanlığını bile bile, yaratacağı çok kötü sonuçları umursamadan yapmak, -gerçi daha önce de hiç görmedik değil ama- düşülecek seviyenin haddi hududu da olmadığını gösteriyor.
Bir gün şöyle bir mesaj görmüştüm sanal âlemde:
“Allah'a inanmayan birinin ahlaklı olması ya ahmaklığından, ya korkaklığından veya beceriksizliğindendir.”
“Allah'a inanmayan” kesimde de şüphesiz yüksek dozajda mevcut ahlâksızlığa gözümüzü kapıyor gibi olmayalım, o başka bir zaman konumuz olsun. Şimdi şunu soralım: yukarıdaki tarifi yapan bir “inanmış” kimsenin ahlâkı nasıl bir ahlâktır? Türkiye'de IŞİD-DAİŞ'in manevî ortam ve zemininin yaratılmasına çalışmaktan vakit bulursa büyük İslâm âlimi Hayrettin Karaman izah ediversin.
Bu sözün gerisindeki hayatı çözmüşlük duygusuna, kibire bakın. Yine de şükredelim, ahmak, korkak veya beceriksizsek ahlâklı olabileceğimizi teslim etmiş; bu kadarcığını çok görmemiş inanmayanlara.
Fakat “aslında ahlâklı olmaya ne gerek var?” diye sorduğunun farkında değil. Yani ahmak. Ahlâka yalnız Allah korkusundan başvuruyor. Yani korkak. Üstelik başkalarına laf ederken bunları ortaya döktüğünü fark etmiyor. Yani beceriksiz.
Cehaletle kibirin bu karışımı, -dindarı seküleri, cahili tahsillisi dahil- toplumumuzun kültürel davranış ortalamasıdır. İçerik değil ama, bu yaklaşım, bu tavırdır, o hep sözü edilen “millî değer”. Bebeğiyle verdiği pozun yanında “niye daha çok insan ölmedi” diye hayıflanan “TC”li kadınla, Sünni Müslümanların ezici çoğunlukta olduğu bir ülkede doğdu ve hasbelkader bu insan grubundan sayıldı diye kendini herkes hakkında hüküm vermeye ehil sanan kibirli herifi aynı safa dizen şey işte, memleketin esas meselesi.
Otuz iki insanı paramparça etmiş ve hükümetin en azından ihmali, devletinse bir şekilde göz yumması-iştirakiyle gerçekleştirilmiş katliamdan sonra HDP'nin “Meclis'i olağanüstü toplayalım” çağrısını CHP karşılıksız bırakabiliyorsa; üstelik bunu belki bir çare doğar umuduyla bekleyen insanlara doğru dürüst bir açıklayıcı söz söylemeksizin yapabiliyorsa; böyle bir zemin üzerinde yaşadığımız içindir.
* * *
Artık çok iyi tanıdığımız, ruhumuzun her yerini ayrı kanatan o hunharlıkla bizden koparılıveren arkadaşlarım, kardeşlerim, kızlarım oğullarım; o gülüşlerle, o iyilikle, o gençlikle nereye gittiğinizi sanıyorsunuz? Olacakları bilse aranızdan birinin yerine geçmeyi isteyecek çok insan vardır benim kuşağımdan; inanın. Bunu da beceremedik, affedin bizi.
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları



















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024