Yıldıray OĞUR
Devlet ve Öcalan bu dilde konuşuyor
7.01.2011
2988
» Vietnam-ABD görüşmelerinin imzaya açıldığı gün, B2 bombardıman uçaklarının Vietnam’a en fazla bomba yağdırdığı gündür.
» FKÖ-İsrail görüşmelerinin Oslo’daki 3. etabı, İsrail askerlerinin intifadaya silahla karşılık verdikleri gündür.
.....
» Ateşkes devletin demokratikleştirilmesi ve bunun sonucu olarak sizin silahlarınızı bırakmanız gibi reel bir durumun ifadesi değilse, değişik bir ifadeyle sizce doğru bulunmuyorsa yarından itibaren ateşkesi bozabilir ve operasyonları gerekçe gösterip, doğru bulduğunuz tavrınızdan vazgeçmenin başka gerekçelerini de ifade edebilirsiniz.
» Son iki yıldır ne yaşanmışsa, ne düşünülmüşse birinci dereceden haberdar edildiniz. Bunun da gerekçesi, bir gün konuşulacak şeylerin olmasıdır. Yaklaşık 50 milyon insanın ölümüne enden olan 2. Dünya Savaşını çıkaranlar bile bir gün gelip konuşabilmişlerdir.
» Teknik olarak altı düzeyde, siyaseten en üst düzeyde yürütülen bu görüşmeler ikinci bir duruma kadar durdurulmuştur. Bunun sonucu size bağlıdır.
***
Bu mektubun 1998’de Atilla Ateş’in Öcalan’ı barındırmaması için sınırda Suriye’yi tehdit ettiği günden bir gün sonra devletten Öcalan’a gittiğini söylesem kaç kişi buna inanır?
1998 yılında PKK’nın ilan ettiği ve 2004’e kadar süren ateşkes ve Öcalan’ın Suriye’den çıkış hikâyesiyle uzun süredir yakından ilgileniyorum. Bu konuda devletin “kahraman askerlerimiz Apo’yu yakalayıp getirdi” ve PKK’nın “uluslararası komplo” masalları dışında alternatif bir tarih denemesini dört günlük bir yazı dizisi olarak Taraf’a yazmıştım. (Devletten Apo’ya Mektuplar)
O yazı dizisinde, 1998 Eylül Ateşkesi’ni getiren devletten Apo’ya giden “Devletin bütünlüğü ve hükümranlık hakları dışında herşey tartışılabilir” diye biten Ağustos Mektubu ilk kez yayımlanmıştı.
Yukarıdaki mektup ise bu yazı dizisini yazarken varlığından haberdar olduğum ama o zaman bakma şansı bulamadığım araştırmacı Hasan Yıldız’ın Muhatapsız Savaş, Muhatapsız Barış kitabından.
Doz Yayınları arasından çıkan ve ilk baskısını 2001 yılında yapan kitap eleştirel bir Öcalan ve PKK okuması. Ama kitabı asıl tarihî kılan 1998 Ateşkesi, Öcalan’ın Suriye’den çıkış ve yakalanış hikâyesi üzerine PKK arşivleri de kullanılarak yazılmış ilk ve en gerçekçi kitap olması. 2001 yılında onun içinden onlarca manşet çıkabilecek kitabının başına gelenler, yıllar sonra da benim yazı dizisinin başına geldi. İddialar görmezden gelindi...
Ama gerçeğin kötü bir huyu vardır. Gün gelir, ortaya çıkar.
Bu süreçle ilgili son açıklamalar yeniden iyi habercilik yapmaya başlayan Tempo dergisine konuşan PKK liderlerinden Muzaffer Ayata’dan geldi.
Ayata bir süre önce Almanya’da Hasan Cemal’e konuşmuş, 1998 Ateşkesi süresince “arabulucu bendim, o gün konuştuğumuz askerler çok iyi insanlardı” türü açıklamalar yapmıştı. Ruşen Çakır da Cemal’den alıntı yaparak işte “98 ateşkesindeki arabulucu ilk kez konuştu” diye bir yazı yazmıştı.
2000 yılına kadar cezaevinde kalan Ayata, Tempo’ya ise daha farklı bir hikâye anlatmış. Doğrudan kendisiyle görüşülmediğini, dolayısıyla o iyi askerlerle hiç karşılaşmadığını, görüşmelerin bir avukat aracılığıyla yapıldığını söylemiş. Yani hikâye hâlâ benim Taraf’ta yazdığım “Devletten Apo’ya mektuplar” yazı dizisinde anlatıldığı gibi. Tempo’daki röportajda Ayata, Eylül 1998’deki ateşkesi getiren devletin üst düzey yetkililerinin imzasıyla Abdullah Öcalan’a giden Ağustos Mektubu’ndan da bahsetmiş.
Yukarıdaki mektup 16 Eylül 1998 gününe ait. Yani Atilla Ateş’in Hatay sınırından Suriye’yi Öcalan için tehdit ettiği günden bir gün sonrasına.. Devlet kamuoyu önünde PKK için savaşı göze alır görünürken perde arkasından 1 Eylül 1998’de ilan edilen ateşkes sürecinin devamında Öcalan’la görüşmeyi sürdürüyordu.
Suriye’den bizzat Öcalan’ın kendisi çıkmak istemişti. Bu isteğini devlete kendisiyle görüşen arabulucuyla Hollanda’da yaptığı bir telefon görüşmesinde iletmişti.
Öcalan kayıt altına alınan o görüşmede “Benim barışı hayata geçirebilmem için Ortadoğu’dan çıkmam gerekiyor.. Benim Suriye’de rahat edebilmem, ateşkesi kalıcı hale getirebilmem mümkün değil. Hafız Esad yönetiminin üzerinde askerî diplomasinin uygulanması gerekiyor. Uygulanmazsa ateşkesi kalıcı hale getirmemem çok zor olur” demiş, Öcalan’ı Ortadoğu’dan kurtarıp, Avrupa’ya yerleştirerek PKK’yı siyasallaştırmak isteyen devlet de Öcalan’ı Suriye’den çıkarmak için Esad yönetimine baskı yapmaya başlamıştı. Aslında tüm bu açıklamalar bir oyundu. Öcalan’ın Suriye’den çıkma talebi o dönem arabuluculuk yapan Mısır Lideri Mübarek üzerinden Esad’a ulaştırılmış, Esad da Öcalan’ın çıkışına izin vermişti.
19 yıl boyunca Şam’da yaşadığı bilinen Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkarılması için 19 yıl sonra 1988’de hem de 15 gün önce PKK ateşkes ilan etmişken devletin birden bire celallenmesinden, savaşı bile göze almasından bugüne kadar şüphelenen olmadı. O dönem Türkiye’nin Suriye’den neden ısrarla Öcalan’ı “barındırmamasını” istediği, neden ısrarla “iadesini istemediğini” soran da olmadı?
Bu kadar az şüphe ve soru olunca gerçek de ortaya çıkmıyor işte..
Yukarıdaki mektup bugün Öcalan-devlet görüşmelerini anlamak isteyenler için önemli bir kaynak. Bu görüşmelerin bir pazarlıktan ziyade bir ikna süreci olarak işlediği, güven üzerine kurulduğunu gösteriyor. Kullanılan dil galiba bugün de değişmedi.
Barış yapmak bir sanattır, değerini bilenlere...
[email protected]
» FKÖ-İsrail görüşmelerinin Oslo’daki 3. etabı, İsrail askerlerinin intifadaya silahla karşılık verdikleri gündür.
.....
» Ateşkes devletin demokratikleştirilmesi ve bunun sonucu olarak sizin silahlarınızı bırakmanız gibi reel bir durumun ifadesi değilse, değişik bir ifadeyle sizce doğru bulunmuyorsa yarından itibaren ateşkesi bozabilir ve operasyonları gerekçe gösterip, doğru bulduğunuz tavrınızdan vazgeçmenin başka gerekçelerini de ifade edebilirsiniz.
» Son iki yıldır ne yaşanmışsa, ne düşünülmüşse birinci dereceden haberdar edildiniz. Bunun da gerekçesi, bir gün konuşulacak şeylerin olmasıdır. Yaklaşık 50 milyon insanın ölümüne enden olan 2. Dünya Savaşını çıkaranlar bile bir gün gelip konuşabilmişlerdir.
» Teknik olarak altı düzeyde, siyaseten en üst düzeyde yürütülen bu görüşmeler ikinci bir duruma kadar durdurulmuştur. Bunun sonucu size bağlıdır.
***
Bu mektubun 1998’de Atilla Ateş’in Öcalan’ı barındırmaması için sınırda Suriye’yi tehdit ettiği günden bir gün sonra devletten Öcalan’a gittiğini söylesem kaç kişi buna inanır?
1998 yılında PKK’nın ilan ettiği ve 2004’e kadar süren ateşkes ve Öcalan’ın Suriye’den çıkış hikâyesiyle uzun süredir yakından ilgileniyorum. Bu konuda devletin “kahraman askerlerimiz Apo’yu yakalayıp getirdi” ve PKK’nın “uluslararası komplo” masalları dışında alternatif bir tarih denemesini dört günlük bir yazı dizisi olarak Taraf’a yazmıştım. (Devletten Apo’ya Mektuplar)
O yazı dizisinde, 1998 Eylül Ateşkesi’ni getiren devletten Apo’ya giden “Devletin bütünlüğü ve hükümranlık hakları dışında herşey tartışılabilir” diye biten Ağustos Mektubu ilk kez yayımlanmıştı.
Yukarıdaki mektup ise bu yazı dizisini yazarken varlığından haberdar olduğum ama o zaman bakma şansı bulamadığım araştırmacı Hasan Yıldız’ın Muhatapsız Savaş, Muhatapsız Barış kitabından.
Doz Yayınları arasından çıkan ve ilk baskısını 2001 yılında yapan kitap eleştirel bir Öcalan ve PKK okuması. Ama kitabı asıl tarihî kılan 1998 Ateşkesi, Öcalan’ın Suriye’den çıkış ve yakalanış hikâyesi üzerine PKK arşivleri de kullanılarak yazılmış ilk ve en gerçekçi kitap olması. 2001 yılında onun içinden onlarca manşet çıkabilecek kitabının başına gelenler, yıllar sonra da benim yazı dizisinin başına geldi. İddialar görmezden gelindi...
Ama gerçeğin kötü bir huyu vardır. Gün gelir, ortaya çıkar.
Bu süreçle ilgili son açıklamalar yeniden iyi habercilik yapmaya başlayan Tempo dergisine konuşan PKK liderlerinden Muzaffer Ayata’dan geldi.
Ayata bir süre önce Almanya’da Hasan Cemal’e konuşmuş, 1998 Ateşkesi süresince “arabulucu bendim, o gün konuştuğumuz askerler çok iyi insanlardı” türü açıklamalar yapmıştı. Ruşen Çakır da Cemal’den alıntı yaparak işte “98 ateşkesindeki arabulucu ilk kez konuştu” diye bir yazı yazmıştı.
2000 yılına kadar cezaevinde kalan Ayata, Tempo’ya ise daha farklı bir hikâye anlatmış. Doğrudan kendisiyle görüşülmediğini, dolayısıyla o iyi askerlerle hiç karşılaşmadığını, görüşmelerin bir avukat aracılığıyla yapıldığını söylemiş. Yani hikâye hâlâ benim Taraf’ta yazdığım “Devletten Apo’ya mektuplar” yazı dizisinde anlatıldığı gibi. Tempo’daki röportajda Ayata, Eylül 1998’deki ateşkesi getiren devletin üst düzey yetkililerinin imzasıyla Abdullah Öcalan’a giden Ağustos Mektubu’ndan da bahsetmiş.
Yukarıdaki mektup 16 Eylül 1998 gününe ait. Yani Atilla Ateş’in Hatay sınırından Suriye’yi Öcalan için tehdit ettiği günden bir gün sonrasına.. Devlet kamuoyu önünde PKK için savaşı göze alır görünürken perde arkasından 1 Eylül 1998’de ilan edilen ateşkes sürecinin devamında Öcalan’la görüşmeyi sürdürüyordu.
Suriye’den bizzat Öcalan’ın kendisi çıkmak istemişti. Bu isteğini devlete kendisiyle görüşen arabulucuyla Hollanda’da yaptığı bir telefon görüşmesinde iletmişti.
Öcalan kayıt altına alınan o görüşmede “Benim barışı hayata geçirebilmem için Ortadoğu’dan çıkmam gerekiyor.. Benim Suriye’de rahat edebilmem, ateşkesi kalıcı hale getirebilmem mümkün değil. Hafız Esad yönetiminin üzerinde askerî diplomasinin uygulanması gerekiyor. Uygulanmazsa ateşkesi kalıcı hale getirmemem çok zor olur” demiş, Öcalan’ı Ortadoğu’dan kurtarıp, Avrupa’ya yerleştirerek PKK’yı siyasallaştırmak isteyen devlet de Öcalan’ı Suriye’den çıkarmak için Esad yönetimine baskı yapmaya başlamıştı. Aslında tüm bu açıklamalar bir oyundu. Öcalan’ın Suriye’den çıkma talebi o dönem arabuluculuk yapan Mısır Lideri Mübarek üzerinden Esad’a ulaştırılmış, Esad da Öcalan’ın çıkışına izin vermişti.
19 yıl boyunca Şam’da yaşadığı bilinen Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkarılması için 19 yıl sonra 1988’de hem de 15 gün önce PKK ateşkes ilan etmişken devletin birden bire celallenmesinden, savaşı bile göze almasından bugüne kadar şüphelenen olmadı. O dönem Türkiye’nin Suriye’den neden ısrarla Öcalan’ı “barındırmamasını” istediği, neden ısrarla “iadesini istemediğini” soran da olmadı?
Bu kadar az şüphe ve soru olunca gerçek de ortaya çıkmıyor işte..
Yukarıdaki mektup bugün Öcalan-devlet görüşmelerini anlamak isteyenler için önemli bir kaynak. Bu görüşmelerin bir pazarlıktan ziyade bir ikna süreci olarak işlediği, güven üzerine kurulduğunu gösteriyor. Kullanılan dil galiba bugün de değişmedi.
Barış yapmak bir sanattır, değerini bilenlere...
[email protected]
Yazarlar
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları







































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025