Yıldıray OĞUR
Bayramın birinci günü insanın içinden Yüksek Seçim Kurulu kararını yazmak gelmiyor. Muhtemelen aynı sebeplerle haklı olarak böyle bir yazının okuyanı da az olacaktır.
Ama herhalde bu bayram, kurul üyelerinin kulakları fazlasıyla çınlamıştır.
Çünkü, her bayram ziyaretinde söz dönüp dolaşıp onlara geliyor.
Verdikleri karar yüzünden köyüne her senekinden geç gidecekler, tatil planlarını değiştirenler, “kaç yaşındayım hiç böyle şey görmedim” diyenler, sandıktan çıkana saygı için 12 Eylül’den, 94 yerel seçimlerinden örnekler verenler...
Yani bayram da olsa 31 Mart günü İstanbul’da sandığa gitmiş 8.5 milyon seçmenin gündeminde Yüksek Seçim Kurulu’nu yedi üyesi var. Onların kararı yüzünden en az 8.5 milyon insan bir kere daha sandık başına gidecek.
O yüzden haklı olarak herkes bu kararın gerekçelerini merak ediyor, tartışıyor.
Ama seçimin neden iptal edildiği hakkında Yüksek Seçim Kurulu’nun açıkladığı eldeki tek gerekçe de sadece 10 gün yaşadı, bayramı bile göremedi.
YSK, 6 mayıs günü seçim iptali kararını açıklarken gerekçe olarak, 31 Mart gecesinden itibaren ortaya atılmış “organize usulsüzlük”, “hırsızlık”, “birileri bir şeyler yaptı” iddialarını değil sadece “Bir kısım sandık kurullarının ilçe seçim kurullarınca kanuna aykırı oluşturulması ve bu hususun da seçim sonucuna müessir olması”nı göstermişti.
Kararda bu yüzden “Kanuna aykırı sandık kurulu görevlendirmelerini yapan ilçe seçim kurulu başkan ve üyeleri ile seçim müdürleri ve diğer sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulduğu” da açıklanmıştı.
16 gün sonra 23 Mayıs 2019 günü YSK, 250 sayfalık gerekçeli kararını da açıkladı.
Bu 250 sayfanın aslında sadece 12 sayfası seçimin iptaline karar veren yedi üyenin gerekçeli kararıydı.
Gerekçeli kararın 188 sayfası ise, YSK’nın, incelemeleri için AK Parti’nin seçim iptali başvurusundaki usulsüzlük iddialarını gönderdiği, İstanbul’daki 39 ilçe seçim kurulundan gelen cevabi yazılardan oluşmaktaydı.
O ilçe seçim kurullarından biri de Şişli İlçe Seçim Kurulu’ydu.
Nüfus yoğunluğu nedeniyle iki seçim kurulundan oluşan Şişli’den YSK’ya gönderilen açıklamada, usulsüzlük iddiaları madde madde cevaplandırılmıştı.
AK Parti, Şişli’de 132 kısıtlı seçmenin oy kullandığını iddia etmişti. Ama ilçede hakkında kısıtlılık kararı olup oy kullanmış seçmen sayısı 5’di. Bunlardan birinin kısıtlılık kararı da seçimden sonraki gün kesinleşmişti.
Yine AK Parti, ilçede 35 ölü seçmenin oy kullandığını iddia etmişti. Bu sayı incelemeler sonunda 0 çıkmıştı.
AK Parti’nin itiraz dilekçesine göre Şişli’de 304 hükümlü ve tutuklu oy kullanmıştı. Bu sayı da sadece 3 çıktı. Bu üç hükümlüden biri o gün hapse girmiş, diğeri seçim öncesinde tahliye olmuştu.
Oy kullandığı iddia edilen 249 zihinsel engelliden ise oy kullanan sayısı sadece 4’tü.
Şişli İlçe Seçim Kurulu, seçimin iptaline gerekçe gösterilecek sandıklarda görev yapmış memur olmayan başkan ve üyeler hakkındaki iddialarla ilgili de YSK’ya bilgi vermişti.
Şişli’deki 607 sandıktan 64’ünde memur olmayan başkan veya üyeler görevlendirilmişti.
Şişli İlçe Seçim Kurulu, Şişli Kaymakamlığı’ndan gelen ilçede görevli memur listelerinden sandık kurullarını oluştururken olan biteni ayrıntılı olarak YSK’ya anlattı.
Listelerden “sandık kurulu başkanı ve memur üyenin diğer oy türlerinde de oy kullanmasını sağlamak için öncelikle Şişli İlçesinde oturanlar tercih edilmiş” ti. “Bunların içinden öncelikle gönüllü varsa seçilmeye çalışılmış” tı.
“Şişli’de yedekleriyle beraber 607 sandık için toplam 2.428 kişinin kurayla isimleri belirlenmiş”, “bunların içinden 61 kişi mazeret bildirmiş” ti. Seçim günü de sandıklarda görev verilen başkanlardan biri sandığa gelmemiş, diğeri cenaze haberi gelince sandıktan ayrılmak zorunda kalmış, iki kişi de acil durum ve sağlık sorunu yüzünden son onda mazeret bildirince yerlerine başka görevliler bulunmaya çalışılmıştı.
“Mazeret bildirenlerden, yerlerine aynı statüde bir eleman bulmaları istenmiş, bir kısmı bulmuş bir kısmı ise eleman bulamamış”, “bu durumda eksik kalan 64 sandık başkanlığı ve üyeliği de 298 sayılı Kanunun 23/son maddesindeki yetki kullanılarak” tamamlanmıştı.
Diğer 38 ilçe seçim kurulundan da benzer açıklamalar ve gerekçeler YSK’ya gönderildi.
YSK’nın yedi üyesi, gerekçeli kararlarında Şişli ve diğer 38 ilçe seçim kurulundan gelen bu açıklamalar için şöyle dedi:
“754 sandıkta sandık kurulu başkanlarının yukarıda yer verilen yasal zorunluluğa uyulmaksızın kamu görevlisi olmayan kişiler arasından belirlendiği görülmektedir. Kanuna aykırılık oluşturan bu belirlemenin neden yapıldığı ilçe seçim kurulları tarafından izah edilememiştir.”
“Bu bakımdan, sandık kurulu başkanlarının kamu görevlisi olmayanlardan belirlenmesini izah etmeye çalışan bazı ilçe seçim kurullarının Kanunun 23. maddesinin son fıkrasını referans göstermelerine itibar edilmemiştir.”
YSK, kıdemli hakimlerin başkanlık yaptığı ve parti temsilcilerinin de üyesi olduğu ilçe seçim kurullarına bunları demekle kalmadı, hepsi benzer yöntemlerle sandık kurulu başkan ve üyelerini belirlemiş 39 ilçe seçim kurulu başkan ve görevlileri hakkında da suç duyurusunda bulundu.
“Çünkü çaldılar”, “organize hırsızlık”, “uluslararası müdahale”, “FETÖ” iddiaları havalarda uçuşurken ve Türkiye bu seçimin iptaline kilitlenmişken, savcılar YSK’nın suç duyuruları için haftalar sonra harekete geçtiler.
Tam 23 gün sonra.
29 Mayıs günü Anadolu Ajansı ve hükümete yakın bazı gazeteler, İstanbul İl Seçim Kurulu Müdürü ve 11 ilçenin seçim kurulu müdürlerinin şüpheli sıfatıyla ifade verdiklerini duyurdu.
Haberlerde İstanbul’daki seçim işlerini yöneten 11 yöneticinin adları da açık olarak verilmişti. Bazı haberlerde, ilçe seçim müdürleri hakkında herhangi bir suçlama ortada yokken, YSK’nın seçim iptal kararından bir gün önce Anadolu Ajansı’nın geçtiği ve hala akıbeti belirsiz olan 43 sandık kurulu başkan ve üyesi hakkında başlatılan FETÖ soruşturması da hatırlatılmıştı.
İstanbul İl Seçim Müdürü ve Şişli İlçe Seçimi Müdürü’nün sadece isimleri değil, ifadeleri de gazetelere servis edilmişti.
İfadeler ve çıkan bu haberler üzerine Şişli İlçe Seçim Kurulu Başkanı Ahmet Vedat Güneş ve adı gazetelerde açık olarak yer almış Şişli İlçe Seçim Kurulu Müdürü Hatice Çelebi, YSK’ya birer dilekçe yazdılar.
Şişli İlçe Müdürü Çelebi, dilekçesinde YSK’ya ve gördükleri muameleye sitem ederek görevden affını istedi:
“Bizler görevimizi yasalara göre yerine getirmekteyiz. Nitekim, 31 Mart Yerel Seçimlerinde de yasalar ve önceki seçimlerde yapılan uygulamalar doğrultusunda sandık kurulları oluşturulmuştur. Buna rağmen, terör ve organize suçlara bakan Cumhuriyet Başsavcılığınca örgüt üyesi gibi şüpheli sıfatıyla ifadelerimizin alınması, görsel ve yazılı basında isimlerimizin deşifre edilmesi, kamuoyunda haksız bir algı oluşturduğunu düşünmekteyim. Biz seçim müdürlerinin haklı olduğumuza bu soruşturmadan aklanarak çıkacağımıza inancım tamdır...Ancak bilinen bir gerçek vardır “Bir şeyin şüyuu vukuundan beterdir.” Gerçek olmayan iddiaların gerçekmiş gibi söylenmesi toplumda ciddi bir algı yaratmakta ileride telafisi mümkün olmayacak haksız ithamlara sebebiyet vermektedir. Benim aileme, çocuklarıma bırakabileceğim en büyük hazine mesleğimi onurla yapıp emekliliğimi istediğimde tertemiz bir sicille sonlandırmaktır. Bu sebeple öncelikle isimlerimizin deşifre edildiği yayınların kişilik haklarımıza saldırı niteliğinde olması sebebiyle durdurulmasını ve tekzip edilmesini arz ediyorum. Yine bu yayınların kamuoyunda bıraktığı izler nazara alındığında “Soruşturma geçiren İlçe Seçim Kurulu Müdürleri” ile yeniden seçime gidilmesinin ne denli yerinde olduğunu sizlerin takdirinize arz ediyorum.”
Şişli İlçe Seçim Kurulu Başkanı hakim Ahmet Vedat Güneş’in dilekçesinde de aynı sitem ve istek vardı:
“...ya bilgi noksanlığı ya da kötü niyetle yapılan açıklamalarda seçim görevlileri hakkında siyasetin her cephesinden hırsız, suiistimalci, çeteci gibi ifadelerle saldırıların yapılması insan ve merhametle izah edilebilir değildir...bu kadar kötü sıfatlarla töhmet altına sokulan ilçe seçim kurulu hakimi ve personelinin görevden alınarak yerlerine iyi niyetli namuslu dürüst hakim ve personel atanarak seçim yaptırılması aynı zamanda ülke menfaati gereğidir.”
(Kaynak: https://twitter.com/muratagirel/status/1135257120981606401/photo/1)
Peki YSK ne yaptı? Bu istifaları kabul etmedi.
Ve gerekçeli kararında açıklamalarına itibar etmediğini, kanuna neden aykırı davrandıklarını izah edemediklerini düşündüğünü söylediği, bir de haklarında suç duyurusunda bulunduğu, bu yüzden terör savcısı tarafından şüpheli sıfatıyla ifadeleri alınmış, isimleri Anadolu Ajansı tarafından deşifre edilmiş İlçe Seçim Kurulu başkan ve müdürleri ile 23 Haziran seçimlerine gitmeye karar verdi.
AK Parti bu karara itiraz edeceğini açıkladı ama sonuçta YSK seçim iptali için bulduğu tek gerekçeyi de muhtemelen aksi 23 Haziran’a kadar teknik olarak imkansız olduğu için kendi kendine iptal etmiş oldu. Daha şüpheciler kararı yeni bir seçim iptali için ön hazırlık olarak yorumluyorlar ama esas olan seçim iptali için zorlanmış hukukun, seçim sistemini kilitlemeye doğru giderken bir duvara çarpıp durması...
Seçime sadece aynı “şaibeli” İlçe Seçim Kurulu başkan ve müdürleriyle de gidilmiyor.
YSK’nın yedi üyesinin seçimin iptal edilmesine gerekçe olarak gösterdiği, memur olmayan sandık başkanı veya üyesi bulunan 754 sandıktan biri olan Pendik’teki bir sandıkta görev yapmış, memur olmayan bir sandık üyesi, sosyal medyadan ilçe seçim kurulu başkanlığı tarafından yeniden aynı sandıkta görevlendirildiğini ve itirazının da kabul edilmediğini duyurdu.
https://twitter.com/Kesap82/status/1135579197299134464
Bundan öteye söylenecek söz kalmadı.
İstanbul, ortada bir seçim iptal gerekçesi bile kalmamışken yeniden sandık başına gidiyor.
Artık gözler son karar mercii olan 10 milyon 560 bin 963 üyeli
Yüksek Seçmen Kurulu’nda...
Yazarlar
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları







































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025