Yıldıray OĞUR
Son günlerde Meclis kürsüsünde hararetli konuşmalar yapan bakanlar görüyoruz.
Normalde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne göre bakanlar Meclis Genel Kurulu’na ve komisyonlara katılamıyorlar.
Ama siyaset, bu sistemi icat eden hukuk dehalarının tasarımlarına sığmayınca bakanlar ile milletvekilleri ilişkisi kopunca, Meclis iç tüzüğünde değişiklik yapıldı ve sistemin ana mantığına ters olsa da bütçe döneminde meclis komisyonlarına ve genel kurula, başka zamanlarda da nöbetleşe Meclis çalışmalarına bakanların katılımının önü açıldı.
O yüzden bu aralarda bütçeleri görüşülürken bakanlar, Meclis’te uzun bir süredir bakan yüzü görmemiş milletvekillerinin birikmiş sorularına cevap veriyor.
Siyasetten gelmeyen bakanlar epey zorlanıyor ama İçişleri Bakanı Süleyman Soylu gibi siyasette tecrübeli isimler için bu yeni sistemle ortadan kaldırılmış iyi bir siyaset yapma fırsatı.
Önceki gün Meclis’te CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel,
geçen hafta sonu yapılması planlanan Adana Kebap ve Şalgam Festivali’ni Valiliğin neden iptal ettiğini” sordu Bakan’a.
Bakan’ın cevabıyla CHP’yi hassas bir noktadan köşeye sıkıştırmaya çalıştığı anlaşılıyor:
“Bahsettiğiniz festival bu olsa gerek: Adana Dünya Rakı Festivali. Bu konuda Valiliğin bu festivale yönelik bir yasağı söz konusu. Zannediyorum rakı festivaline yasağı koyduktan sonra meseleyi, kebap ve şalgam festivaline döndürmüş olabilirler. Kısa bir süre önce Adana’da, Türkiye’den herkesin katıldığı, bir kültür durağı olan, ‘Adana Lezzet Festivali’ düzenlendi. Zannediyorum bilgide eksiklik söz konusu. Eğer bahsedilen rakı festivali ise bu rakı festivaline Adana Valiliği geçen yıl da bu yıl da yasak koydu. Ne geleneklerimizde ne de herhangi bir durumla bu, örtüşebilir değildir.”
Ama cevaptan murat edildiği gibi “rakı festivalini savunan CHP” değil, İçişleri Bakanı’nın festivalin iptal gerekçesi olarak “Geleneklerimizle örtüşmüyor” demesi tartışılıyor.
Acaba örtüşmüyor mu?
Bu tartışmanın ucunu Osmanlı’da içkinin tarihine, Abdülhamit, Atatürk dönemlerinde açılan bira, içki fabrikalarına, Tekel’e, devletin içkiden alınan vergilerle gördüğü kamu hizmetlerine kadar götürmek mümkün.
Ama herhalde esas mesele geleneklerimiz derken tek bir şeyden bahsettiğimizi zannetmekte.
Türkiye’de inançları, kültürleri farklı insanlar yaşıyor, şehirlerin de birbirinden farklı kültürleri, hayat tarzları var.
Bakan haklı olabilir. Böyle bir festival Trabzon’daki geleneklerle örtüşmeyebilir.
Ama Adana’nın gelenekleriyle örtüştüğü anlaşılıyor.
Çünkü bu festivalin arkasında bir yemek kültürü, en az 100 yıllık bir tarih var.
Bundan 100 yıldan fazla bir zaman önce Adana’daki Kuş Pazarı’na gelenler sabahın ilk ışıklarıyla ciğerle kahvaltı yaparken, onlara sabaha karşı çevredeki kebapçılardan çıkanlar rakılarıyla katılmış ve bir yemek geleneği başlamış.
Muhafazakar insanların hoşuna gitmiyor olabilir ama bu gelenek onlarca yıldır Adana’da yaşıyor.
Her Cumartesi gecesini Pazar’a bağlayan sabahın ilk ışıklarıyla binlerce Adanalı, sabah kahvaltısında ciğer ve kebap yiyip, yanında isterlerse rakı isterlerse şalgam içmeye Büyük Saat Kulesi’nin altında, bir zamanlar tarihi Kuş Pazarı’nın kurulduğu, şehrin en meşhur kebapçılarının olduğu Kazancılar Çarşısı’na geliyorlar.
Bütün Türkiye’nin olmasa da kendine özgü bir şehir olan Adana’nın geleneklerinden biri bu.
Herhalde başta AK Parti Sözcüsü olmak üzere, iktidar partisi içindeki Adanalı siyasetçiler de kendi şehirlerinin bu geleneğinden haberdardırlar.
Peki bu gelenek ne zaman bir festivale dönüştürülmüş?
Bu sorunun cevabı da her ne kadar kendisi o sırada AK Partili olmasa da Bakan beyi üzebilir.
2006 yılında.
2006 yılında, bu eski geleneği Altın Koza, Portakal Çiçeği gibi Adana’nın binlerce turisti şehre çeken festivallerinden birine dönüştürmeyi düşünen bir grup Adanalı, her Aralık ayının ikinci Cumartesi gecesi sabaha karşı başlamak üzere ilk festivali Büyük Saat Kulesi’nin altında düzenlemişler.
Festivalin adını da “Dünya Rakı Festivali” koymuşlar.
Bu adla festival 2015 yılına kadar her Aralık ayının ikinci cumartesisi yapılmış. Büyük Saat Kulesi’nin altında masalar kurulmuş, mangallar dizilmiş, içki içen içmeyen binlerce Adanalı bu geleneği burada yaşatmış, sadece bu festival için şehre binlerce turist gelmeye başlamış.
Festival bu adıyla, AK Parti iktidarında başlayıp, dokuz yıl boyunca da sorunsuz yapılmış.
Festival ilk kez 2015 yılında valilik tarafından iptal edilmiş. Tartışmalar yaşanmış, haberlere konu olmuş.
Valinin kararına itiraz edip, “Ben de orada olacağım” diyen kim olmuş peki?
Dönemin MHP’li Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü.
Yani son 31 Mart yerel seçimlerinde AK Parti ve MHP’nin ortak adayı.
Nihayet orta bir yol bulunmuş. Festivalin adı biraz da muzipçe Adana Kebap ve Şalgam Festivali olarak değiştirilmiş ama eğlencenin geleneksel içeriği değişmemiş.
Hatta Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, o yıl festival alanına “Pilotlara başarılar dilerim” diye bir de pankart astırmış.
2016, 2017, 2018 yıllarında da festival yine Kebap ve Şalgam Festivali adıyla, artık yüzbinleri geçen kalabalıkların katılımıyla sorunsuz yapılmış. İçki içenlerin de içmeyenlerin de sabaha karşı gidip katıldığı, kebap yediği bir eğlenceye dönüşmüş.
Bu festivale Adana’da bazı muhafazakar sivil toplum örgütlerinin uzun zamandır karşı çıktığı, iptal ettirmek için lobi yaptığı anlaşılıyor.
Nihayet bu yıl 14-15 Aralık günlerinde yapılacak festival Valilik tarafından iptal edildi.
Ama işin tuhaf kısmı şimdi başlıyor.
Çünkü Valilik bu festivali “Geleneklerimizle örtüşmüyor” diye değil, “terör ihbarı var” diyerek iptal etti.
Tecrübeli gazeteci Taner Talaş’ın yönetiminde Adana’da yayın yapan Küçüksaat.com haber sitesinin yayınladığı Adana Valiliği’nin resmi yazısına göre iptalin gerekçesi 4 Aralık 2019 günü, yani festivalden 10 gün önce Adana Emniyet Müdürlüğü’nden Valiliğe gelen “etkinliğe katılacak vatandaşlarımıza yönelik bazı saldırıların olabileceği ihbarı”.
Yazıda “olabileceği” dışında bir ayrıntısına girilmeyen bu ihbarın ardından başka bir çok güvenlik riski sıralanmış.
“DAEŞ terör örgütünün festival ve konser gibi yerlere saldırarak kargaşa ortamı çıkarmaya çalışabileceği”, “terör örgütlerinin karşıt gruplara yönelik eylem arayışı içinde olduğu”, neredeyse biteli bir ay olmuş “Barış Pınarı Harekatı nedeniyle organizasyona katılacaklara karşı toplumsal duyarlılık oluşabileceği”, “bölgedeki ibadethane, türbe ve tarihi mekanlar yüzünden ırk, din, mezhep bakımından bir kesimi, diğer kesim aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik edebileceği” gibi somut olmayan, neredeyse bütün hayatın iptali için kullanılabilecek gerekçeler bunlar.
Gösterilen gerekçelerden tek elle tutulur olanı bir ay önce şehrin iyi lokantalarının olduğu lüks bir caddesinde patlatılan ve sadece bir araçta küçük bir maddi hasara neden olan ses bombası. Kim tarafından, ne amaçla yapıldığı meçhul...
Ama işin ilginç tarafı valiliğin “terör ihbarı var” diyerek iptal ettiği festivalin neden iptal edildiği sorulan İçişleri Bakanı’nın bu uzun güvenlik gerekçelerinden hiç bahsetmeden açıkça “Ne geleneklerimizde ne de herhangi bir durumla bu, örtüşebilir değildir” demesi.
Ama Adana Valiliği ve emniyeti sadece festivali iptal etmekle kalmamış. Şehrin meşhur kebapçılarının olduğu tarihi bölgeyi festivalin yapılacağı gece panzerlerle, polislerle kapatmış. Polis kebapçılara girerek müşterilere kimlik kontrolleri yapmış. Yani geçen yıl binlerce insanın sorunsuz festival yaptığı bir bölgede devlet insanların canını epey sıkmış.
Festivalin hikayesi aslında AK Parti iktidarının dönüşüm hikayesiyle epey paralellik arz ediyor.
2006’da demokratik reformların yapıldığı yıllarda Adana Rakı Festivali diye yapılmasına izin verilen, 2015 yılına kadar bu adla sorunsuz yapılan festivalin adı o yıl Kebap ve Şalgam Festivali olarak değiştirilmiş ama yapılmasına yine de izin verilmiş, bu yıl ise güç temerküzü artık zirveye çıkmışken de “geleneğimizle örtüşmüyor” diye iptal edildi.
Eline güç ve imkan geçtiğinde gözünü kırpmadan başkalarının hayatına karışma, insanların tercihlerine bir günlük olsa da saygı gösterememe, uzlaşma için adı dahi değiştirilmiş bir festivale tahammül edememe, geleneklerimiz diye tek bir doğruyu, yaşam tarzını dayatma, hayattaki çeşitlilikten rahatsız olup, düzleştirmeye çalışma, merkezden bakıp şehirlerin farklı kültürleri olabileceğini anlamama, insanların kendi aralarında vardıkları uzlaşmaları devlet gücüyle bozma, tabii bir de bir festivali yasaklamak için terör ihbarı gibi asılsız iddiaların arkasına saklanma...
Kendi mutlak doğrusunu herkese dayatmaya çalışan, toplumsal uzlaşma arayışlarından korkan, kendi bildiği dünya dışındaki her şeyi tehlikeli, marazlı gören tabii ki sadece bir kesim değil.
Buna son örnek Gelecek Partisi’nin kurucular kuruluna giren Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir’e Alevi camiasından gösterilen tepkiler.
Parti programında “cem evlerine hukuki statü tanınmasını” vaad ederek Alevilere doğru açılmaya çalışan bir partiye katıldığı için Demir hakkında Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı’nın açıklaması epey tanıdık:
“Kurduğunuz bu partinin programı ile bir Alevi Dernek başkanını yanınıza alarak Alevilerin oylarına talip olmanız geçmişte Alevilere yaptıklarınızı unutturmayacaktır. Bunun örnekleri tarih sayfalarında çoktur ve hiçbir karşılığı olmamıştır. Alevilerin bin bir güçlükle kurduğu ve büyüttüğü Alevi Kültür Dernekleri‘nin Genel Başkanlık makamına getirdiği Doğan DEMİR yukarda yazdıklarımızı unutmuş olabilir mi? Görünen o ki kendi siyasi geleceği için unutmuş. Kendi toplumuna ihanet eden bir kişiden medet umuyorsanız o da yeni kurulan partinin acizliğini gösterir. Alevilerin tarihinde ihanet edenlerin yeri bellidir. Biz Aleviler yıllardır verdiğimiz onurlu mücadelemize, bize ihanet eden Hızır Paşalara rağmen devam ettik ve edeceğiz.”
Aynı ihanet diskurunu bugünlerde iktidar yanlısı gazetelerdeki bazı köşelerde ve sosyal medya hesaplarında Davutoğlu, Babacan, Yeneroğlu için de görebilirsiniz.
Çünkü aslında kafasını kaldırıp camdan karşı mahallere bakmanın bile ayıp görüldüğü kapalı devre aşiretlerde yaşıyoruz.
Bu aşiretlerden çıkamayan, kendi mutlak doğrularından başka her şeye kapanmış, sadece karşı tarafın gelip kendi doğrularını kabul edeceği günü bekleyenler için karşı mahallerdeki insanların fikirleri, kültürleri, gelenekleri de tehlikeli ve saygıyı hak etmiyor.
Neyse ki bütün bunlar Adana’daki o festival gibi değil, geleneğimizle rahatlıkla örtüşebiliyor...
Yazarlar
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları







































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025